Son günlerde yazılı, görsel ve sosyal medyada çok tatsız paylaşımlara denk geliyorum. Herkes konunun uzmanı gibi doktorculuk oynarken insan sağlığını tehlikeye attıklarından bihaber başı kesik horoz gibi ordan burdan söylemlerine devam ediyor.

YSM olarak sağlık eğitimimin yanı sıra, uzun yıllar sağlık sektöründe çalışmış biri, günümüzün sosyal medyasında fikir lideri yer alan biri olarak hem iletişim, pazarlama hem de reklam ile ilgili rastladığım kötü örnekleri buldukça yazıyor ve paylaşıyorum. “Sağlık ve Sosyal Medya, Doktorlar Sosyal Medyayı Nasıl Kullanmalı, Sağlık Sektöründe Sosyal Medya Kullanımı” başlıklarıyla nasıl etik bir iletişim sağlanırı hekim ve hastanelere anlatıyorum.

Sosyal medyadaki paylaşımları gördükçe her geçen gün canım sıkılıyor. Günümüzde herkes uzman. Maalesef sosyal medya da buna imkan sağlıyor. Kişiler kaynak belirtmeden içerikleri paylaşabildiği gibi, konu hakkında eğitimi ve donanımı olmasa dahi yeri geldiğinde hekime dahi sormadan içerikleri kendi yazmış gibi paylaşıyor. Yine psikolog olmadığı halde -bazen bu yüksek lisans öğrencisi dahi olabiliyor- danışan kabul eden profilleri görüyorum. Açıkçası işin uzmanı olmadan uzman gibi davranan kişilere aklım almıyor. Nasıl bir aymazlıktır, nasıl bir cesarettir anlamıyorum. Sosyal medyanın hukuk kuralları yeni inşa edilirken, bunu fırsat olarak gören kişilere de konuyla ilgili dernek ve kurumların müdahale etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sağlık alanındaki düzenlemelerin tamamında hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının her ne suretle olursa olsun reklam yapması yasaklanmış; bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri ise belirli kurallara tabi tutularak önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. 2004 yılında reklam yasağıyla tanıştığımda Acıbadem Sağlık Grubundaydım. Kurumsal iletişim ve pazarlama ekibi olarak reklam yasağıyla ilgili tüm kuralları hatim etmek zorundaydık. O yıllardan bu yana değişikler tabiki oldu. Ama yaptığım tüm işlerde bakış açım ve yasaklara uygun iletişim stratejileri hiç değişmedi.

Sağlık alanındaki hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının her ne sebeple olursa olsun reklam yapması yasaklanmıştır. Bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri ise belirli kurallara tabidir. Bununla ilgili detayları merak edenler şu ve şu linkten detayları okuyabilir.

Günümüz sosyal medyasında bu yasaklara dikkat eden sağlık kuruluşları ve buna yönelik içerik paylaşımları yapan hekimlere baktığımda sıklıkla reklam içeriği olduğunu görüyorum. Israrla belirtilmesine rağmen bir çok hekim kanun ve yönetmeliklerle çok net belirtilmesine rağmen “Hastaların tedavi öncesi ve/veya sonrasına ait görüntülerine ya da ifadelerine hiçbir şekilde yer verilemez. Ayrıca bu nitelikteki yayınlara link verilerek yönlendirme de yapılamaz.” maddesini ihlal etmektedir.

Sosyal medyanın geleneksel reklam, tanıtım ve pazarlama iletişimine göre çok daha karmaşık bir yapısı var. Bu sebeple sağlık alanında içeriklere yönelik kısıtlamaların geleneksel medya kadar sosyal medyada da geçerli olduğunu bilmek gerekiyor. Çünkü sosyal medya potansiyel müşterilere içerik oluşturabilme imkânı açısından büyük kolaylık ve imkan sağlıyor.


İster hekim olun ister hastane içerik üretirken gereken özeni gösterin. Her dakika kanlı görüntülere, öncesi sonrası ameliyat fotoğraflarına, ücret, kampanya ya da indirim bilgisine veya hizmetin ücretsiz olduğuna ilişkin ifadelere rastlıyorum. Günümüzde itibar kaybı kadar sosyal medya yüzünden ceza alan hekim ve kurum çok. Yoksa hem hem hekime, hem kuruma sağlıklı iletişimden çok zarar verebilirsiniz.

Bana sorarsanız sağlık alanındaki kurum ve hekimlerin reklam yasağının yumuşatılması gerekiyor. Doğru bilgiyi doğru kişilerden almamız en doğal hakkımız. Her geçen gün daha da büyüyen sosyal medya ve sağlık sektöründe toplum ihtiyaçlarına yönelik kurallar günümüz şartlarına göre belirlenebilir. Bunun içinde hem sağlık, hem sosyal medya, hem teknoloji, hem hukuk hem de ilgili alanlardan kişilerin bir araya gelerek yeni medya stratejilerinin oluşturulması gerektiğini düşünüyorum.

Sağlıklı bilgilere ve kişilere ulaşabilmeniz dileğim.

YSM