Geçtiğimiz cuma (17 Kasım 2017) “Blog Yazarları Çalıştayı”nın üçüncüsü, Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü ev sahipliğinde Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Cibali Yerleşkesi’nde gerçekleşti. Bu yıl çalıştay eş zamanlı düzenlendiği için Atıf Ünaldı başkanlığında gerçekleşen “Blog yazımında başarının parametreleri nelerdir? ROI ya da popülerlik başarı parametrelerini belirler mi?” oturumunu maalesef dinleyemedim. Sevgili Evren’in ve diğer katılan kişilerin notlarını merakla bekliyorum.

Çalıştayın açılış konuşmasını Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Çiğdem BOZDAĞ gerçekleştirdi.

 

Bu yıl “Biz niye olmadık?” sorusunun peşine düştüğümüz çalıştay sürecince; blogların ve sosyal medyanın bugün geldiği noktayı konuştuk. Sevgili arkadaşım Funda Güleç Yalçın başkanlığında “Kadınlar blogluyor ama nasıl? Geçmişten finale kadın blogları” oturumunda sahnede yedi kadındık. Funda, tüm oturum boyunca bir orkestra şefi edasıyla muhteşem bir iş çıkardı. Öncelikle kendisine buradan yeniden teşekkür etmek isterim. Tüm süreçte adil zaman kullanımı, yerinde tespitler ve sorularıyla işin hakkını verdiği gibi ona olan hayranlığımı bir kez daha arttırdı. Sevgili Funda etkili sosyal medya insanı olmaktan öte bana ilham veriyor. Her gece onun paylaşımlarını okumaktan keyif alıyorum. Açıkçası teknoloji erkek işi olarak ayrımcılık çok yapılır. Funda, kadın gücüyle herkese bunun aksini gösteriyor. Disiplinine, bilgisine, aklına sağlık. Çalıştay boyunca bir yandan sosyal medyada bilgi paylaşıp bir yandan da söz bana geldiğinde konuştum. Bazen ipin ucunu fazla kaçırdığımı söyleyebilirim. Ama konu blog, blog yazarlığı ve sosyal medya olunca söylenecek çok sözüm ve yaşanmış çok anım oluyor 🙂

 

Soldan sağa Funda Güleç Yalçın, Aslı Altınok Erdal, Ece Kumkale, İpek Süer, Güneş Ulus, Nilay Tulum, Sevil Mert, Yeşim Mutlu

Aslı Altınok Erdal, Kadıköy Annneleri’nin kurucusu. Aslı’da benim gibi Çanakkale Çan’lı. O gün sahnede iki Çanakkale’li olmaktan gurur duydum 🙂 Kendisiyle bir etkinlikte tanışmıştım. Yaş olarak benden çok küçük olduğu için maalesef onu Çan’da tanıma şansım olamadı 🙂 Ama tanıdıktan sonra yakın takipteyim. Aslı, lokal anne gruplarının yükselişinin sebeplerini ve neden ihtiyaç duyulduğunu bize aktardı. Kadıköy Anneleri’nin çıkış amacının tamamen annelerin birbirimine destek olmak, benzer durumda olan annelerle birlikte hep beraber mutlu olmak olarak belirtti. 

 

Ece Kumkale, herkesin “Hassas Anne” olarak tanıdığı, blog yazarlığını ilk günden bu yana iş olarak yapan bir isim. Kendisini 2012’de ilk twitter ile tanımış daha sonra bir etkinlikte yüz yüze gelmiştim. O gün sahnede anlattığı tüm süreçlerin bir şahidi olarak kendisinin pazarlama ve ticari zekasına şapka çıkartıyorum. Ece’nin ilk günden bu yana gerek facebook reklamları olsun, gerek facebook canlı yayın vb olsun bir çok bloggerın gözünden kaçırdığı ciddi stratejiler var. Ece, kendi hikayesini anlattığı kitabını çıkarıyor olsa da ben Ece’nin yerinde olsam ” Blog yazarlığından nasıl para kazanırım? Nasıl gelir modeli haline getiririm” kitabı yazarım. Ondan öğrenecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Çalıştayda Ece, “Marka blogger işbirlikleri ve markaların beklentileri ” nidile getirdi. Bu işe başlamak isteyenlerin onu takibe almasını öneririm.

 

 

Güneş Ulus, çalıştayda yüz yüze tanıma şansını bulduğum kadınlardan. Kendi deneyimlerini ve hayatının nasıl değiştiğini; blogunda anlattıklarını “Anneliği like et” kitabından bahsetti. Güneş; blog yazan anneleri anlatıyor olsa da ; söylediği her kelime çok değerliydi. Burada sevgili Funda’nın ses kaydını deşifre ederek aktardığı satırları sizinle paylaşmak isterim. Bana ait satırlar olmadığı için lüfen kullanırsanız kaynak olarak Funda’yı gösterin.

“Anne çocuk bloglarının farklı sorumluluklara ve etik değerlere sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü tavsiyeleri, önerilerinizi anneler ciddiye alıyor ve onlar için fikir lideri oluyorsunuz. Dolayısıyla olabildiğince samimi ve faydasını gördüğünüz konulara – ürünlere odaklanmalısınız. Bence herkes bloglamaya başlamalı. Burada önemli olan bir rutin oluşturmak, her gün yazmak zorunda değilsiniz. Ayda bir kere yazıyorsanız bile bunu sürdürülebilir hale getirmelisiniz. Ne yazmalıyım diye düşünebilirsiniz ama yazmakla başlıyor her şey, bir yazı yazarsınız – iki yazarsınız ve bu yazılar sizi bir yere götürür. Sizin hoşunuza giden, okuyucuya zevk veren karşı tarafa da bu keyfi yaşatır. Sizin samimi ve içten duruşunuz onları harekete geçirir ve ilham verir.”

 

İpek Süer, Teknolojik Anneler ve hikayesini anlatırken ne kadar gurur duyduğumu anlatamam. Sevgili Derya ve İpek; Microsoft’un KAGİDER ile birlikte düzenlediği ve Aydın Doğan Vakfı tarafından desteklenen “Teknolojinin Kadın Liderleri” programında jüri özel ödülü de kazandılar. Kendilerinin teknolojik anneler hikayesi; kadınların kendilerine sordukları sorulardan yola çıkarak başlıyor. Malum eskiden blog yazarken daha çok teknik kısımlarla uğraşıyorduk 🙂 Hikayelerinin bir kısmına tanıklık etmiş bir kadın olarak her ikisinin daha çok güzel işler yapacağına inanıyorum.

 

Nilay Tulum, 10 yıldır blog yazıyor. Blogunu bir bebek gibi nasıl büyüttüğünü, beyaz yakalı yaşamından ayrılıp bloguna nasıl yatırım yaptığını;  şu an aylık iki milyon hiti olan bir bloga sahip olmanın ona getirdiklerini özetledi. Yemek bloguyla birlikte hayatını değiştiren bu kadını yürekten alkışlıyorum. Kendisini her başı sıkıştığında tarif için okuyan bir takipçisi olarak sosyal medyaya  fazla zaman ayırmadığını öğrenmek beni şaşırttı. İnstagram en ağırlıklı kullandığı mecra, diğerlerini çok az kullandığını öğrendim.

 

 

Sevil Mert, 10 yıldır seyahat blogu yazıyor. Aktif olarak halen Hürriyet Emlak’ın pazarlama direktörü olarak görev yapıyor. Blog yazmaya çevresindeki kişilerin kendisine seyahatleri hakkında sorular ve yerler hakkında bilgi sormasıyla başlamış. Aktif yazmanın gücüne inanıyor. Herkesinde keyif aldığı yazılar yazmasını öneriyor.

 

 

Hepimizin ortak bakışı; sosyal medya kanallarının çoğalmasıyla birlikte video ve fotoğraf içeren paylaşımların blog yazılarından daha çok ilgi gördüğü. Her ne kadar okuyucu kaybediyor olsakta hepimiz  blog yazmaktan vazgeçmeyeceğimizi belirttik. Yine orada bulunan tüm blog yazarları inanmadıkları içerikleri, kullanmadıkları ürünleri/markaları çok yüksek bütçelere rağmen kabul etmediğini çok net dile getirdi. Ki bu asla taviz vereceğim bir konu değil. “Parayı verir, içerik ürettirim” bakış açısı bana ters. Geçtiğimiz yıl da, bu yılda aynı söylemimin arkasındayım 🙂 Blog yazarı;  kendi medyasının patronudur. Bu açıdan blog yazan herkese kendi içeriğinize sahip çıkmasını, içeriği üretirken dikkatli konunlandırmasını öneririm. Özgün içerik her zaman değerlidir. Basın bülteni paylaşmak ya da başka markalara ait SEO amaçlı yazılmış içerikler size sadece zarar verir.

 

 

Funda’nın notları çok detaylı ve ses kaydı deşifre edilmiş olduğu için merakla onun yazısını bekliyorum. Bu sebeple çalıştaya ait daha fazla yazmadım. Funda’nın notları çok değerli. Sevgili Ece Kumkale çalıştay boyunca canlı yayındaydı. İzlemek isterseniz linki buraya ekliyorum. https://www.facebook.com/1hassasanne/videos/1638102609582914/

Çalıştay ile ilgili son detaylar geldikçe sizlerle paylaşacağım. Geriye dönüp baktığımda blog yolculuğumuzda ne kadar çok süreçten geçtiğimizi gördüm. Hepimiz orada ‘Kadın Blog Yazarı’ olmanın zorlukları kadar ‘Kadın Olmanın’ sosyal medya yönünü, yorum ya da farklı şekilde yapılan acımasızlıkları dillendirdik. Gerçekten düşünüyorum da blog yazarken nereden nereye geldik? Her ne kadar herkes kendi hayatını yaşasa da sosyal medyanın ‘Kadın’ gücüne ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Sevgili Kadın Arkadaşlarım, takipçilerim paylaşmaktan, üretmekten ve yazmaktan asla vazgeçmeyin. Hikayeleriniz değerli.

Çalıştayın öğleden sonraki oturumunda maalesef bulunamadım. Annem geçirdiği ameliyat sonrası o gün hastaneden taburcu olduğu için konuşmamız sonrası çıkıp hastaneye yetiştim. Evren’in notlarını merakla bekliyorum. Çalıştaya ait sosyal medya paylaşımlarını #blogçalıştayı etiketiyle takip etmeyi unutmayın.

3. Blog Yazarları Çalıştayına katılan, değerli paylaşımlarıyla bizi yalnız bırakmayan ve emeği geçen herkese teşekkürlerimle;

YSM

 

Bir koltuğa kaç karpuz sığar ki? Ah biz kadınlar🙋 Bugün @khasedutr de ev sahipliğinde gerçekleşen #blogçalıştayı nda sevgili #blogger arkadaşlarımla ‘Kadınlar blogluyor ama nasıl? Geçmişten finale kadın blogları. ”nı masaya yatırdık. Sevgili @fundalina nın tüm süreci yönetirken gerçekleştirdiği bilgi paylaşımları ve bloggerların hikayeleri ilham vericiydi. Geriye dönüp baktığımda blog yolculuğumuzda ne kadar çok süreçten geçtiğimizi gördüm. O sahnede yer alan iki kişi dışında güzel kadınların hayatının bir yerlerindeydim. Bugün hepimiz orada ‘Kadın Blog Yazarı’ olmanın zorlukları kadar ‘Kadın Olmanın’ sosyal medya yönünü, yorum ya da farklı şekilde yapılan acımasızlıkları dillendirdik. Gerçekten düşünüyorum da blog yazarken nereden nereye geldik? Bu paylaşıma başlarken bugüne neler sığdırdığımı yazacaktım; ama sonra dedim ki ‘Hepimiz bambaşka kadınlarız ve hepimizin hayatında neler oluyor neler’ Her ne kadar herkes kendi hayatını yaşasa da sosyal medyanın ‘Kadın’ gücüne ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Sevgili Kadın Arkadaşlarım, takipçilerim paylaşmaktan, üretmekten ve yazmaktan asla vazgeçmeyin. Hikayeleriniz değerli🙋 İyi geceler #yeşimmutlu

A post shared by Yeşim Mutlu (@yesimmutlu) on