ask

Gözlerimden akan yaşları tutamıyorum. Hüzün ve eksiklik dolu bir gecenin ortasındayım.Sahnede güzel sesli kadın şarkılarını okuyor. Zaman makinesi icat edilmemiş olsa da yıllar öncesine dönüyorum…

Ada kokusu var her tarafta. Üzümlerin renk değiştirdiği papazın henüz papaz kesen için dua etmediği bir zaman. Kalenin etrafı kalabalık. Tatlı bir telaş esiyor Ada sokaklarında. Türk- Yunan kültür haftası kutlanıyor bir avuç insanla. Şairler, ressamlar, sanatçılar kol geziyor dört bir tarafta. Bazen Ponente’de şarap içiliyor, bazen Kaikias’da şiir okunuyor Homeros’un adına… Truva takılarından esinlenerek yapılan takıların defilesinde ada kızları süzüm süzüm süzülüyor değme mankenlere taç çıkarıyor.Sumru Yavrucuk bir oyunundan kısa kesitler sunuyor,minikler bale yaparak havada uçuyor. Arif Damar çınar altın da kızmış bastonunu havaya sallıyor. Adnan Çoker ile Yusuf Taktak tatlı bir çizgide buluşmuş geleceğin resmini hayal ediyor. Haluk Şahin gazete kuyruğuna girmiş ilk vapurun gelmesini bekliyor. Sımsıcak temmuz yazında yaşım otuzuma varırken hayat avuçlarımın içinde…

Yaşadığımı hissettiğim nefes aldığım yaşamımın anlam kazandığı bir yer burası. Güneş başka parlıyor, sık sık esen meltem yüzümü bir başka okşuyor… Adaçayı, kekik kokuyor her yer. Her sabah aynaya baktığım da başka bir beni görüyorum şaşkınlıkla. Eski bir Rum evinin penceresinden bakarken bir fotoğraf,bir fincan aşkı hatırlatıyor yeniden. Bir zamanlar âşıktım ben. Çok sevmiştim hem de çok… Şimdi üzüm tanesinin üzerindeki çiğ damlası gibi aşk var ya da yok… Yaşadıklarım yaşayamadıklarımın yanında cüce…

Geçmişle gelecek arasında sıkıştım kaldım. Aşk garantisi olmayan yarınların, garantisi olmayan yatırımı, yaşadığımı sandığım anların toplamı.Hayatın sonuna kadar mutlu aşk hayali bir avuç kar tanesi şimdi…

Yeşim Şahin Mutlu