İki sene önce bugünler de farklı heyecanlar içindeydim. ICE Istanbul Contemporary Et Cetera dergisi için “İnsan Neyle Yaşar?What Keeps Mankind Alive?” 11.Uluslararası İstanbul Bienalini fotoğraflamıştım. Fotoğrafımın yer aldığı dergiyi hala saklarım. Kendime bienale dair izlenimlerimi yazacağıma dair söz vermişken ne yazısını yazabildim ne de fotoğrafları bloğumda paylaşabildim. Sanırım o günler de (çekimlerden 15 gün sonra Mira’ya hamile olduğumu öğrenmiştim) farklı hormonların etkisi ile bunu unuttum gitti. Sadece fotoğrafların bir bölümünü facebook sayfam da paylaşmıştım. İzlemek isterseniz tıklayabilirsiniz. Ama söz dergiye teslim ettiğim tüm fotoğrafları buraya yükleyeceğim hepsini gün ışığına çıkarma zamanım geldi geçiyor.

Önümüzde yine yepyeni yeni bir bienal var. Bu sene kendim için fotoğraflayacağım. Yapmak zorunda olduğum için değil,  içimden geldiği gibi olması gerektiği gibi olacak karelerim. Yalnız ve bence olacak çektiğim her an. Bienale hazırım. Siz de bienali izleyin ve farklı yorumlarla farklı anların isimsizce tadını çıkarın. Bu yıl bienalin ismi “İSİMSİZ” Size kısaca bienal hakkında isimsiz bilgiler aktarayım 🙂 Zaten son günler de bienal üzerine çok yazı okuyacağız. İçerik sır gibi saklanıyor bakalım neler göreceğiz.


“Bienalin ana ilham kaynağını sanatsal üretimi bu tür bir anlayışın en güçlü örneklerinden olan Kübalı-Amerikalı sanatçı Felix Gonzalez-Torres’in (1957-1996) yapıtları oluşturuyor. Bienalin başlığı İsimsiz (12. İstanbul Bienali), 2011. Bu başlık Gonzalez-Torres’in yapıtlarının çoğunu isimlendiriş şekline bilinçli bir gönderme yapıyor: “İsimsiz” ve ardından parantez içinde gelen bir açıklama.

12. İstanbul Bienali’nde beş karma sergi ve yaklaşık 45 kişisel sunum yer alacak. Her karma sergi, belirli bir tema başlığı altında çok sayıda sanatçının yapıtını bir araya getirecek. Gonzalez-Torres’in yapıtlarına gönderme yapan bu temalar “İsimsiz” (Pasaport), “İsimsiz” (Ross), “İsimsiz” (Ateşli Silahla Ölüm), İsimsiz (Soyutlama) ve İsimsiz (Tarih). Kendi bağımsız mekânlarına sahip karma sergilerin her biri kendi içinde yoğun bir ilişkiler ağı taşıyacak. Bu sergiler bir araya geldiklerinde bienalin tamamı açısından birer tematik dayanak işlevi görecek. Her kişisel sunum, karma sergilerin konularıyla ilişkili olacak ancak karma sergilerin ortaya koyduğu konuları inceleyerek tartışmayı kararlı bir şekilde daha ileri noktalara taşıyacak.

12. İstanbul Bienali’nin düzenleyicileri, sanatsal ve küratöryel ifadenin ana biçimi olarak serginin değerini yitirdiğini savunan ve (özellikle bienaller bağlamında) yan etkinlikleri ve programları tercih eden görüşe cevap olarak dikkatlerin yeniden serginin kendisinin önemine çevrilmesi gerektiğini savunuyor. Bienal, yapıtların sunumuna ve birbiriyle ilişkisine öncelik tanıyacak şekilde, özenle inşa edilmiş tek bir mekânda dikkatle yerleştirilecek. Sejima and Nishizawa and Associates (SANAA) mimarlık ofisinden Ryue Nishizawa, mimarisine özel bir ilgi ve dikkat gösterilen sergi mekânının tasarımından sorumlu olacak, bienalin grafik tasarımı ise San Francisco merkezli Stripe tasarım ofisinden Jon Sueda ile birlikte gerçekleştirilecek.”