Kış ve ben iki ayrı kutbun insanlarıyız. Kışları, lahana gibi giyinmeyi, soğuğu, trafiği ve bir çok şeyi çekilmez buluyorum. Yaz kızıyım kesinlikle. Zaten temmuz doğumlu birinden de başka ne beklenir ki… Yazı, tatili düşünürken Kaz Dağlarına gittim hemen. Büyük heyecanla gidip otelin çıkarttığı stres nedeniyle erken ayrılmak zorında kalışım geldi aklıma. Hazır bayram da gelirken çok kişinin tercih edebileceği bir yer olacaktır. Ama bazı gerçekleri de yazmak istedim nedense. Ya da ben o an çok sıkılmıştım o yaşadıklarımdan haliyle. Bayramlarda otel çocuklu aileleri kabul etmiyordur herhalde !…

kaz_daglari-28

Kaz Dağlarında nerede kalsam diye düşünürken Maya Su ile en rahat edebileceğim yer olsun, havuzu da olsun, çimi bol olsun, odası rahat olsun vb bir sürü detay aklımdan geçerken Öngen Country’de karar kılmıştım. Zaten Marmaristen oraya geçeceğimiz ve ben doğumgünümü doğduğum topraklarda kutlamak istediğim için en içimize sinen ve en rahat edeceğimiz yer olmalıydı. Temmuz ayı malum yüksek sezon denen dönemin içinde her yer dolu olur genelde. Çok öncesinden rezervasyon yaptırıp kaparo vb yatırıp tadını çıkaracağımız anı bekliyordum. Zaten otel giderseniz göreceksiniz Yeşilyurt Köyünün en tepesinde yokuş çık çık bitmek bilmiyor ama manzarası ve ormanın güzelliği müthiş. İlk etapta bize önerilen oda bizim için son derece yetersiz. Kocaman bir bavulu olan Maya Su’yu yatıracak yatağını bile açmamız imkansız. Neyse ki imdadımıza boş olan ve daha önce bize önerilmeyen villalar yetişiyor. Gerçekten geniş bir ailenin rahat edebileceği nitelikte keyifli içinde tüm ihtiyaçların barındırıldığı ev havası Villa 3 te kalıyoruz yine mutluyuz.  Mutlu olup hemen yerleşiyoruz. Yorgunluk atmak vb havuza atıyoruz kendimizi. Sanki ormanın içinde yüzüyoruz. Ama o da ne otel hem balayı konsepti hem de buram buram aşk kokunca çocuğu olmayan kişiler çocuk sesine katlanamıyor. Hiç üzerimize alınmıyoruz tatildeyiz! İlk akşam he rşey harika kendimizi cennette sanıyoruz. Havuz kenarında mükellef bir akşam yemeği yiyoruz garsonlar bir dediğimizi iki etmiyor sanki otelin teş müşterisi biziz. Maya Su da bebek DVD’si ile çizgi film seyrederken kendinden geçmiş. Hayat harika…Oksijen çarpması yaşıyoruz adeta…Gözünüzü kapatıp nefesinizi tuttuğunuzda sadece böceklerin ve rüzgarın sesi düşüyor etrafa…

Yeşilyurt Köyü

Ertesi gün köyü ve otelin hemen yakınında olan beachi keşfetmek için ayrılıyoruz. Köy kapalı bir kutu her yerden inanılmaz süprizler çıkıyor. Köy meydanında kahve de çay içiyoruz ince belli bardaklarla. Maya Su “gagoz gagoz ” içiyor 🙂 Hayat mutluluk içinde akıyor. Biraz fotoğraf çekmek istiyorum baba ile kızı başbaşa bırakıp kısa bir tur atıyorum köyde. pencereler, kapılar, odunlar, cami, herkes sessizlik içinde sanki herkes sözleşmiş huzuru bozmamak adına konuşmuyor arada benim gibi fotoğraf çekenlere ratlıyorum fotoğrafçı alışkanlığı hemen makinalar konuşuyor ilgiyle… Sonra Öngen Beach için yola koyuluyoruz zaten 5 km ötemizde. Gerçekten nefis bir alan ayartmışlar zeytin ağaçları içinde. Doğayı koruyup içine konforu eklemişler her şey harika. Denize girip çıkıyoruz ahşap iskeleden geç gittiğimiz için bir ağacın altına yerleşmeyi de ihmal etmiyoruz. Maya Su Mutlu 🙂 kah babaya krem sürüyor kah anneye kendince espriler yapıyor aklı denizde sudan çıkmak istemiyor. Keyifliyiz tatil gibisi yok hem de benim doğumgünüm. Telefonum susmuyor mesajlar kesilmiyor eksik olmasın sevdiklerim.

kaz_daglari

Akşam için otelden çıkarken konuşmuştum bugün doğum günüm yine dün akşam ki yerimizi rezerve edebilir misiniz diye… İşte bu rahatlıkla geç bir saat de otele dönüyoruz. Baba kız önden gidiyor anne hazırlanıyor doğumgünü kızıya. En uzun elbisesiyle Helen gibi olmak istiyor. Havuz kenarı akşam rest. oluyor ya yolda sesler duyuyor hayırdır inşallah diyor önce. Ama bir de ne görsün sesini çok nadir yüksek duyduğu eşi yüksek sesle konuşuyor ve söyleniyor. Etraf ona bakıyor o kızmış ve bana gidelim buradan diyor. Adamcağızın zaten işi stresli hele ki tatilde sinirlenmesi en son istediğim şey ve hele ki benim doğum günümde… Ne oldu dememe kalmadan durumu anlıyorum. Cuma gecesi ve yeni misafirler gelmiş ve çocuklu aileleri sıcağın çöktüğü ve karaböceklerin cirit attığı verandaya atmışlar.  Sanki hepimiz Nazi Kampındayız. Açıklama istiyoruz ama akla selim bir ses yok. Ben eşimi sakinleştirip hemen çok çok zahmetli merdivenleri tırmanarak lobiye çıkıyorum ve otelin sahibi ve aynı zaman da avukat olan Mehmet Öngen ile konuşarak derdimizi anlatmaya çalışıyorum. Ama nerede karşımda kendi söylediğini bana anlatamayan bir işletmeci. O ana kadar her hayalimiz yıkılıyor. Şimdi sıkı durun size neden havuz kenarında oturamayıp verandaya atıldığımızı anlatacağım. Geçtiğimiz yıl bir aile havuz kenarında sohbete ve alkole dalıp çocuklarını ihmal etmişler ve çocuk havuza düşmüş boğulma tehlikesi geçirmiş bu yüzden çocuklu aileleri havuz kenarına almıyoruz. Nasıl yani? Dün gece havuz kenarındaydık bizim gibi bir sürü çocuklu aile vardı risk yoktu bu gece mi var? Hem de doğum günü gecem? Yok efendim dün de vardı ama atlamışız hadi canım sende ben de inandım. İlk gece bir kaşık bal sür ağzımıza zevkten deli olalım ertesi gece biz tü kaka olacak iş mi? Kendi söylediğine kendisi de inanmayacak ama avukat olmanın ve ben bilirim edasının farkında dahi olmadan pot üstüne pot kırıyor ” dava açılır risk alamam sizin gibi çocuklu aileler yüzünden çocuk sesinden müşterilerim  ayrıldı bu gece de yeni girenler var”  vb deyince tepem atıyor. Anlıyorum bir milim dahi yol alamayacağım bu adamla. O geceyi bitirip sabah çıkmayı planlıyorum. Görsün bakalım maddi kaybı oysa daha 3 gecelik rez var 🙂

İkna olmamış , üstüne üstlük tuhaf açıklamalar yapılmış halde eşimin yanına dönüyorum. Böcekler eşliğinde yemeğimizi yiyoruz ne olursa olsun keyfimizi bozamaz hiç bir kötü an. Diğer aileler gelip gidiyor noldu vb yok diyorum siz otel sahibi ile konuşun biz ayrılacağız sadece burası çocuklu aileler için uygun değil. Böcekler için açıklaması ise rüzgar olmayınca o böcekler uçmuyor ve size konuyor merak etmeyin  ısırmıyorlar kara böcekler yahu sevmiyorum işte… Böceklerin eşliğinde 38.yaşımı kutluyorum bir de unutulmaz bir anı eşliğinde. Daha o gece bloğuma yazacağım demiştim ama yazmadım unutmak istedim ama dün fotoğraflara bakarken ve kara böcekleri görünce hortlayıverdi anılarım ve yazmak istedim.

Kaz dağları fotoğraflarımı facebook da paylaştım işte linki:

Küçük bir söz söyleyeceğim sadece hiç bir şey göründüğü gibi değildir. İsterse CEO isterse cumhurbaşkanı o otel için nağmeler yazsın yaşanan deneyim gerçektir. Yaşamadan hiç bir an bilinmez. Bir daha Öngen mi asla!

Hay Allah kış derken neler çıktı ortaya. Yine de seneye orada olacağım ama başka bir yerde çocukları seven ve saygı gösteren iletişime açık olan çözüm getirebilen otel sahipleriyle…

Son söz olarak da para ve altın sevdasına delik deşik edilmesine hayır diyorum KAZ DAĞLARINDA ALTIN ZEYTİNDİR…

Kazdağlarıpankart