Bu yazının orijinali Türk Psikologlar Derneği web sitesinde yer alır. Bizimle paylaşan yazanların emeğine sağlık. Hepimizin böyle güzel içeriklere ihtiyacı var.

Travmatik yaşantılar ölüm, doğal afetler, kazalar, terör eylemleri, savaş gibi ölüm tehdidi, ciddi bir yaralanma ya da şiddete maruz kalmayı içeren durumları tanımlar. Travmatik olayların en önemli özelliği yaşamımıza ya da fiziksel bütünlüğümüze yönelik bir tehdit içeriyor olmasıdır.

Gündelik yaşamımızda da sıklıkla stres yaratan durumlarla karşı karşıya kalabiliriz. Ancak bunlar beklendik ve sıradandır; olasılıkları ve kontrol edilebilirlikleri yüksektir. En şiddetli ve üst düzey stres kaynaklarını içeren travmatik olaylar ise “normal” yaşantının/alışılmışın dışında kalan,beklenmedik, olasılığı ve kontrol edilebilirliği düşük durumlardır.

Travmatik olaylara farklı şekillerde maruz kalınabilinir:

  • Doğrudan
  • Tanık olarak
  • Olaydan haberdar olarak
  • Olaya ilişkin ayrıntılara yineleyici ya da yoğun biçimde maruz kalmak

Hepimizin, yaşama ve kendimize ilişkin bazı temel inançlarımız vardır. Dünyanın genel olarak adil ve güvenli bir yer olduğuna; kötü olayların bizim başımıza gelmeyeceğine ve bir şekilde davranışlarımızla başımıza gelecekleri kontrol edebileceğimize inanırız. Ancak travmatik yaşantılar bu inançlarımızı derinden sarsar. Kendimizi adil ve güvenilir olmayan bir dünyada, tehlikelereaçık ve incinebilir olarak algılamaya başlarız.

TRAVMA SONRASI STRES TEPKİLERİ NELERDİR? 

Strese karşı bedenimizin gösterdiği fizyolojik tepkiler herkes için ortaktır: Kan basıncının artması, kalp atışlarının hızlanması, terleme, solunumun hızlanması vb.

Stres hormonunun salgılanmasıyla birlikte ortaya çıkan bu tepkiler, yaşamımızı tehdit eden durumlarda, bizi tehdit kaynağıyla savaşmaya ya da ondan uzaklaşmaya/kaçmaya hazır hale getirerek bu durumla başa çıkmamızda yardımcı olur. Yaşanan stresin çok yoğun olduğu durumlarda, onunla başa çıkabilmek için salgılanan stres hormonu da aşırı miktarda olur. Tehdit karşısında organizma için yararlı olan bu hormon, fazla miktarda salgılandığı için, stres kaynağı ortadan kalktıktan sonra bile bir süre daha bedende kalır ve en ufak bir uyaranla karşılaştığında bedenin daha önceki tehdit durumunda verdiği stres tepkilerinin benzerlerini üretmesine neden olur. Örneğin, bize yaşadığımız travmatik olayı hatırlatan herhangi bir şeyle karşılaştığımızda (o gün giydiğimiz giysiler, o anda yanımızda bulunan kişiler, olayın geçtiği mekan vb.), öyle olmadığını bildiğimiz halde, sanki olayı yeniden yaşıyormuş gibi hissedebiliriz. Bu şekilde hissetmek çok rahatsız edici ve korkutucu olabilir, bu nedenle de olayla ilgili yerlere gitmekten, olayla ilişkisi olan kişilerle karşılaşmaktan, olay hakkında konuşmaktan kaçabiliriz. Yani, olayın hatırlatıcılarından kaçınırız. Kendimizi sürekli tedirgin ve huzursuz hissedebilir, en ufak bir ses vb. karşısında irkilebiliriz.

Yaşanan stres günlük yaşamımızda duygusal (güvensizlik, kaygı, korku, üzüntü, suçluluk, öfke, çaresizlik, umutsuzluk), bedensel(gerginlik, aşırı yorgunluk, iştahta ve uyku düzeninde değişimler), davranışsal (iletişim güçlükleri, yalnız kalma isteği, alkol / madde kullanımı, kaçınmalar) ya da zihinsel (odaklanma güçlüğü, kafa karışıklığı, unutkanlık, sürekli olayla ilgili düşünme) alanlarda bazıbelirtilerle kendini gösterebilir.

Bu tepkiler, bazen çok yorucu ve zorlayıcı olabilir. “Acaba aklımı mı kaçırıyorum?”, “hastalandım mı?”, “psikolojik bir bozukluğum mu var?” ya da “kontrolü tamamen kaybediyor muyum?” gibi kaygı verici sorular sormanıza neden olabilir. Bilmeniz gereken, bu tepkilerin normal olduğudur. Travmatik bir olayın ardından, bu olaya maruz kalan hemen herkeste görülebilir. Bu belirtiler anormal bir olay karşısında verilen normal tepkiler olduğudur.

Kayıplar

Travmatik yaşantılar, pek çok kayba neden olur. Yakın kaybı, sağlığın kaybı, umudun kaybı vb… O nedenle yas tepkileri yaşamanız normaldir. Yas süreci farklı duygu ve düşüncelerin baskın olduğu aşamaları içerir. Yaşanan kayıpların yasını tutabilmek, yas sürecinin normal akışına izin vermek, uyum gücümüzü arttırır.

NELER İYİ GELİR? 

Travmanın ardından toparlanmak için kendinize zaman tanıyın. Bu dönemde, duygularınızda iniş-çıkışlar olması normaldir. Zaman içinde her şey daha iyiye gidecektir. Travmatik yaşantıların olumsuz etkileriyle başa çıkmak için yapabileceğiniz pek çok şey vardır.Öncelikli olarak temel fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarınızı karşılamaya özen gösterin. Bu ihtiyaçlarınızı size destek olabilecek kişi ve kurumlarla paylaşın. Sosyal destekten yararlanmanız oldukça önemlidir. Aileniz, arkadaşlarınız ve diğer destek kaynaklarınızla bağlantıyı sürdürün. Olabildiğince eski rutininize, gündelik yaşam alışkanlıklarınıza dönmeye çalışın. Duygusal paylaşım, sizi zorlayan yaşantıların üstesinden gelmenizi kolaylaştıracaktır. Spor, egzersiz gibi fiziksel etkinlikleri arttırmaya çalışın.

NELERDEN UZAK DURULMALI? 

  • Alkol/ madde kullanımı
  • Hekim kontrolü dışında ilaç kullanımı
  • Sosyal ilişkilerden kaçınmak
  • Duyguların ifadesine engel olmak
  • Olayla ilgili hiç konuşmamak
  • Bir tek olayla ilgili konuşmak

NE ZAMAN BİR UZMANA  BAŞVURULMALI?

  • Yaşanan sıkıntı azalmıyor, giderek artıyorsa
  • İş, okul, aileyle ilgili görevleri yerine getirmekte çok zorlanma
  • Daha önceden psikolojik bir sorun yaşandıysa ve bunun etkisi devam ediyorsa
  • Kendine ve çevreye zarar verme davranışı veya bununla ilgili rahatsız edici düşünceler varsa
  • Aşırı hissizlik, gün içinde hatırlanmayan anlar varsa

ÇOCUKLAR NASIL TEPKİ VERİR? 

Çoğu çocuk, korku, kaygı, öfke, üzüntü gibi yoğun olumsuz duyguları söze dökmek yerine davranışlarına yansıtırlar. Huysuzluk, çabuk öfkelenme, saldırgan davranışlar, içe kapanma, hareketliliğin artması ya da tersine çok azalması gibi davranış değişiklikleri ortaya çıkabilir. Kaygısı artmış ve bu nedenle de yatıştırılmaya ihtiyaç duyan çocuklar, altını ıslatma, sık sık ağlama, anne-babaya yapışma gibi yaşlarının gerisinde, bebeksi davranışlar gösterebilirler. Zihinleri, tanık oldukları şiddet görüntüleri ve olup bitenin nedenlerini anlamaya yönelik binbir türlü soru ile karışmış olan çocuklar, kendilerini başka bir işe vermekte, dikkatlerini toplamakta ve sürdürmekte zorlanabilirler. Dolayısıyla, okul başarılarında düşme olabilir. Sürekli endişeli ya da üzgün bir ruh hali içinde olabilirler. Uyku ve yeme düzenleri bozulabilir

Çocukların travmatik olaylar karşısında gösterdikleri tepkiler benzerlikler göstermekle birlikte, her yaş grubunun gelişimsel özelliklerine bağlı olarak, tepkilerin ortaya konmasında farklılaşmalar olabilir.

Bebekler ve okul öncesi dönem çocukları: Bebekler ve çocuklar alıştıkları normal düzene, onları rahatlatan sevecen, ilgili ve duyarlı duyarlar. Travmatik yaşantılar, bebeklerin ve küçük çocukların günlük rutinlerinde ve çevrelerinde değişiklik ve karmaşa yaşanmasına neden olur. Ayrıca, kendilerine bakım veren kişilerin duygularını da algılayabilirler ve anne- babalarının duygularına karşı aşırı duyarlıdırlar. Travmatik olayın gerçekte var olan özelliklerinden çok, anne-babalarının olay karşısında verdiği tepkilerden etkilenirler. Bebekler ve küçük çocuklar travmatik yaşantılardan etkilendiklerini, daha fazla huzursuzlaşarak, ağlayıp mızıldanarak, uyku ve yeme düzenleri bozularak ve anneden ayrılmaya daha fazla tepki göstererek belli ederler.

Okul Öncesi Çocukların Travma Sonrası Stres Belirtileri
Davranışsal Belirtiler Bedensel/Fizyolojik  Belirtiler Duygusal Belirtiler
–  altını ıslatma

–  parmak emme

–  anne-babaya yapışma

–  yalnız uyuyamama

–  sık ağlama

–  karanlıktan korkma

–  iştah kaybı

–  karın ağrısı

–  uyku sorunları/kabuslar

–  konuşma güçlükleri

–  tikler

–  kaygı

–  korku

–  aşırı uyarılmışlık

–  öfke patlamaları

–  üzüntü

–  içe çekilme

Okul Çağı Çocukları (6-11 yaş): Bu yaştaki çocuklar, zihinsel kapasitelerinin gelişmesiyle birlikte, travmatik olayların kendilerine, ailelerine ve çevrelerine yönelik tehditlerini anlayabilecek durumdadırlar. Bu farkındalık aynı zamanda çocukların zihinlerinin sürekli olarak olayla ilişkili düşünceler ve kendilerine ya da sevdiklerine zarar gelmesine ilişkin korkularla meşgul olmasına yol açabilmektedir. Bu yaştaki çocuklar, insana özgü tüm duyguları yaşamakla birlikte, bu içsel yaşantılarını ifade edecek sözel kapasiteye sahip olmayabilirler. Okul çağı çocukları da kaygılarını yaşlarının gerisinde, bebeksi davranışlar şeklinde ortaya koyarlar. Bu yolla ihtiyaçları olan ilgi ve güveni sağlamaya çalışırlar.

Okul Çağı Çocuklarının Travma Sonrası Stres Belirtileri
Davranışsal Belirtiler Bedensel/Fizyolojik  Belirtiler Duygusal Belirtiler
–  okul başarısında düşme

– okulda ve evde saldırgan davranışlar

–  aşırı hareketlilik

–  bebeksi davranışlar

–  dikkati toplamada güçlük

–    anne-babaya ek bir yük getirmemek için çok kontrollü davranma

   –  iştahta artma ya da azalma

–  baş ağrısı

–  karın ağrısı

–  uyku sorunları/kabuslar

–  okula gitmek istememe

–  arkadaşlardan uzaklaşma

–   sevdiği etkinliklerdenuzaklaşma

–  öfke patlamaları

–   afetle ve güvenlikle aşırı meşgul olma