Geçtiğimiz perşembe buluşacaktık Vural Gökçaylı ile. Yoğun takviminde yer açılması bizim için harika. Ama benim o gün doğum çekimim olunca çekime gidemeyeceğimi üzülerek belirtmiştim. Beni tanıyanlar bilir eğer doğum vb çekimim varsa ve aniden belli olmuşsa asla doğum çekimi ertelenmez hayatımda. Diğer çekimler ertelenir ve o çekim yapılır. O gün çekim de de söylemiştim önce bebek önemli diye. Sonra da ne yapacaksın o çekimi dediklerinde de olması gerektiği zaman da olması gerektiği gibi başka bahara buluşuruz vb laflar etmiştim. iyi ki de etmişim daha hafta olmadan yeniden buluştuk Vural Gökçaylı ile…

Bir görüşmeden ve benim için önemli olan bir buluşmadan çıkıp gittim Nişantaşı’na. Huyum gereği saatinden önce olmayı tercih ederim çekimlerde. Çünkü park edilecek bir araba, nefeslenecek bir an isterim kendime ait olan. Bir de yeri vb öğrenirim giderken mutlaka. Neyse bu kez yer çok kolaydı Nişantaşında her yer birbirine çıkıyor.

Arabamı City’s Valeye bıraktıktan sonra önce Mira için Gap’ten bir değişim yaptım sonra kendimi alışverişe kaptırmadan çıktım. Çünkü sırtımda fotoğraf çantası en ağırından üç lens, bir flash bir 5D şeklinde dolanıyorum. Kolumda kokoshluk misali siyah çantam ve elimde alışveriş poşeti Neyse Zamane Kahvesinde Ferhat ile buluştuk ki iyi de oldu. Laf lafı açtı güldük eğlendik. Birlikte yürüdük ben bunların hepsini 45 dk nasıl sığdırdım o ayrı mesele.

Vural Gökçaylı’nın ofisine gittiğimiz de kapıyı Yeşim Hanım açtı tüm güleryüzlü hali ile. Tam ışık ayarlayayım , etrafa göz atayım derken içeri fırtına gibi siyahlar içinde Vural Gökçaylı girdi. Ama ne giriş kısaca projeden bahsettik. Ben hayalimdeki çekimden o da sanat ofisi şeklinde Yusuf Taktak’ın resimleri önünde ilk pozunu vermek istedi. Adnan Çokerleri kaldırdım dedi 🙂 Birlikte yerlere oturduk yuvarlandık 🙂 Muhteşem bir enerji o coştu ben coştum. Paris Hilton pozu vb derken ya atölye de de çekebilir miyim dememle birlikte gel dedi ve girdim. Askıdan birbirinden özel elbiselerden alıp poz verdi. Hele bir ceket vardı ki tam 15 yıllık dedi ismi bende saklı . Emektarlarını emek verdiklerini gösterdi. Nasıl mutluyduk anlatamam. Çektiklerime bakma YSM sen ne farklı açılarla çekiyorsun dedi küçüldüm orada utanmaktan. Karşımda Vural Gökçaylı. Projemin sahipleri geldi röportaj için hadi hadi dediler 15 dk geçti başlama vaktinden. Oysa biz yaramaz iki çocuk gibi eğleniyorduk çekimde. Son kareleri aldık onlarla. Klasik ben YSM pozu vermeden olmaz.

Fotoğraf ve bloğundaki güzel yazı için Ferhat Er’e teşekkürler. Ama içimdeki ses yeniden gideceksin diyor çünkü ne ben çekime doyabildim ne de o güzel ofise…

YSM_içindeki sesi dinleyen fotoğrafçı