Yaşadığın şehrin küçük veya büyük fark etmez kendi yerel basını yoksa o kentin; gözü görmez, kulağı duymaz, dili konuşamaz. Özellikle Anadolu’da yerel basın sorunlara çözüm üretmede olmazsa olmazlar. Şimdilerde internet üzerinden yapılan yayınlar daha popüler. Radyo ve televizyonlar da mevcut. . Bence basılı gazetenin yerini doldurmaları mümkün değil.

Anadolu da basın iş adamlarının elinde. İş takibi için güç olarak ellerinde tutmaktalar. Özgür, bağımsız, her şeyi yazan yerel basın bulmak neredeyse imkansız.

Kendince bağımsız yerel gazetelerin en önemli gelir kaynakları; reklam gelirleri ve özellikle resmi ilanlar. Basının en büyük düşmanı siyasal iktidarlar, kurumlar, belediyeler vs.

Yerel veya ulusal fark etmez basın ne kadar ekonomik olarak özgürse ve siyasi olarak takıntılı değilse yayınlandığı şehre (ülkeye) o kadar büyük değer katar. Hiç kimsenin söyleyemediğini söyler (yazar), gündeme taşır ve tutar, çözümünde takipçi olur.

Elinde güç tutuyorsan; o gücün etrafında toplananlar ve karşısında olanlar mutlaka olmakta. Zaman ilerledikçe dost sayısı düşman sayısının hayli gerisinde kalıyor. Amatörce yapılan kamu yararı taşıdığınıdüşündüğün bir iş’te bu sefer sorgulamaya başlıyorsun. Kimin için? Ne için? Neyin nesi bu kadar düşman gözle bakan insan? Senden başka memleket meselesini düşünenler mutlaka var(dır).

Yaşadığı kasabaya gazete çıkartarak hizmet ettiğini düşünürken (2003-2006) ister istemez karar verme sürecine giriyor ve yeterince düşmanım var! Diyor ve noktalıyosun.

Eğer gazete sahibi, yöneticisi, kendince güçlü bir kalemiyse alçak dağları ben yarattım havalarına girebiliyor insan. Hele hele benim gibi bir dönem Sarı basın kartı alırsan; bi havalar bi havalar…

Basın özgür değilse, kral çıplak değil!

NOT:

Dop-dolu, hep-dolu, hayat dolu, Anne-Eş, çizgi üstü insan Yeşim Mutlu’nun mifasir blogcu davetinden onurlandım. Ve bu memnuniyetimi ifade etmede teşekkür kelimesi yetersiz.

Kamil Temel Çelik /Karadeniz Ereğli