Ana Sayfa Blog

Siber Saldırılar ve Güvenlik

0

Gün geçmiyor ki yerli ve yabancı birçok şirketin hacker’ların saldırısına uğradığını okumayalım. Yazıyı yazarken “WhatsApp hesapları tehlikede” başlığıyla bir yazı daha ekranıma düştü. 

Teknolojiyi sonuna kadar tükettiğimiz şu günlerde hackerler Yemeksepeti, Facebook, LinkedIn ve Clubhouse’un sistemlerindeki güvenlik açıklarını tespit ederek içinde Türk kullanıcılarında bulunduğu milyonlarca kullanıcının kişisel verilerine ulaştı. 

Şirketler saldırıyla ilgili ardı ardına açıklama yapa dursun mağdur olduğumuz ortada. Ne kadar güvendeyiz, güvende miyiz? Teknoloji kullanımında istediğimiz kadar güvenlik protokolleri uygulasak da iki faktörlü kimlik doğrulama bile bu verilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesini önleyemiyor. Şirketler, bu durumu fark ettiğinde ise iş işten çoktan geçmiş oluyor. 

Clubhouse CEO’su, raporların aksine kullanıcı verilerinin sızdırılmadığını söyledi!

Clubhouse Ceo’su Paul Davison yaptığı açıklamada, kişisel kullanıcı verilerinin sızdırıldığını iddia eden bir raporun “yanlış” olduğunu söylemiş olsa da Cyber News , kullanıcıların kimlikleri, adları, kullanıcı adları, Twitter ve Instagram tanıtıcıları ve takipçi sayılarının bulunduğu bir SQL veritabanının çevrimiçi bir hacker forumuna gönderildiğini bildirdi. Cyber News’e göre, sızdırılan bilgiler arasında kredi kartı numarası gibi hassas kullanıcı bilgilerinin olmadığı ortaya çıktı.

Cyber News, geçtiğimiz hafta 500 milyon LinkedIn kullanıcısının kişisel verilerinin toplandığını ve çevrimiçi olarak yayınlandığını bildirdi. Microsoft’a ait şirket, LinkedIn’den hiçbir özel üye hesabı verisinin sızıntıya dahil edilmediğini söyledi.

Bu haber, 533 milyon Facebook kullanıcısının kişisel verilerinin ücretsiz olarak çevrimiçi olarak sızdırıldığının keşfedilmesinden sadece birkaç gün sonra geldi. Facebook sızıntısının kullanıcıların telefon numaralarını, doğum tarihlerini, konumlarını, e-posta adreslerini ve tam adlarını içerdiği bildirildi.

Tima Miroshnichenko adlı kişinin Pexels’daki fotoğrafı

Veri ihlalinin bir parçası olup olmadığınızı nasıl kontrol edebilirsiniz?

İlk sorunuz, elbette bu ihlalin bir parçası olup olmadığınızı nasıl kontrol edeceğiniz olacaktır. Verilerinizin tehlikeye girip girmediğini öğrenebileceğiniz birkaç yer var.

Veri ihlallerini izleyen sitelerde e-postanız ya da telefon numaranız ile sorgulama yapıyorsunuz. Açıkçası insan bu sorgulamayı bile yaparken ya yine kötü niyetli kişilerin eline geçerse diye düşünmüyor değil. 

2021’de veri gizliliği beklentilerimiz neler?

2020’ye pandemi damgasını vurunca 2021’de ne bekleyeceğimizi tam olarak bilmememiz ve durum daha kötüye gidemez diye düşünürken her gün farklı bir süreci yaşıyoruz.  

Şirketlerin pandemi sürecinde şu an öncelik vermeleri gerekenin veri gizliliği olması gerektiği ortaya çıkmış durumda. Hepimizin mahremiyeti söz konusu. Kimse verilerinin 3. Şahıslarla ulu orta paylaşılmasını istemez. 

Pandemi, mahremiyet konusundaki tüm tutumları da tersine çevirdi. Şimdi insanların nerede olduğunu ve risklerini takip etmek – yönergeler dahilinde – daha kabul edilebilir hale geldi.  Pandemi öncesi kişisel mahremiyeti ihlal ediyor olarak görülüyordu. 

Çalışan davranışlarını çevrimiçi olarak izlemek mi? Mümkün değil kabul edilemezdi. Mahremiyet ile kurumsal gereklilik arasında ince bir çizgi izleyen şüpheli bir uygulamaydı. Ancak şimdi, işletmeler uzaktaki büyük iş gücü ile karşı karşıya ve çoğu, çalışanların hoşnutsuzluğuna veya kızgınlığına rağmen üretkenliğe göz kulak olmanın yollarını düşünüyor.

Pandemi, işletmeleri bilgi ve veri güvenliğine karşı önlem almaya zorladı. 2021 ve sonrasındaki güvenlik eğilimleri bu genişletilmiş siber saldırılar alanında şekilleniyor. 

Siber güvenlik, daha güvenli bir dijital uygulama çalışmalarımızın, toplumumuzun bu krizden emin ve dirençli bir şekilde kurtulmasına ve ilerlemesine yardımcı olmak için kritik olduğu bir andayız. 

Pandeminin gösterdiği dijitalleşmede güvenliğe daha çok ihtiyacımız var. 

2021’de verilen milyonlarca siber iş ilanıyla görüyoruz ki acilen siber güvenlik uzmanlarına ihtiyaç var. 

Siber güvenlik ile ilgili ihlallerin ve haberlerin daha da büyümeye devam edeceğini ve her sektörde önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum. İster kamu, ister özel, ister birey kapsamında olsun siber güvenlik, siber standartlar ve gereken uygulamaları güvenliğimiz yararına olacak şekilde düzenlenmesi dileğim.

Sağlıkla güven içinde yaşayacağımız günlere.

Yeşim Mutlu 

Nisan 2021; Yüksek Teknoloji, Tekno Mutlu

2021 Nisan Yüksek Teknoloji Dergisi

0

Güncel yaşam ve teknoloji dünyasının her ay merakla beklenen Yüksek Teknoloji Dergisi 25. sayısı #teknomutlu köşem için “Siber Saldırılar ve Güvenlik” i yazdım ✍🏻

Keyifli okumalar

si

3RIN ile müzik…

0

“Müzik ruhun gıdasıdır” diye boşuna dememişler. Bir de arkadaşlarınız arasında Türkiye’nin en iyi DJ, müzik yapımcısı, müzik direktörleri vb. olunca yeni müzikleri keşfetmek ya da sevdiğiniz müziklerin hikayesini dinlemek insana çok büyük keyif veriyor. Keza pop müzikten, Türk sanat müziğine birçok ses sanatçısı ile müzik ekseninde beraberiz. Gerçekten çok şanslıyım ki birçok albümün şarkılarının demo halini dinliyorum.

Müzik benim hayatımda olmazsa olmaz. Radyo kadar sosyal medyada keşfettiğim müzik ve şarkıların peşine de düşerim. 3RIN ile de böyle tanıştık. Instagram keşfette karşıma çıkan 3RIN (@3rinmusic) meğer Türkiye’de çok popüler olan müzik şirketi Thrace Music / Romanyalı müzik insanlarından biriymiş 🙂

Bundan sonrası 3RIN’den. Keyifli sohbet ve samimi cevapları için 3RIN’e çok teşekkür ediyorum.

İlginç bir şekilde tanıştık 🙂 Seni senden tanıyabilir miyiz? 3RIN kimdir?

Sevgili Yeşim hakikaten öyle. Ama müzik evrensel. Yeniden merhaba, ben Erin Danet 21 yaşındayım. Romanya’nın Braşov kentinde yaşıyorum. Vokal, söz yazarı ve aranjörüm. Thrace Music ile ortak çalışmalar yapıyorum.

Thrace Music derken? Biraz bahseder misin?

Cristian Tarcea’nın (Monoir) yönettiği Thrace Music Romanya’da uluslararası çalışan, bünyesinde çok hit sanatçılara sahip olan bir plak şirketi. Dharia, Brianna, Kate Linn ve benim gibi birçok sanatçı Thrace Music’te 🙂

Peki, sen Thrace Music’te hangi projelerde yer aldın?

Thrace Music ile birlikte, Ehna, Brianna ve Monoir’in sihirli dokunuşları ile keyif alarak yaptığım bazı şarkılar;

3RIN &EHNA- Oulala (by Monoir)

BRIANNA x 3RIN- Lips Lips (by Monoir)

Bu projelerim 8 ay ve 1 sene önce yayınlandı. Aranje, vokal ve söz müziklerini keyif alarak yaptığım, hepsinin bende özel yeri ve hikayesi olan projelerimi klipleri ile birlikte Thrace Music Youtube kanalında bulabilirsiniz.

Müzik kariyerin nasıl başladı? Müzik yapmak hayalin miydi?

Çok küçük yaşlarımda başladı 🙂 Gitar ve davul çalıyordum. Sonra Braşov’da Tudor Ciortea okulundan piyano ve kanto eğitimi aldım. Tabii sadece okul bana yetmedi kendi müziğimi yaratmak için çok çalıştım. Kendimi müzik ile ifade etmenin yollarını aradım. İnsanlara farklı kültürlere hitap etmeye başladım. Sonrasında farklı ülkelerdeki insanlar ile çalışma fırsatları yakaladım. Bu süreçte Thrace Music ve Cristian Tarcea’nın yardımları ile birçok projede iş birliği yaptım.

Söz yazarken ya da aranje yaparken nelerden esinleniyorsun?

Bazen okuduğum kitap bile öncü olabiliyor. Bir sözü hatta bir kelimesi bazen kendimle bütünleştirebildiğim birçok şey. Bazen de eski yaşanmışlıklarımdan geliyor aklıma. Ana tema konu kafamda canlanırsa benim için çok kolay oluyor. Bazen de anlık yaşadığım hayattan belki o anın zevkinden büyüsünden etkilendiğimde de olabiliyor. Açıkçası değişiyor. Hayal gücüme, hislerime güveniyorum.

Pandemi nasıl geçiyor? Yeni projelerinden bahsedebilir misin?

Pandemi hepimiz için farklı bir süreç oldu. Sabırsızlanarak beklediğim yeni bir projemiz var. Türk aranjör Görkem Sala ve Yunanistanlı Solven ile birlikte söz ve vokallerini yaptığım üç farklı kültürün bir arada olduğu deep ve slap house tarzında müziğimiz muhtemelen haziran gibi Thrace Music’ten yayınlanacak.

Sevgili 3RIN heyecanla müzikleri ve yeni projelerini bekliyoruz. Müzik hep bizimle olsun.

Yeşim Mutlu

24 Nisan 2021, Milliyet, Pembenar, Yaşam 

“İyi ki…”lerimiz birlikte çoğalsın!

0

Z kuşağı gümbür gümbür geliyor. Gelecek adına çok umutluyum. “Teknoloji kuşağı” olarak adlandırılan bu çocuklar son derece iyimserler, özgürler ve onlar için her şey mümkün. Z kuşağının toplumsal sorunlar karşısındaki duyarlılık seviyesi için uzmanlar”Zaman içerisinde gerçekleştirilecek çalışmalar ile netlik kazanacak” diyor olsa da tüm gözlemlerim son derece duyarlı ve farkındalıkları yüksek çocuklar olduğu.

Yağmur ve Armağan Karakaş’da Z kuşağı çocuklara muazzam örneklerden. “Gelecek Sizin” adında bir kitaba imza attılar. Bir ailenin öyküsünden etkilenerek başlattıkları iyilik;bugün 11 ünlü isimle yaptıkları söyleşilerden oluşan “Gelecek Sizin” kitabıyla taçlanmış durumda. Kitabın gelirini 9 Eylül Üniversitesi Çocuk Hastanesi Acil Bölümünde yatan çocuklara destek olmak amacıyla bağışlayan bu ikiz kardeşlerin hikayesini çevrimiçi bir söyleşiyle size aktarmak istedim.

E.Armağan ve Yağmur Karakaş kardeşlere, anneleri Nihan Hanım’a, sevgili arkadaşım Orhan ve Deniz Meriç’e söyleşi sürecindeki destekleri için çok teşekkür ederim. Her zaman iyilikle, sevgiyle, sağlık dolu günlerde buluşalım.

Sevgili Yağmur, Sevgili Armağan; “Gelecek Sizin” adında ünlü ve etkileyici kişilerle röportajlardan oluşan bir kitap yazdınız. Bir hayalden yola çıktınız. Sizi bu kitabı yazmaya iten neydi?

Yağmur: Biz eskiden beri ufak tefek yardımlar hep yapıyorduk zaten. Lise öğrencisi olduğumuz için meslek seçimi yapmamız gerekiyor. Sürekli bir araştırma içindeyiz. İşinde başarılı kişilerle konuşma şansımız olsa çok iyi olur diye düşünüyorduk.Bir sosyal sorumluluk projesi tasarladık. Farklı mesleklerden işinde başarılı kişilerle röportaj yapabilirsek, kitap olarak bastırıp gelirini de bağışlarsak hem liseli öğrenciler için yol gösterici bir kitap çıkar, hem de ihtiyacı olan çocuklara sağlık ve eğitim adına fayda sağlamış oluruz diye düşündük. 9 Eylül Üniversitesi ile irtibata geçtik. Çocuk Hastanesinin ihtiyacı olan bir cihazı almayı, kalan parayla da EÇEV (Ege Çağdaş Eğitim Vakfı)’nda okuyan burslu çocuklar için tablet ve satranç takımları almayı planladık.

Kitabı okurken söyleşi yaptığınız kişilere sorduğunuz sorular dikkatimi çekti. Bu 11 kişiyi nasıl belirlediniz?

Armağan: Biz önce çok emin değildik bize cevap verirler mi diye. İlk olarak Azra Kohen ve Selçuk Şirin’e projemizden bahseden bir e-posta attık. Olumlu yanıt gelince cesaret geldi. Birlikte oturup farklı meslek dallarında başarılı olmuş, tanınan 18 kişi belirledik. Kitabın satılabilmesi için bu kişilerin tanınan, sevilen, başarılı kişiler olması gerekiyordu. Böylece hem hayat tecrübeleri ve tavsiyelerinden faydalanacaktık, hem de insanlar bu tanınmış kişilerin röportajlarını okumak isteyeceği için kitabımızı kolaylıkla satıp, büyük bir bağış yapabilecektik.

Kitabı yazarken en çok hangi alanda zorlandınız?

Yağmur: Soruları hazırlarken. Çünkü herkese aynı soruları sormak doğru olmazdı. Önce özgeçmişleri bulduk. Onları ayrı ayrı okuyup, her kişiye ayrı sorular sorduk. Kitabın gerçekten fayda sağlamasını istediğimiz için detaylı araştırma yapıp, doğru sorular sormak istedik.

Kitabın gelirini 9 Eylül üniversitesi Çocuk Hastanesi Acil Bölümünde yatan küçük kardeşlerimizin tedavisi için gerekli olan bir cihazı almak amacıyla yola çıktığınızı söylediniz. Daha önce ne gibi projeler hayata geçirdiniz?

Yağmur: Biz ilk olarak ilkokul 4. Sınıftayken yılbaşı harçlıklarımızla kendimize değil hastanede onkoloji bölümünde yatan çocuklara hediye almıştık. Hastanede yılbaşı ağacı kurduk, hediyeleri o ağacın altına bıraktık. Onlar o paketleri sevinçle açarken bu kadar mutlu hissedeceğimizi hiç tahmin etmemiştik. Birilerine yardım etmek, onları mutlu edecek bir şey yapmak bizim için yeni bir şeydi. İki hafta sonra hastaneden bir teşekkür mektubu yolladılar, bu bizi çok motive etti ve daha çok şey yapmak istedik. O yaz, ikinci el eşyalarımızı sattık. Kıyafet, okuduğumuz bitirdiğimiz kitap; ne bulursak… O parayla da Kuşadası’nda bir engelliler okuluna kırtasiye yardımı yaptık.

Armağan: Daha sonra 9 Eylül Çocuk Hastanesi açıldığında duvarlarına hayvan figürlü duyuru panoları yaptırdık ve astık. Onkoloji Bölümünde kalmak zorunda olan kardeşlerimiz için annemizin birkaç arkadaşıyla yaptırdığı oyun odasına her sene oyuncak ve kitap gönderdik.

Siz kimlerden ilham aldınız?

Bizim ailede herkes yardım yapmayı sever. Özellikle annem, babam ve anneannem. Hayatta herkesin eşit şansa sahip olmadığı ve elimizden geldiğince insanlara yardım etmemiz gerektiği öğütleriyle büyüdük biz. Bizim böyle büyük bir projeye başlama cesareti göstermemiz buna bağlı. İlham kaynağımız ailemiz yani.

Kitap yazmak ve sosyal sorumluluk projelerinde yer almaktan başka hayatınızda neler yapıyorsunuz?

Yağmur: 11. sınıf öğrencisi olduğumuz için üniversiteye hazırlanıyoruz. Pandemi olduğu için sosyalleşmek mümkün değil zaten.

Armağan: Bende 11. sınıf öğrencisiyim. Çok yoğun bir program. Vakit buldukça spor yapıyorum ve gitar çalıyorum.

Yaşıtlarınıza neler söylemek istersiniz?

Armağan: Kitabı okursanız Selçuk Şirin’in bir sözü var. ‘Yola çıkın…Yol görünür’ diyor. Bu proje ilk başta çok olası görünmüyordu bize aslında. Ama biz bir hayal kurduk, bir adım attık, ısrarla onun peşinden gittik, çok çalıştık ve başardık. Siz iyilik için yola çıkınca gerçekten destek görüyormuşsunuz. İyilik gerçekten bulaşıcıymış. O yüzden aklınızda iyilik adına bir proje varsa siz de harekete geçin, arkası geliyor diyorum.

Yağmur: Bu hayatta herkes eşit şansa sahip değil. Biz böyle iyilikler yapınca sanki bunu eşitlemiş gibi hissediyoruz. İyilik yapmak sadece yaptığınız kişiye değil, size de iyi hissettiriyor. Özellikle lisedeki arkadaşlarımız için kitabı alarak farklı meslek dallarından başarılı olmuş bu kişilerin hayatlarını ve tecrübelerini okumalarını tavsiye ederim.

YSM’in notu: Kitapta yer alan Fazıl Say, Selçuk Şirin, Azra Kohen, Filiz Eczacıbaşı Sarper, Erhan Erkut, Fahir Atakoğlu, Ufuk Tarhan, Murat Özyeğin, Mehmet Öz, Yılmaz Büyükerşen, Nasuh Mahruki’nin çok sözü hepimize ilham olacak nitelikte 🙂

Yeşim Mutlu

21 Nisan 2021 Haberlercom

Heybeliada’da Mutlaka Gezmeniz Gereken 4 Yer ve En İyi Otelleri

0

Büyükada’dan sonra en önemli adalar arasında yer alan Heybeliada, gerek doğal güzellikleri gerekse tertemiz havasıyla ön plana çıkan bir tatil bölgesidir. Ada üzerinde birden fazla kültüre ev sahipliği yağan güzelliklerin yanı sıra kalabalık ve gürültüden kaçarak stresten uzak ve keyifli dakikalar geçirmek isteyenlerin tercih ettiği bölgedir. Büyükada ziyaretiniz sırasında bisiklet kiralayarak ada bisiklet kiralayarak adanın eşsiz güzelliklerini görme fırsatını bulabilirsiniz.

Heybeliada otelleri, birbirinden kaliteli hizmetlerin yanı sıra güler yüzlü personelleri ve gezilecek yerlere yakın bir konumda olmaları nedeniyle yoğun bir şekilde müşterilerini ağırlamaktadır. Ayrıca tertemiz havası ve otellerin ev rahatlığını değerli müşterilerine sunması nedeniyle tatilinizin bittiğine oldukça üzülecek bir rahatlığı sunmaktadırlar. Heybeliada otelleri öncesinde adada bulunan birbirinden güzel ve farklı bölgesini gezmeniz için birkaç ipucu vereceğiz. Heybeliada ziyaretiniz sırasında birden fazla geçilecek yer olduğu için biz bunlar arasında eleme yaparak görülmesi gereken en önemlilerini sizin için aşağıda bir araya getirdik.

Heybeliada’da Gezilecek Yerler

  • Heybeliada Deniz Lisesi: Denizden adaya ziyaretiniz sırasında en dikkat çekici ve en göze çarpan bir yapı olan Heybeliada deniz lisesi, 1773 yılında inşa edilmiştir. İlk olarak Deniz Harp Okulu olarak inşa edilen bu okul, geçmiş dönemlerde farklı kurumlara bağlanarak farklı isimleri alsa da 1946 yılında günümüzdeki ismi almıştır. 245 yıllık bir tarihi izleri üzerinde taşıyan bu okul günümüzde aktif olarak eğitimi devam ettiren bir okuldur. 
  • Aya Yorgi Manastırı: Hangi tarihte inşa edildiği bilinmeye Aya Yorgi Manastırı’nın gerçek ismi ise Gahios Georgios tou Kremnou’dur. Ancak yapılan çalışmalar ve incelemeler sonucunda kesin bir bilgi edilmese de 16. Yüzyılın son dönemlerinde inşa edildiği tahmin edilmektedir. Manastırın 3 farklı yapıdan oluştuğu bilinmektedir. Ancak 1882 yılında bir yangın çıkması sonucundan büyük hasar almıştır. Yangından sadece günümüze Rus eserleri kalmıştır. Heybeliada ziyaretiniz sırasında gezilebilecek yerler arasında en önemli yerler arasındadır. 
  • İsmet İnönü Evi: 1924 yılında bir rahatsızlanma sonucunda dinlenmesi önerilen İsmet İnönü, dinlenme süresi boyunca bu adayı seçer. Ada Refah Şehitler Caddesi üzerinde yer alan bu evde konaklayan ismet İnönü, evi oldukça beğenir ve bir süre sonra bu evi satın alır. Ancak bu evi önemli kılan ise ev içinde bulunan eşyaların Mustafa Kemal Atatürk tarafından alınmasıdır. Günümüzde müze olarak kullanılan bu evdeki eşyaların yüzleri değişse de aktif olarak sergilenmeye devam etmektedir. 
  • Değirmen burnu: Heybeliada’nın görülmesi gereken en önemli alanlarından biri de değirmen burnudur. Heybeliada’nın en güzel koylarından biri olan değirmen burnu, eşsiz güzellikleri ve en güzel doğal manzarasıyla ön olana çıkmaktadır. Geçmiş dönemlerde sahil ve bostanlık alan olarak kullanılsa da günümüzde piknik alanı ve dinlenmek için en özel alanlardan bir tanesidir. 

Heybeliada’da Konaklayabileceğiniz En İyi Oteller

Heybeliada Otelleri, konforu ve kaliteli en iyi şekilde sunan oteller arasındadır. Güler yüzlü personelleri, konforlu odaları ve birbirinden güzel eşsiz manzaralarıyla ön plana çıkmaktadır. Heybeliada ziyaretiniz sırasında konaklamanız için ada içinde bulunan en iyi tesisleri sizin için bir gezinomi.com farklı ile bir araya getirdik. 

  • Perili Köşk Concept Hotel: Heybeliada merkeze 600 metre ve denize sıfır konumda yer alan bu tesis bünyesinde 8 oda bulunmaktadır. Tesis denize sıfır konumda olması nedeniyle eşsiz bir manzaraya ev sahipliği yapmaktadır. Güler yüzlü personelleri, konforlu odaları ve eşsiz manzarasıyla Heybeliada ziyaretinizde tercih edebileceğiniz en iyi tesisler arasındadır.
  • Merit Halki Palace: Heybeliada merkeze 350 metre ve Heybeliada vapur iskelesine 2 kilometrelik mesafede yer alan bu tesis birbirinden konforlu ve günlük düzenli olarak temizlenen 45 oda ile değerli müşterilerine hizmet vermektedir. Yemyeşil bir alan üzerine kurulu olan ve plaja 300 metrelik mesafede yer alan bu tesisin ayrıca kendine özel bir adet açık yüzme havuzu bulunmaktadır.

Keyifli günlerimiz olsun.

YSM

Evden Çıkamama Hastalığı: Agorafobi

0

Her insanın bazı nesnelere veya durumlara karşı korkusu bulunabilir. Bunlar evde yalnız kalmak, hayvanlar, yükseklik, doğa üstü varlıklar gibi sıralanabilir. Agorafobi ise alan korkusu olarak adlandırılır. Bu korkuya sahip olan kişiler bir alana sıkışmış hissini yaşarlar. Bu kişiler bir ortam içerisinde utanılacak şeyler yapacağını düşünüp, ortamdan kaçamayacak gibi hissedebilir.

Sık karşılaşılan Anksiyete bozukluklarından biri olarak bilinen bu hastalık, kişilerin kontrolünü kaybetmesini ve hızlı kalp atışları sebebiyle çeşitli kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskini artırmaktadır. Agorafobi belirtileri sahip kişiler evden dışarı çıkmakta zorlanabilir, yanında güvendiği bir kişi olmadan sosyal hayatını devam ettirmekte güçlük çekebilir. Bu durum hayatı tamamen değiştirebilir. 

Agorafobi Neden Olur?

Agorafobi, kişinin kontrolünü sağlayamadığı ortamlarda gelişir. Hastalığın gelişme sürecinde kişilik özellikleri de önemli yer tutar. Mükemmeliyetçi olarak tanımlanan obsesif bozukluk çeşidine sahip kişilerde agorafobi gelişme sıklığı daha yüksektir. Agorafobi nedenlerinden bazıları şu şekilde sıralanabilir;

  • Asansör, uçak, metro gibi kontrolün sağlanamadığı durumlarda
  • Ailede psikolojik hastalıklar öyküsü bulunuyorsa veya bu korkulara sahip kişilerle uzun süre vakit geçirildiyse,
  • Kişi ölüm, doğal afet, taciz veya tecavüz gibi travmalardan etkilendiyse,
  • Sinir sistemi ile bağlantı olarak biyolojik nedenler varsa agorafobi gelişebilir.

Agorafobi Belirtileri Nelerdir?

Agorafobi, zaman içerisinde gelişebilir ve travmaların etkisiyle tetiklenebilir. https://www.uzmandoktor.net görüşüne göre agorafobi hastalığının belirtileri ise şu şekildedir;

  • Kalabalık ortamlarda bulunamamak
  • Evden çıkmak istememek
  • Tek başına vakit geçirememek
  • MR cihazı, kapalı otopark, tiyatro, sinema, tünel gibi dar alanlarda bulunmakta zorlanmak
  • Dar alanlarda panik, nefes darlığı, bayılma hissi, kalp krizi geçirme hissi gibi düşüncelere kapılmak
  • Kaygıların okul ve iş gibi sosyal yaşantıyı etkilemesi
  • Kaygıların kontrol altına alınamaması
  • Bu kaygı ve düşüncelerin 6 aydan daha uzun süredir devam etmesi durumunda agorafobi şüphesi duyulabilir.

Agorafobi Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi sürecine başlanılması için kişinin korktuğu veya kaygı duyduğu alanın veya durumun net olarak bilinmesi gereklidir. Kişi ilk aşamada neonatoloji doktorları ile iletişime geçmeden önce aşamalı olarak maruz bırakma uygulamasını kendi başına uygulayabilir. Denemelerden başarılı sonuç alınamıyor ise sağlık kuruluşuna başvurularak psikoterapi desteği alınması önemlidir.

Bilişsel davranışçı terapi uygulamaları ile kişinin zihnindeki kaygı belirlenir ve aşamaları olarak kaygılarını yenmesi sağlanır. Bu süreçte kaygıyı etkileyen faktörler ve kaygının oluşması durumunda yapılacak hamleler hakkında bilgi sahibi olması sağlanır. 

Agorafobi için EMDR tedavisine de başvurulabilir. Agorafobi tedavi aşamasında Anksiyete bozuklukları da incelenir. Kişinin korkuya kapılmasına neden olan negatif düşünceler incelenerek bu düşünceye karşı sistemik şekilde duyarsızlaştırılması sağlanır. 

Sanal gerçeklik gözlüğü olarak adlandırılan uygulama da terapinin bir parçası olabilir. Sanal gerçeklik gözlüğü ile hastanın kaygı yaşadığı ortamda bulunması ve kontrollü bir şekilde kaygılarından uzaklaşması sağlanır. 

Terapi sürecinde kişi terapistine güvenmeli, öneri ve uyarılara uymalı, korkuyu tetikleyecek zararları alışkanlıkları bırakmalıdır.

Yoksa siz hala >>postnick’inizi almadınız mı?

0

Kullanıcı adınızı belirleyip posta adresinizi ekliyorsunuz. Sonra istediğiniz kişiye ya da kuruma sadece bu kullanıcı adınızı veriyorsunuz. Adresine istediğiniz her neyse hemen geliyor. Gerçek dışı mı geldi? Yok hayır, hiç gerçek dışı değil. Artık “Postnick” var! İlk duyduğum anda ben de “yok artık” demiştim ama var artık 🙂

Postnick’in yaratıcıları Buğra Kocatürk ve Yiğit Çallı’dan girişim hikâyelerini Clubhouse’da bir sohbet odasında dinledikten sonra mutlaka iletişime geçmeli ve birebir dinlemeliyim demiştim. Bu süreçte hikâyelerinin hızına biraz geç kalmış olsam da asla geç olmaz diyerek hikâyelerini aktarmak istedim.

Çevrim içi gerçekleştirdiğimiz söyleşilere bir yenisini eklerken yüz yüze görüşeceğimiz günlerin hayaliyle hayata tutunuyoruz. Heyecan verici projeleri dinlemek ve paylaşmak bana ilham oluyor.

Buğra Kocatürk, Yiğit Çallı

Postnick çok güzel gelsene!

İkinizde kurumsal hayatı geride bırakıp eylül ayından bu yana Postnick’e yoğunlaştığınızı, ocak ayında Postnick’i hayata geçirdiğinizi söylediniz. Postnick nedir ve nasıl ortaya çıktı?

Buğra: Postnick’in ilk versiyonu, 2020 yılının Eylül aynda hayata geçirdik ve o günden bu yana sürekli geliştirmelere devam ediyoruz. Belirttiğiniz gibi Ocak ayında da şu andaki sürümünü yayına aldık.

Postnick’i tüm dünyada adresleri kolaylaştırmayı hedefleyen bir çözüm olarak tanımlayabiliriz. İl, ilçe, mahalle, apartman numarası, posta kodu ve daha birçok farklı bilgiyi barındıran adreslerin, dünya üzerinde kabul görmüş bir standart bulunmuyor. Teknolojinin hayatımızda bu kadar büyük bir öneme sahip olduğu bir dönemde, milyarlarca kişi hâlâ bu uzun adres detaylarıyla zaman kaybediyor. İnternet üzerinden alışveriş yaparken, kargo şubesinde bir paket gönderirken ya da acil durumlarda ambulans gibi hizmetleri almak istediğimizde hep uzun, detaylı adresimizi paylaşmak durumunda kalıyoruz. Ve bunu tekrar tekrar yapıyoruz. Postnick olarak amacımız, herkesin adresini kendi tercih ettiği bir takma isim ile adlandırmasına ve tüm adreslerini tek bir merkezi uygulamadan yönetebilmesine imkân sağlamak. Tüm adreslerinizi Postnick hesabınıza kaydedip, onlara >>can, >>eda.ofis ya da >>005 gibi istediğiniz takma ismi ücretsiz olarak verebiliyorsunuz ve adresinizi, gerekli her durumda bu isimler aracılığıyla bir saniyede paylaşabiliyorsunuz. Bu takma isimleri, ömür boyu sahip olacağınız adres bilginiz olarak düşünebilirsiniz. Taşındığınızda ya da iş değiştirdiğinizde dahi, adres isminiz aynı kalıyor. Tek yapmanız gereken, Postnick hesabınıza girip, adres isminize tanımlı adres detaylarını güncellemek oluyor. Bütün bunları düşündüğümüzde; bu takma isimler, yani >>postnick’ler ile birlikte tüm dünyanın kabul ettiği global adres standardını oluşturmayı hedefliyoruz.

Postnick’in çıkış hikâyesi ise tamamen bireysel olarak yaşadığım bir tecrübeye dayanıyor. Kariyerimde yaptığım bir iş değişikliği sonrasında internet üzerinden yemek siparişi vermek istedim ve ilgili web sitesini ziyaret ettim. Fakat sipariş verme adımına geldiğimde, hesabımda yeni iş adresimin kayıtlı olmadığını fark ettim. Hemen eski ofis adresimi sildim, yeni ofis adresimi buldum, hesabıma kaydettim ve siparişi tamamlayabildim. Tam da o esnada şunu farkettim, bu adres güncellemesini sadece o web sitesinde değil, üye olduğum bütün platformlarda, bütün aboneliklerimde ve tüm resmî kurumlarda da gerçekleştirmem gerekiyor. Yaşadığım bu zaman ve efor kaybını nasıl çözebilirim diye düşündüğümde, merkezî bir adres yönetim platformu olan Postnick fikri ortaya çıktı ve üzerinde yoğun bir şekilde çalışmaya başladım. Yaşadığım bu problemleri ve üzerinde çalıştığım çözümü Yiğit’le de paylaştığımda, birçok kez ev ve ofis adresini değiştirmiş biri olarak benimle aynı heyecana sahip olduğunu gördüm. Adres ile ilgili kendi yaşadığımız problemleri, milyarlarca insan adına çözmek amacıyla da Postnick’i hayata geçirdik.

Postnick’in dünyada ve Türkiye’de ilk olduğunuz sizinle yapmış olduğumuz çevrimiçi sohbette öğrendim. Kabul görmenin ötesinden çok benzersiz olduğunu düşünüyorum. İlk olmak nasıl bir duygu?

Yiğit: Adres sorunsalı ve buna çözüm arayışı aslında yeni değil. Posta kodu, apartman kodu, alfa nümerik kod veya 3 kelime (what3words) kullanımı gibi birçok farklı yöntem bu problemi bir nebze kolaylaştırmak için kullanılmakta. Bizler de, başta kendi hayatlarımızda yaşadığımız sorunlardan yola çıktık ve dünyada ne gibi farklı uygulamalar, sistemler var? Bunlar bu global sorunun hangi adımlarını kolaylaştırıyorlar ve nerelerde eksikleri var tüm detaylarını araştırdık. Konunun derinliğine indikçe de aslında sorunun bizim tahmin ettiğimizden de büyük olduğunu fark ettik. Sadece modern şehir hayatında yaşayan kişileri değil, sokak ismi dahi olmayan coğrafyalarda yaşayan milyarlarca insanı da kapsadığını gördük. Tüm bu verilerin ve değerlendirmelerin sonucunda da Postnick’i adres sorununa her alanda çözüm getirecek benzersiz bir modelde hayata geçirdik. Postnick’i ilk yayına aldığımız gün yaşadığımız heyecan inanılmazdı. Dünyayı değiştirebilecek, milyarlarca kişinin hayatını kolaylaştırabilecek ve bu büyük hayalin ilk gerçek büyük adımı canlı bir şekilde karşımızdaydı. Daha yolun çok başındayız ve önümüzde gidilecek çok yol var. İlk olmanın getirdiği zorlukların farkındayız. Ancak aştığımız her engelin ve hayatını kolaylaştırdığımız her yeni bireyin yaşattığı heyecan ile yolumuza devam ediyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Facebook ve LinkedIn (söyleşiyi yayına alırken buna Clubhouse’da eklendi) kullanıcı bilgilerin/ verilerinin sızdırıldığını öğrendik. Sizde durum nasıl? Veriler nasıl kullanılıyor? Postnick kullanan diğer kişiler / kurumlar kullanıcıların verilerine ulaşabiliyor mu?

Buğra: Hiçbir firmanın başına gelmesini istemeyeceğimiz bu olayları, maalesef bizler de üzüntüyle takip ettik. Geçmişte de birçok firmanın başına gelen benzer durumlarda şahitlik etmiştik; fakat eminiz ki bahsettiğiniz bu kurumlar yaşanan gelişmeler sebebiyle bizden katbekat üzgün durumdalar ve gerekli tüm önlemleri çok hızlı bir şekilde hayata geçirdiler. Birçok firmada olduğu gibi bizim içinde bilgi güvenliği en öncelikli konuların başında geliyor ve ekip olarak tüm gelişmelerimizi bunun bilinciyle hayata geçiriyoruz. Şunu da belirtmekte fayda olduğunu düşünüyorum; kullanıcılarımız Postnick’e üye olacakları mail adresini ya da takma isim seçimlerini kendi kimliklerinden tamamen bağımsız bir şekilde gerçekleştirebilirler. Ben, Buğra olarak herhangi bir mail adresi ile Postnick’e bir hesap oluşturup, adımı soyadımı dahi paylaşmadan >>temmuz gibi bir takma isim seçme imkanına sahip oluyorum. Bu durumda kaydettiğim adresin, kime ait olduğu ile ilgili hiçbir eşleştirme bilgisine Postnick sahip olmuyor.

Adreslerin kişilerle ya da kurumlarla paylaşım konusunda ise; kullanıcılarımız hangi adreslerinin kimler tarafından erişilebilir olduğuna tamamen kendileri karar veriyorlar. Kullanıcılarımız kendilerini istemediği müddetçe, hiçbir ver, farklı kişilere ya da kurumlara aktarılmıyor. Örnek olarak; >>anahtar takma ismine tanımlı adresini herkesin erişimine açan bir kullanıcımız >>can.ev takma ismine tanımlı adreslerini ise sadece kendisi erişebilecek şekilde tanımlayabilir. Adres bilgisini paylaşmak istediği entegre platformlarda da, hangi adresinin ilgili platforma aktarılacağına tamamen kendisi karar verebilir. Dolayısıyla, Postnick kullanıcıları veri gizliliği konusunda istedikleri seçimi kendileri yapmakta tamamen özgür oluyorlar.

Adres bilgilerimiz hayatımızda hayati bir yer teşkil ediyor. Postnick ile merkezi bir yönetim söz konusu. Hayat geçirdiğiniz bu platform hayatımızı nasıl kolaylaştırıyor?

Buğra: Postnick’in sunduğu merkezi yönetim özelliği ile birlikte artık adreslerimizi tüm platformlarda ayrı ayrı kaydetmemize ve güncellememize gerek kalmıyor. Tüm adreslerimizi sadece Postnick hesabımıza kaydediyoruz ve entegre web sitelerinde, mobil uygulamalarda, dergi aboneliklerinde, kısacası adresimizi paylaştığımız her yerde bu kayıtlı adreslerimize erişebiliyoruz.Taşındığımızda ya da ofis adresimiz değiştiğinde de, her yerde tekrar tekrar adres güncellememize gerek kalmıyor. Sadece Postnick hesabımızda adresimizi güncellediğimiz anda, tüm entegre platformlarda güncel adresimizi otomatik olarak kullanabiliyoruz.

Merkezi yönetimin dışında, adres takma isimlerinin, yani >>postnick’lerin hayatımıza katacağı diğer kolaylıkları da çok kısa belirtmek isterim. Artık bir gönderi yapmak istediğimizde, kargo şubesinde uzun uzun teslimat adresi yazmakla vakit kaybetmeyeceğiz. Teslimat adresi yerine >>can ya da >>masa gibi alıcının >>postnick’ini paylaşmamız yeterli olacak. Ya da acil bir durumda ambulans çağırmamız gerektiğinde, telefonda panik içerisinde adresi aktarmaya çalışma yerine sadece >>postnick’imizi paylaşacağız. Postnick’in kullanım alanları tabii ki bu senaryolarla limitli değil. Temel olarak, adresin hayatımıza dokunduğu her noktada Postnick’i kullanabileceğimiz bir dünyayı yaratmaya çalışıyoruz ve bunun için de birçok firma ile entegrasyon süreçlerini yürütüyoruz.

Uygulama ocak ayında hayata geçti dediniz. Beklediğiniz ilgiyi gördü mü? Yoksa beklenenin çok üzerinde bir ilgi mi var?

Yiğit: Aslında Postnick’in ilk versiyonu eylül ayı içerisinde hayata geçti. Eylül-Aralık döneminde aile, arkadaş çevremizden üye olan ilk kullanıcılarımız ve farklı kategorilerden birçok firma ile yüzlerce görüşme gerçekleştirdik. Aldığımız birçok olumlu geri bildirimin yanında platformumuzu daha da ileriye götürecek birçok değerli görüşü de dikkate alarak, Postnick’in hem iş modelinde hem de kullanıcı deneyiminde geliştirmeler yaptık, yapmaya da devam ediyoruz.

1 Ocak tarihinde herkesin 1 adet >>postnick’e ömür boyu ücretsiz sahip olacağı modelimiz ile birlikte resmi olarak canlıya geçtik. Ocak ayında WooCommerce altyapısı kullanan e-ticaret sitelerinin 2 dakika içinde Postnick entegrasyonunu gerçekleştirebilecekleri modülümüzü de yayınladık. Henüz yolun çok başında olmamıza rağmen 20 farklı ülke, 88 farklı şehirden kullanıcıya ulaşarak güzel bir ivme yakaladık. Postnick entegre platformların sayısı ve kullanım alanları arttıkça ilginin de katlanarak artacağından eminiz. Önümüzdeki günlerde farklı kategorilerde önemli marka entegrasyonlarını da duyuracağız. Özellikle sağlık ve acil hizmetler alanında yapılacak entegrasyonlar saniyelerin hayat kurtarabileceği öneme sahip olduğu için çok daha büyük bir ilgiyle karşılanacaktır.

Sizinle konuşmamız sonrası hemen >>yesimmutlu postnick’imi aldım. Peki bir kelime ile adresimizi izin verdiğim herkese gönderirken hangi verilerimi paylaşacağımı kim seçiyor?

Buğra: >>postnick’inizi güzel günlerde kullanmanızı dilerim. >>postnick’inizle birlikte hangi verilerinizi paylaşacağınızı tamamen kendiniz seçebiliyorsunuz. İl, ilçe, mahalle, apartman numarası ya da enlem7boylam gibi adres bilgilerinize ek olarak, isterseniz adres tarifinizi ve telefon numaranızı da >>postnick’inize kaydedebiliyorsunuz. Ayrıca >>postnick’lerinizden birinde daire numaranıza kadar detay verebilirken, bir diğerinde ise sadece enlem/boylam bilgisini paylaşma opsiyonuna da sahipsiniz.

Postnick ömür boyu ücretsiz ve limitsiz diyorsunuz; kendi içinde bir sürü alt postnick’ler oluşturmak ve pazaryeriniz de durum nasıl? Ücretli mi?

Yiğit: Tüm dünyada kullanıcıların ömür boyu ücretsiz 1 adet >>postnick(>>can gibi) sahibi olmaları ve tüm adreslerini bu isim altında sınırsız alt isimler ile 8>>can.ev >>can.ofis, >>can.abc, >>can.123 vb.) tanımlamalarına imkan verecek alt yapıyı sunuyoruz. Kullanıcılarımız eğer farklı başka >>postnick’lere sahip olmak istiyorlarsa ilave >>postnick alımları için yıllık 2 dolar bir bedel ödüyorlar.

Pazar yerinden bahsedecek olursak, kullanıcılar ister almış oldukları >>postnick’leri ister ilave almış oldukları diğer >>postnick’leri pazar yerinde istedikleri fiyattan satış için listeyebiliyorlar. Aynı mantık ile, başkası tarafından alınmış bir >>postnick için de; pazar yerinde listelenmiş olsun veya olmasın, teklif verip anlaşma sağlandığı takdirde bu >>postnick’in sahibi olabiliyorlar.

Pazar yerinde 3 dolardan milyon dolar seviyesine kadar birçok listelenmiş isim bulunuyor. Daha çok yeni olmasına rağmen bu güne kadar 50 ve 100 dolar seviyelerinde transferlerin olduğunu da belirtebiliriz.

Postnick; gördüğüm kadarıyla çok büyük kolaylık sağlıyor. Siz yakında neler eklemeyi planlıyorsunuz? App hali çıkacak mı?

Buğra: Kendi planladığımız geliştirmelerin yanı sıra, kullanıcılarımızdan gelen geri bildirimler odağında ilerlemek bizim için çok değerli. Şu anda üzerinde çalıştığımız ve yakın zamanda hayata geçirmeyi planladığımız birçok farklı özellik ve geliştirme mevcut. Mobil uygulama da bunlardan bir tanesi. Mobil uygulamaya paralel olarak, farklı e-ticaret altyapıları için entegrasyonu daha da pratik hale getirecek modüllerimizi de hayata geçiriyoruz. Yol haritamızda bulunan geliştirmelerle birlikte Postnick’in hayatımıza katacağı farklı değerlere de hep beraber şahitlik edeceğimizi düşünüyorum.

Son olarak siz neler eklemek istersiniz?

Buğra: Postnick olarak, sadece ülkemizde değil tüm dünyada adres problemleri sebebiyle kaybedilen zamanı ve verimsizliği ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Bu amaç doğrultusunda da çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdürüyoruz.

Kendi >>postnick’lerini almak isteyen kişiler www.postnick.com web sitemizi ziyaret edebilir ve istedikleri takma isme ücretsiz olarak sahip olabilirler. Postnick’i kendi platformlarına entegre etmek isteyen firmalar da, yine web sitemiz üzerinden hızlı ve kolay gerçekleştirebilecekleri entegrasyona ilişkin tüm bilgilere ulaşabilirler. Her türlü görüş ve öneri bizler için kritik. Bizimle değerli yorumlarını paylaşmak isteyen herkes bize info@postnick.com e-mail ve >>postnick sosyal medya hesaplarımızdan ulaşabilir.

Size ve tüm postnick kullanıcılarına teşekkür ederiz.

YSM

Buğra Kocatürk 

1987 yılında İzmir’de dünyaya geldim. 2009 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum ve hemen ardından Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde yüksek lisansımı tamamladım. Yaklaşık 12 yıllık kurumsal kariyerimde bugüne kadar, IBM, Huawei ve Amazon Web Services gibi uluslararası firmalarda teknoloji odaklı pozisyonlarda görev aldım. Ağustos 2020 itibariyle de Amazon’daki görevimden ayrıldım ve dünya üzerinde henüz çözülememiş bir problem olan adresleri kolaylaştırmak için Postnick’in kurucu ortağı ve CEO’su olarak girişimcilik hayatıma başladım. Evliyim ve Lara isminde 1,5 yaşında bir kızım var. 

Yiğit Çallı

1982 İzmir doğumluyum. İzmir Amerikan Lisesi’nin ardından Sabancı Üniversite’si Ekonomi Bölümü’nden 2004 yılında mezun oldum. Kariyerime P&G Wella markasında ürün yöneticisi olarak başlayıp, sonraki 15 yıl boyunca kozmetik, ilaç, gıda, içecek, yazılım gibi farklı kategorilerde ürün yönetimi ve pazarlama alanında çalıştım. Son 5 yıldır Kurumsal Marka ve İletişim Direktörlüğü rolünü üstlendiğim Logo Yazılım’dan Ağustos 2020 yılında ayrılıp, Postnick’in kurucu ortağı ve CMO’su olarak girişimcilik dünyasına büyük bir adım attım. Evli ve 8 yaşında bir kız babasıyım. 

Çocuklar için kitaplar

0

Eylül ayında fantastik edebiyatı çocuklara sevdiren yazar, editör ve Türkçe öğretmeni Ömer Ünal ile yollarımız kitabı aracılığıyla kesişti. Kitabının ismi “Yeşim Taşı Efsanesi” olunca ilgimin boyutunu düşünebilirsiniz.

O günden bu yana Ömer Bey ile iletişimiz hiç kesilmedi. Kah geldi söyleştik, kah geldi canlı yayın yaptık. “Yeşim Mutlu ile evden sohbetler” Instagram canlı yayınıma konuk olduğunda kendisinden çocuklar için kitap önermesini rica ettim. Sağ olsun beni kırmadı. Harika önerileriyle bu yazı ortaya çıktı.

Ömer Bey’e çok teşekkür ediyor. Kitapla buluşmalarımız hep devam etsin diyorum 🙂

Çocuklar İçin Kitaplar

Düş gücünün sonsuzluğa akan okyanusunda bembeyaz bir yelkenle yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Üstelik bu mavi yolculuğun misafirleri bu kez sadece çocuklar.

Anne karnında başlayan eğitim yolculuğumuz her dem devam eder. Okul sıralarında, iş hayatında, günlük hayatın karmaşık ancak bir o kadar eğlenceli adımlarında.

Neredeyse tüm hayatımızın en konsantre edilmiş şekli çocukluk anılarımızda ve yaşantılarında saklıdır. Öyle ki bu sonsuz hayat sarmalının içinde var olmanın ve hayal kurmanın anlamını o günlerimize borçluyuz. Nasıl mı? Düşünce dünyamızda çiçekler açtıran ve çiçekleri büyüten belki de en önemli araç sayesinde çocuk kitapları…

Katherine Rundell, “Çocuk kitabı okumak, kaçmak değil bulmaktır. Çocuk kitapları bir saklanma yeri değil, bulma yeridir.” derken insanlığın büyük arayışının, özüne ulaşma çabasının aslında çocuk kitaplarında var olduğunu fısıldıyor bizlere.

Peki; çocuklarımıza, öğrencilerimize hangi yaş gruplarında hangi kitapları okutmalıyız? Birçok öğretmenin ve ebeveynin bu konuda sıkı araştırmalar yaptıklarını biliyorum. Ancak her zaman bir deniz fenerine ya da pusulaya ihtiyacımız oluyor.

Bu nedenle değerli okurlarımız için bu ihtiyacı gidermek adına az ama öz bir liste hazırlamayı uygun gördük. Bu yazıda özellikle 11-14 yaş arasındaki çocukları düşündük. Listede klasikleşen çocuk kitapları ile günümüz yazarları tarafından kaleme alınanlar beraber verilmiştir. Başlangıç için sadece yirmi kitapla sınırlı tuttuğumuz bu listenin devamı da gelecek.

EKATERINA BOLOVTSOVA adlı kişinin Pexels’daki fotoğrafı

Çocukların erken yaşlarda okuma alışkanlıklarını kazanması büyük bir önem taşıyor. Bunun için daha çok kitap ve hep kitap diyor ve sileri listeyle baş başa bırakmak istiyorum.

Küçük Kara Balık- Samed Behrengi – Can Çocuk Yayınları

Çocuk Kalbi- Edmondo De Amicis- İş Bankası Kültür Yayınları

Dünyanın Merkezine Seyahat- Jules Verne- İş Bankası Kültür Yayınları

Pal Sokağı Çocukları- Ferenc Molnár- Yapı Kredi Yayınları 

Oliver Twist- Charles Dickens- Can Yayınları

Martı Jonathan Livingston- Richard Bach- Epsilon Yayınevi

Küçük Prens- Antoine de Saint-Exupéry- Can Çocuk Yayınları

Suna’nın Serçeleri- Gülten Dayıoğlu- Altın Kitaplar

Asılı Dağ’ın Kâhini- Vladimir Tumanov- Günışığı Kitaplığı

Bunun Adı Findel- Andrew Clements- Günışığı Kitaplığı

Dev Şeftali- Roald Dahls- Can Çocuk Yayınları

Haritada Kaybolmak- Vladimir Tumanov- Günışığı Kitaplığı

Kraliçeyi Kurtarmak- Vladimir Tumanov- Günışığı Kitaplığı

Şeker Portakalı- José Mauro de Vasconcelos- Can Yayınları 

Kum Kurdu- Åsa Lind- Kanat Kitap

Konrad ya da Konserve Kutusundan Çıkan Çocuk- Christine Nöstlinger- Günışığı Kitaplığı

Ağaçlı Gül ve Hayal – Berna Durmaz- Günışığı Kitaplığı

Çizgili Pijamalı Çocuk- John Boyne- Tudem Yayınevi

Kar Kurdu ve Canavar- Güzin Öztürk- Tudem Yayınevi

Vanilya Kokulu Mektuplar- Sevim Ak- Can Çocuk Yayınları

Keyifli okumalar.

YSM

09 Nisan 2021, Milliyet Pembenar Yaşam

12 Nisan 2021, Koç Burcunda Yeni ay ve Burçlara Etkisi

0

Koç Burcunda Yeni ay; 12.04.2021; 22° Koç Burcu Sabian Sembolü;

 Ağır ve değerli ama örtülü bir yük taşıyan pastel renklerde bir kadın

Ruhunun derinliklerinde hangi acıları, hangi sırları hangi hayal kırıklıklarını hangi önemli olayları saklamaya çalışıyorsun? Ruhunun yorgunluğu bu yüzden mi? Boynun büküklüğü bu sebepten mi? Uzaklara dalan gözlerin sisli puslu.

Bu sembolden de anlaşılacağı gibi, çok önemli olan şeyleri başkalarından gizlemek için büyük çaba sarf etmekle ilgili konuları gösteriyor. Üzerindeki sorumluluklar mı sana ağır geliyor? Belki de kimseye belli etmeden herkesin sorumluluklarını yüklendiniz ve şimdi altında eziliyorsunuz. Hayat paylaşınca keyifli ve kolay geçer. Üstlendiğin yükü paylaştığında yolda rahatlıkla ilerleyebilirsin. Kahramanca, kimsenin senden beklemediği şekilde her şeyi tek başına kendin halletmek ve tek başına taşımak zorunda değilsin. Gülüyormuş gibi yaptığın yerlere dön bir bak. Aman kimse üzülmesin diye her şey normalmiş ve hiçbir şikayetin yokmuş gibi yaptığın yerleri fark et. 

İçinde yalnız, soğuk simsiyah bir yas, matem varken, dışarıya büründüğün bu renkler niye?  Örtbas etmeye çalıştığın duyguların, sorumlulukların, mecburiyetlerin seni günden güne zayıflatıyor. Zaman etrafından akıp giderken, sen neşeliymiş gibi davranırken, içine dökülen gözyaşların geride kalan kendi hayatına. Ruhunun derinliklerine kilitlediğin her acı her keşke her sır bedenindeki ilk çatlaktan görünür olmak isteyecek. İçindeki kış yerini yaza bırakmak isteyecek…

Gökyüzünde koç stelyumlu bir yeni ay var. Güneş ve Ay 22°decede kavuşmuşken, Chiron, Merkür ve Venüs de bu ateş enerjisini iyice arttırmak istercesine sahnede yerlerini alıyorlar. İçimizdeki ateşi körükleyen bu yeni ay ile meydan okuma cesaretini cesurca gösterebileceğimiz günlere ilerliyoruz. Kolay kolay savaşmadan pes etmeyeceğiz. Yaralarımızla yüzleşmek kolay olmayacak ama eğer bir yara bandı değil gerçek bir iyileşme istiyorsan çare yine sen de, bunu keşfedeceğiz. Korkusuzca derinliklerinde bastırılmış, üstü örtülmüş yaralarına yürüyebileceksin. 

Yükselende, melankolik ve kendini kurban edebilecek derecede fedakar Balık burcu var. Sadalbari sabit yıldızı yükselene eşlik etmekte, bu sabit yıldız hırslı bir yapı verebileceği gibi aşırı coşku ile bazen hatalı kararlar ile adım atılabileceğini ifade etmektedir. Ateş elementinin yoğun olduğu bu gökyüzünde sakin kararlar almalı.

Venüs-Plüton sert doksanlık açısı ekonomideki sert dalgalanmalara işaret ederken, ikili ilişkilerde zor ve dönüştürücü rüzgarların eseceğini söylemekte. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Tamamlanma hissiniz özlüyoruz. “BEN” duygusu uzun zamandır ilk defa bu kadar güçlü hissediliyor. Kendimiz için artık var olmak isteyeceğiz. İçgüdüsel olarak bir şeylere adım atarak “tamamlanmak” isteyeceğiz. Kimileri hayatında artık yalnız kalmak istemediğini fark edecek, armudun sapı üzümün çöpü demeden hayat yolunda yanında birinin olmasını, elinin tutulmasını isteyecek ve kendi özgür iradesi ile seçecek. Kimileri bu hayat yolunda işinin hakkını tam anlamıyla vermek isteyecek, daha çok çalışacak, daha çok detaylarda kaybolacak ve cesaret edemediği yeni projelere adım atacak.

Koç burcundaki bu yeni ay ve Marsın etkileri ile birlikte Dünya gündemine sıcak hareketliliklerle damgasını vurabilir. Akdeniz’de sular ısınıyorken, dikkatlerin Karadeniz’e ve Rusya’ya çevrileceği günler olabilir. Askeri hareketlilik haberleri Dünyanın birçok yerinden gündemimize düşecek. İzmir ve çevresi ile  Çanakkale ve çevresi ile ilgili haber alabiliriz.

Bu yeni ay ile birlikte içimizde uzun zamandır adım atamadığımız, bizi ayağımızdan çeken yada duygusal anlamda blokaj oluşturan neler varsa yüzleşeceğiz. Tüm bunların üstüne çıkabilme gücünü ve cesaretini kendimizde bulacağız. Şimdi kendinize şu soruyu sorma zamanı, Ben ne istiyorum? Bunun cevabını korkusuzca yüksek sesle söyleyebildiğinize, istekleriniz yolunda cesur bir adım atabilirsiniz. Artık kendi hayatınızı kendi hayallerinizi yaşayın.

Yıldızın Daima Parlasın

Gülden Güneren

Karma Astrolog

Koç ve Yükselen Koçlar

Dış dünyaya karşı duruşunuzu, görünüşünü değişmekle cesur adımlar atıyorsunuz. İhtiyacınız olan motivasyon bu yeniayda geliyor ve kendiniz dışarıya karşı daha rahat ifade edebilmeniz için fırsatlar sunuyor. Çok cesur ve girişimcisiniz.

Boğa ve Yükselen Boğalar

Bu yeni ay ile birlikte içe dönüş yolculuğunuz başlıyor. Derinlerinizde gömdüğünüz bazı acılar ile yüzleşme ve kapanışlar için gökyüzü size fırsatlar sunmakta. Yüzleşmekten korkmayın. Kimi sırlar önünüze serilecek.  

İkizler ve Yükselen İkizler  

Yerinizde duramayacağınız, enerjinizin çok yükseleceği günlerden geçiyorsunuz. Bu yeni ay ile birlikte gündeminizde arkadaşlarını ve sosyal çevreniz olacak. Dikkat çekecek kadar cesursunuz. Organizasyonlar sizden sorulur. İçinizdeki yaralı çocuğa bu yeni ayda ilgi gösterin.

Yengeç ve Yükselen Yengeçler 

Kariyerinizde cesur hareketle ile ilerliyorsunuz. İhtiyacınız olan motivasyon bu yeni ay ile birlikte iş hayatınızı canlandıracak. Tamamlanmamış olan yanlarınızın eksikliği ile içinizdeki uzun zamandır görmezden geldiğiniz yaraları keşfedebilirsiniz. Şifa da çare de sizsiniz.

Aslan ve Yükselen Aslanlar 

Yerinizde duramayacağınız, buram buram melankoli eşliğinde eski gezdiğiniz yerleri şehirleri yâd edeceğiniz bir yeni ay. Yükseköğrenim, yabancılarla ilişkiler, uluslararası işler, uzun seyahatler gündeminizde olacak. Karşınıza çıkabilecek bir eğitim yada seminer teklifine sıcak bakmalısın, o atacağın cesur adım kimlerin hayatını değiştirecek kim bilir.

Başak ve Yükselen Başaklar 

 Koç burcundaki bu yeniay ile gündeminizde ödenmesi gereken vergiler, krediler, borçlar olabilir. Karşına başkalarının parasını yönetebileceğin bir fırsat çıkabilir. Kıtlık bilinci ile yüzleşmeli ve onun kökünde yatan sebepleri olayları keşfetmek için harika bir gökyüzü var.  Neden olmasın!

Terazi ve Yükselen Teraziler

Cesur ateş enerjisi gökyüzünde sizin eş ve ortaklıklarınızda var olan bazı derinlere gömüşmüş ve görmemezlikten geldiğiniz sorunlar ile yüzleşmenize sebep olacak. Yüzleşmenin sonucunda sorunlarınıza çözümler bulabilirsiniz. Atmanız gereken imzalar var ise detaylara dikkat etmelisiniz. 

Akrep ve Yükselen Akrepler 

Ateş elementinin yoğunluğu sizin günlük işlerinize de yansıyacak. Bazı gerginliklerin sizi yolunuzdan alı koymasına izin vermeyin. Hava değişiklikleri sağlığınıza etki etmemesi için kendinize ii bakmalısınız. Günlük işler, yanımızda çalışanlar, evcil hayvanlarınız gündeminizde.

Yay ve Yükselen Yaylar   

Buram buram aşk kokan cesur adımların atılacağı bir yeni ay sizi bekliyor. Beklentileri çok yüksek tutmayın, önce karşınızdakini tanımalısınız. Çocukları olanlar, onlarla birlikte eğlenceli aktiviteler gerçekleştirebilirsiniz. Yaratıcı yönünüzü keşfedebilirsiniz.

Oğlak ve Yükselen Oğlaklar 

Gündeminizde aileniz ve eviniz olabilir. Atalarınızdan bu yana süre gelen bazı karmik olayların yarattığı sorunlar ile derinlere inerek yüzleşebilir ve bunları şifalandırmak için fırsat bulabilirsiniz.  Ev, emlak gibi taşınmazlar ile ilgili bazı konular gündeminizde olabilir.

Kova ve Yükselen Kovalar

Koç burcundaki yeni ay gündeminize kardeşlerinizi, yakın akrabalarınızı ve komşularınızı taşıyabilir. Yeni bir eğitim fırsatı karşına çıkabilir ve cesur bir adım ile bu eğitime katılma kararı alabilirsiniz. Sosyal medyadaki paylaşımlarınıza dikkat etmelisiniz.

Balık ve Yükselen Balıklar  

Koç yeni ayı içinizde uyuyan o cesur yanınız ile tanışmanızı sağlayabilir. Gündeminizde kendi gelir kaynaklarınız ve kazanımlarınız olacak. Hangi cesur adımları atarsam yeni proje ve girişimlerden karlı çıkarım sorusunun cevabını dolu dolu alacağınız bir yeni ay. Bereketiniz bol olsun.

Seni çok sevdik “Clubhouse”

0

Sosyal medya her zaman yeni yıldızlarını yaratıyor. Tüm dünyada sayısız habere konuk olan bazı kişilerin çok sevdiği bazıların nefret ettiği TikTok uygulaması dördüncü yılını geride bıraktı. Sırada ne var diye düşünürken henüz bir yılını bile tamamlamadan Clubhouse hayatımıza girdi.

Uygulama her geçen gün daha çok kişinin ilgisini çekiyor. Daha şimdiden bazı ülkelerde “yasaklı uygulamalar” listesine bile girdi. 

Belki siz Clubhouse’u şimdiye kadar hiç duymadınız? Bu uygulama nedir, ne değildir? Gelin ben size kullanıcı deneyimiyle birlikte anlatayım 🙂 

Clubhouse Nedir?

Clubhouse, ses tabanlı bir sosyal medya uygulaması. Şu an sadece iOS kullanıcılarına ve davetiye şartıyla açık. Platform; Ne görüntü ne video ne de farklı görsel paylaşımlara izin veriyor. Ayrıca gerçek kimlik bilgilerini ve telefonunuzla üye olmanız gerekiyor. Farklı bir isimle yer alayım derseniz var halinize. 

Clubhouse kurucuları Paul Davison ve Rohan Seth; “her yerde insanların konuşmasına, hikayeler anlatmasına, fikir geliştirmesine, arkadaşlıkları derinleştirmesine ve dünyanın her yerinden ilginç yeni insanlarla tanışmasına olanak tanıyan, “sese dayalı yeni bir sosyal ürün türü” olarak platformu tanımlıyor.

Clubhouse’da farklı konularda, canlı, serbest akışlı bir podcast’e benzer farklı sohbetlere, girip çıkabilirsiniz. Sadece dinleyebilir veya düşüncelerinizi dahil etmeyi seçebilirsiniz. Bir konferans, bir kokteyl partisi veya kulüp binası hayal edin. Burada herkesin ilgi alanına göre bir oda seçeceği bulunuyor.

Clubhouse gerçek bir deneyim sunduğu için; canlı dinlediğiniz konuşmalar, tartışmalar ya da sadece merak için göz attığınız bir oda da bile saatler geçirmenize sebep olabiliyor.

Canlı sohbetlerde ister oda açıp moderatör olabilirsiniz isterseniz sadece dinleyici. İstediğiniz kadar oda değiştirebilir ilgi alanınıza göre ister genel sohbetlere dahil olur, ister özel oda açabilir ya da sadece kendi kulübünüzde sohbet edebilirsiniz. 

Burada ki en önemli deneyimin gerçek hayattaki etkileşimlerinizi birebir size sunması. Clubhouse sesiniz uygulamadan çıkmaması için her geçen çaba sarf ediyor. Ana kural konuşmaların kaydının olmaması ve kaydedilmemesi.

Clubhouse’a nasıl davetiye alırsınız? 

Şu anda Clubhouse’a davet olmadan katılmak söz konusu değil. Yine de iPhone kullanıcısıysanız ve uygulama çok ilginizi çekiyorsa hemen app store’dan indirebilir ve kendinize ait kullanıcı adını ayırabilirsiniz. Bekleme listesinde isminizi gören Clubhouse kullanıcıları da sizin platforma girişiniz için onay verebilir.

Clubhouse; yakın zamanda android kullanıcılarının da platformda yer alacağını söylüyor. İlk aşamada yavaş yavaş topluluk oluşturmak istediğini ve daha çok sayıda insana hizmet verebilecek özellikler hazırlamak istediğiniz belirtiyor. 

Clubhouse’u kimler kullanıyor? 

Clubhouse ünlüleriyle meşhur. İlgi alanınıza göre seçim yaptığınız  sohbet odalarında için bir bakıyorsunuz Oprah Winfrey, Elon Musk, Kevin Hart, Drake, Chris Rock veya Ashton Kutcher gibi insanların sesini duyabiliyorsunuz. Platforma 30 0cak 2021’de dahil olmuşken birkaç gün sonra Mark Zuckerberg’in uygulamaya girmesi beni çok şaşırtmıştı. Yine Elon Musk’un Putin’i Twitter üzerinden Clubhouse’a davet etmesi platformda çok konuşuldu 🙂 (Clubhouse’un çok konuşulan odası “The Good Time Show”)

Türkiye’de ilk günlerde hemen herkes Gülben Ergen, Ahmet Davutoğlu ve İrem Derici’nin sesini duymuş olabilir 🙂 Ünlü ve sektörün önde gelen tanınmış isimleriyle çoktan cazibe merkezi haline gelmiş durumda. Ağ kurmak ve sesini dinlediğiniz fikirlerini beğendiğiniz farklı kişileri hemen takibe almak sadece bir tık uzağınızda 🙂 

Haliyle Clubhouse’a ilgi her geçen gün artıyor. Ünlü, ünsüz, güçlü , güçsüz burada tüm sohbetler gösterişsiz. Sadece kendiniz olmanız ve duygularınız ifade etmeniz sizi çok farklı kişilerle bir arada olmanıza ve topluluk haline geçmeye hızlıca sürüklüyor.

Ağ kurmak şu an platformun en gözde yaklaşımı. Ünlüler dışında, markalarda müşteri olarak gördüğü kişilere odaklanıyor. Açıkçası Clubhouse şimdiden bir tür statü sembolü haline geldi. Yalnızca davetle kabul gören bir platform olduğu için ülkemizde davetiye satışı yaparak para kazananlar ya da telefonlarını değiştirenler de olmadı değil 🙂 

Clubhouse Odaları neler? Nasıl Konuşma yapabilirim? 

Platformda Open Room (Herkese açık), Social Room (Sosyal Oda) ve Closed Room (Kapalı Oda) olmak üzere üç farklı seçenek mevcut.

Open Room açan kişiler herkesi kurdukları odaya alabiliyor.

Social Room’da sadece odayı açan kullanıcıların takip ettiği kişiler odaya girebiliyor. 

Closed Room ise odayı kuranların tek tek seçerek belirledikleri kişilerle odada görüşmesine imkân veriyor.

Clubhouse size uygulamaya kaydolurken ilgi alanlarınızı soruyor. İgi alanınıza göre ve takip ettiğiniz kişilerim bulunduğu odalar karşınıza çıkıyor. 

Siz girdiğiniz odada konuşma yapmak isterseniz ‘el kaldır’ simgesine dokunmanız yeterli. Oda moderatörü sizi konuşmacı olarak söz verirse konuşma yapabiliyorsunuz. Odadan ayrıldığınızda da moderatörlere herhangi bir bildirim gönderilmiyor.

Clubhouse’u nasıl silersiniz? 

Clubhouse’a bir davetiye aldınız, kullandınız ama sevmediniz ve silmek istiyorsunuz? Peki şimdi ne olacak? 

Uygulamayı silmek kaydolmak kadar kolay değil. Uygulama içinde Clubhouse hesabınızı silme seçeneği veya düğmesi yoktur. Doğrudan Clubhouse ile iletişime geçmeli ve verilerinizi silmelerini istemeniz gerekiyor.

Uygulamanın gizlilik politikasında “Kişisel Verilerinizi değiştirmeniz veya düzeltmeniz gerekirse veya hesabınızı silmek isterseniz lütfen hesabınıza giriş yapın veya bizimle iletişime geçin (support@alphaexplorationco.com adresinden)” .

Maalesef Clubhouse’un talebinizi ne kadar hızlı takip edeceği belli değil.

Evet, Clubhouse’a girmek zor olabilir, ancak ayrılmak da aynı derecede zor olabilir. 

Clubhouse ekosisteminde herkes şimdiden para kazanma fırsatları için imkanlarını araştırıyor. Bu yazıyı yazarken Twitter Clubhouse a benzer özelliği Spaces’i nisan ayında herkesin kullanımına açacağını duyurdu.

Clubhouse’un hızlı yükselişi kişisel verilerin kullanımı, güvenlik vb konuları tartışmaya açsa da pandemi döneminde çok hızlı çıkış yapan bir platform olmaya devam ediyor.  

Clubhouse kullanımına ilişkin araştırmalar henüz yok. Bu sebeple Y ve Z kuşağının YouTube, Twitch, Tik Tok, Instagram gibi sosyal ağlar kadar ilgi duyuyor mu belirsiz.

Clubhouse’un yarattığı dalga ortada. Pandemi’de hepimizin çok sevdiği bu uygulama yakın gelecekte nerelere evrilecek bilmiyorum. Çok farklı bir platform sunduğu ve çok sevdiğimiz kesin. Bunun en büyük sebebinin de yüz yüze görüşemeyip, topluluk halinde olamadığımız günlerde bize çok farklı kişilerle rahat sohbet edebildiğimiz bir ortam sunması. Bir de işin içinde teknoloji devleri olunca çok daha merak edilen bir platform haline gelmesi 🙂

Clubhouse’da gelirseniz hep beraber sohbet ederiz, görüşmek üzere.

Yeşim Mutlu

Nisan 2021, Sosyopix Mag dergi

Dijital Dönüşüm: İklim Değişikliğiyle Mücadelenin Anahtarı Olabilir mi?

0

Dijital bir çağda yaşıyoruz. Ancak yaşadığımız gezegen dijital değil ve kaynakları sınırlı. Çağımızın en önemli sorunlarından biri de hiç kuşkusuz iklim değişikliği. 

2020’nin hikayesinin toplamında felaketler ve Pandemi var. Bu satırları yazarken Covid-19’da ülke olarak bir yılı geride bıraktık. Hayatımızın her yönünü etkileyen, asla hayal edemeyeceğimiz bir yıldı. Bundan on yıl sonra, Pandemi’de  hatırlayacağımız dünya genelinde koronavirüs salgını sebebiyle evde kaldığımız süreçte pek çok alanda değişikliklere şahit olmamız. Hava kirliliğinde dramatik bir düşüş yaşanması, vahşi hayatın şehre inmesi, denizlerin temizlenmesi, böcekler, bitkiler, ses kirliliği ve ışık kirliliğinde azalma paylaşımlarını hangimiz unutabilir? 

Ne yazık ki; işlerin pandemide kısa bir süre durması, daha şiddetli iklim krizini önlemek için yeterli değil. Bu süreçte tüm dünyada şirketlerin çevresel sorumlulukları nasıl ele aldıkları sorgulanmaya başladı. Sürdürülebilirliğe olan talep her geçen gün artıyor.

Her şeyin nasıl daha iyi olabileceğini görme fırsatı bulduk! Ya şimdi?

Sürdürülebilir geleceği mümkün kılan temel değişimin dijital dönüşümle hızlanması gerçeğini gördük. Lakin; Dünya Meteoroloji Örgütü (DMÖ)’nün yayınladığı 2020 İklim Durumu Raporu, karbon salımı hızla kabul edilir seviyelere düşürülmezse yakın gelecekte insanlığı bekleyen felaketleri çoktan ortaya koydu. Rapora göre, 2030 yılına kadar iklim değişikliği kaynaklı felaketler yüzde 50 oranında artış gösterecek, iklim değişikliğinin yarattığı ısınma nedeniyle tropikal sivrisinek türleri Avrupa’ya yerleşecek. Avrupa’da yaşayan insanlar sivrisinek türlerinin taşıdığı viral hastalıklarla yüzleşmek zorunda kalacak. Kuraklık hayatımızın bir gerçeği haline gelecek. Sonbahar – Kış mevsimlerinde yağış alan Türkiye’nin de içinde bulunduğu yakın coğrafyamızda yağışlar azalacak. Buğday, mısır, ayçiçeği gibi türler yetiştirilemeyecek ve insanlığı asırlardır besleyen su kaynakları iklim değişikliği nedeniyle kuruyacak ya da eski gücünü yitirecek. Yağmur rejimleri de değişeceğinden, yer altı su kaynakları da kullanılamayacak hale gelecek.

Markus Spiske adlı kişinin Pexels’daki fotoğrafı

Peki neler yapabiliriz?

Çevresel anlamda sürdürülebilirlik için de geleneksel yöntemlerle çevreyi korumanın ötesine geçmemiz, dijitalleşmenin nimetlerinden yararlanarak çevresel etkileri en aza indirmemiz gerekiyor. Bu anlamda, teknolojik gelişmeler bize büyük bir fırsat sunuyor; bu fırsatların en başında da dijitalleşme geliyor. 

Şirketlerin dijital dönüşüm geçirmenin çevresel etkisinin farkında olması gerekiyor. 

Dünya çapındaki en iyi şirketlerin paydaşları dijital dönüşüm ve teknolojiyi sağlamak için adımlar atmış durumda.

Dijital dönüşümle birlikte gerçekleştirilecek çalışmalarda; 

  • verimli doğal kaynak tüketimi
  • finansal kaynakları harekete geçirmek
  • fosil yakıttan sürekli enerjiye geçiş
  • iklim değişikliği risk azaltımı
  • tedarik zinciri iyileştirme
  • BT dahil sektörler arası dönüşüm
  • kentsel ve kırsal ekonomi arasındaki dengeyi korumak
  • doğa odaklı çözümler almak
  • savunmasız gruplar ve alanların korunması
  • emisyon ve kirlilik seviyelerini en aza indirmek birincil amaç olması gerekiyor.

Yapay zeka, IoT gibi teknolojiler iklim değişikliği risklerinin azaltılmasında büyük rol oynayabilir. 

Yapay zekanın dijital dönüşüm devrimine öncülük etmede oynadığı önemli rol inkar edilemez. Dijital Dönüşümle birlikte yapay zeka, robotik, nesnelerin interneti (IoT), bulut bilişim ve diğerleri gibi dijital teknolojiler dünyayı yeniden tanımlıyor ve insanların yaşama ve çalışma şeklini sürekli değiştiriyor. 

Dijital dönüşümle birlikte, şirketler mevcut çözümleri genişletmek, karbondan arındırma yaratacak ve iklim değişikliği risklerini azaltacak şekilde yenilik yapmak ve şirket politikalarını belirlemek zorundalar. Yenilenebilir enerjilere yeniden yön vermeye ve kıt su kaynaklarına bağımlılıklarını azaltmaya odaklanan stratejiler planlamaları gerekiyor.

Dijital dönüşüm sürecinde de çözülmesi gerekenlerden bir tanesi de dijital karbon ayak izi.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, veri merkezleri 2019’da yaklaşık 200 terawatt saatlik elektrik tüketimini, küresel kullanımın yüzde 1’ini oluşturuyordu. Bununla birlikte, küresel internet trafiği 2020 Şubat ve Nisan ortası arasında neredeyse yüzde 40 arttı. Google; günümüzde enerji ihtiyaçlarının çoğunu güneş ve rüzgardan alıyor. Google; temiz enerjiye 2 milyar dolara kadar daha fazla yatırım yapmayı planladığını duyurdu . Yine 2020 eylül ayında, 2007’de karbon nötr hale gelmeden önce tüm operasyonel emisyonları hesaba katmak için dengelemeler satın alarak Google’ın tüm karbon mirasını ortadan kaldırdığını açıkladı.

Dijital dönüşüm küresel ekonomiyi dönüştürürken ve her sektördeki güçleri ortaya çıkarırken, aynı zamanda sürdürülebilir bir gelecek inşa etme potansiyelini en üst düzeye çıkaracaktır.

Değişen bir iklim, yenilenemeyen doğal kaynakların aşırı tüketimi, biyolojik çeşitlilik kayıpları, yoğun ormansızlaşma, aşırı doğal afetler, büyük karbondioksit emisyonu, yetersiz hava ve su kalitesi, tek başına yüzleşilmesi imkansız olan gerçek zorluklardır. 

Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için farkındalık ve harekete geçmek çok önemlidir. Sürdürülebilir üretim-sürdürülebilir tüketim-geri dönüşüm süreçlerini içeren dijital dönüşüm sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıyor.

Sonuç olarak, iklim krizini ve daha geniş sürdürülebilirlik gündemini ele almak ve adil bir dijital gelecek için çok çalışmamız gerekiyor. Dijital Çağda sürdürülebilir, iklim açısından güvenli ve eşitlikçi bir dünya inşa etmek gelecek nesiller için en büyük sorumluluğumuz.

Sağlık, sevgi ve daha yaşanır bir gelecek dileklerimle…

Yeşim Mutlu

Mart 2021, Yüksek teknoloji, Tekno Mutlu 

2021 Nisan Sosyopix Mag Dergisi

0

“Clubhouse nedir? Nasıl kullanılır? Davetiyesiz giriş mümkün mü? Uygulamayı beğenmedim nasıl silerim?” Ve çok daha fazlası Sosyopix Mag Dergisi Nisan sayısında. 

Sosyopix Mag derginin yeni sayısında “Seni çok sevdik Clubhouse” yazımla sizlerleyim.

Yazıyı okuduktan sonra neymiş bu #clubhouse der de uygulamaya gelirseniz beni ve Sanat odamı takip etmeyi unutmayın.

Mutlu pazarlar.

04 Nisan 2021, Yeşim Mutlu 

NFT dolu günler bizi bekliyor

2

Dijital (kripto) sanata yatırım yapmak istiyorsanız sizi NFT ile tanıştırayım.

NTF’nin açılımı; non fungible token. Blok zincirindeki var olan birim değerine de token deniyor. Biliyorum aklınız karıştı ama başka türlü anlatabilmeyi henüz bulamadım 🙂

NFT’nin para birimi kripto. Dolayısıyla dijital bir varlık. Dijital sanat eserleri satın alınmasında ve satılmasında kullanılıyor (şimdilik) Dijital ekosistemde bir blok zincirinde kaydedilerek herkese açık olarak eser doğrulanıyor. Benzersiz ve değiştirilemez olduğu içinde iki NFT asla aynı olmaz. Diğerleri her zaman ilk NFT’nin kopyası olarak kalıyor.

NFT, dijital resim, müzik dosyası, tweet, karikatür, fotoğraf, kitap satırları, el yazısı vb çok farklı şekillerde karşımıza çıkıyor.

Mart ayında dijital sanatçı Beeple’ın “Everydays: The First 5000 Days” NFT eseri 69 milyon dolara satılmıştı. 2007’den 2021’e, 13 yıl boyunca her gün üretilmiş 5000 görüntüden oluşan bir dijital kolaj. ‘Everydays’ aynı zamanda özgünlüğü blockchain teknolojisiyle belgelenen ilk dijital sanat eseri olarak tarihe geçti.

NFT, sanatçılar tarafından üretilen eserlerin özgünlüğünün kanıtı olarak konumlanıyor. Bunu sanat camiasının dijital dönüşümü olarak görebiliriz.

NFT; sanatsal değeri olan dijital eserlerin satılmasının yanı sıra çok hareketli günler yaşıyor. Son haftalarda NFT’ye ilginin daha artmasının sebebi Twitter Ceo’su Jack Dorsey’in ilk tweetini NFT’de satışa çıkarması ve Elon Musk. Musk; Twitter’dan bir video ve şarkı paylaşarak, “Bu şarkıyı NFT olarak satıyorum” paylaşımıyla tüm gözleri NFT’ye çevirdi.

Türkiye’den ilk NFT satışı Cüneyt Özdemir’den geldi. Özdemir; Twitter paylaşımını NFT ile 10 bin dolara sattığını ve elde edilen geliri Darüşşafaka’ya bağışladığını yine Twitter’dan açıkladı.

Fenerbahçe’nin dünyaca ünlü futbolcusu Mesut Özil; NFT tabanlı Mesut Özil avatar serisini kendi ürünlerini NFT ile satışa çıkarması da Türkiye’de NFT’nin bir anda gündem haline gelmesini sağladı.

Sevgili dostum Sertaç Taşdelen’in kurucu ortağı olduğu Falaaddin;kullanıcılarının gönderdiği 1 milyarı aşkın kahve falı fotoğrafıyla oluşturulan Mukadderat isimli eser, OpenSea’de 10 saniyelik küçük klipler şeklinde açık artırmaya çıktı.

Bu yazıyı yazarken ünlü karikatürist Varol Yaşaroğlu’nun “Muix” çizimleri ile NFT akımında yerini aldığını öğrenmiş bulunuyorum. Kral Şakir ve Fil Necati orijinal çizimleriyle ilk kez dijital sergide yer alarak satışa sunulması NFT’yi Türkiye’de çok daha konuşulur hale getirecek eminim. Malum Kral Şakir ve Fil Necati çocukların en sevdiği çizgi film.

Son verilere göre NFT piyasasının toplam hacim 184 milyon doları geçmiş. Bugüne kadar 5 milyonun üzerinde satış gerçekleştirilmiş. NFT her geçen gün çok hızlı büyüyor olsa da bitcoinde olduğu gibi -muhtemelen- çok zirve ve çöküş yaşayabilir.

NFT’lere yönelik ilginin benzersiz olduğu ortada. Ben de NFT oluşturmak istiyorum diyorsanız ihtiyacınız bir dijital cüzdan. Az miktarda kripto para (ethereum) satın almak ve dijital içeriğinizi yükleyebileceğiniz NFT ya da kripto sanatına dönüştürebileceğiniz NFT pazarına bağlantı. Gerisi size kalmış.

Son olarak en popüler NFT pazarlarının da OpenSea, Mintable, Nifty Gateway ve Rarible olarak paylaşayım.

NFT dolu günler bizi bekliyor. Dijitalde dijital gelişmeleri yazmak ve sizlerle paylaşmak bana da ilham veriyor.

Sağlıkla, sevgiyle, mutlulukla kalın.

Yeşim Mutlu,

01 Nisan 2021, Haberlercom

Altın Melekle ödüllendirildim!

0

Bu sabah Clubhouse’da Emir Kosif’in “Günaydın” sohbetinde kitap vardı. Siz ne kadar sıklıkla sosyal medyada ya da clubhouse da zaman geçiriyorsunuz bilmiyorum. Clubhouse ile ilgili ilk deneyimim bir makale hazırlamak için olsa da; hayat gibi bazı insanlarda farklı yönleriyle bu sohbetlerde ilgimizi çekebiliyor. Bugün de çok farklı kişilerin düşüncelerini kendi seslerinden dinlemek çok değerliydi. Katkı ve ilham olan herkese teşekkür ederim.

İnsan neden yazar? Ben neden yazıyorum? Ya da neden yazmaya devam ediyorum? Neden yazmak için hayaller kuruyorum? Bunun tek cevabı yok, hiçbir zaman da olmadı. Yazmakta hayat gibi sonsuz olasılıklar içinde sonsuz ruh halleri.

Kendimi bildim bileli yazıyorum. İlk okumayı söktüğüm günden bu yana yazdığımı varsayarsak 42 yıldır yazı hayatımın içinde hep var. Kendimi yazı ile ifade etmek, satırlara sığınmak ve yazarak rahatlamakta işin başka yanı. Günümüzde çok sıkıldığım ve içimde patlayacak gibi duran duyguyu Twitter’da paylaşarak gideriyorum. Sanırım yazmadan geçmiyor benim duygularım öpünce geçecek uflar gibi.

Gün yüzüne çıkmayı bekleyen günlükler, yazılmış dosyalar ve kitapların arasından çıkan notlar. Hiç bulamadıysam dergilerin kenarına yazıp sakladığım satırlar. Sizinle de burada yazıyla buluşmadık mı zaten 🙂

Televizyon, canlı yayın, konuşma ya da farklı platformlarda anlattığım bir hikayem var. Fotoğraf çekmeye başladığım yıllarda yazıdan vazgeçmem ve sadece fotoğrafa odaklanmam istenmişti. Ben de “ikisini de yapacağım” dediğim de pek onaylanmamıştım. Şimdi bakıyorum da geçmişe hem fotoğraf çeken hem yazan15 yıldır durmadan içerik üreten bir kadın var.

Fotoğraf kadar duygusal satırlarda yaşamak yaşatmak benim bakış açımda. Hem şu hayatta kendi hikayesini olmayan kim var ki? Bazılarının hikayeleri oluyor benim de hayallerim o da bir başka yazı konusu 🙂

“Kusursuzluğu unutun, her şeyde bir çatlak vardır. Işık içeri böyle girer ” Leonard Kohen

ALTIN MELEK ÖDÜLLERİ

Kişisel web sitemle başlayan 15 yıllık dijital içerik yolculuğum geçtiğimiz cuma günü (26 Mart 2021) gerçekleşen Altın Melek Ödüllerinde “Yılın En Başarılı Köşe Yazarı” ödülüyle taçlandırıldı. Sevgili Olcay Kutluca ve Diren Yılmaz’ın ev sahipliğinde Double Tree by Hilton İstanbul Topkapı’da gerçekleşen gecede sinema oyuncusu Volkan Başaran’dan ödül almak hem de ödül vermek için Şenol İpek’in keyifli sunumuyla; üç kez sahneye çıkmak unutulmaz anılarım arasında kalacak.

Ödül töreni sonrası heyecan ve duygu yoğunluğuyla web sitem için yazdığım satırlar şu anda sayısız haber sitesinin sayfalarını süslüyor. Yılın en başarılı köşe yazarı olmanın hakkını verdim sanırım. Kendi adımı kendi sitemde geçirmediğim için tüm içeriklerde adım yok ama varsın olsun. Benim meselem yazmakla, paylaşmakla.

15 yıldır kendime olan inancımla, tutkuyla, içimde bir şeyler sarsıla sarsıla yazmaya ve paylaşmaya devam ediyorum.

Bu ödülün ardında o gecede ödül karesiyle paylaştığım gibi;

Çok hayal etmek

Çok düşünmek

Çok yazmak

Çok paylaşmak

Çok vazgeçmek

Çok imkansızlık

Çok zorluk

Çok tutkuyla yaşamak

Çok inanç

Çok emek

Çok özveri

Çok inanmak var.

Yeni hayallere ve başlangıçlara doğru yeniden yelken açtığım bu satırlarda hayatımda çok özel yerleri olan tüm dostlarıma, her zaman içimdeki en iyi YSM’i ortaya çıkaran sevgili dostlarım Özlem Süer ve Sabit Akkaya’ya, tören için Eskişehir’den gelen can dost Şenay Şaşmaz Sadıç’a, değerli okuyucularıma ve Milliyet Pembe Nar’a çok teşekkür ederim.

Aileme teşekkür etmediğimi sakın düşünmeyin çünkü “aile her şeydir” …

Altın Melek Ödüllünü cinsiyet önyargısına ve eşitsizliğe meydan okuyan tüm kız kardeşlerime adıyor ve kadınlar daha çok yazmalı diyorum.

Ödüle layık gören, destekleyen ve organizasyonda emeğe geçen herkese çok teşekkür ederim.

Yeşim Mutlu

30 Mart 2021, Milliyet Pembenar Yaşam