Aslan burcu kadınlarının ayrı yeri var hayatımda.  Son zamanlarda da şükür aslan gibi arkadaşlarım var. Aslan kadını güneş gibi parlayan, sımsıcak, samimi, dost, değerlerine sahip çıkan, akıllı, mükemmeliyetçi, kendine güveni yüksek ve son derece gururludur. Bu özelliklerinin yanı sıra oldukça da zordur. Ne istediğini bilir . Enerjiktir, enerjisi yüksektir. Arkadaşlık aslan  burcu kadını için çok önemlidir ama arkadaşlarını özenli seçer ve sahip çıkar. Çok iyi niyetlidir aslan kadını ve bu niyetinin kötüye kullanılmasını istemez. Ama ne gelirse de başına bu iyi niyetten gelir. Bir aslan kadınını girdiği  ortamda mutlaka tanırsınız. Velhasıl aslan kadını biri olarak uzun uzun yazabilirim. Ama bugün benim gibi tam bir aslan kadını olan sesiyle, fiziğiyle, anneliğiyle , dostluğuyla on parmağında on marifet canım Sarı Şeker Sema’yı anlatmak istedim size. 

Sema ile geçtiğimiz hafta yeni yıl sofrasında buluştuk. İnsan yakınında ki insanları anlatırken zor seçiyor kelimeleri. Çünkü onlar çok değerli ve hayatımda özel. Sema’nın yeri de ayrı hayatımda. Hatta ortak yediğimiz kazıklar bile var. Onunla da yıllarca hayatımızda teğet geçmişiz. Defalarca bir araya gelmek isteyipte gelemeyen hallerde. Ama geldik ve birlikteyiz. Zaten iki aslan bir araya gelince keyif, mutluluk pik yapar. Beni ağırladı evinde. Elleriyle hazırladı tüm sofrayı. Hatta bir brokoliden çam ağacı vardı ki şok geçirdim bu kadarda pes dedirten. Farklıdır işte aslan kadını. Farklı bakar, farklı görür, farkıyla fark yaratır. Hele bir kez geldiyse hayatınıza daha ne istersiniz. İşte canım “Sarı Şeker Sema” 🙂 

SemaEryigitEmek

Semacım, herkes seni “Sarı Şeker Sema” olarak tanıyor. “Sarı Şeker Sema “ortaya nasıl çıktı? Radyocu olmasan ne olurdun?
 

Özel radyolar açıldığında ben lisedeydim, o zaman karar verdim radyocu olmaya. Tam bana göre bir meslekti çünkü. Liseyi babamın görev yaptığı Amasya Anadolu Lisesinde bitirdim. Üniversite bahanesiyle İstanbul’a gelir gelmez hemen araştırmalara başladım ve bir yerel radyo bularak işe girdim. Sonrası azim, istikrar ve çoook çalışma ile yaklaşık 20 yılı geride bıraktık. Bir dönem çalıştığım radyonun bünyesinde bulunduğu tv kanalında Ece Erken program yapardı. Arada beni kolumdan tutup ekrana çıkarırdı. Orada gören dinleyicilerim o dönem pek popüler olan faksları gönderirken “seni ekranda gördük, sarı şekermişsin” diye yazmaya başlayınca ben de programın ismi “Sarı Şeker”  olsun dedim. Öyle de kaldı.  

Aslında Turizm İşletmeciliği mezunuyum, Tur Operatörü olabilirdim, gezmeyi ve gezdirmeyi çok seviyorum. Yurt dışına çıktığımda rehberle gezmeyi sevmem, elime harita alıp sokak sokak kendim gezerim. Diplomam ve sertifikalarım duruyor, bakarsın bir gün acente açarım 🙂 Ayrıca iç mimar olmak isteyebilirdim. Bir de tamir işlerine çok meraklıyımdır, matkap çalıştırayım, avize takayım, elimden bu tür işler gelir. Belki tamirci ya da marangoz olabilirdim 🙂


Uzun yıllardır “radyocu” olarak tanınıyorsun. Oysa kariyerin bununla sınırlı değil. Ben biliyorum da bilmeyenler için bize gazete, dergi, televizyon hikayelerini paylaşabilir misin? 

Aslında tv programcılığım neredeyse radyoculuğum kadar eski. 98 yılında Eko Tv isimli müzik kanalında vjlik yaparak başladım. Sonrasında çeşitli kanallarda programlar sundum. Atv, Star, Cine 5, Kanal 1, Trt Müzik bunlardan bazıları.  Yayın hayatım boyunca bir çok dergi ve gazetede yazılar yazdım. Bir dönem Akşam Gazetesi’nin hafta sonu ekinde sanatçılarla müzik üzerine röportajlar yaptım. Yazmaya hep devam ediyorum. Şu sıralar Hürriyet Aile’de yazıyorum. Bir de blogum var ama çok ihmal ediyorum ve sen bana bu konuda çok kızıyorsun biliyorum 🙂 (hem de nasıl yaz diyorum sürekli yaz çünkü çok güzel yazıyor 🙂 

Sıkı bir hayvan dostusun. Messi ve Peynir evin sahipleri 🙂 “Canlı Dostlarımız Radyoda” programında hayvan haklarına değiniyorsun. Hayvanlara bakışını anlatır mısın? Gerçek hayatta et yiyor musun? Vejeteryan mısın?


Yalnız yaşadığım dönemde bir kedi olsun hayatımda istedim, Peynir böyle katıldı hayatıma. 12 yaşını bitirmek üzere, daha uzun yıllar benimle birlikte olması dileğiyle o benim ilk göz ağrım. Bir ara Jingle isminde bir siyam kedimiz vardı, kardeşimde kaldı. Peynir benim çeyizim olarak evlenince benimle geldi. Sonra Messi’yi kanalın bahçesinde bulup eve aldım, sarman bir sokak kedisi. O zaman çok yeni hamileymişim, bilmiyorduk. Hamileliğimi onlarla ve gayet sağlıkla geçirdim. Işık doğduktan sonra da bizimle yaşamaya devam ediyorlar. Özellikle Messi’nin Işık’la arası çok iyi.                     

Çocukluktan, çevreden gelen bir alışkanlıkla et yiyorum. Ama hayvanlarla ilgili konuların içine girdikçe et yemekten rahatsız olmaya başladım. Eskiden yemek fotoğrafları falan paylaşırdım. Artık etle ilgili paylaşımlarda bulunmamaya özen gösteriyorum. Ancak etten nasıl vazgeçeceğim bilmiyorum. Hiç bir sağlık sorunum yok şimdi birden bire hayvansal gıdaları kesersem vücudum nasıl tepki verecek bilemiyorum. İnsan bir de anne olunca sağlık sorunu yaşamaktan korkuyor. Neden korkuyorsun dersen ben vejetaryen olmam Vegan olurum. Vejetaryenler bana pek samimi gelmiyor açıkçası, vejetaryenim deyip balık yiyeni var, gözümün önünde etli nohut yemeğini tepsisine koyanı gördüm. “Ama ben etini yemiyorum” desen nolur, tüketime katkıda bulunuyorsun. Bu iş çok karmaşık yaa, vejetaryen olup deri ceket giyiyorsan ne anladım ben o işten? O yüzden vegan olurum, hayvansal hiç bir şey yemem, belki de bir gün olacağım. Ciddi ciddi düşünüyorum.

 

SariSekerSema


Radyonun yanı sıra seni kah caz festivali kah konser sunarken görüyoruz? Bunca işin arasında mükemmel bir eş, harika bir anne,  süper bir ev sahibesisin. Hepsine nasıl yetişiyorsun?

Öncelikle oğlumu hayatıma entegre etmeye çalışıyorum o da bu tempoya alıştı. Işık doğduktan sonra şehir dışı işlerde onu da götürebileceğim ve konforunu sağlayabileceğim işleri kabul ediyorum. İlk 19 ay emzirdiğim için oğlumu götüremeyeceğim işleri kabul edemedim. Şimdi belki bir günlük işe gidip gelmem daha mümkün olabilir. İstanbul’da ise yatılı bir bakıcım olduğu için işlerime, davetlere, arkadaşlarıma ve spora vakit ayırabiliyorum. Ben zaten çok planlı olmayı seven biriydim. Çocuk olunca saat saat günümü planlar oldum. Tabii çocuk olmasa yayından çıkıp akşama gitmem gereken bir yer varsa eve dönmeden spora gider, arkadaşlarımla buluşur akşama kadar vakit geçirir ve katılacağım davete gidebilirdim ama artık yayın sonrası eve gidip onunla vakit geçirip gündüz uykusuna ben yatırıp sonra çıkıyorum. Evimiz şehir merkezine uzak olduğu için pek kolay olmuyor ama napalım oğluma vakit ayırmak için değer. Benim mottom “işleyen demir ışıldar” Boş vaktim olduğunu pek hatırlamam. Az uyurum, miskinlik bana göre değildir. Akşam tv karşısına yayılıp dizi izlemek yerine spora gitmeyi tercih ederim. Özellikle spor beni daha enerjik kılıyor. 

Herkes seni işinle tanıyor. Özel hayatında nasılsın? Nelere değer verirsin?

Yeşim’cim ben artık X-Ray cihazı gibiyim. Buradan bakınca insanların içini görebiliyorum. Samimiyetsiz birini hemen anlarım ve tahammül edemem. Genelde rahatsızlığımı dile getirir ya da sessizce uzaklaşırım. İlk bakışta ne olduklarını anlasam da insanlara çoğunlukla şans veririm. Herkesin içinde bir parça iyi taraf vardır. Ama baktım ki olmuyor, zorlamıyorum. Dostluğa çok önem veririm ben, herkesle dost olunmaz. 

SariSekerSema_EmekAilesi

 

Eşin İsmail Emek ile ne zaman evlendiniz? Biricik oğlunuz Işık ve aşk hikayenizi anlatır mısın biraz 🙂 


2010 yılında evlendik. Ama çok uzun bir tanışıklığımız var aslında, sana uzun uzun anlatsam 3 sezon dizi çıkar. Önce Eko Tv’de çalışmıştık beraber. Hatta o dönem kısa süre çıktık ama birbirimize fazla vakit ayıramadık, sonrasında kanal haber kanalı olacağı için biz vjler kanaldan da ayrıldık. Işın Karaca’nın “Aramıza Yollar” diye bir şarkısı vardır bilir misin? İşte tam da o şarkıdaki gibi “aramıza yollar, yabancı kollar, zor yıllar girdi” ama hayat çok garip biz tekrar bir araya geldik. Fakat bir türlü aynı frekansı tutturamadık, çok kere görüştük ayrıldık. Derken Kader bizi yine aynı iş yerinde karşılaştırdı. O zaten CnnTürk kurulduğundan beri çalışıyordu, ben de Radyo D’ye transfer oldum. Uzun süre bir kaç selamlaşma dışında fazla muhabbetimiz olmadı. İsmail askere biraz geç gitti, giderken haber de verdi bana. Oradayken düşünmüş ve benimle evlenmeye karar vermiş. Ben pek inanmadım ilk başlarda. Askerlik sonrası da epeyce çekişmelerimiz oldu. O Koç burcu ben Aslan, iki ateşin birbirini yakmaması mümkün mü? Sivri taraflarımızı törpüleye törpüleye evliliğe kadar geldik. Şimdi soyismimizdeki gibi “Emek” var bu ilişkide. Evlendikten 1 sene sonra çocuk istediğimi söylerdim hep, çok şükür her şey istediğimiz gibi oldu. Hayatımıza bir “Işık” doğdu. Bir radyocu çocuğunun ismini nereden bulur? Tabii ki müzikten ve şarkılardan.  Sezen Aksu’nun “Işık Doğudan Yükselir” albümü çıkış noktamdı. İsmail’e “senin hayalinde başka bir isim yoksa ben Işık olsun istiyorum” dedim. O da kabul etti. Kız olsa da Işık olabilirdi ismi. Ama ben ilk günden erkek olacağını biliyordum.


Hamileliğin nasıl geçti? Kaç kilo aldın? Doğum sonrası kiloları nasıl verdin? Spor yapıyor musun?

Dünyanın en rahat hamilesiydim diyebilirim. Doğuma bile kendim araba kullanarak gidecektim neredeyse 🙂 Son ana kadar araba kullandım. Son ana kadar hamile yogası ve yürüyüş yaptım. Ne kadar tiyatro, sinema, gala, davet varsa katıldım. “Artık galada doğuracaksın, bi otursan” diyorlardı bana. 13 kilo aldım ama esas sınavım doğumdan sonra başladı. Ben iş hayatına girdiğimden beri birer haftalık yıllık izinler dışında radyodan uzak kalmadım. Doğumdan sonra süt iznimi de toplu olarak kullandım ve 5.5 ay kadar izin yaptım. İlk defa bu kadar evde kaldım, hareketim azaldı, emziriyorum diye (biraz da kilo almıyor olmama güvenerek) haddinden fazla yedim. Işık 4 aylıkken dur dedim noluyor, nereye gidiyorum, bu ben değilim. Fakat o dönem şirket diyetisyenine gitsem de her gün yürüyüş yapsam da yağ oranım bir türlü düşmüyordu. Diyetisyen de bu durumu emzirmeye bağladı, vücut yağ tutuyordu.
 
Emzirme bitene kadar sıkı bir diyet yapamazdım zaten. Bencillik olarak görüyorum bunu. Ben hiç anne sütü almamışım, annem çok uğraşmış ama emmemişim. Benim çocuğumun bu kadar uzun süre emeceğini tahmin etmezdim ama 19 ay emzirdim. Hedefim 2 yaştı. Işık memeye güvenip nasılsa anne sütüyle karnı doyuyor diye yemek yemeyi reddediyordu. Çocuk doktoru bir kaç defa emzirmeyi kesmemizi önerdi ama kıyamadım. En sonunda 19 aylıkken bıraktırdık.  Diyetisyen Güneş Aksüs ile her pazartesi Radyo d’de “Keyifli Diyet” programını yapıyoruz uzun zamandır. Güneş “bana gel” dedi. Zaten arkadaşlığımız olduğu ve enerjisini çok sevdiğim için Güneş’le yola devam etmek istedim ve emzirme bitince Kasım 2013 ‘te diyete başladım, 2 ayda 10 kilo kadar verdim. Sonra bir kaç kilo daha verdim ama yaz dönemi pek sıkı diyet yapmadım. Hamile kaldığım kilodan daha aşağıya düştüm artık. Bundan sonrasında zaten spor destekli sağlıklı beslenme şeklinde gidecek. Güneş Aksüs bana “artık yağ oranın ideal durumda bundan sonrası senin kendini nasıl görmek istediğine kalmış” dedi.
 
Fitness, pilates devam ediyor. Zaten sporsuz bir hayat düşünemiyorumHalkalı Atakent’te bulunan LiveFit Pilates stüdyosunda haftada en az 2-3 gün pilates yapıyorum. Aytül hocam beni birebir çok güzel çalıştırıyor. Oturduğum sitede spor salonu var. Akşamları vakit bulursam mat pilates ya da fitnessa gidiyorum. Topuğumda aşil tendonu zedelenmesi var o yüzden dışarıda yürüyüş yapmam spor salonunda yapmaktan daha iyi benim için. Hava güzelse mutlaka dışarıda yürümeyi tercih ederim.  
 
SariSekerSemaİsikEmek
 

Anne olunca hayat değişir derler. Sen de neler değişti? Sence neden?

Değişir tabii değişmez mi? Bir arkadaşımın annesi yıllar önce “Çocuk ayakkabı gibidir, nasıl ayakkabı giymeden evden çıkamıyorsan çocuğu da bırakıp çıkamazsın, bu yüzden iyi düşün” demişti kızına. Ne kadar doğru olduğunu yaşayan anlar. Öyle kafana estiği gibi hadi şuraya gidelim, aa arkadaşlar toplanmış, durun geliyorum demek yok. Geçen yaz radyodan arayıp “Ağustos sonu Alaçatı’da organizasyon var, ekipçe gidiyoruz, 1 hafta kalacağız” dediler. Normal şartlarda havalara uçmam gerekir di mi? Kim istemez böyle iş, hem çalış hem tatil yap? Ama o an aklımdan saniyede 100 soru geçti. “Işık ne olacak, kim bakacak, bir hafta bensiz duracak mı?” diye kendimi yedim durdum. Çocuğun rahatını, konforunu, ihtiyaçlarını karşılamadan kendini düşünemezsin. Sonuçta ortada sana muhtaç bir varlık var. Kendinin de eşinin de istekleri ikinci planda kalıyor. Tatile bile giderken ona göre seçiyorsun. Öyle iskeleden cumburlop denize atlamak yok. Kumsalı güzel mi, çocuk rahat edebilir mi, tesis çok merdivenli mi, düz ayak mı, çocuğa göre aktivite var mı onlara bakıyorsun. Neyse ben zaten geç anne oldum, çok gezdim zamanında. Yurt içi, yurt dışı, bayram seyran sürekli bir yerlerdeydim. O yüzden çok sorun olmadı. 

Tabii iki kişilik kurduğun yuvan kalabalıklaşıyor. Sadece bebeğin katılmasıyla değil, ona bakacak kişi ya da kişiler de giriyor hayatına. Bakıcı, yardımcı, anneanne, babaanne, bazen dedeler. Derken geleneksel Türk ailesi formatına geri dönüyorsun. Bir de daha sabırlı olman gerekiyor anne olunca. Benim avantajım sabır stajımı kediler üstünde yapmış olmamdı. O mırnavlar neler neler yaptılar zamanında, koltukları tırmalamak mı dersin, perdeleri mi yırtmak mı, dolapların üzerinden fritözü, tezgahın üstünden cam tencereyi düşürüp kırmak mı, ne arasan hepsini yaptılar. Sanırım bana sabırı öğrettiler. Işık’ın en zor dönemleri şu aralar, 2 yaş sendromu yaşıyor. Sabrımın taştığı anlar olmuyor mu, oluyor tabii. Bi de ben çok çabuk parlarım, kızarım hemen. Ama kıyamam yine de canımın bir parçası o sonuçta. 

 
SariSekerSemaEryigitEmek2

 

Bugün harika bir yılbaşı sofrasında buluştuk. Brokoliden yaptığın çam ağacı ne kadar yaratıcı ve becerikli olduğunun kanıtı. Süslemeye meraklı mısın? Yemeğe çok misafirin gelir mi? 

Ben çok iştahsız bir çocuktum, yemek yemeye heveslenmem için annemler mahallenin çocuklarını bize toplardı. O günlerden bende kalan bir özellik bu galiba çok severim evim ve sofram arkadaşlarımla dolsun taşsın. Masa hazırlayayım, yeni bir şeyler deneyeyim. Işık doğduktan sonra biraz zorlaştı tabii. Yardımcım hafta sonları izinli olduğu için çocuğa bakarken davet vermek zor oluyor. Annelerimiz nasıl yetişiyormuş inanamıyorum. Ben tek çocukla bile zorlanırken 2-3 (belki daha fazla) çocukla hem evine hem çocuklarına hem misafirlerine yetişebilen Voltran annelerimiz varmış. Şimdi bana her şeye nasıl yetişiyorsun diyorsunuz ya, aslında bizim yaptığımız hiç bir şey değil.Yine de elimden geldiği kadar arkadaşlarımı davet etmeye devam ediyorum. Yakın dostlarım zaten erken gelip yardım ediyorlar. Maksat hep birlikte olmak zaten.

Annemden biraz el almışım, özellikle hamur işi konusunda annem çok beceriklidir. Biz çerkesiz zaten hamur üzerine çok yemeğimiz var, her şeyi yapabilirim. Yapamayacağım yemek pek yoktur. Yaprak sarmayı da çerkes mantısını da tek başıma yapabilirim. Ama fazla yapmamayı tercih ediyorum. Evlendikten sonra biraz eşimin zevkine uygun yemek yapmaya başladım, biraz da onu yağlı yemeklerden uzaklaştırmaya çalıştım. Öyle kızartmalar falan pek yapılmaz bizim evde. Daha çok fırın yemekleri yapmaya gayret ediyorum. Böylece daha az yağ kullanmış oluyorum. Özel günler için pasta da yaparım hatta pasta süslemelerimi çok beğenirler ama bu pasta, kurabiye işine fazla girmek istemiyorum.

 

SemaEryigitEmek2

 

Senin için hazırladığım yılbaşı soframdaki kurabiyeleri yakın dostum Evren ile birlikte hazırladık. Kendisinin Bir Dilim Düş isimli blogu da var. Işık’ın doğumundan beri bütün pasta ve kurabiyelerimizi Evren yapar. Tabii bu “noel babalı, kardan adamlı, çanlı 2015”  kurabiyelerini dekor olarak yaptık diyebilirim. Çünkü soframa daha sağlıklı, light tatlılar koydum. Birisi elmalı, ceviz ve tarçınlı toplar, tarifi görmüştüm internette, hemen denedim. Çok sağlıklı bir atıştırmalık, hiç şeker yok. Diğeri de Güneş Aksüs’ün Güneşle Kaçamak Diyeti kitabının arkasındaki tariflerden yaptığım Sütlü Light İrmik Tatlısı. Ayrıca ben çok sevdiğim mercimek salatasını da soframa ekledim. Kurabiye evi de yine dekor olsun diye yaptım. Kış sofrasına çok yakıştı bence 🙂 Brokoli, brüksel lahanası ve cherry domatesten oluşan yılbaşı ağacı tamamen kendi üretimim. İnstagramda çok iyi tepkiler aldı. Böyle değişik fikirler çıkar benden ara sıra. Masamın genel düzeni ve süslerini beğendiğini umarım. Bu masayı bu eve taşınırken özel siparişle yaptırdım. Kare bir masa istedim çünkü bu masada baş köşe diye bir kavram yok. Yani diyorum ki benim soframa oturan herkes birbiriyle eşit mesafededir. Kimse kimseden üstün değil. 

2015 için planların neler? Gözünü açıp kapasan ve olsa dediğin en büyük dileğin nedir?

Çok planım var, çoğunu sen biliyorsun ama çok fazla dile getirmek istemiyorum. Malum bu zamanda hem nazar çok var hem de “proje çalma” diye yeni bir moda çıktı. Mesleğe ilk başladığım zamanlarda olmasını istediğim şeyler için çok stres olurdum, kaygılanırdım. Artık “her şey olacağına varır, vardır bunda da bir hayır” moduna geçtim. Yaşla ilgili bir şey galiba. Aslında çok şeye koşturmaktan bir türlü üzerine çalışamadığım, odaklanamadığım, oturup ilgilenemediğim projelerim var biliyorsun. Sen de iyi bir dost olarak beni iteklemeye çalışıyorsun. Aslan burcu gazla çalışır arada gaz vermek gerekir 🙂 Çok büyük bir dileğim yok. Oğlumu sağlıkla büyütebileyim, büyüdüğünü göreyim bana yeter. Ama yapmak istediğim bazı işler var tabii. Olursa ne ala olmazsa da sağlık olsun.  

SariSekerSemaEryigitEmek5
 
Sarı Şeker Sema kimdir?

*İstanbul Üniversitesi SBMYO Turizm İşletmeciliği mezunu..
*1996 yılında üniversitede okurken yerel bir radyoda hafta sonları program yapmaya başladı.
Lise yılları boyunca dinleyerek radyocu olmaya karar verdiği Hakan Gündüz’ün yanında staj yapma imkanı buldu.
*1998 yılında Eko Tvde Vjlik yaptı..
*1999 yılında kurulan Radyo Viva’nın ilk kadrosunda yer aldı.
O günlerde kendisini Ece Erken’in programında gören dinleyicileri tarafından ona yakıştırılan “SarıŞeker” lakabı programının ismi oldu..
*5.5 yıl Show Radyo&Radyo Viva’nın Genel Yayın Yönetmeni asistanlığı ve Müzik Direktörlüğünü yaptı..
*Bir dönem Cengiz Semercioğlu ile beraber Cine 5’te
Cine Net isimli internet programını sundu..
*Cine 5’te Spor Spikerliği yaptı..
*2004 yılında Radyo 99’a Genel Yayın Yönetmeni olarak geçti..
*2005 Ağustos ayında Radyo D Yayın Yönetmenliğine başladı..
*2006 sonlarında Bjk Tvde Program yapmaya başladı..
*2008 Mayıs ayında Star Tv’de “Sigortacı” programını sunmaya başladı..
*2008 Kasım ayında “Sigortacı” programıyla ATV ekranlarında izleyiciyle buluşmaya başladı.
*2009 Ocak ayında Kanal 1’de “SON MODA” isimli programı sunmaya başladı…
*2009 yaz aylarında Atv’de KLIP TV isimli program sayesinde müzikseverlerle tekrar ekranlarda buluştu.
*2009 sonbaharından itibaren yıl sonuna kadar “SİGORTACI” programına devam etti.
*2010 yılının ilk aylarından itibaren TRT Müzik kanalında yayına başladı ve “YASAK ŞARKILAR” isimli programda müziğin önemli isimlerini ağırladı.

*Bu süre içinde konser,festival,basın toplantısı,ödül töreni,spor organizasyonları,yarışmalar,imza günleri gibi 

çok sayıda etkinliğin sunuculuğunu yaptı; ALANYA TURİZM VE SANAT ŞENLİĞİ, ALANYA CAZ GÜNLERİ, BÜYÜKÇEKMECE FESTİVALİ, DENİZLİ YATAĞAN BIÇAKÇILIK FESTİVALİ, TOMSFED ŞAMPİYONLAR GECESİ, KABATAŞLI BEŞİKTAŞLILAR DERNEĞİ ÖDÜL GECESİ, HİLTON TENİS TURNUVASI, THY 74.YIL KUTLAMASI…vb

*Halen Radyo D’de “SarıŞeker” isimli programına devam etmektedir..