Sosyal Medya Olmazsa Olmaz mı?

-

Sosyal medya hayatın her yerinde. Neredeyse yaşama şekil veriyor dersem abartmış olur muyum? Açıkçası hayat, ilişkiler, tüm dinamikler değişmiş durumda. Elindeki telefona bakmadan arkadaşınla konuşabiliyorsan ne mutlu. Bir de sosyal medya da bir haberi kaçırsan “aaa nasıl haberin olmaz sesleri yükseliyor” Sosyal medyayla birlikte bir çok alışkanlık ya da yeni alışkanlıklar hayatımıza giriyor. Hele trend topic bir şey varsa hemen hemen herkes orada oluyor.

Sosyal medya klasik medyaya göre çok,  çok daha güçlü bir etkiye sahip. Bir çok kişi bunun farkında bir çok kişi de ısrarla gücü görmek istemiyor. Bir çok kişide sosyal medya maymunu olup çıkıyor.

Bir başka açıdan bakarsanız sosyal medya kişiler üzerinde baskı da oluşturuyor. Bu yaz etrafımda bunu çok gözlemleme fırsatı yakaladım. İnstagrama fotoğraf koyamadığı için üzülen, gerçek hayatında kahkaha atıp eğlenirken sosyal medya da mutsuz ruh hali çizenler mi isterseniz. Gerçekten ne zaman bu kadar değiştik? Kendi mottom her zaman kendin olmak. Neysem onu paylaşmak. Bazıları  bunu çok filtresiz buluyor. Benim de tek lafım var “burası benim medyam beğenmeyen istemeyen takip etmesin, bakmasın, sevgiyle gitsin” 

Bir de mükemmellik hali var. Sosyal medyada herkes iyi  performans göstermek zorunda mı? Neden herkes arkadaşlarını ya da takipçilerini etkilemek  için çaba sarf ediyor? Ya da ben mi böyle düşünüyorum bilmiyorum. Evet, sosyal medya hesapları kimliğimizin değişmez bir parçası. Oysa sosyal medya yokken biz biz değil miydik? Bizim kim olduğumuzu  sosyal medyada nasıl var olduğumuz mu belirliyor?

Eskiden telefon rehberimiz ve bir ajandamız olurdu. Şimdi sanal belleğimizde bir çok insan ve akıllı telefonlarımızda yüzlerce numara var. Gerçek hayatta bir numarayı dahi ezberlemez haldeyiz. Hayat artık takipçi sayısıyla ölçülür oldu. Üstelik kimin ne kadar takipçisi olduğu da ayan beyan ortada. Hele bir de sahte takipçiler olayı var ki hiç sormayın konuşmak dahi istemiyorum.

Daha öncede yazdım “Hayattan, yaşanmışlıklardan konuşmak varken sanal dünya gerçek hayatın önüne geçmiş durumda. Etrafımda ki çok kişinin sosyal medya insanı olduğunu düşünürseniz bunu çok yaşamam doğal diyorum ama içimden de üzülüyorum.  Kendime bakıyorum ben de bu hal yok peki o zaman neden diyorum neden ? Arkadaşım beni az mı seviyor? Allah aşkına yoksa bunları sadece ben mi yaşıyorum?”

Anı yaşamak varken sürekli fotoğraf çekip paylaşmak derdinde çokluk. Bu hayatı yaşamak mı? Hadi canım sende bana göre ıskalamak. Çünkü bir fotoğraf koymak benim hayatımda minumum 10 dk. alıyor 🙁

Birde işin “yaşanmış anlar”dan çok “özel üretim fotoğraflarla” dolu yanı var Bakınız, dün twitterda rastladığım video:

Sosyal Medyanın Ürpertici Karanlık Tarafını Anlatan Kısa Film “Hashtag NoFilter “en güzel örneği.

Bana göre önemli olan insanın nasıl göründüğü değil , ne olduğu.. Herkes kendi markasını, sosyal medya imajını yaratmak isteyebilir. Ama insanın çok değerli anlarını böyle yapay bir zemine oturtması hayatını buna göre yaşaması bana göre değil. Neyse ki böyle de yaşamadığım için mutluyum. Sosyal medyayı da kendi istediğim gibi kullanıyorum. Ruh halim ne isterse o ve her zaman ben benim. Yani “sosyal medyada olmazsa olmaz”lar için yaşamıyorum.

Diyeceğim şu ki sosyal medyada mükemmel bir profil için çaba göstermek yerine kendimiz olmak daha kolay. Sosyal medyada takipçi vb sayısı artsın, marka değerim yükselsin, imajım netleşsin vb çabaların yerine gerçek ilişkiler kurarak hayatı gerçek yaşamalıyız . Merak etmeyin hiç bir şey kaçmıyor. Sosyal medyada her şeye geriye dönük bakabilirsiniz. Ama unutmayın hayatın tekrarı yok. Tek bir an var , o da içinde olduğunuz an.

YSM

İçeriği Paylaşın

Son Yazılar

Sosyal İkilem (The Social Dilemma) sonrası endişelenmeli miyiz?

Geçtiğimiz hafta Netflix belgeseli Sosyal İkilem'i (The Social Dilemma) izledim. Uzun yıllardır sosyal medyanın içinde olan biri olarak izlediklerim herkes kadar beni...

Sat-7 Türk’teydim!

Bugün (10 Eylül 2020) SAT7- TÜRK’te sevgili Şemsa Deniz Bakır'ın “Lezzetli Sohbetler” programına konuk oldum. Fotoğraf, sosyal medya ve...

Duchenne’nin dostu olalım!

"Düşenin dostu olmaz" atasözünü herkes duymuştur. Bir de bir hastalık var ki "Duchenne" diye yazılıyor ve "düşen" şeklinde okunuyor. Geçtiğimiz yıl; 7...

Büyük Aşk; Miles Davis & Juliette Greco

Pandemi sürecinde en büyük arkadaşım Netflix oldu. Temizlik, ev işleri, canlı yayın ve hayatı devam ettirme çabaları derken bana kalan gecelerdi. Dizi...

Evde Kışlık Domates Püresini Nasıl Yaptım?

Uzun bir aradan sonra merhaba. Blog yazmaya başlayalı 15 yıl oldu. İlk günlerde tamamen günlük mantığıyla yazdığım blogumla bugüne kadar neler yaşadık....

popüler kategoriler

2 YORUMLAR

  1. yeşimcim herkesin sosyal medyasında bir imajı var, bu imaj var olan değil, görüntülenmek istenen kısım.
    Bu konuda yazacak çok şeyim var ama yazında dikkatimi çeken diğer bir profil de gülüp eğlenirken mutsuz – umutsuz profil çizip insanlardan destek almayı seven ilgiye aç profiller…
    İnsanlara hep güveniyorum sonuç hüsran… Hayat hep bana acımasız davrandı… Sırtımdan vuruldum… vs gibi ağlayan ve yorumlardan desteklenip güç almaya çalışan profiller…
    Hep sen misin mağdur kardeşim diyesim geliyor kimilerine :))
    Ergenlikte ”hayat gerçekten çok zor” diyen gençler gibi ilgi bekliyorlar :))

  2. Elifcim,

    ha ha ne güzel yakalamışsın. Bazı insanlar kurban olmayı seçiyor bazıları da avcı herkes kendine göre sosyal medyasında 🙂 Biz, sen ve ayna olanlar gerçekten kendi olan haller içinde . Hep söylerim kendin olabilmek en güzeli yoksa çok sanal çok kurgu
    Öperim seni,
    YSM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yorumlar