Geçtiğimiz hafta Prof. Dr. Canan Karatay talihsiz bir açıklama yaptı. Prof.Dr.Canan Karatay; veganları “tahıl beyinli” olarak nitelendirdiği gibi ” Veganlar kısa ömürlüdür. Veganlar yalnız tahıl yiyor tavşan ve koyun gibi. Vegan hastalıktır” dedi. Bir vegan olarak Canan Hanım’ın bu söylemlerinin son derece üzücü ve yersiz olduğunu düşünüyorum.

Prof. Dr. Canan Karatay  “tahıl beyinli” açıklamasının ardından bir televizyon kanalında yayınlanan programa katıldı. Sağ olsun yine esti, gürledi. Vegan olan olmayan herkes bir kez olsun “vegan nedir?” diye merak ederek google aramaya koştu. “Vejeteryanlara karşı olmadığını veganlara karşı” olduğunu söyleyen Dr. Karatay’a bir yılı aşkın bir süredir vegan olan biri olarak söylemek istiyorum ki; “Canan Hanım; “Veganlık her varlığa şefkat duymak üzerinde temellenen ahlaki bir duruştur.” diyen Carol J. Adams size bir nebze ilham versin. Hekim olarak size saygım her zaman sonsuzdur ama kadın olarak, anne olarak, insan olarak YSM olarak size söylemek isterim ki bu söylemlerle her kim size gündem olacağınızı söylüyorsa tez zamanda vazgeçin. Unutmayın ki dünya fani, sizi değerli yayınlarınızla ve tıbba olan katkılarınızla hatırlayalım.”

Canan Hanım’ın “tahıl beyinli” açıklamasının ardından da yine bir televizyon programında veganlık tartışıldı. İşin ironisi burada olsa gerek programa katılan doktorların hiçbiri vegan değildi. Katılımcılar bildiklerini sandıkları konuda yorumlar yaptılar. İzleyenler konu hakkında detaylı bilgisi olmayan ya da bildiklerini sanan kişileri dinleyerek veganlık hakkında fikir sahibi oldular. ” Burası Türkiye, böyle durumlar olur.”demek istemiyorum. Burası Türkiye ve burada son derece konuya hakim, vegan hekimler ve vegan kişiler var. Canan Hanım’ın uzmanlığına ve hayata bakış açısına söyleyecek sözüm yok. Lakin kendisinin dikkat çekici çıkışlarının ve belirli konularda gündem yaratmasının ardında ciddi bir iletişim faaliyeti olduğunu düşünüyorum.

Kişisel olarak gıda endüstrisi, sağlıklı beslenme gibi konularda fazlasıyla okuyor ve araştırıyorum. Nedense okuduğum insanlar arasında böyle çıkış yapan bilim insanları yer almıyor. Aksine işin bilimsel yönünü anlatmasına rağmen haber değerleri dahi olmuyor. Misal; vegan Dr. Murat Kınıkoğlu’nun yeni çıkan “Vegan Sağlık” kitabını veganlar dışında kim duydu? Duyamıyor çünkü Dr. Murat Kınıkoğlu dikkat çekişi söylemlerde bulunmuyor. Kimse kimseyi vegan olmak için de zorlamıyor.

“Tam tahıl ye, bitkisel beslen, akıllı ol” diye boşuna demiyor Murat Hocam.

Bitkisel bazlı beslenmek dünyamıza katkı ağlıyor. Ne yediğimizden çok; yediğimizin bedenimizi, zihnimizi ve dünyamızı nasıl etkilediğine bakalım. Unutmayın ki hepimiz iletişim ve etkileşim halindeyiz. İçinde bulunduğumuz ekosisteme katkıda bulunmak ve korumak bizim görevimiz. Çocukların geleceği adına sorumluluklarımızın farkında olmalıyız.

Her gün, vegan beslenmeyi seçen bir kişi 4.100 litre su, 20 kilo buğday, 2,8 metrekare ağaçlı alan, 9 kilo karbondioksit eş değeri ve bir hayvanın hayatını kurtarıyor (kaynak vegan.org) 

Yani diyeceğim şu ki biz veganlar “tahil beyinli”den çok “dünya beyinli”yiz. Hepimiz yaşadığımız evrene katkıda bulunmak ve geleceğimizde de yaşam alanlarının sömürülmeden kullanılması ve sürdürebilir bir yaşam için vegan olmayı tercih ettik.

Yazığı yazdığım gün yani 01 Kasım 2018 Dünya Vegan Günü. Vegan dostlarım, günümüz kutlu olsun.

YSM

01 Kasım 2018 Milliyet Yaşam Yazım