Birileri Selfie’yi durdursun! Yok, yok vallahi Selfie Bakanınız olarak ben bile #selfie ile ilgili haberlere yetişemeyeceğim. Neredeyse her gün bir haber, her gün çok konuşulan bir selfie…Bazen de “ıyyy” aman görmeseydim dediğimiz selfieler. Değil gün, selfie konuşulmayan an yok diyebiliriz.

Türkiye’de çok selfie çekilse de geçtiğimiz hafta konuştuğumuz gündeme en uygun selfie Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’ndeki meşhur kedi “Şero” ile selfie pozu çekti. Twitter’dan yayınladı ve çok kısa sürede ortalık kedili selfieden geçilmez oldu.

Türkiye’de en çok seçim sonrası çekilen #selfieler konuşulurken ABD’de ise Beyaz Saray, ABD Başkanı Obama’nın “selfie”li reklama alet edilmesine tepki gösterdi. Malum, geçtiğimiz yıl Obama’nın selfiesi ortalığı yıkıp geçmişti.

bama, geçen günlerde Beyaz Saray’da Amerikan beyzbol liginin son şampiyonu Red Sox’u kabul etmiş ve Beyzbolcu David Ortiz’in ricası üzerine, kendisine hediye edilen 44 numaralı formayla “selfie” çektirmişti.

Ortiz bu selfieyi anlaşmalı olduğu Samsung  resmi hesabından paylaşınca ortalık karıştı. Beyaz Saray Obama’nın fotoğrafının ticari amaçlarla kullanılmasına her zaman karşı olduklarını söylesede atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmişti.

Benim için Oscar Selfiesi sonrası Obamalı bu selfie Samsung’un ürün yerleştirme ve viral reklamlarda ne kadar başarılı olduğunun göstergesi.

Dünya da selfie her yerden paylaşılıren selfie’ye Papa da ayak uydurdu. Papa haftalık olarak yaptığı halka sesleniş konuşması sonrası yeni evlenmiş bir çiftle selfie çekti.

şte her yerde deliler gibi hepimiz selfie çekip paylaşırken 4 Nisan 2014 günü “Selfie Çektirmek Ruhsal Bir Bozukluk” haberi bomba etkisi yarattı.

Amerikan Psikologlar Derneği (APA) ‘Selfie’nin (kendi fotoğrafını çekmenin) ve bu fotoğrafları sosyal medyada paylaşmanın ruhsal bir bozukluk olduğunu resmi olarak duyurdu. Amerikan Psikologlar Derneği (APA) bu zihinsel bozukluğu ‘selfitis’ olarak adlandırdı ve kendi fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşmanın obsesif kompülsif bir eğilim ve özgüven eksikliğini gidermenin bir yolu olarak tanımladı.APA’ya göre bu hastalığın henüz bir tedavisi yok fakat bilişsel davranış terapisi ile geçici bir tedavi sağlanabilir.

Yeşim Mutlu Selfie Bakanı

Sanırım çağımızın hastalığı stresten sonra “Selfitis” olarak tarihe geçiyor. Selfie Bakanınız olarak “selfie” den muzdarip olan herkesi “Selfitis” kulubune bekliyorum. Bu açıklama sonrası hemen instagram hesabıma baktım ve “hasta mıyım ey instagram bana söyle” dediğim de şükür ki henüz olmadığımı gördüm. Ama olur da siz de ben de var mı diye merak ediyorsunuz bakın nasıl kategorize etmiş APA:

1- Borderline selfitis: (Sınırda) Kişinin kendi resmini en az günde üç kez çekmesi ama sosyal medyada paylaşmaması

2- Acute selfitis: (İleri düzeyde) Kişinin kendi resmini günde en az üç kere çekmesi ve her birini günde 3 kere sosyal medyada paylaşması
3- Chronic selfitis: (Kronik) Kontrol edilemez bir biçimde kişinin kendi fotoğrafını gece gündüz sürekli çekmesi ve günde altı kereden fazla bu resimleri sosyal medyada paylaşması

Size bu hafta estetik selfieyi yazacağım derken onun üzerine de bir bomba selfie daha instagrama düştü. Diyorum ya, sosyal medyada çılgınlıkların ardı arkası kesilmiyor. Bu kez de #aftersexselfie yani seks sonrası selfie gündemde yerini aldı. Yok artık “artık bu kadarı da olmaz” desek de bu akım aldı başını gidiyor. Selfie ile baş etmek zor. Lakin #aftersexselfie için etrafımda konuşulan da yahu eskiden bir sigara yakılırdı, şimdi sigara yerine telefon. Peki çekilen fotoğraflarda da hep mi süper seks var, hiç mi kötü seks yok selfiesi de diye konuşulmakta.

Bana göre #aftersexselfie dijital sınırların ne kadar da zorlanabileceğine örnek. Bakarsınız bir çok marka bunu baz alarak mutluluk, keyif temasına bağlayarak gerçek duyguları yakalayabilir.

Estetik selfie ise bana göre en çok kadınlar arasında yayılıyor.En yakın arkadaşlarımdan birisi bana “Sen instagram fotoğraflarında süper çıkıyorsun. Estetik doktorun kimse ben de ona gitmek istiyorum” dediğinde uyandım. Nasıl yani? oldum. Çünkü hayatımda estetik müdahale olarak sadece sezeryan sonrası dikişlerim var. Ve arkadaşıma neden bana bunu sorma ihtiyacı duyduğunu sordum. Meğer o fotoğraf çektiğinde göz altında kırışıklıklar, alın, ağız vb yerlerinde gözüküyormuş ve bu durum onu rahatsız ediyormuş. Yüzüne baktım ve “Ne var bunda? İşte yaşadıklarımızın izi. Elbette yaşımız aynı kalmıyor oldukları gibi kalsınlar” dedim. Cevap olarak “Olur mu? Herkesin fotoğrafları harika gözükürken benim fotoğraflarım yaşlı çıkıyor” geldiğinde durumun ciddiyetini anladım. Hatta doktoruna selfie pozlarını gösterip, işte bunlar beni rahatsız ediyor diye göstermiş. Sonrasında da botoks vb. işlemlerden geçti. Benden de selfie çekme tekniklerini – doğru ışık, doğru açı vb – öğrendi. Oysa ben hep kendiniz gibi olun derim fotoğrafta ama olmak isteyene…

Bu arada arkadaşımın söylediklerinde gerçek yok da değil.

Georgia Teknoloji Enstitüsü’nde de 1.1 milyon fotoğrafla yapılan araştırma, insan yüzü içeren fotoğrafların beğenilme oranının, diğerlerine göre yüzde 38 daha fazla olduğunu göstermiş.
 Bu sonuç, insanların yüz fotoğraflarına ne kadar ilgi duyduğunu da tescillemiş oluyor.

Anlayacağınız bendeniz “Selfie seninle baş edemem ben” diyorum. Ne kadar çok sevilse de, sevmeyeni de ve selfieden kusmak üzere olan da çok. Ben bile selfie ile ilgili gördüğüm fotoğraflarda bu duyguyu yaşıyorsam hele fotoğraf çektirmeyi sevmeyen hatta fotoğrafı sevmeyen kişiler neler hissediyordur.

Yine de eksik kalmayalım hayattan. Selfieniz bol olsun…

YSM-Selfie Bakanı

08 Nisan 2014 benimgibi.com yazım. “Selfie seninle baş edemem ben!”

Selfie seninle baş edemem ben!