Eminim bu sorunun cevabı için sizde henüz net karar veremediniz. Uzun yıllardır içinde yer aldığım sosyal medyanın hem iyi hem kötü yanlarını yaşadım. Kişisel deneyimimden yola çıkarak bu yazıyı yazarken size sosyal medya kullanmayın desem ne dersiniz? Cevabınızın hayır olma ihtimali yüksek 🙂 

Sosyal medya veya bir bütün olarak internet, insanlara daha önce sahip olduklarından daha fazla bilgiye erişim imkanı sağladı. Dünya nüfusunun yüzde 40’ı Facebook,  Youtube, Instagram, Tik Tok, Twitter, Snapchat veya başka bir sosyal medya uygulamasını veya web sitesini kullanıyor. Çoğu insan bu platformlarda günde ortalama iki saat geçiriyor: Fotoğraf paylaşmak, başkalarının yorumlarına bakmak, fikirlerini tweetlemek veya sadece ağlarındaki kişilerin ne yaptığını kontrol etmek için zaman akıp geçiyor. 

Evet, sosyal medya insanları birbirine bağlıyor. Daha fazla erişim, daha hızlı erişim, herhangi bir kişiye, herhangi bir zamanda, hemen erişim derken sosyal medya üzerinde ilişkiler hızla kurulmaya ve sürdürülmeye başlandı. Sosyal medyanın bizi asla şahsen tanışamayacağımız insanlara bağladığı da ortada. Instagramı düşünün kimleri takip ediyorsunuz? Yüzde kaçını gerçekten tanıyorsunuz?

Sosyal medyanın süper güçleri de var. Sosyal medyada yardım kampanyaları hızlıca sonuçlanıyor. Aynı hastalığı paylaşan insanlar birbiriyle iletişim kuruyor. Bazen kanser, bazen kalp, bazen organ nakli vb paylaşımlar insanlara güç veriyor. Hiç tanımadığınız kişilere yardım edebiliyor, bu kişilerin yüzünün gülmesini sağlayabiliyorsunuz.

Sosyal medya ile habere çok hızlı ulaşıyoruz. Günümüzde herkes haberci. Sosyal profiliniz üzerinden yayınladığınızda içeriklerde sizin dışında kimse söz hakkına sahip değil.(her platformun kullanım koşulları dışında) Siz istediğinizi yazabilirsiniz ve herkesin onu görme şansı var. Sosyal medya “medyayı”  demokratikleştirdi ve herkese duyulacak bir ortam sağladı. 

Sosyal medya sayesinde haber içeriği artık çok daha hızlı. Kişisel olarak Twitter’ın anlık haber akışını seviyorum. Artık televizyon haber programlarını beklemek zorunda kalmadan, Twitter üzerinden dünyada meydana gelen tüm olaylar hakkında bilgi alıyoruz. 

Sosyal medya ile birlikte küçük işletmeler ve büyük işletmeler artık insanlara ulaşabilmek için aynı fırsatlara sahipler. Tüm pazarlama ve iletişim stratejileri değişti. Günümüzde herhangi bir büyüklükteki şirket herhangi bir sosyal ağda hızla büyüyebilir. Instagram dünyaya açılan penceremiz. Çok sayıda işletme, kendileri hakkında ayrıntılı bilgi sağlayan profillere sahip. 

İşin bir de şeffaflık yanına bakalım. İşletmeler sosyal ağlarda daha fazla dikkat çekiyor. Çünkü işletme profili sosyal ağın tüm kullanıcılarının görebildiği bir yer. Tüketiciler de paralarını kime ödediklerini neler yaptıklarını gerçekten görebiliyor. Şirket ve çalışanlarına daha fazla erişim ve bu bilgileri paylaşmanın yolu sosyal medyadan geçiyor. Bu sebeple  şirketlerin söylediklerinde ve yaptıklarında çok daha dikkatli olmaları gerekiyor, çünkü artık tüm bilgi halka açık ve erişim çok kolay. 

İşin bir de tüketici görüşü yönü var. Markalar ürünlerini ve hizmetlerini insanların gerçekten ihtiyaç duyduğu ve aradığı bilgilere göre uyarlayabiliyor. Bir marka tüketicileriyle sosyal ağlarda ne kadar etkileşime girerse, tüketicileri ihtiyaç duyduklarında doğru ürün ve hizmetlerle nasıl hedef alabileceklerini öğrenebilirler. Sosyal medya; bir şirket ile mevcut ve / veya potansiyel tüketicileri arasındaki hızlı iletişim sağlıyor. 

Sosyal medya, daha önce mevcut olmayan eğitim fırsatlarına da hızlı erişim sağlıyor. Neredeyse aradığınız her şeyi videolarla ve internetteki ‘nasıl yapılır’ araması sonucunda hemen öğreniyoruz. Bilgiye ulaşmak çok kolay 🙂 

Sosyal medya tabiki bu kadar iyi değil. Olumsuz etkileri de paylaşalım.

Yanlış bilgilendirme ve sahte haberler son derece artmış durumda. Sosyal medya aracılığıyla hem gerçek hem de “sahte” bilgi var. İnsanlar gerçek olmayan haberleri – sahte haberleri gerçek olarak paylaşabiliyor.

Sosyal medya kitleleri harekete geçiren, sosyal olayları örgütleyen platform haline de  dönüştü. Ama her sosyal örgütlenme olumlu olmuyor. Söylenti yayarak, kitleleri felakete sürüklemek de mümkün.

Sosyal medya “psikolojik sağlığımız için gerçekten kötü olabilir mi?” fazlasıyla tartışılır durumda. Herhangi bir Instagram kullanıcısına ya da en yakın arkadaşınıza, rastgele tanıdığınız bir kişi tarafından tarafından yayınlanan içeriği sorun. Benim etrafımda FOMO (gelişmeleri kaçırma korkusu) tecrübesini yaşayan bir çok arkadaşım var.

Sosyal medya ile herkes sosyalleşiyor gibi gözüküyor. Evet, fiziksel ya da duygusal olarak yaşamlarındaki önemli insanlardan ayrılmasalar bile, kullanılan sosyal ağlara daha fazla zaman harcanması, yüksek yalnızlık ve yüksek kaygı ile ilişkili olduğunu araştırmalar göstermiş durumda. Yüksek sosyal medya kullanımının yalnızlık ve kaygıdan kaynaklandığı gibi bunun tersine de olması muhtemeldir 🙂 

“İsveç’in en büyük Facebook çalışması” olarak nitelendirilen 2012’de yapılan bir anket, Facebook kullanımı ile kadın kullanıcılar arasında özgüven arasında ters bir ilişki olduğunu ortaya koymuş durumda. Ayrıca, kendini iyi hissetme, sağlıklı bir özgüvene sahip olmanın sosyal medya kullanımıyla azaldığı da saptanmış. 

Sosyal medya kullanımı tüm kullanıcılar için bağımlılığa dönüşebiliyor. Özellikle aileler; çocuklarına sosyal medyanın bilinçli kullanımını mutlaka öğretmeli. Ebeveynlerin yasaklayıcı önlemler yerine  çocuklarıyla sosyal medya ile ilgili iletişim halinde olmalısı gerekiyor.

İşletmeler, potansiyel çalışanların nasıl olduğunu öğrenmek için sosyal ağları kullanmaktan ve kişinin profilinde verilen bilgilere dayanarak kararlar alabiliyor. Bir işe girmeye çalışırken gelecekte zarar verebilecek bilgileri paylaşmak ve bilgileri silmek hiç kolay değil. 

Sosyal medya verilerimizi topluyor. Like, içerik paylaşımı, yorum, tıklama derken sonsuz veriyi kendi ellerimizle paylaşıyoruz. Arama yaptığımız her ürün ya da tıkladığımız bir içerik daha sonra karşımıza reklam olarak çıkıyor. Günümüzde arama yapmasanız dahi telefonun olduğu ortamda konuştuğumuz ürünlerin reklamı ile karşılaşabiliyoruz. Gizlilik ve nelere izin verdiğiniz uygulamalara yeniden göz atmanız gerekiyor.

Facebook skandalı ile başlayan “sosyal medya kullanımıyla kişiler manipüle edilebilir mi?” sorgulanıyor. Uzmanlar; insanlar hakkında en değerli analizin “Psikolojik analiz” söylerken sosyal medya ile veritabanlarına bu bilgileri kendimiz aktarıyoruz. Bunu bir kez daha düşünün? Arkadaşlarınız, neleri sevdiğiniz, en sevdiğiniz yemek, beğenileriniz, ilgi alanlarınız, en hassas noktalarınız alınarak sizin algılarınızı yönlendirmek için kullanılıyor?  

Siber zorbalık her geçen gün artıyor. 2018 yılında linç kültürüne maruz kalan biri olarak zorbalığın çevrimiçi ortamda çok kişiyi etkilediğini biliyorum. Maalesef bu zorbalar ekran arkasına sığınıyor.

Sosyal medyanın sosyal ve psikolojik etkileri ile araştırmalar devam ediyor. Sosyal medya kullanımıyla ilgili en doğru kararı siz vereceksiniz. Belirli sınırlar içinde bu ekosistemde yer almak olası riskleri azaltacaktır diye düşünüyorum.

Yüksek Teknoloji Dergisi sayı 9, Kasım 2019