“Hayat işte” derim sıklıkla.. Beni yakından tanıyanlar bilir. Çok küçük yaşlarımdan beri hayat beni çok farklı hallere sürüklese de yaşadıklarımdan her zaman ders çıkarır ve hayata teşekkür ederek yola devam ederim. Aşağıda paylaşacağım röportaj da tam böyle çıktı ortaya. Bu röportajın konukları ise daha önce de sizlere fotoröportaj ile anlattığım Murat Özer’in çok değerli dostları Mustafa Tahir Öztürk ve Türkiye’nin Tenoru Berk Özbek. Aşağıda bazı sorulara ikisinden de cevap aldığım için isimlerinin baş harfleriyle geçecekler. Lütfen bunu dikkate alın olur mu? 🙂

Hayatta gerçekten tesadüf diye bir şey yok. Olması gereken oluyor hayatımızda. Ya da olmaması gereken dediğimiz de bir anlamla geliyor hayatımıza ve destur verip gidiyor. Yani her anın bir anlamı var. Bu sebeple her zaman şükür ve hamd ile..

Röportaj için Mustafa Tahir Öztürk ile ön görüşme yaparken yıllarca aynı sokakta oturduğumuzu, çok değerli babasının hayatımda inanç ve dine bakışımdaki yeri ve diğerlerini. Ama bunları şimdi yazmayacağım. Bu röportajı yaparken sevgili Mustafa Tahir Öztürk’ten de blog için söz aldım. Haftaya da onu konuk edeceğim 🙂

Sizlere şimdi Türkiye’nin Tenoru Berk Özbek’i dilim döndükçe anlatmaya çalışacağım. Sıcak bir Ramazan Günü bir araya geldik. Kendisini üç kelime ile özetlemem gerekirse: Çok mütevazi, çok naif, çok yıldız tozu … Yaptıkları inanılmaz, lakin hayat karşısında öyle bir duruşu var ki. Dürüstlük ve onuruyla yaşayan muhteşem bir TENOR. Tüm hayallerinin gerçek olmasını tüm kalbimle isterim. Hem en iyi dua siz bilmeden başkasının ettiği dua değil midir?

Gelin röportajı birlikte okuyalım. Bu arada küçük asistanım Maya Su Mutlu çekim anında epey başlarının etini yedi. Ama Berk Özbek’in aynı zaman da akademisyen olması, çocuklarla muazzam iletişimi bu çekimin unutulmaz yanları. Zaten hatıra fotoğraflarımız da size bunu yansıtacaktır . Sabırları ve emekleri için çok teşekkür ederim.

Gelin şimdi birlikte okuyalım.

YSM- Hayat işte..

BerkOzbek_YesimMUtlu

Türkiye’nin Tenoru Berk Özbek 

Türkiye’nin Tenoru Berk Özbek kimdir? Hikâyeniz nerede ve nasıl başladı?

B.Ö. Berk Özbek, müziğe çocukluğundan beri ilgi duyan ve lise yıllarında müzik öğretmeninin yönlendirmesiyle müziğe başlamış ve bu yönlendirmeyle konservatuar ve müzik bölümü sınavlarını kazanarak halen müzikten profesyonel olarak para kazanan bir müzisyen. Müzik öğretmeni aynı zamanda. Şarkıcılık kariyerinde yaklaşık 3 sezon İstanbul Devlet Operası’nda yirmiye yakın eserde görev almış olan ve bununla mutluluk duymakla birlikte sadece opera repertuarı seslendirmeyip birçok stilde şarkı söyleyen bir tenor şarkıcı, Berk Özbek.

İyi ki müzik dersinde bağıra çağıra o koro şarkısını söylemişim ve öğretmenimin dikkatini çekmişim diye düşünüyorum.

M.T.Ö. Berk’in sözlerine müsaadenizle birkaç ilave yapmak istiyorum. “Türkiye’nin Tenoru” isminin ortaya çıkışından bahsetmem lazım. Berk’le onbeş seneyi aşkın bir dostluğumuz var. Birlikte bir müzik projesi yapmak fikri neredeyse o kadar zamana dayanıyor. Fikrî altyapısı o zamanlara dayanan bu düşünce gelişti ve “Türkiye’nin Tenoru” ismini kendisine teklif ettim, sağ olsun kabul etti ve bu isim bir proje adı olarak 2012 yılında ortaya çıktı. Bu ismi bana ilham eden Berk’in müzikal yeteneği ve karakteridir. Berk, farklı stil ve türlerde şarkıcılık yapabilecek yeteneğe sahiptir. Şunu söylemeliyim ki bunu becerebilmek pek kolay bir şey değil. Berk karakter olarak da bu toprakların çocuğudur. Samimi, iyi ve mert. 

Projenizin ilk çalışması olan “Eğer Aşkı Seversen ” dinlediğim andan itibaren nefesimi kesti. Özünde ilahi olan bir parça ve inanılmaz etkiliyor. Bu çalışmayı hazırlarken vermek istediğiniz mesaj neydi?

B.Ö. Bu dünyanın her şeyi elimizden toz olup giderken mala değil can âlemine biraz dokunmaktı aslında düşüncemiz ve tabi ki o âleme ilişkin bir eser bırakmaktı. Böylece müziğin Tanrısal yönüne de bir vurgu yapmak istedik. Bu eser; sözleri Yunus Emre, müziği merhum Selahattin İçli’ye ait bir ilahi. İlk çalışmamızı bu eserle yaptık ve bunu Hoca’nın aziz hatırasına ithaf ettik. Sizde bıraktığı etkiyi de duyunca iyi bir iş çıkardığımızı görüp mutlu oluyoruz. Teşekkürler. Projenin “Türkiye’nin Tenoru’ndan İlahiler” adlı ikinci çalışması da üç ilahi ve bunların enstrümantal versiyonlarını içeren bir çalışmadır. 

MustafaTahirOzturk_BerkOzbek

Türkiye’nin Tenoru Berk Özbek ve Proje Sahibi, Yapımcı, Süpervizör Mustafa Tahir Öztürk

Albümlerin yapım sürecinde karşılaştığınız en büyük zorluk neydi? Stüdyo, plak şirketi, klip yönetmeni vs. bulmak konusunda zorlandınız mı? Çalıştığınız isimlerle nasıl bir araya geldiniz?

B.Ö. Bu soruya dilerseniz Mustafa cevap versin.

M.T.Ö. Projeye başladığımızda proje adı, proje solisti ve proje yapımcısı mevcuttu. ☺ Proje başlarken bazı ilke kararları aldık Berk’le. Buna göre de kafamızda belirlediğimiz isimler otomatik olarak ortaya çıktı. Ekibin müzik direktörü olarak Marmara Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Safa Yeprem, kreatif direktörü olarak İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden Yard. Doç. Dr. Fahri Furat bu projenin her iki çalışmasında sağolsunlar yeraldılar. Ben, ekibin yapımcısı ve süpervizörüyüm ve ben de İstanbul Üniversitesi öğretim üyesiyim. Ekibimiz hocalardan oluşuyor yani. ☺ Yapım şirketimiz, ülkemizin yayıncılıkta önemli isimlerinden biri olan Yeni Boyut’tur. İlk klip çalışmamızın yönetmenliğini, aynı zamanda ünlü piyanist Anjelika Akbar’ın da oğlu olan, Yürek Akbar yaptı. Youtube’dan paylaşıma açıktır. İzlemek isteyenler “Eğer Aşkı Seversen” yazdığında klibi görebilirler. Stüdyo ile ilgili bir sorun da yaşamadık. Değerli müzisyen dostlarımız Serkan ve eşi Oya Ayman’ın stüdyosu BahçeKat’ta çalıştık. Projenin sonraki çalışmalarında ekibe kimler katılır şimdiden bir şey söylemek zor. Ne olacak göreceğiz. Bu arada hem “Eğer Aşkı Seversen” hem “Türkiye’nin Tenoru’ndan İlahiler” adlı iki çalışmamız da D&R mağazalarında mevcut. 

Bence Türkiye’de müzik tam olarak ifade edilemiyor. Bu konuda siz ne dersiniz? Sizce nerede takılı kalıyoruz?

B.Ö. Bu, bence cevabın tek bir sebebe bağlı olmadığı çok kapsamlı bir soru. Bizim sorunumuz kısaca şu: Sanata ilişkin her şeyin kıymetini takdir etme durumunda olan sanatçıların, icracıların, sanat emekçilerinin birlikte olamamaları. Bu birlikteliğin olmaması, konuyla ilgili sorunların çözülebileceğine olan inancın da azalmasına hatta yok olmasına sebep oluyor. Bakın yakın zamana kadar telif yasası ile ilgili düzenlemeleri yönlendirebilecek sanatçılardan oluşan kurumlar bile daha yeni bir araya gelebildiler.

M.T.Ö İşin sahibi durumundakiler bu durumdaysa başta siyasilerden ve dinleyici durumda olan halktan fazla bir şey beklememek lazım.

Turkityenin_Tenoru_Berk_Ozbek_Yesim_Mutlu

Müzik dünyasında “Türkiye’nin Tenoru” olarak karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

B.Ö. Benim şahsi olarak hiç bir sıkıntım yok çok şükür. Ama birilerinin varsa da bunu henüz doğrudan yansıtmadılar. Ancak birileri “Türkiye’nin sanki tek tenoru mu var kardeşim ya biz neyiz?” demiş olabilir. 

M.T.Ö. Berk yeteneği ve duruşu sebebiyle piyasadaki bazı kişileri rahatsız etmiştir ve edecektir Yeşim Hanım ☺ Bunu doğal karşılıyoruz. Zorluk varsa buna bağlı zorluklardır.

B.Ö. Olsun bu da bizim imtihanımız.

M.T.Ö. “Türkiye’nin Tenoru” ifadesi, Berk’in, dolayısıyla projenin ülkemizin genelde  kültürel özelde müzikal dokusuna uygunluğunu ve projenin Türkçe ifade edilen tüm müzikal tür ve stilleri kapsadığını ifade ediyor. Bunda başka bir şey aramak, doğru ve iyi niyetli değil.  

Albüm dinleyiciyle buluştuğunda ya da konserinizin başladığı ilk anda neler hissediyorsunuz?

B.Ö. Dinleyicideki ilk buluşmaya şahit olduğum bazı duygusal anlar olmuştur. Konserin başladığı ilk anlar her zaman en mutlu olduğum zamanlar benim için. Sizin beni ilk dinlediğinizde yaşadıklarınız da bu güzel anlara katılan güzel bir hatıra olacak benim için. 

BerkOzbek_MayaSuMutlu_MustafaTahirOzturk

Günlük yaşamda nasılsınız? Sanat, eş, müzik nasıl dengeliyorsunuz?

B.Ö. Eşimin piyanist olması benim bütün hayatımı dengeleyen en büyük unsur. Beni anlayan bir eşim var ve bizim dünyamızda bu, büyük bir şans. Gündelik hayatımda ailem ve dostlarımla beraber olmak, beni mutlu eden ve ruhen zenginleştiren en önemli şeydir, diyebilirim. Aslında sakin gibi görünen güzel ve mutlu bir hayatım var. Herkese güzel, mutlu bir hayat diliyorum.

M.T.Ö. Yine araya gireceğim. ☺ Berk, özellikle kötü gün dostudur. Özellikle diyorum, zira iyi günde herkes yanınızda olur. Ben bunu defalarca kendi hayatımda da olmak üzere yaşamış, görmüşümdür.

Dinlemekten çok zevk aldığınız ya da örnek aldığınız bir şarkıcı var mı? 

B.ÖPlacido Domingo’ya hayranım ona söylenecek söz bulamıyorum.

Sizi birçok sosyal sorumluluk projesinde karşımızda görüyoruz. 

B.Ö. Bu tip sosyal sorumluluk projelerinin içinde bulunmak beni inanılmaz etkiliyor. Bunun gibi projelerin giderek arttığı konserler dizisi olsa ne iyi olur. 

Müzik adına en  büyük hayaliniz nedir? En çok nerede şarkı söylemek isterdiniz?

B.Ö. Mesela Efes Antik Tiyatrosu’nda Placido Domingo ile düet yapmak isterdim. Bir dünya turnesiyle dünyanın önemli meydanlarında büyük dinleyici topluluklarla buluşmak ise benim en büyük hayalim diyebilirim. 

M.T.Ö. Dünyanın en önemli salonlarında “Türkiye’nin Tenoru”nu dinletmek de benim hayalim. ☺

B.Ö. Çok teşekkür ederim ilginize ve tüm okurlara selamlar.

M.T.Ö. Selam ve sevgiler…

Harika röportaj ve anılar için başta Berk Özbek ve Mustafa Tahir Öztürk’e çok teşekkür ederim. Sıcak Ortaköy gününde bir teşekkürüm daha var. Fotoğraf çekimleri için ev sahipliği yapan Destan Meydan Cafe’ye çok teşekkür ederim. Başta sadece dış mekandaydık. Ama Maya Su sağ olsun üst katları ve keşfetmemizi sağladı. Destan Meydan dekorasyonuyla bizi evimizde hissettirdi. Yolunuz düşerse bir kahve için derim 🙂

Bu arada Berk Özbek’e http://www.turkiyenintenoru.com,  https://twitter.com/tenorberkozbekhttp://instagram.com/tenorberkozbek ; https://www.facebook.com/turkiyenin.tenoru ulaşabilirsiniz.

YSM-Müteşekkir 🙂

Berk Özbek’in Gerçekleştirdiği konserlerden bazıları şunlardır:  

AGRON Solistleri Müzikal Konseri (1996). Almanya’da Münih Türk Derneği’nin 17 Ağustos 1999  Depremi Yardım Konseri (1999). Marmara Üniversitesi Yılsonu Konseri (1999). TURİNG İşletmeleri Büyükada Napoliten Konseri (1999, 2000). TURKCELL Gecesi Müzikal C.R.R. Konseri (2000). Sefiller Müzikali Galatasaray Üniversitesi Aya İrini Dünya Prömiyeri (2000). Marmara Üniversitesi Geleneksel Bahar Şenliği Kültür ve Spor Bayramı (2003). Mithat Selection Bağdat Caddesi Opera Geceleri (2005, 2007). Antalya Toraks Kongresi (2006). Bayrampaşa Belediyesi’nin Düzenlediği Ramazan Etkinlikleri Kapsamında Bereket Konvoyu ile 29 İl Konseri (2006). Antalya IV. Uluslararası Akupunktur Kongresi (2006). Tuzla Harp Okulu Hafif Müzik Bando Konseri (2007). Sanatçılar ve Sanatseverler Kültür ve Dayanışma Derneği AKM Konseri (2008). Kadıköy Belediyesi “Doya Doya Sanat Etkinlikleri” kapsamında Sokak Konserleri (2008). Romantika Cafe Yılbaşı Konseri (2009). Adli Tıp Kurumu Tıp Bayramı Töreni Konseri (2009). Gölcük Donanma Komutanlığı Yaza Merhaba Konseri (2009). BİLFEN Okulları “3 Tenor” Konseri (2009). 1. Adalar Kültür ve Sanat Festivali “3 Tenor Konseri” (2010). Feshane Ramazan Etkinlikleri Senfonik İlahiler Konseri (2010). 6. İstanbul Müzik Öğretmenleri Sempozyumu Konseri (2010). Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın huzurunda Marmara Üniversitesi 2010- 2011 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni Konseri (2010). Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Seyid Yusuf Raza Gilani’nin şerefine verilen Doktor Unvanının Tevcihi Töreni Konseri (2010). Grup Rönesans ile Yılbaşı Konseri (2011). MEDICAL PARK Tıp Bayramı Konseri (2011). SİNPAŞ AQUA CITY Yaza Merhaba Konseri (2011). İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din ve Müzik Ulusal Sempozyumu Açılış Konseri (2012). SAMSUNG/MOVE SEYAHAT Prag Konserleri (2012). BİLFEN “3 Tenor Konseri” (2013). TÜRKİYE SOKAK ÇOCUKLARI VAKFI Yararına JOLLY JOKER Konseri-KİRPİ BÜLENT’le (2013). İTÜ MİAM Yeni Yıl Konseri (2013). BİLFEN “3 Tenor” Konserleri (2014). CKM ve IRMAK OKULLARI Konserleri TSÇV Yararına (2014). Münih Konseri (2014).