Ferhat Yılmaz: “Oyuncu olmak hayalimdi”

-

Sevgili Ferhat Yılmaz’ı arkadaşım İpek Kobaner’in Clubhouse’da “Göbeklitepe’nin Gizemi” kitabıyla ilgili gerçekleştirdiği bir sohbette dinleme şansı bulmuştum. Bir gece yarısı yine Clubhouse’da “bu ses hiç yabancı değil” diyerek takibe aldım. Sonrası gördüğünüz gibi çevrimiçi buluştuk. Ben sordum o anlattı. Sağ olsun teknoloji sağ olsun güzel insanlar, sağ olsun İpekçiğim.

Radyo programı sunucusu, sinema ve dizi film oyuncusu Ferhat Yılmaz; 18 Aralık 1973, İstanbul doğumlu. Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Konservatuarında tiyatro eğitimi gördükten sonra Ayla Algan ekibiyle Ekol Drama’da tiyatro çalışmalarıyla başlayan oyunculuk hayatı çok fazla dizi ve sinema filmi ile taçlanmış. Günümüz ve geleceğe dair hayallerini konuştuğumuz sohbeti umarım siz de benim kadar keyifle okursunuz.

Fotoğraflar Ferhat Yılmaz arşivi

Sevgili Ferhat Yılmaz, çocukluktan günümüze muazzam üstatlarla dolu dolu geçen bir hayatın var. Çok bilinen üstatlarla çalıştın. Sanat yolculuğun nasıl başladı?

Senin de söylediğin gibi oyunculuk serüvenime bakarsan benim mesleğe başlamam yani daha doğrusu dizlerle haşır neşir olmam çocukluk yıllarıma dayanır. Biliyorsun üstatların birçoğunu kaybettik. Ustalarımın bazıları ne yazık ki hayatta değiller. Atilla Arcan vefat etti 🙁

O dönemde biz çok şanslıydık jenerasyon olarak. Ustaların hepsi ile çalıştık ve o kadar güzellerdi ki hepsi sorgusuz sualsiz istemeden biz akıtın demeden bilgiyi bize akıttılar. Hatta bazıları Ayten Abla (Ayten Gökçer) aklına güzel bir şey gelirse sahneden önce gelip kulağıma eğilir fısıldar – başkası duymasın o söylemedi yapar- herkese Ferhat yaptı derdi. Çok güzel insanlardı, o kadar değerli ki sana anlatamam. Bir baba bir anne şefkatiyle biz böyle çalıştık.

Ne güzel günlerden geçmişsin. Ne kadar şanslısın 🙂 Günümüzde hayatın nasıl devam ediyor?

Emre Kınay Oyunculuk Akademisinde birkaç senedir ders veriyorum çocuklara. Aslında sadece çocuklara da değil. Kariyer sahibi insanlar da geliyorlar onlarla da çok ciddi bir çalışma yapıyoruz. Yani sadece konservatuvar için öğrencilerle çalışmıyorum. 8 ay süren bir eğitim sonrası çok profesyonel bir oyun ile hep beraber sahneye çıkıyoruz. Bu başka bir duygu. İnsan çok değişik oluyor.

Oyunculuk dünyasında maalesef şu an üst düzey EGO dolaşıyor ortalıkta. Eskiden böyle değildi. Yeşim; bir de o zamanlarda şu vardı; çok değerliydi hepimiz için. Sette çalışanlar ayrıştırılmazdı, hangi dil, hangi din sorulmazdı. İyi insan mı, işini iyi yapıyor mu? Hatta derlerdi ki; “ya eksik yapıyor işini ama iyi çocuk kazanalım onu, öğretiriz” derlerdi. Vatanını, bayrağını, Mustafa Kemal Atatürk’ü seviyorsa da bal börek olurdu.

Başka soru sormak çok ayıp sayılırdı ve hiç sorun olmazdı. Şimdi bütün bunların olduğu bir dönemdeyiz. Ben yine de ustalarımdan aldığım terbiye ile onlar bana ne yapmışsa ben de aynısını gençlere aynı şekilde yapıyorum, aktarıyorum. Hatta bazen çocukların gözlerindeki şaşkın ifadeyi bile görüyorum. Şöyle bakıyorlar: “Allah allah Ferhat Yılmaz bana neden yardımcı oluyor?” Bir karşılık olacağını düşünüyorlar kendini borçlu hissediyorlar. Düzelir inşallah bu durumlar. Maalesef bizim piyasada da her şey yolunda gitmiyor. Aslında bakarsan hep eskiyi özlüyoruz.

İnsanlar hep diyor ya işte köy enstitüleri yeniden hayat geçsin, eski ustalar tekrar gelsin, ah eski bayramlar, ah eski Ramazanlar, eski filmler. Hep böyle eski… “Yeni ne kadar güzel olmuşsun” diyemedik.

Eskiye çok özlem duyuyorum… Geçen günlerde sabaha karşı Moda’da davulcuya para attım 6.kattan. Birader “bizim evin önüne gelince biraz daha çal” dedim. “Niye abi” dedi “uyanamıyorum” dedim. Oysa sadece daha fazla davulun sesini duymak istedim.

Gelelim son projene 🙂 Haftaya ATV’de yayınlanmaya başlayacak olan Bozkır Arslanı Celaleddin’den biraz bahsedelim mi?

Bozkır Arslanı Celaleddin; Türkiye’nin ilk uluslararası dizisidir. İlk kez yapılan bu işte; Mehmet Bozdağ film ayrıcalığıyla Özbek Devleti ile ortak dizi projesindeyim yaklaşık 1,5 yıldır.

Özbekistan’daki ismi “Mendirman Jaloliddin” Türkiye’de de ATV’de Bozkır Aslanı Celaleddin olarak yayına giriyor. Şu an Ortadoğu’nun en büyük dijital platformunda 192 ülkede yayınlanacak bir diziden bahsediyoruz. Celalettin 31 yaşında vefat etmiş. 31 yaşına kadar muhteşem şeyler yapmış Cengizhan’ı durdurmuş. Türkiye’nin uluslararası çok büyük bir işi bu. Aynı zamanda Türk- Türkistan ve insanlara özünü hatırlatacak ve Türk birliğine, diline inanılmaz büyük faydası olacağına inanıyorum.

Bu iş için Yeşim çok ağır eğitimlerden geçtik. Çok önemli profesörlerden kılıç, dövüş, at binme vb çok değerli danışmanlardan dersler aldık. O yıllarda insanlar nasıl hareket eder? Nasıl konuşur? Nasıl davranır? Sofrada adabına, davranışlarımıza kadar eğitildik. Mehmet Bozdağ bize koca koca kitaplar verdi. Okuduk, özümsedik, çok ciddi bir çalışma ile girdik biz bu işe. Şimdi Ramazan Bayramından sonra yeni çekimlere başlayacağız. Hem Özbekistan’da hem bütün dünyada hem de Türkiye’de bu iş çok değerli.

Ben de orada Şemsettin diye bir karakteri oynuyorum. İnanılmaz keyif aldığım bir karakter. Şemsettin dizide Türkan Hatun’un damadı. Hem önemli hem de tehlikeli bir adam aslında. Aslında şöyle, iyi mi kötü mü anlamıyorsunuz 🙂

Türkiye’nin ilk uluslarası dizisi “Mendirman Jaloliddin” de Şemsettin karakterini canlandırıyorsun. Türk-Özbek yapımı olan bu dizi nasıl ortaya çıktı? Kimler destekliyor?

Biz dizide 6 Türk oyuncuyuz. Geri kalan herkes Özbekistan, Türkistan coğrafyasında çok önemli oyuncular. O kadar değerli ki hepsi benim için. Senin aracılığınla çok kişiye teşekkür etmek isterim.

Türkistan coğrafyasında Özbek oyuncularla bir arada olmak enteresan bir deneyimdi. Farklı bir ülkenin uluslararası dizisinde olmak çok heyecan vericiydi. Düşünsene 200 ülkede yayınlanacak bir diziden bahsediyoruz. Bir aktör olarak bana inanılmaz heyecan veriyor, bir o kadar da etken var ki.. Mehmet Bozdağ ile çalışmak çok değerliydi.

Bugüne kadar bir sürü önemli yapımcıyla yönetmenle çalıştım ama tarihi bir işin içinde hiç olmamıştım. Bozdağ filmin sahibi Mehmet Bozdağ, görüntü yönetmeni Efe Kubilay, genel yönetmen Metin Günay, genel koordinatörümüz Özcan Ayma, Kazak yönetmenimiz Nurgisa Almurat’a çok teşekkür etmek lazım. Neticede bu ekip Türkiye’nin ilk uluslarası dizisine imza attı. Özbekistan Cumhurbaşkanı, Özbekistan Kültür Bakanı Nazarbekov Ozobek Axmadovich (Azad Bey) başından beri bu işin içinde. Zaten her şey birlikte yapılıyor. En büyük destekçilerden Özbekistan’da Bekir Tunç var iş adamı. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ve kızı özellikle inanılmaz destek oldular. Çok yüksek bütçeli bu işin hayata geçmesi için çok emek verdiler. Canla başla nasıl çalıştıklarını dizi başlayınca göreceksiniz. Hepsine teşekkürü borç bilirim.

Celaleddin’in zor bir proje olduğunu biliyordum anlatmak çok zor. Ama oynadığım karakter beni çok heyecanlandırdı. Tam 70 kilo verdim 🙂 Son üç yıldır aktif spor yapıyorum tam zamanıymış. Aslında ata binmek, kılıç kullanmak, atın üstüne savaş sahneleri vb. bunun eğitimini almak çok önemli. Aksiyon ustaları var orada çok ciddi adamlar var. Onlardan aylarca ders aldık. Özbek arkadaşlarla sürüm sürüm süründük 🙂 Güzelde oldu sonu. Düşünsene 70 kilo fazlayken hangi at beni sırtına alır ki 🙂 ben at olsam bindirmem kendimi. Sonuçta bir iş yapıyorsan işin karşılığını vermek gerekir. Böyle bir projede yer almaktan büyük onur ve mutluluk duyuyorum.

Film projende bir yandan devam ediyor bildiğim kadarıyla. Kısaca son filminden de bahsedebilir miyiz?

Sevgili Erkan Petekkaya’nın başrol oyuncusu olduğu kritik bir sinema filminin içindeyim şu an. Film 15 Temmuz’u konu alıyor. Hatta bugün son sahnemin çekimi var. Gerisini anlatmayayım hep beraber temmuzu bekleyelim.

Gelelim sana oyunculuğunla sanat hayatında inanılmaz bir noktadasın. Çocukluk hayalin miydi aktör olmak?

Kesinlikle çocukluk hayalimdi. 14-15 yaşlarında TRT Ortaköy evime yürüme mesafesindeydi. O zamanda tombişim. TRT’nin koridorlarından hiç çıkmazdım. Üstatlar var tabii orada. Bana iş versinler yapayım diye gözlerinin içine bakardım. Herkesi zaman ile tanıma şansı buldum haliyle. Sonra bu hayatım oldu gördüğün gibi, günümüzde oyuncuyum. Radyo yıllarımda var biliyorsun. Çok güzel programlar yaptım. Mithat Bereket’le savaş muhabirliği yapmışlığım var. Fatih Altaylı, Okan Bayülgen, Zafer Algöz vb. güzel zamanlarda beraberdik. Sonra Yılan Hikayesi, Rambo karakteri. Televizyon sinema hayatım başladı. Ondan sonrasını biliyorsun işte.

İşin mutfağında başladığım için çok şanslıyım. Tüm ustalar ile yan yanaydım. Geçen gün mesela Lokman Kundakçı ile Clubhouse’da konuşuyoruz. Lokman Abi’ye “Seni çok duygulandıracağım, bir anı anlatacağım” dedim. Lokman Kundakçı, Mehmet Aslantuğ ve ben Samsun Terme’liyiz. “Abi dedim bizi hiç ayrı tutmadın, çocuktur çok küçüktür demedin. Hiç yanından ayrılmadık” diye bir girdik anılara. Düşünsenize Mehmet Aslantuğ sağınızda Lokman Kundakçı solunuzda. Her gününüz böyle geçiyor yani orada güzel yılların geçiyor. Nasıl anlatayım, Erkin Koraylar kimi isterseniz orada. Gençliğiniz ve çocukluğunuz böyle geçiyor. Yeşim kime nasip olur Allah aşkına böyle bir şey?

Çocukluk hayallerini gerçekleştiren insanlar çok şanslılar ne istediğini bilmeden yaşayıp gidenlerde var 🙂 Peki geldiğin noktada neler söylemek istersin?

Yani çok kolay geçmedi yine de. Bazen çok kızıyorum diyorum ki “Biz yanlış ülkede doğru iş yapıyoruz” ben okumadan avukatlık yapıyor muyum arkadaş ya da ben eğitim almadan gidip bebeği kesiyor muyum cerrahlığa soyunur muyum? Herkesin kendine gelmesi lazım. Şaka değildir oyunculuk ve sinema. Ciddi bir iş yapıyoruz. Bilgi dünyadaki en büyük güç olduğu gibi sinemada silahtır. Bu güç, kullanmasını bilmeyen kişilerin elinde olmamalı özellikle ülke politikaları için hiç olmamalı.

Ferhat Yılmaz arşivi

Birazda senden bahsetmek istiyorum. Hayalini özellikle sormuştum. 70 kilo verdin bunu tamamen film için mi verdin yoksa kendi sağlığın için mi?

Ölecektim artık yani çok fena durumdaydım. Kendi sağlığım için verdim tabii ki. Şu an kendimi kuş gibi çok iyi hissediyorum. Genel cerrah Dr Kerim Güzel kontrolünde kilolar gitti. Yeşim; Dr Kerim Bana şunu öğretti; bana dedi ki “iç organlardaki problem çözülmeden diyetisyen yalan spor yalan kardeşim” dedi. Arkadaşta oldum sonradan, çok dostumu da emanet ettim ona.

Hayatında örnek aldığın kişinin Atatürk olduğunu biliyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün kırmızı çizgin olduğu gibi, hatta baba tarafından büyük deden Necip Ağa kolağası; annenin büyük dedesi de Atatürk’ün yaveri Jandarma Üst Teğmen Abdülcabbar Hilmi Oktay. Biraz Atatürk’ü konuşalım mı?

Mustafa Kemal Atatürk ölene kadar konuşmaktan vazgeçemeyeceğim, oku oku bitiremeyeceğim tek kişidir. Bir İlber Ortaylı değilim ama bu konuda fena değilimdir. Atatürk gibi Türk Büyükleri de kırmızı çizgimdir. 7000 yıllık Türk kademi benim için çok değerlidir.

Atatürk’ün Japonca bildiğini yeni öğrendim. Ya düşünsene Japonca biliyor Mustafa Kemal. Alman genelkurmay başkanının kitabını Türkçeye çevirip cephede uygulamak için hızlı bir şekilde Almanca öğreniyor. Nasıl bir zeka, neyi okusam Atatürk hayatımda az kalıyor. 500’er ciltten oluşan kitap yazıyor, 2000 sayfa coğrafya geometri ile ilgili oturuyor yazıyor. Ya arkadaş hangi arada yaptın, nerede yaptın? Her taraftan bir şey buluyorum. Mu kıtasından Atlantis’e araştırmadığı yok.

Şunu da özellikle söylüyorum. Atatürk çok değerli benim için. Benim annemin büyük dedesi Jandarma Üsteğmen Abdülcebbar Hilmi Oktay Atatürk’ün yaveri. Benim babamın da büyük dedesi Atatürk’ün kolağası tamam mı? Atatürk Kızıloğuzlardan Türkmen. Biz de hem anne hem baba tarafından Türkmeniz. Geçen İsmail Küçükkaya’da dedemle Atatürk’ün bir sürü fotoğrafını verdi sağ olsun. Gözüm gibi saklıyorum şimdi.

Bundan sonrası için ne hayal ediyorsun? Nerede olmak istiyorsun? Kendini nerelerde görmek istiyorsun?

Kesinlikle yaptığım işle ilgili ya da özellikle aktörlüğümü olabildiğince yukarı taşımak istiyorum. Yani ben piştim, oldum diye asla görmüyorum. Celalettin, benim için uluslararası bir basamaktır. Bu boyutta oyunculuğuma devam etmek istiyorum. Çok emek verdim, çok uğraştım oyunculuk adına… Büyük emek var bu işin içinde. Bu emeğin sonunda her zaman güzel bir noktada olmak istiyorum.

Sevgili Ferhat Yılmaz’a çok teşekkür ederim. Her zaman sağlıkla, sevgiyle güzel günlerde buluşalım.

Yeşim Mutlu

10 Mayıs 2021, Milliyet, Pembenar, Yaşam 

İçeriği Paylaşın

Son Yazılar

Budak ve Kılınç ‘Bildiğin Gibi Değil’ dedi!

Geçtiğimiz günlerde sevgili Anıl Budak ve Buket Kılınç ile "Altın Melek Ödülleri"nin jüri toplantısında beraberdik. Öncelikli sohbetimiz ödül töreni olsa da sevgili...

Türkiye’nin Tanıtımı İçin Büyük Proje !

Yaptıkları workshoplarla dikkat çeken Türkiye Fotoğraf Grubu, TFG Başkanı Zeki Çelik önderliğinde, Miss and Mr FashionTv Güzellik Yarışması'nın bu yıl ki birincisi...

Dünya İçin Büyük Tehlike: Elektronik Atıklar

Elektronik atık, pil ve elektrikle çalışan kullanım ömrünü tamamlamış, tamir edilemeyecek seviyede zarar görmüş, veya arızalanmış elektrikli veya elektronik eşyalara denmektedir. Evlerde ve...

Dijital Etkinlik Planlayıcısı: Bolomio

Muhteşem ve kusursuz bir düğün hayal ederken aynı zamanda da işlerin tam da tıkırında gitmesini istemeniz en tabi hakkınız. “Düğün hazırlığı” cümlesinin...

2021 Eylül Yüksek Teknoloji Dergisi

  Güncel yaşam ve teknoloji dolu içerikleriyle büyük ilgi gören Yüksek Teknoloji dergisi yeni sayısı #teknomutlu köşemde;    “Dünya İçin Büyük Tehlike Kapıda: Elektronik Atıklar”   başlığıyla #eatık...

popüler kategoriler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yorumlar