benim hikayem… belki de hepimizin

-

Sevgili Hakan,

Hoş geldin… 

Çok değerlisin. Satırlarınla, fotoğraflarınla yesimmutlu.com da olman benim için büyük mutluluk. İyi ki fotoğraf var. 

Sevgili okuyucular, Hakan Yaşar fotoğrafları ve yazılarıyla bizlerle. Onu okumak ve fotoğraflarını izlemek hepimize ilham olsun 🙂

Hoşgeldin Hakan 🙂

benim hikayem… belki de hepimizin

Eylül’ün sonuydu, güneşe rağmen oldukça serin bir sabaha İstanbul’da “günaydın” demiştim.Elimde kocaman bir Sümerbank valizi, geride küçük bir Ege şehri, önümde tüm ihtişamıyla İstanbul.

Harem’den arabalı vapurla Sirkeci’ye geçişim nasıl da uzun gelmişti. Şimdi hatırlıyorum, küçükken bir oyuncak vapurum vardı, içine oyuncak arabalarımı koyardım. Şimdi onların hepsi gerçek boyutlarıyla karşımdaydı. Vapurun aldığı her fersahta şehir daha da büyüyordu. İlk dakikasından itibaren filmlerde gördüğüm yerler peşi sıra kendilerini göstermeye başlamıştı. İşte orada Kız Kulesi… efsanelerini okumuştum daha çocukken, gözlerim bir an o kahramanları aradı. Sonra tekrar vapurun istikametine çevrildi bakışlarım… Sultanahmet Camii’nin altı minaresini saydım. Ayasofya, Topkapı Sarayı… onları da Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun romanlarından biliyorum. Biraz daha ileride Yeni Camii, hani şu Türk filmlerinde güvercinlere yem verdikleri yer. Biraz daha arkasında Süleymaniye Camii… Aman Allah’ım nasıl da heybetli duruyor. Tekrar denize nazır yerlere bakıyorum Haliç’in girişinde Galata Köprüsü ve ona tepeden bakan Galata Kulesi. 

Tekrar bakışlarım vapurun içine dönüyor. Bir sürü araba var alt katta, üst katta da insanlar; ellerinde çay, sohbet edenler, şehri seyredenler ve birkaç da kopardıkları simidi havalandırarak denize atanlar…vapuru takip eden sayısız martı. 

Nihayet Sirkeci’ye yanaştı vapur. Birilerine otobüs duraklarının yerini sordum, çok yakınmış. Durakların oraya gelince Bebek’e giden otobüsleri bulmaya çalıştım. Neyse ki Boğaz hattında çalışanların çoğu Bebek’ten geçiyormuş. Otobüste cam kenarında ayaktayım.Hem durağı kaçırmamaya çalışıyorum hem de etrafı seyrediyorum. (Geldiğim şehirde en fazla 8-10 durakta şehrin bir ucundan diğerine gidiliyordu). Arada trafik sıkışınca da seviniyorum; daha çok yer görme şansım oluyor diye. Beşiktaş’a gelmişiz… Canım Beşiktaş! Siyahına beyazına gönül vermişim. Hep televizyonda, gazetede gördüğüm İnönü Stadı hemen yolun solunda. Stadın kapılarına bakıyorum, belki Metin, Ali ya da Feyyaz’ı görürüm, belki de Süleyman Seba Gordon Milne ile ayaküstü konuşuyordur. İnönü Stadı’nı geçer geçmez sağ tarafta kocaman bir saray; Dolmabahçe… İçimde bir sızı, “Atam!” diyorum gözlerimin nemini başkalarından saklamaya çalışırken…

Sokak fotoğrafçısıyım. Belki de geçen onca yıl boyunca içimde biriktirdiklerimden. Sadece Beşiktaş’a gelene kadar bile bunca şey akıp geçti o sabahtan. 

Artık ne benim şehrimden Harem’e gelen otobüs var, ne de Eminönü meydanında otobüs durakları. O sabah heyecanla baktığım Galata Köprüsü yandı, yerine yenisi var. İnönü Stadı’nın kendi de adı da değişti. Kabataş’a kadar olan yolda otobüslerle beraber yanyana giden tramvay hattı da eklendi. Üstelik bu ikonik yapıların her biri sokak fotoğrafçısının fon olarak kullandığı yerler. Peki ya ana konusu olan insanlar? Onlar anlattığım sabahtan bugüne 32 sene yaşlandı, belki de göçtü gitti.

Daha tamamını bile anlatamadığım o Eylül sabahı… Miyop bakışla; sıradan, herkesin her zaman yaptığı gibi işine, mesaisine gittiği öylesine bir sabahtı, ben de henüz üniversiteye başlamak için gelen binlerce öğrenciden biriydim. Oysa birazcık objektifi yaklaştırınca benden bu hikaye çıktı. Acaba o sabah daha kaç hikaye yaşandı? 

Fotoğraf; kendi başına bir iletişim aracı olarak biraz güdük kalsa da hikaye anlatma işlevinde oldukça etkili yöntemlerden biri. O yüzden sokaktayım herkes gibi ve değişen, dönüşen, evrilen bu kadim şehrin hikayelerini anlatıyorum. Küçük, ince, insana dair, insana dokunan…

Bir sonraki yazıda buluşana kadar esen kalın, sağlıkla kalın.

Hakan Yaşar

Instagram, Web

HAKAN YAŞAR / SOKAK FOTOĞRAFÇISI

1970 Aydın doğumluyum. Boğaziçi Üniversitesi mezunuyum.  Hobi olarak başladığım fotoğrafa İfsak temel eğitimi ve sonrasındaki ileri düzey eğitimlerle devam ettim. Çeşitli ulusal ve uluslararası dergi, gazete ve internet sitelerinde fotoğraflarım yayımlandı. Yurtiçi ve yurtdışında karma fotoğraf sergilerine katıldım. Profesyonel iş hayatımı çok uluslu bir şirkette Dijital Pazarlama Yöneticisi olarak. tamamladım. Ayrıca 2011-2013 yılları arasında İFSAK Yönetim Kurulu Üyeliği ve Eğitim Biriminde eğitmenlik görevini üstlendim. Çeşitli proje gruplarının küratörlüğünü ve danışmanlığını yaptım. 2012 yılında ‘Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu (FIAP)’nun verdigi AFIAP (Artist –FIAP) ünvanını taşımaya hak kazandım.Yurtiçi ve yurtdışındaki fotoğraf yarışmalarında çeşitli derecelerim bulunmaktadır. EFOD üyesi olmamın yanı sıra FonSokak bağımsız sokak fotoğrafçılığı grubunun yöneticisi ve eğitmeniyim.

İçeriği Paylaşın

Son Yazılar

İstanbul Ticaret Üniversitesi’ndeyim Webinara beklerim

Çok heyecanlıyım. Dijital ekosistemde 2005'ten bu yana çok farklı platformlarda yer almama rağmen üniversite ve öğrencilerle buluşmak benim için çok başka bir...

Model ve Fotoğrafçı İlişkisi

Sanatsal, moda ve nüde gibi fotoğrafçının yeteneği ve modelin yeteneği ile arasında dengede duran bir model fotoğrafçı ilişkisidir. Yaratıcılık ve yönetmenlik fotoğrafçıdadır,...

Herkes kendi işinin patronu olabilir

Pandemide bir yılı geride bırakmak üzereyiz. Bir virüse teslim olan dünyada yaşayan bizler; hayatın içinde olmayı o kadar özledik ki... Bir an...

Sokağın Kokusunu Hissedebilir misiniz?

Sanırım Bruce Gilden'in sözüydü; "bir fotoğrafa baktığınızda sokağın kokusunu hissedebiliyorsanız, o sokak fotoğrafıdır" . Bunun üzerine denebilecek çok şey var ancak ben...

2021 Ocak İtalik Dergisindeyim

Fotoğrafı anlatmak, fotoğrafı konuşmak ve fotoğraf çekmek hayatımın en muhteşem duygusu. Hele ki bir de fotoğrafa değer veren insanlarla bir araya geliyorsam...

popüler kategoriler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yorumlar