Geçtiğimiz hafta değerli dostum Yaprak Yapsan’ın davetlisi olarak Dijital Sağlık Zirvesi‘ne katıldım. Kendisine çok teşekkür ederim. Türkiye’de düzenlenen ilk ve tek dijital sağlık zirvesi olma özelliğini taşıyan Digital Health Summit Turkey’e iki yıldır katılıyorum. İnsan eski alışkanlıklarından kolay vazgeçemiyor. İş hayatım boyunca da sürekli konferanslara katılırdım. “Sağlık İletişimi”  ile ilgilenen herkesin bana göre bu zirvede yer alması gerekiyor. Kendi adıma bu sağlık zirvesinden bambaşka bakış açısıyla ayrıldım. İşin hem sağlık hem de iletişim kısmından gelen biri olarak; günümüzde bu deneyimlerimi dijitalle birleştiren ben bu yazıyı yazmaya karar verdim. Söyleyecek çok sözüm var ama kısaca yazacağım.

Günümüzde her alanda değişim yaşanıyorken sağlık iletişimi de dijital medya da daha çok karşımıza çıkıyor.  Doğal olarak insanın aklına “Dijital medya, geleneksel medyanın yerini mi alıyor? ” sorusu düşüyor. 1998 yılında Google’ın hayatımıza girmesiyle birlikte 21.yüzyıl iletişim ve pazarlamasının tamamen değiştiğini düşünüyorum. 2002 yılında çalıştığım kurum olan Acıbadem’ de ekip arkadaşlarımla birlikte bize soru sorduklarında “bize sormadan önce bir google yapsan” derdik” Bugün 5,5 yaşında ki kızım bile yeni bir yere gittiğimizde nerede yemek yesek dediğim de “google amcaya soralım” diyor. Ona göre Google, google amca 🙂

IAB Türkiye İnternet Ölçümleme Araştırması* Gemius Ekim ayı verilerine göre; Türkiye’de en fazla sayfa görüntülenmesine sahip site Google. Google’ın ardından Facebook, Milliyet ve Youtube geliyor. En fazla kullanıcıya sahip siteler ise sırasıyla; Google, Facebook, Youtube ve Yandex. İnternet kullanıcılarına erişim oranlarında ise Google birinci sırada.
TOTAL

Sağlık iletişimi için bir çok kişi dijital medyanın yeni fark edildiğini söyleye dursun ben buna çok katılmıyorum. Ben çok uzun yıllardır  doktor, hasta, medya çalışanları, sağlık alanında olan herkesin sağlıklı iletişim kurması tarafındayım. Konuyla ilgili olarak hayata geçirdiğim ama proje ortağımdan büyük kazık yediğim “İşimiz Sağlık” projem bile bu yöndedir. Neyse hayat işte 🙂 diyerek geçiyorum.

Günümüzde google doktorluğu çok fazla 🙂 Neredeyse tanıdığım herkes grip  dahi olsa önce google’a bakıyor. Google’ın sağlık sektörü verilerine bakarsak ; kullanıcılar sağlık ile ilgili araştırmalarına yüzde 76 oranında  internet ile başlıyor. Sağlık ile ilgili aramaların yüzde 49’u hastalık isimleri ve yüzde 35’ini de belirtiler oluşturuyor. Konu sağlık olunca etrafımızda ki kişilerin de bu yönde fikri oluyor. Günümüz medyası da sağlık haberlerini seviyor. Ana haber bültenlerine baktığınızda ya da gün içinde yayınlanan tv programlarında mutlaka sağlık haberi yer alıyor. Bunun yanı sıra buna internet ve sosyal medyayı eklersek birçok içerik ortaya çıkıyor. Ama en büyük eksiklik burada ortaya çıkıyor. Bilgi kaynağı gibi gözüken çok haber ya da içerik yoğun reklam ve haber değerinden uzak oluyor. Özgün içeriğe ulaşmak gittikçe zorlaşıyor. Dijital Sağlık Zirvesinde de ısrarla belirtildiği gibi sağlık okur yazarlığının artması gerekiyor.

Gün içinde 220 kez telefona bakıyoruz. (vodafone sunumundan bir bilgi) Sabah kalktığımızda akıllı telefonlarımızla ilk baktığımız şey, Facebook’ta ya da Instagram’da paylaştığımız fotoğrafın kaç beğeni aldığı oluyor.  Yine zirvede konuşmacı olan Dr Kıvılcım Kayabalı diyor ki “like aldıkça dopamine seviyemiz artıyor oysa internet bağımlılık yapıyor.” Sizce haksız mı?

 “Dijital medya, geleneksel medyanın yerini mi alıyor? sorusunun cevabına bakarsak  :

  • Gördüğüm kadarıyla iletişimciler  bu soruya hala  yanıt arıyor. Bana göre çoktan dijital medya geleneksel medyanın önüne geçti.
  • Kişilerin kendi siteleriyle dahi sağlık haberciliği yapması en önemli haber kaynağını yaratıyor 🙂 kimsenin gazetede köşe yazarı olmasına gerek yok.
  • Geleneksel medyada çıkan haberler bir dönem sonra unutulabiliyor ama dijital medya da site kapanmadıkça kalıyor. Bu da iki mecra arasında ciddi fark yaratıyor.
  • Artık yazılı basına uzak duruluyor. İnternet portallarının editörleri çok önem kazanıyor.
  • Yazı işleri müdürleri sağlık muhabirlerinin ürettiği içeriği onaylarken ; internet editörleri gündemi takip eden içerikler üretiyor.
  • Geleneksel medya  ile dijital medya arasında içerik farkı belirgin şekilde artıyor. Dijital medya halkın ilgi gösterebileceği özel içerikler üretmekte zorlanmıyor.
  • Dijital medya en hızlı şekilde haberleri paylaşıyor. Yazılı basın ya aylık ya da günlük olması sebebiyle haberi anında iletemiyor.
  • Medya üretimi dijitalde çok kolay. Youtube dünyanın en büyük ikinci arama motoru ve her geçen gün burada ki kanal sayısı artıyor. Yakın gelecekte kişiler sadece ilgi alanlarına göre dijital kanalları izliyor olacak. Geleneksel medyanın bu reytingi yakalayabilmesi için dijital düşünmesi gerekiyor.
  • Dijitalleşen gazete,  dergi ve konuyla ilgili açılan bloglar (örneğin obezite cerrahisi http://obezitecerrahisiblog.blogspot.com.tr/ ) web siteleri  aracılığıyla haberciliğin/  gazeteciliğin dijitalleşmesi, sosyal paylaşım sitelerinin hızla artması ve kullanıcılar tarafından en önemli haber alma aracı haline gelmesi dijital medyanın geleneksel medyanın yerini çoktan aldığını gösteriyor.
  • Sosyal medya, geleneksel medyaya göre çok interaktif. Bu sebeple de etkileşim yüksek. Gelenekse medyada ise etkileşim nazaran çok daha interaktif bir hal almasını sağlıyor.

İşe bir de reklam açısından bakarsak Dijital Sağlık Zirvesinde konuşmacı olan Dr Sertaç Doğanay; Cüneyt Toros’un sitesinden aldığı bilgilere göre reklam sektöründe dijitalin %23,64 olarak yer aldığını belirtti. Yine Cüneyt Toros‘un sitesinde verdiği bilgilere göre “Türkiye’de yılın ilk yarısında sosyal medyaya 99 milyon TL harcandı. Karşılaştırmak yapmak açısından, reklam veren dergilere harcadığı reklam gelirinin 2 katını sosyal medyada harcadı.”

grafikreklampiyasasi

Gazetelerin sonu henüz gelmiyor. Ama yakın gelecekte her alanda olduğu gibi sağlık iletişiminde de “Dijital medya, geleneksel medyanın yerini alacak” çok net gözüküyor.

Son söz olarak söylemek isterim ki ister dijital , ister geleneksel medya da sağlık haberi yaparken sorumluluk duygusuyla hareket edilmeli.  Özellikle görsel medyada sağlık iletişimi çok etkinken burada verilen mesajlar kulaktan kulağa hızla yayılabiliyor. Bir bakıyorsunuz o haberde yer alan ya da programı yapan kişi umut taciri oluyor.  Keza dijital medyada da öyle . Oysa amaç sadece bilgi vermek olmalı. İster reklam ister içerik olarak her iki medya şeklinde yer alırken bu sorumluluğu ve etik bakış açınızı asla yitirmeyin.

Sağlıkla kalın,

YSM