Sami Kohen ile bu üçüncü  buluşmamız. Bazı insanlar vardır birlikte olmaya zaman geçirmeye doyamazsınız. Bilgisinden, sohbetinden derin feyz alır ve yanından ayrıldığında ise eksik kalırsınız. Sami Kohen benim için böyle. Kendisi ile kitap projesinin çekimleri vesilesi ile tanıştık. İlk biliyorsunuz şubatta karşılaşmıştık.

Yıl bitmeden yeniden birlikteyiz. Konu yine kitap… Yeniden fotoğraflarını çekeceğim. Önce evinde çekiyorum sonra çalışma masası içimize sinmiyor gazete de çekelim diyoruz. Milliyet’e gideceğim. Sana zahmet olmasın diyor ne zahmeti koskoca duayen Sedat Simavi’den diğerlerine bol ödüllü efsane gazeteci ne derse benim için rica sayılır.

Milliyet gazetesine gidiyorum. Daha önce CNNTürk program vb için gittim ama hep şöför almıştı. Yıllar önce posta gazetesine gitmişliğim var. Ama yolu nasıl bulacağım. Kaybola kaybola buluyorum. Bir ara ikitelli organize sanayi bölgesindeydim düşünün halimi. Her şeye rağmen tam zamanında Milliyetteyim.

Klasik güvenlik kontrolü, ofis katlarına geçiş derken Sami Bey sımsıcak gülümsemesi ile karşılıyor beni. Soluklan sonra çekelim diyor ben iyiyim hemen çekelim sonra eşsiz sohbetinizi yaşarım kahve eşliğinde.  Harika kareler çıkıyor bu enerji ile…

Sohbetin tadı ise ayrı. Kolay mı karşımda 56 yıllık gazeteci var. Şimdi ki muhabirlerinden , fotomuhabirlerine işlerin ne kadar teknolojiye dayandığını konuşuyoruz. Çok güzel bir söz söylüyor “Teknoloji hayatımızı kolaylaştıracaktı oysa görüyorum ki esir alıyor herkesi” Gerçekten öyle değil mi evet bilgiye ulaşmak çok kolay ama olayları yerinde yaşamıyor çok kişi. Sadece gelen bilgilerle yaşıyoruz oysa olayın aslı nasıl olmuş, mimikler ne sadece o an oradakilerin yansıttıklarını görüyoruz oysa gerçek başka gerçek olabilir. Ve Sami bey’in dediği gibi aktif değil pasif konumdayız. TV kanalları sayesinde canlı yayın izliyoruz ama canlı yayında soru soramazsın, fikir yürütüp cevap alamazsın öyle değil mi?

Kendi adıma çok güzel hikayelerle ayrıldım yanından. Kendi hayatından kesitleri dinlemek ise işin diğer güzel yanı. hele Sami Bey’in fotoğraf çekimi ile çok güzel bir anısı var. Askerliğini yapacak ve fotoğraf çekilmesi gerekiyor . Gülümseyerek poz veriyor çeken kişi hayır diyor çatacaksın yüzünü asacaksın, askersin olmaz. O da daha da gülmeye başlıyor en sonunda son derece çatık kaşlı bir fotoğraf ortaya çıkıyor ama o ben değilim ki diyor 🙂

Sami Bey, hep gülen biri, gözlerinin içi gülüyor  ve gülen insanları çok seviyor. Bana da diyor ki “hep böyle mutlu ol YSM, pozitif enerjini kaybetme.” Veda anında gazetenin  giriş kapısına kadar geliyor benimle. Tatlı gülümsemesi ve gülen gözleriyle el sallıyor arkamdan.

Ne mutlu bana … Sami Kohen, iyi ki tanıdım sizi… Sonsuz teşekkürlerimle her an-ı için…

YSM-Mutlu