Instagram Olmasa Ne Yapardık?

-

Geçtiğimiz günlerde uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımla buluştuk. Sohbet edip iki lafı bir araya getirelim isterken onun gözü sürekli akıllı telefonunda.

Kendisine bir şey anlatırken göz göze olmak,  yüzüne bakmak ve yüzüme bakmasını istiyorum. Ama ortada ne sohbet var ne de bakışma. Arkadaşım sadece kafasını sallıyor arada bana bakıyor Gözü sürekli telefonda.

Kendisiyle en son Ağustos’ta böyle bir durum yaşamış ve o zamandan bu yana da bu konu hakkında kendisine epey sitem etmiştim. Arkadaşlarım bilir acil bir durum dışında telefona bakmam mümkünse telefon konuşması dahi yapmam. Benim için arkadaşımla geçirdiğim an çok değerlidir. Sosyal medyanın beni yönetmediğini benim sosyal medyayı yönettiğimi her fırsatta dile getiririm.

Size o gün yaşadığım örneği yazayım; siz neden bu yazıyı yazmama arkadaşımın sebep olduğunu anlayın. Üzüldüm açıkçası ama yapacak bir şey yok. Yazdıklarım birebir yaşandı yaşadıklarımda yazı konusu oldu… Ne yapayım satırlara dökülünce rahatlıyorum.

Instagram’a fotoğraf koymayı strateji görmeye, “şunu koyarsam şu kadar beğeni alır, şu kadar takipçi” derdine düşmüş arkadaşım.

“Ya markalar davetlere bile 10 bin üzeri takipçisi olan insta-bloggerları çağırıyor. Tamam benim de yüksek ama onların daha çok takipçisi var” Hani sosyal medyayı kullanmak kendimiz içindi?

“Blog yazılarım okunmuyor tarzımı değiştireceğim sıkıldım aynı konuları yazmaktan” Blogum bilinsin okunsun diye kendini parçalamıştı zamanında şimdi geldiği nokta.

“Twitter da neler oluyor acaba kaçırdığım ne var? ” Evet hem de neler kaçıyor zaman eksiliyor koş hemen koş

“Mail bekliyorum ya gelip gelmedi mi bir bakmam lazım” O mail bekleyemez değil mi çok acil çok…

“Ay bakayım burada başka arkadaşım var mı varsa bir merhaba derim çok zamandır görmedim.” Oysa biz de aylardır görüşmüyoruz değil mi? 

” Ay Whatsapp dan yazıyorlar yarın şu varmış ” O an ne var peki ben neden buradayım?  

Sosyal medyaya yenik düşmüş üzülen bir arkadaş 🙁 -bu ben oluyorum- Hepsi iki saat içinde defalarca yaşandı. Ya sizin hayatınız nasıl? Gördüğünüz gibi gün geçtikçe adı sohbet olan ama akıllı telefon buluşmalarından ibaret anlar yaşanıyor. Gözler sürekli telefonda. Ekrana düşen bildirimlerin ardı arkası kesilmiyor. Her bildirimde gözler ekranda. Oysa gerçek hayat orada yanı başında.

Hayattan, yaşanmışlıklardan konuşmak varken sanal dünya gerçek hayatın önüne geçmiş durumda. Etrafımda ki çok kişinin sosyal medya insanı olduğunu düşünürseniz bunu çok yaşamam doğal diyorum ama içimden de üzülüyorum.  Kendime bakıyorum ben de bu hal yok peki o zaman neden diyorum neden ? Arkadaşım beni az mı seviyor? Allah aşkına yoksa bunları sadece ben mi yaşıyorum?

Maalesef sosyal medya bağımlılığı / bağlılığı  ortada. Başta Facebook olmak üzere çeşitli sosyal medya uygulamalarını kullanan herkesin neşelerine de, hüzünlerine şahit oluyoruz.

Kendisini idare edecek kadar bilgisayar / akıllı telefon kullanmayı bilen her yaştan kişiler için sosyal medya kaçınılmaz. Tabii ki kullanım hali kişiden kişiye göre değişmekte. Bazısı Instagram’ı sever,  bazısı Facebook bir diğeri Twitter ya da diğerlerini. Herkesin sosyal medyası kendine.

Sosyal medya bazıları için daha çok izleyici olduğu bir ortam iken,  bazıları için ise sosyalleşmek, topluluklar içinde takdir edilmek, takip edilmek isteği şeklinde  kullanılıyor artık.

İnsanların sosyalleşme, kaçış, bilgilenme, eğlenme, iletişim, vakit geçirme gibi isteklerine etkileşimle sarıp sarmalayan sosyal medya, günümüzde insanları kendine bağlamış durumda. Bir de eksik kalma durumu olunca boşluk, huzursuzluk hali, yoksunluk duygusuna kapıldığını çok söyleyen arkadaşım var.

Velhasıl sosyal medya, Instagram olmasa nasıl yaşardık biz?

YSM

17 Haziran 2015 benimgibi.com Selfie Bakanı yazım 🙂

İçeriği Paylaşın

Son Yazılar

Sosyal İkilem (The Social Dilemma) sonrası endişelenmeli miyiz?

Geçtiğimiz hafta Netflix belgeseli Sosyal İkilem'i (The Social Dilemma) izledim. Uzun yıllardır sosyal medyanın içinde olan biri olarak izlediklerim herkes kadar beni...

Sat-7 Türk’teydim!

Bugün (10 Eylül 2020) SAT7- TÜRK’te sevgili Şemsa Deniz Bakır'ın “Lezzetli Sohbetler” programına konuk oldum. Fotoğraf, sosyal medya ve...

Duchenne’nin dostu olalım!

"Düşenin dostu olmaz" atasözünü herkes duymuştur. Bir de bir hastalık var ki "Duchenne" diye yazılıyor ve "düşen" şeklinde okunuyor. Geçtiğimiz yıl; 7...

Büyük Aşk; Miles Davis & Juliette Greco

Pandemi sürecinde en büyük arkadaşım Netflix oldu. Temizlik, ev işleri, canlı yayın ve hayatı devam ettirme çabaları derken bana kalan gecelerdi. Dizi...

Evde Kışlık Domates Püresini Nasıl Yaptım?

Uzun bir aradan sonra merhaba. Blog yazmaya başlayalı 15 yıl oldu. İlk günlerde tamamen günlük mantığıyla yazdığım blogumla bugüne kadar neler yaşadık....

popüler kategoriler

6 YORUMLAR

  1. Büyük bir ihtimal fotoğrafları efektli paylaşamadığımız için depresyona girer hıncımızı Facebook’tan çıkarırdık. Şaka bir yana hepimiz en büyük sıkıntısı sosyal medya bağımlılığı. Nereye gidersek gidelim elimizden telefon düşmüyor. Artık bir kafede buluşup Whatsapp’tan sohbet edilecek diye korkuyorum 🙂

  2. Siteminizde sonuna kadar haklısınız! Ne yazık ki, akıllı telefonlar bireyleri esir alıyor. Eskiden cep telefonu dahi yok iken ne kadar da özgürdük aslında. 🙂

  3. Bu durum ilerleyen yıllarda daha da kötüleşecek. Artık insanların tüm hayatı telefonları ve sosyal medya olacak. Çok değil bundan 4-5 sene öncesine baktığımda arkadaşlarımızla gittiğimiz her yerde öyle çok eğlenirdik ki. Artık en ufak bir kafeye bile gitsek herkesin elinde telefon ve muhabbet bir yerden sonra tıkanıp kalıyor. Sohbetin yerini ise sessizlik ve tabi ki telefon ile oynamak alıyor. Bu durum iki ilişkilerimizi zamanla bitirecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yorumlar