Dün kızlarım karnelerini aldı… Karnedeki bir notu alana kadar kaç kere silgiyle hatalarını sildiler, düzelttiler…Kaç kere başarılarının karşılığını aldıkları için içten kahkaha attılar. Kaç kere arkadaşlık becerilerini geliştirmek için benimle konuşup, yıl sonunda güzel arkadaşlıklar elde ettiler.

Kaç kere bir sınavdan başarısız olmanın, hayatla ilgisi olmadığını anladılar. Kaç kere, kendilerini başkasıyla kıyaslamadılar. Kaç kere, çalışmak çok zor olsa, hasta olsa ya da çok yorgun bile olsalar amaçları uğruna yolda kalıp, çalışmaya devam ettiler? Kaç kere başka kültürlere saygı duyacakları konuları işlediler? Kaç kere ben ortada yokken kendilerini savunabildiler, ve kendi arkalarında durabildiler? Kaç kere ne kadar düşerse düşsünler kalkmayı bilebildiler? Neden böyle karneler yok dersiniz? Ben karneye baktığımda hep bunları hatırlarım… Bence çocuğumun hangi notu aldığı, kimleri geçtiği, neler başardığı saydığım ölçütler yanında çok basit ve yüzeysel kalır. Çünkü bilirsiniz, her şeyi ezberleyebilirsiniz, ama hayatı ezberleyemezsiniz. Hep ezberlemediğiniz yerden çıkarır hayat size sorularını.

Yaz tatilinde ne yaparım biliyor musunuz?

Tatil başladı… Siz de benim gibiyseniz, çocukların yaz tatillerinde kendilerini geliştirmeleri-ne önem veriyorsunuz demektir. Ben çocukların tüm gün bilgisayara bakmasını, ya da kendilerini eve kapatmalarına karşıyım. Onları olabildikçe doğayla bütünleştirmeye, müzelerde kendilerini kaybetmelerine ve sanatla kendilerini bulmaya ve sporla bedenlerini geliştirmeleri taraftarıyım. Bu yüzden bence çocukları bilgisayarla hissizleştirmek ve susturmak yerine, doğada olabildikleri kadar bağırmalarını, koşmalarını ve çoşmalarını sağlamalıyım. Onların tüm yıl ya masa başı ya da bilgisayar başında biriktirdikleri enerjilerini attırmak amacındayım. Onları sanatla, resimle, müzikle kendilerini ifade ettirmek, dansla vücutlarını kullanarak öz güvenlerini arttırmak, yazıyla ise kendilerine dair farkındalıkları geliştirme amacındayım. Bence, yaz tatili demek; akademik anlamda gelişen bir çocuğumu hayat anlamında da geliştirmek, hayatın iş ve çalışmaktan ibaret olmadığını insan olmanın sıradan-lığını ortaya çıkaran bir süreç olması demek. Bu yüzden çocuklarımı olduğu kadar insan olabilecekleri şekilde yetiştirmek isterim tatilde ben. Çünkü ben bilirim, ne insanlar vardır; derslerden tam notla geçerler ama insanlıkta hep sınıf tekrarı yapmaları gerekir.

Ben istiyorum ki bırakayım çocuklar çimlerde yuvarlansınlar, üstlerini çamurla kirleterek, zihinlerini temizlesinler. Çiçekleri koklayarak, hayatı koklasınlar. Ağaçların kovuklarındaki yosunları inceleyerek; hayatlarındaki yön becerileri artsın. Deniz kenarına gidip dalgaları izleyerek, duygularının gidip gelmesindeki dalgalanmaları keşfetsinler. Bırakayım kedi ve köpekleri severek, insanları koşulsuz nasıl sevebileceklerini keşfetsinler. Bırakayım, yaprak-ları inceleyerek, kendi vücutlarına dair farkındalıkları artsın. Yeşilin binbir tonunda, kendi içindeki yeşillikleri nasıl arttırabileceğini fark etsinler. Bırakayım kumlarda yürürken, insanın binbir tane kum tanesi kadar bir araya gelen farklı yönleriyle beraber bir karakter kumsalı oluşturduğunu fark etsinler. Bazen içinde kum çiçeklerini bazen de yosunları barındırdığını keşfetsinler… Bence doğayla temas etmeyen çocuk, özüyle temas edemez çünkü. Kim dallarını, kendi toprağını sahip çıkmadan serpilebilir ki? O yüzden bırakırım bazen çocuğum nadasa bıraksın kendini, bazen çiçekler eksin kendine, bazen yağmurlu günler olsun hayatında… Dört mevsimine sahip çıksın isterim, mevsimlere şahit oldukça. Bulutların değiştiğini, gök yüzünün bile bir gün içinde aynı olmadığının farkına varsın ki, değiştikçe; dönüşsün hep farklı olsun hep yeni kalsın isterim çocuklarım…

Ama ben isterim ki, çocuğum hangi alanda kuvvetliyse o alanda yaz boyunca geliştireyim onu. Diyelim resim çiziyor, bırakayım evi bir atölyeye çevirsin. Diyelim dans ediyor, ona kostümler yapayım bulduğum her malzemeden… Ben isterim ki yaz boyunca çocuklarım binebildikleri kadar toplu taşımaya binsin. Otobüs, metro, vapur, göstereyim onlara topluluktan oluşan birliği. Bırakayım çocuklarım meydanlarda saklambaç oynasın benle beraber, keşfettikleri sokaklarda bulduklarını tartışsınlar, yolun onları nereye götürdüğünü değil, yolda bulduklarını, yolda yaşadıklarını anlamlandırsınlar. Çünkü ister yaz olsun, ister kış olsun ben bilirim ki hayat bir çok yaz ve kışın, okul ve tatilin, doğa ve şehirin, öğrenmek ve öğretmek gibi karşıtlıkların bütünüdür. Hangi kutuba önem verirsek o kutup önem kazanır, ben isterim ki kutuplar arasında gidip gitmesin çocuklarım. Her kutupta kendi sevdikleri alanı bulsunlar. Her kişide kendilerinden bir parça bulup, kendilerini bulsunlar.

İyi tatiller çocuklar, mutlu bayramlar büyükler…

Yeşim Mutlu

yenikadin.com 14.06.2018 yazım

haberler.com 14.06.2018 yazım