Çok ihmal ettim yazmayı. Aklım, kalbim yazmak isterken yazamadım. Yazmak disiplindir, motive eder sizi. Yazmayınca eksik hissedersiniz.

Lakin bendeniz son zamanlarda kendimi ihmal ettim. Bir de üzerine çocukların yaz tatili girince iyice zaman bulamaz oldum. Yardımcım yok. Eve temizliğe gelen Döne ablanın dışında kızlarla ben nereye onlar oraya.

Ama en çok ben onların peşinde. Bir de yüzücü adayımız var evde. Okul kapandı ama antrenmanlar bitmedi velhasıl oldu bitti ağustos oldu kendimizi uzaklaştırabildik İstanbul’dan.

Son dört gündür yaz modunda en sevdiğimiz yerlerdeyiz. Yazmak kadar fotoğraf çekmeyi ne kadar sevdiğimi bilirsiniz. Konu fotoğraf olunca her şeyi bir kenara bırakırım. İstanbul’dan ayrılıp yaz moduna geçinceye kadar izlediklerim ve halen içinde olduğum hallerde bir kahraman var.

Yazmadan geçemedim. Selfie popüler olduktan sonra selfie kadar popüler selfie çıbığımız (çubuğumuz) . Yılların monopodu oldu selfie çıbığı. Tamam herkes fotoğrafçı değil teknik olarak bilmek zorunda da değil. Lakin bir çubuğa da “çıbık” diye dillendirmek hoş değil. Selfie çubuğunu hiç sevemedim.
Kullanmadığımı da bilenler bilir. Bana gelen selfie çubuklarını da hediye etmişimdir ya da selfie çekmeye sevenlere hediye almışlığım çoktur. Bir nevi arz talep meselesi.

Sizi bilmem ama ben selfie çubuğu ile yaşananları gördükçe iyice selfieden soğuyorum. Bütün alışveriş merkezlerinde, sokakta, tarihi yerlerde, vapurda, hayvanat bahçesinde, sahilde, deniz otobüsünde, düğünde yani her yerde bizim selfie çubuğu gezinti halinde. Öyle ki seyyar satıcılar sürekli gözünüze sokar halde. Ben sevmiyorum ama seven çok.

Selfie çubuğu ile çekilen fotoğraf karesine girmemek için köşe kapmaca oynuyorum neredeyse. Bir de bir anda burnunuzun dibinde, kafanıza gözünüze girebiliyor. Kullanan selfie severlerse dünya çubuklarının etrafında dönmekte.

Size son dört günde gördüğüm/yaşadığım selfie çubuğu hallerini yazayım.

• Denizotobüsünde arka koltuktan kafama vuran selfie çubuğu. Bir pardon yok 🙁

• Araç ile gemi kuyruğundayken seyyar satıcının açık pencereden içeriye selfie çubuğu sokarak kafanıza vurması “abla vereyim mi?” gırrrr ağlamak istiyorum

• Deniz kenarında kızlar kova kürek kumdan kale halinde bir çift selfie çubuklarıyla günü belgelemekte. Az sonra olacaklardan habersiz mutlu mesutuz. Beş dakika geçmiyor ki aşık çift ekseni etrafında dönmeye başlıyor selfie çubuğu da onlarla birlikte. Bir nevi semazen misali. Öpüşürken selfie çekme halleri de o selfie çubuğu başka yerlerde. Teğet geçiyor üzerimizden. kazasız belasız atlattık şükür halimize.

• Ada sokaklarında dolaşırken herkesin elinde selfie çubuğu herkes fotoğraf halinde. Sokaklar kalabalık ama selfie çubuğu trafiği daha yoğun. Mümkünse yol vereceksiniz çubuklara yoksa allah muhafaza bir kaza daha geçirebilirsiniz.

• En güzel anlar selfieye teslim. Sürekli belgelenme sürekli çubuk ile açı aranmakta. Güneşin batışını seyretmek istenirken ters ışık sebebiyle selfie çekilememekte çekenler birbirini yemekte.

Kısacık özetledim size selfie çubuğu hallerini. İyi hoş yanı da var elbette. Kimseden fotoğraf çektirmek için ricada bulunmak zorunda değilsiniz. Eyvah telefonu verdim alıp gider mi stresiniz de yok . Biraz saygı biraz dikkat sadece.

Sizin selfie çıbığınız var mı?

YSM- Selfie çıbığı düşmanı 🙂