Hepimizin Hayatı Bir Roman

Bizim zamanımızda (bizim zamanımızda diyebilecek yaşa da geldim. 🙂 Edebiyat dersi iki bölümden oluşurdu. “Dil Bilgisi ve Kompozisyon.” İki ayrı dersten aldığımız notun ortalaması karnemize yansırdı. İyi ki de ders sistemimiz bu şekildeydi. Çünkü kompozisyon dersi sayesinde edebiyat dersinden geçerli not alırdım. Çok güzel hikaye yazarım. Bu yaşıma kadar (bu yaşıma kadar diyebilecek yaşa da geldim 🙂 iyi, kötü, güzel, duygusal, başarılı, başarısız birçok hikaye dinledim. Kendi hikayemi kaç kere baştan yazdım. Sayısını unuttum. Hâlâ da yazmaya devam. Yazılı metinlerde dil bilgimi geliştirme konusunda, teknolojinin nimetlerinden yararlanıyorum. Farklı alanlarda kitaplar okuyorum. Editörlüğüne güvendiğim ve öğretmen arkadaşlarıma danışıyorum. Sözlü dil bilgime gelince. Tabii bunu başkalarına sormak lazım. Bu konuda nasılım diye? Bana kalsa oldukça iyi. 🙂 Annem der ki “El methedeni al kaç kendi kendini methedeni koy kaç” .

Günümüzde maalesef bu durum geçerliliğini yitirmiş durumda. Kendini övmek ve pazarlamak işe yarıyor. Ama yine de her zaman her koşulda hayatımın sınavından kompozisyon sayesinde geçiyorum. 

Şenay Şaşmaz Sadıç

COVID – 19 ÖNCESİ SONRASI 

Dünyada “Covid – 19” virüsü kol gezerken “sen ilk yazına ve ilk satırlarına edebiyat dersini anlatmakla mı başladın?” diye merak edenler varsa. Onu da iki konu başlık altında ifade edeyim. Birincisi “Türk Milletinin karakteri yüksektir, Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti zekidir.” Mustafa Kemal Atatürk. Ah Atam Türk Milleti seni anladı ama çoğu yanlış anladı. Zekâsını, aklını, vicdanını, karakterini olumludan çok olumsuz işlere, konulara harcamayı tercih etti. Özellikle de mizah yönü. Aaah aaah bu milletimin mizah yönü. Dünyada bir numara. Pandemin sürecinde yapılan mizahlar üstün zekâmızın en güzel örneklerini sunarken. Bizler de, dünyada ve ülkemizde vefat sayılara bakıldığında vahim kelimesinin yetersiz kaldığı böyle bir dönemde bile ağlanacak halimize gülmekten, Guinness Dünya Rekorları kitabına gireceğiz.

* Cuma günü sevgi selini gören Covid – 19 “ben başka ülkede yaşayamam” dedi ve şahadet getirip müslüman olarak Cavit – 19 adını aldı.

* 8 (sekiz) bölümlük dizi olarak çekilen Cavit – 19 korona (korona) salgını ile dünyayı esareti altına alan Covid – 19’u yok etmek için savaşacak.

  • Bir korona atasözü der ki; 

Ben Gelip Geçiciyim 

Siz İçinizdeki Mikroplara Dikkat Edin

İkincisi ise Türk Milletinin en sevdiği şey “fakir edebiyatı” . 

Zengini de, orta halisi de, fakir zaten fakir fakir edebiyatını sever. Güçlü mizah yönümüzün yanında, ağlanacak halimize güler, fakir edebiyatı yaparken ağlanmayı iyi bilir. Dünyada hiçbir millet bu konuda elimize su dökemez.

Covid – 19 Hayatımda hiçbir şey değiştirmedi. 

Neden mi? 

Tanıştığım ilk günden itibaren yesimmutlu.com‘da yazmayı istemiştim. İlk defa dile getirdim. Kabul oldu. Çok teşekkürler Yeşim Mutlu.

Allah’ın Bize Verdiği Hayırlı Uzun Ömrümüz Boyunca;

Çok Sağlıklı

Çok Huzurlu

Bol Bereketli 

Çok Mutlu Günlerimiz Olsun. 

Şenay Şaşmaz Sadıç, senaysasmaz@gmail.com

Yorum yok

Yorum Yazın