MEVLANA CELALEDDİN RUMİ’den…

-

Dünya onu okuyor, konuşuyor. Türkiye’de ise son zamanlarda çok kişi izinde… Uzun zamandır yoluna aşk, gönül adadığım  Mevlana Celaleddin RUMİ’den paylaşmak istedim. (Not fotoğraf Rumi’nin mezarına ait değildir. Henüz gitme şansına sahip olamadım)

evliyaaa

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi…
Ağladım.

Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.

Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla…
Zamanla yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…

İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…
Sonra da her insanin içinde
iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi…
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
öğrendim.

İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu…
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.

Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
önemli olduğunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…

Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi…
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta…
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerek tiğine aydım.

Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrendim.

Namusun önemini öğrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
sürmemek olduğunu öğrendim.

Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu…
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
“lezzet” kattığını öğrendim.

Her canlının ölümü tadacağını,
ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya …
Kalp durur …
Akıl unutur …
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur …

Mevlana Celaleddin RUMİ

İçeriği Paylaşın

Son Yazılar

2021 Ocak Yüksek Teknoloji Dergisi

Dijital detoksu duydunuz mu bilmiyorum. Bilinen detoxlar gibi; Internet ve teknoloji kullanımımızı kısıtlayarak zihinsel ve bedensel arınma sağlamak için dijital detox yapılıyor. Güncel...

Sanat Eseri Nedir? Neden Alınmalıdır?

Sanat eseri, insan eliyle oluşturulmuş insanlarda estetik hazlar, heyecanlar ve tepkiler uyandıran yapıtlara denir. Sanat eserleri kendisine yönelen, onu kavrayan ve sonuçta...

Kulakları Kelebek

"Her insan bir uçurum Her ruh uçurtma Yüksekten korkuyorum Gözlerime derin bakma / Cemil Onay" "Rüzgarı Boyayan Ressam" olarak tanınan, meşhur "Göz Kırpan Kız" duvar resmini...

Reklam yasağına bir kala

Geçtiğimiz hafta boyunca gündemimiz Whats App'dı. Whats App; kullanıcıların uygulamayı kullanmaya devam edebilmesi için güncellenen koşullarını ve gizlilik ilkesini kabul etmelerinin zorunlu...

Hayata Gülümse

Merak ediyorum, pandemi bitince normal hayata dair konuları konuşmaya ne kadar zamanda adapte olabileceğiz. Sizde de öyle mi bilmiyorum ama geçen hafta...

popüler kategoriler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yorumlar