Çok çok eski bir yazım. Yazıda geçen bir çok detay şimdi gerçek olmuş 🙂 Ben de Yeşim Şahin ken şimdi Yeşim Mutlu’yum 🙂 Arşivleri karıştırırken paylaşmak istedim 🙂 (08 Ocak 2001 de yazmışım) en sevdigim fotoğrafım eşliğinde yayınlamak istedim. Fotoğraf için Mehmet Werner’e sonsuz teşekkürlerimle. Hayatımda ki yeri çok özeldir.

Aşk…
…yer yer sağanak duygu yağışlı güneşli bir havadır.

Evde harıl harıl vivident xylit ararken dolabın kenarında bulduğum “Şıpsevdi Love is…” sakızının  içinden çıkan çok güzel bir söz.  Aldım başımı gittim. Gündem de  sevgililer günü sendromu  yaşanırken kendi kendime
yazmayacağım diye sözler bile vermiştim. Nereden bilebilirdim ki çilek ve muz aromalı sakızın ruhumu baştan çıkaracağını. Damağımda çilek tadı satırlarımda sanırım aşk olacak bugün.

Ehh, madem söz aşktan açılıyor 80’li yılların müziği de yanımda olmazsa olmaz. Tam bir ibadet söz konusu olmalı artık. Ekranla aramda ki iletişim klavyeye değen parmaklarımdan öte gidip tüm odayı sarmalı. Odamın içini çınlatan şarkılar sırayla yazacağım şu an ” The righteous brothers/ Unchained melody” ne alakası var demeyin bizim yıllarımız da o şarkı ilahtı ilah bir filmle hepimiz hayalet olduk çıktık. Buram buram tütsü kokusu da sardı tam ortalığı değmeyin keyfime. Satırları atlamadan  http://www.sermoclub.com a bir uğrayıp  kokular ve yansıttığı duygulara gözatmadan geçmeyin derim. Benim gibi tütsü delisi sevgiliniz varsa gidip hemen alın. Nerede, ne kokusu kullanıp uygun ortam yaratacağınızı siz bilirsiniz artık. Benden bu kadar söylemedi demeyin.

Ay ay ay ay ayyyy, şimdi de ” Chris de Burgh/ Sailing Away”  oda da çınlıyor. Sustum, bağırmayacağım kulaklarımı beynimin içinde toplayıp söz yazacağım. Nerede  kalmıştık tamam hatırladım. O yıllarda çay partilerimiz olurdu bizim. Okulun kantininde ya da müsamere salonunda yapılırdı. Bir de dans grubu kurmuştuk “Laura Brinigan/ Self Control ve Modern Talking/ You’re My Heart, You’re My Soul” eşliğinde gösteriler yapardık. Tabii ki diğer gösteriler de farklı farklı şarkılar olurdu ama ilkler unutulmaz ya hani ilkdans grubumda ilk dansımı unutamıyorum ne yapabilirim. Sanki siz yerimde olsanız unutacaktınız. Dansın dışında 12 yıl da folklor oynadığımı  da söylerim susarsınız. Kendi kültürümüzle batı kültürünü bir arada götürmeyi de çok iyi bildik. Ne kadar renkli olursak ne kadar yenilere yer açsak da biz hep biz olduk. Uff amma da dağıttım sanki Yasemin’in Penceresi programındayız da az sonra içeriye hopbidi hopbidi yıllar öncesinden insanlar gelecek. Yine bunu yazarken aklıma geldi bunun da sitesini var http://www.aranan.com Yıllar önce ayrılmak zorunda kaldığınız arkadaşlarınızdan, sevgilinizden haber alabilmek icin aramanız yeterli. Şimdi  internet, cep telefonu, e-mail, wap, vb. kaybetmek ne mümkün siz yok kardeşim o ben değilim deseniz bile türlü türlü sapıklarınız, hackerlarınız, adaşlarınız ve telefondaşlarınız oluyor. Telefondaş da ne demeyin. Sizin cep numaranızın 532,533,535,545,542 hallerini deneyip eğer aynı numaraya olur da sahipseniz sürekli garip  mesajlar, çaldırıp kapatmalar yaşıyorsunuz. Sonra siz hak sormaya kalktığınızda ” Size değil şu numaraya yapacaktım hikayeleri” sıkıldık artık bunu yapmaktan ya vazgeçin  ya da medeni cesaretini toplayıp konuşun ya da yeni hikayeler yaratın iyi  olacak. Yoksa …

Kimler vardı kimler hala ayakta olup devleşenler o günlerde yeni yeni ortaya çıkıyorlardı. Madonna, George Michael, Alphaville, A-Ha, Sandra, Kim Wilde, Opus, Roxette ilk aklıma gelenler. Farkındayım çok çok  saymak mümkün ama benim ruh halimle bunlar gözümün önünde şu an. Özlem diye bir arkadaşım vardı annesi Almanya’da yaşardı kesin dönüş yapıyordu kızına da kasetler getirmişti bir sürü. İlk videoyla tanışmıştım hem de Madonna’nın olay
yaratan  “Like a virgin” kilibini izleyerek.

Kimbilir şimdi nerelerde tükettiğimiz yaşamlar,  ne yapıyorlar ? Öyle değil mi? İlk sevgililerinize bakın, kim ilk aşklarıyla yanyana? Yüzde almaya kalksanız %10 geçmez kanımca. İstatik falan değil uydurdum şimdi gidip istatistik arayacak değilim. Onu nasıl olsa 14 Şubat’ a kadar defalarca yapacaklar. Siz siz olun kötü büyüye kapılıp ortalığı dağıtmayın; sevginin alınan bir gül ya da hediye de olduğuna aldanmayın,  anlamlı bir gece geçirmek derdine düşmeyin. İlle de özel olsun diyorsanız ne diyeyim http://www.budun.com ‘ a bir göz atın.

Aşk;  evet çok özel, güzel, etkileyici, ayakları yerden kesen, afrodizyak, her aşk da tekrar tekrar dünyaya gelmek, yaşamak ama ya aşksız olanlar. Bugün de yalnız kalanlar. Gözünüze şimdiden birini kestirin ve onun sizi bilmemesini sağlayın. Bir kart olabilir, küçük bir söz içeren bir mektup olabilir ya da kapısına bıraktığınız sevdiğiniz bir eşya. Kendisini özel hissettirecek bir şey işte. Bu hem sizi hem de o yalnız sevgiliyi mutlu kılacak hiç denediniz mi? Ben çok denedim,  hiç bir zamanda bilemeyecekler kimin yaptığını. Unutulduklarını sandıkları dönemde (ki bu genellikle sevgililer günü oluyor nedense) ortaya böyle küçük yaramazlıklar yapıp onların mutlu olduğunu gördüm. Sonuçta aşk da, sevgi de içimizde.
İçimizdeki büyüteçe bakın o size büyük büyük haritalar sunar nasıl olsa.

Sam Brown “Stop” diyor. STOP. Sanalbebek gelecek STOP. Haftayı bekleyin STOP.

Aşk…
…dünyamızı daha yaşanır bir hale getirmeye çalışmaktır.

08/02/2001 Yeşim Şahin(günümüzün MUTLUSU 🙂