Yaşadığım yılların ağırlığı olsa gerek artık kötü insanları hayatımda istemiyorum. Hem yaşın verdiği olgunluk; hem de “yeni hikayelere hayatımda ne kadar az versem” yeridir bakış açısıyla arkadaş çevremi gittikçe sadeleştiriyorum. Kalabalıklar içinde daha az ve öz insan ile beraber olmak ve onların hikayelerini paylaşmak tercihim. 2019’a girerken dileğim “iyi insanlara iyi insanlar gelsin”di. Ne kadar içten dilediysem bu yıl gerçekten muazzam insanlar geliyor hayatıma. 

Sevgili Erdem Topuz ve Işık Tolgay ile sıcak bir haziran gününde Etiler’de buluştuk. Sanırım buluşma öncesi ne onlar ne de ben bu söyleşinin bizde farklı tatlar bırakacağını düşünmemiştik.

Doğal olarak tanışma, birbirimizi anlama ve hayatı gözden geçirme sürecimizde tatlı tatlı konuşuyorduk. 82 milyon nüfusun içinde söyleşi için bir araya gelen üç kişinin ortak arkadaşının benim kuzenim onların en yakın dostu çıkma ihtimali nasıl olurdu? Ama olmuştu, bir anda kendimizi çok yakın bir dostluğun içinde bulduk. Buradan kuzenim Gazi Tuğrul Ertuğrul’a da ayrıca selam olsun. Ben İstanbul’da o Çanakkale’de yaşadığı için nadir zamanlarda bir araya geliyoruz doğal olarak. Kimse kimsenin dostlarını incelemediği gibi zaman zaten başka konulara takılıp kalıyor. Hayat öyle güzel ki; hayatınızda olması gereken kişileri size en doğru zamanda getiriyor. 

Sevgili Erdem ve Sevgili Işık ile yollarımız çok başka yönlerden de kesişince kendimi aile yakını olarak hissettim. Bu rahatlık ve güven ortamı söyleşimizin akışını daha da eğlenceli hale getirdi. Umarım okurken sizde hissedersiniz.

Sanata hayatını adamış, çok erken yaştan bu yana tiyatro aşkıyla muazzam başarılara imza atmış Erdem ve Işık ile tanıştırayım sizi 🙂 

Sevgili Erdem Topuz, Sevgili Işık Tolgay; sizin hiç mi işiniz yok üniversiteden bu yana kafayı tiyatroya taktınız 🙂 neden tiyatrocu oldunuz?

Erdem Topuz: Ne sevimli bir soru bu…Öncelikle onu söyleyelim. Ama küçük bir düzeltme yapalım. Bizim tiyatroya kafayı takmışlığımız üniversite yıllarına değil ortaokul ve lise yıllarına dayanır. Üniversite yıllarımız bizim biriikte tiyatro yapışımızın ikinci durağıdır.

Ata Koleji yıllarımızda çok değerli Amerikalı Drama ve Edebiyat hocamın rahmetli Billy C.Talbert’ın sahneye koyduğu Broadway müzikalleriyle başladı her şey. Ben ortaokul yıllarında Kral ve Ben ( The King and I ), Neşeli Günler ( The Sound of Music) de oynamıştım. Ben ortaokul son sınıftayken Işık lise birinci sınıftaydı ve birlikte Batı Yakasının Hikayesi’nde ( West Side Story) oynadık. Daha sonra ben F.M.V. Işık Lisesine geçtim. 

Işık Tolgay: Aslen çocukluğumda ve ilkokulda başlayan tiyato aşkım lisede Batı Yakasının Hikayesi ve sonra My Fair Lady ( Benim Güzel Leydim), South Pasific ( Güney Pasifik) müzikallerinde başrol oynayarak devam etti. Daha sonra Grease müzikalinde yine Erdem’le birlikte misafir oyuncu olarak yer aldık. Daha sonra üniversitede yollarımız tekrar kesişti ve yoğun tiyatro günleri oyunculuk, yönetmenlik, eğitmenlik, turneler şeklinde dolu dolu 5 yıl geçirdik.

Erdem Topuz: Ve sonra yine bir ayrılık devresi. Benim Stüdyo Oyuncuları ve Atölye Tiyatrosu yıllarım… Sonra “vakit tamamdır ” deyip tekrar bir araya gelmemiz ve kendi tiyatromuz Dionysos’u kuruşumuz… İlk oyunumuz Oblomov’un ödülü… Salaklar Sofrası ve bugüne gelişimiz… Yani mazimiz çok eskidir bizim.

Işık Tolgay: Oyunculuk bizim ruhumuzda vardı. Ne mutlu ki hem dostluğu hem de sanat tutkumuzu birlikte yaşıyoruz yıllardır.

Dostluğunuz çok eskiye dayanıyor. Uzun yıllardır berabersiniz. Bu dostluğunuzu 2018 yılında Dionysos Tiyatro’yu kurarak taçlandırdınız. Peki iş ve arkadaşlık sınırını nasıl ayırıyorsunuz?

Erdem Topuz: İş ve arkadaşlık sınırını ayırmak gibi bir gereklilik duygusu taşımıyoruz. Çünkü her ikimizde çok eğlenceli iki adam olmakla birlikte çalışma anlarında da aynı oranda ciddiyizdir. Çok sıkılınca mola verir, güler gerekirse ağlar, sonra kaldığımız yerden devam ederiz. Tabi ciddiyetimiz asık suratlı bir ciddiyet de değildir. Kısaca ne zaman ne yapılması gerektiğini biliriz bu sebeple çelişki yaşamıyoruz.

Işık Tolgay: Sonuçta yaptığımız her işi bir öncekinden daha iyi yapmak gibi bir düsturumuz var. Hedeflerimize ulaşmak için ikimizin de yapısına uygun iş bölümü doğal olarak gerçekleşti. Bu doğrultuda Erdem Dionysos Tiyatronun Genel Sanat yönetmenliğini, ben de Genel Koordinatörlüğünü üstlendik.

“Sanat sanat içindir, sanat toplum içindir” mi? Siz hangi taraftasınız?

Erdem Topuz: Ben kişisel olarak sanatın toplumdan ileride olması ve toplumu ileriye götürmesi gerekliliğine inanırım. Sanırım Işık’ta bana bu konuda katılacaktır. 

Işık Tolgay: Elbette… Sanat toplum algısı ve kültürüne göre evrensel çıtasını ve standartlarını değiştirmemelidir. Toplum kendini oraya yakıştırmalıdır.

Erdem Topuz: Sürekli alttan eşitlikçi bir vasatlığın içine gömülürseniz topluma da sanata da iyilik değil kötülük yapmış olursunuz. Evrensel eserleri elbette yeniden yorumlayabilir ve geleneksel tiyatro değerleriylr kaliteli bir entegrasyonla özenle sunabilirsiniz. Ancak bu konuda çok detaycı ve rafine çalışmanız gerekir kesinlikle.

Işık Tolgay: Toplum bunu anlamaz bunu anlar diye topluma dına karar vermek aslında yanlış bir kabul ve kolaycılıktır. Hele bu temelde sanatsal yetersizliklere kılıf uydurma haline bürünürse çok tatsız ve tehlikeli olur. 

Erdem Topuz: Elbette her toplum kültür toplumu değildir. Her toplumun edebi, kitabı, sanatsal evrensel birikimi de aynı değildir. Ama şartlar ne olursa olsun hangi tarz tiyatro yapılırsa yapılsın kaliteli yapılmalıdır ki sanat dönüştürücü asal görevini yerine getirebilsin.

Hali hazırda Cine5 Magazin’de “Işık ile Erdem’in Kulisi” programına imza atıyorsunuz. Çekimlere göz attığımda konuklar ve sizin çok eğlendiğinizi görüyorum. Tiyatro mu televizyon mu desem bana  kafa atar mısınız? 

Erdem Topuz: Sevimli soru üslubunuz için çok teşekkürler… Kafa atmayız 🙂 “Işık ile Erdem’in Kulisi” bizim ilk hostluk tecrübesi yaşadığımız talk show programımız. Çok keyif alarak program yaptığımızı söylemem gerek…

Işık Tolgay: Burada araya girmem lazım. İyi ki Erdem var. Benim gibi az konuşan bir insanın talk show’da ne işi var normalde ama ekranı iyi doldurduğumu söylediler.(gülüşmeler) Cine5 TV ekranında her cumartesi saat 22:00’de birbirinden değerli konuklarımızı keyifli bir sohbet eşliğinde büyük bir zevkle ağırlıyoruz.

Erdem Topuz: Ülkemizde talkshow yapısının yıllardır amacının çok dışına çıktığını yakinen gözlemlemiş iki talkshow sever tiyatrocu olarak gerçek bir talkshow yapma fikriyle yola çıktık. Her programın sonunda “Aaa süre bitti  mi nasıl olur?!… Daha neler anlatacaktım. Ne güzel konuşuyorduk işte cümlelerini duymak bizim amacımıza ulaştığımızın en güzel göstergeleri… Bir de konuklarımızın özgeçmişlerini çok özenle çalışıyor ve hazırlanıyoruz bu da onları çok mutlu ediyor… Sorunuza gelince elbette tiyatro ama televizyonu da seviyoruz 🙂

Işık Tolgay: Her ikisi de desem çok mu politik bir cevap olur ?  🙂

Sevgili Erdem; Anton Çehov ödüllü bir oyuncu, Dioynsos Tiyatro’nun genel sanat yönetmenliğinin yanı sıra rock müzik şarkıcılığı ve söz yazarlığı yapıyorsun. Tiyatro kadar bu alanlarda da aktif misin? Yoksa onlar kenarda dursun mu diyorsun?

Erdem Topuz: Evet müzikte de aynen tiyatroda olduğum gibi kararlı ve aktifim. Sanıyorum sanatçıları sürekli tek bir sanat koluna hapsetme algısı en fazla ülkemizde var bu bana biraz vizyonsuzca geliyor. Bu algıyla dünyada sanatın başını çeken ülke sanatçılarının gerisinde kalıyoruz. Temel sorun çok çalışmayı sevmiyor oluşumuz bence. Hatta tek bir sanat kolunda bile yeterince çalışmıyoruz. Ben Rock grubum Boşluk’ta 2000 yılından beri müzik yapıyorum. Tamamen kendi şarkılarımızdan oluşan 3 albümümüz ve 20 yıllık bir sahne ve grup müziği geçmişimiz var. Bu sebeple hem tiyatro hem müzik iki sanat dalı da hayatımda hep var olmaya devam edecek.

Sevgili Işık, sen uzun yıllar iş insanı olarak yaşarken kendini bir anda tiyatronun içinde buldun. Dionysos Tiyatro’nun projelerini dinlerken çok heyecanlandım. Bir yanın iş, bir yanın tiyatro halinde mi? Yoksa ikisini de bir arada harmanladın ben böyle iyiyim mi diyorsun?

Işık Tolgay: Üniversiteden sonra yoğun bir iş hayatına atıldım ancak sanatın da sürekli içinde yer almaya devam ettim. Şu anda da bir yandan oyunculuk, tiyatro koordinatörlüğü ve iş hayatım devam etmekte. Tiyatromuzu kurduğumuzda bunun da bir iş olduğunu ve ciddiyetle yönetilmesi gerektiğini anladım. Sahnede izlediğiniz her eser teknik altyapısı, dekoru, kostümü, oyuncu ekibi, sahne kirası, nakliyesi ile belirli bir maliyeti olan organizasyon gerektiren işler. Ödenekli bir tiyatro olmadığımız için maliyet ve gelir analizlerinin iyi yapılmazı gerekiyor. İtiraf edeyim ki bazen bir oyuncu olarak sahneye çıktığımda bir an için iş insanı kimliğim ön plana çıkıp seyirci sayısını kontrol ettiğim oluyor.  (gülüşmeler) İş insanı kimliğini bir yana bırakıp sadece sanat aşkıyla tiyatro yaparsanız çok uzun soluklu olamayacağınızı düşünüyorum. Kısaca ikisi bir arada iyiyim 🙂

Francis Veber’in “Salaklar Sofrası” isimli komedisi yaz turnesine çıkıyor. Millet güneş, parmak arası terlik, deniz modundayken sizi güneş mi çarptı ki tiyatro aşkına yollardasınız?

Erdem Topuz: Cesar Ödüllü müthiş Fransız Vodvil klasiği “Salaklar Sofrası” Dionysos Tiyatro yorumuyla turnede; 4 Temmuz 2019 Perşembe saat 21:15’de İzmir Bostanlı Suat Taşer Açıkhava Tiyatrosu, 5 Temmuz 2019 Cuma 21:15 İzmir Bornova Ayfer Feray Açıkhava Tiyatrosu’nda seyircilerimizle buluşacağız.

Işık Tolgay: Yazın ülkemizde insanları kapalı salonlara davet etmenin neredeyse imkansız olduğunu bildiğimizden açık hava sahnelerini tercih ettik.

Erdem Topuz: Yaz turnesi yapıyorsanız elbette bazı insanlar denizde, kumda olacak ama bazıları da şehirlerde olacaktır ya da umuyoruz deniz keyfi üzerine bir de tiyatro keyfi yapalım derler ve bizi yalnız bırakmazlar. Ülkemizde tiyatro yaz olsun kış olsun hiç bir zaman kolay olmamıştır.

Işık Tolgay: Şu günlerde daha da zor farkındayız. Ama sahnede oyunlarımızla var olmak ve varoluşu değerli seyircilerimizle paylaşmak bizim yaşam enerjimizi oluşturan en önemli unsurlar. Kısaca yazın da yola devam dedik…

” Bir Delinin Hatıra Defteri, Oblomov ve Salaklar Sofrası” oyunlarının yanı sıra Dionysos Tiyatro’nun yakın gelecekteki planlarından bahsettiniz. Ülkemiz ve gençler adına çok sevindim, biraz bu projelerden bahsedebilir misiniz? 

Erdem Topuz: Tiyatro oyunlarımızı seçerken genellikle ülkemizde oynanmamış, yıllar önce oynanmış ya da hep hayalini kurduğumuz eserlerle var olmayı düşünüyoruz hep. Bu arada hiç oyunlaştırılmamış edebi metinlerde çok ilgimizi çekmekte. OBLOMOV örneğinde olduğu gibi. Kadromuzda tecrübeli oyuncularun yanısıra değerli genç oyuncu kardeşlerimizi de yer vermeye çalışıyor ve Dionysos Tiyatro ailesine büyük bir güvenle katıyoruz. Onlar bizi hiç yanıltmıyorlar. Bu cesur duruş tiyatromuzun en ayırt edici özelliği bizce. Yeni sezonda da Dünya Edebiyatı’nın en büyük baş yapıtlarından John Steinbeck’in “Fareler ve İnsanlar” oyunu ile seyircilerimizle buluşacağız. Ayrıca minik tiyatroseverlerimizi de unutmadık. Çocuk oyunlarımız olacak.

Sevgili Erdem Topuz, Sevgili Işık Tolgay ülkemizde sanat insanı olmak zor. Hele ki günümüzde dijitalleşmeyle birlikte dünya kendi “ünlü oyuncularını yaratıyor. Siz ödüllerinizle sanat hayatınızı taçlandırmışken sokaktaki insan,  fenomenlere daha çok ilgi gösteriyor. Bu zor değil mi? 

Erdem Topuz: Bizim en önemli meselemiz kaliteli eserleri layıkıyla, hakkıyla seyircilerimize sunmanın mutluluğunu yaşamaktır. Oyunlarımızı dolu salonlara oynamaktır. Biz eğer bir oyun veya fimle ilgili mutsuzsak ve kendimizi beğenmemişsek sokaktaki insanın reaksiyonu ne kadar büyük olursa olsun bizi çok da tatmin etmiyor açıkçası.

Fenomen çok ciddi bir kelimedir. Fenomen olmak kolay değildir. Yunanca’da oyunculara “fenomeno” denir. Bu şartlar altında dijital dünya fenomeni veya benzeri şeylerle kendimizi mukayese etmeyiz.

O felsefede olsaydık Oblomov, Bir Delinin Hatıra Defteri oynuyor olmazdık zaten.

Işık Tolgay: Buradan da dijital dünyanın gerekliliklerini pas geçtiğimiz gibi bir sonuç çıkmasın tabi. Sosyal medya ve iletişimlerimizde çağın gerekliliklerini net ve efektif bir biçimde yerine getiririz. Asla demode değiliz bu anlamda. 

Günümüzde dijital dönüşüm kaçınılmaz. Ya da şöyle sorayım siz dijital dünyanın ne kadar içindesiniz? Yakın gelecekte interaktif bir oyun düşünüyor musunuz? 

Erdem Topuz: Dijital dünyanın gerekliliklerini ihmal etmeden yerine getiririz. Ama reel olanla dijital olanı takas edemeyiz. Araç amaç haline gelmez bizim bakış açımızda. Emek vermeden hiçbir şey olunamayacağını çok iyi bilir, olmadan olmuş gibi görünenlerle de çok ilgilenmeyiz açıkçası. Zaman her şey in cevabını en güzel ve en doğru şekilde verir. 

Işık Tolgay: Dijital dünya iyi taraflarıyla kötü taraflarıyla hayatımızın bir gerçeği. Bu gerçeğin sanatla buluşması kadar doğal birşey olamaz. Yakında farklı deneme projeleri yapmayı düşünüyoruz elbette.

Sevgili Erdem, sevgili Işık çok teşekkür ederim. Güzel anılarda yeniden buluşmak dileğimle…

YSM

26 Haziran 2019 Milliyet Yaşam 

 
Erdem Topuz Kimdir?
 
1975 İstanbul doğumlu tiyatro oyuncusu, rock müzisyeni dansçı.

Şahika Tekand Stüdyo oyuncuları , Marmara Üniv.İkt.İd.Bil.Fak.İşletme
(Yönetim ve org.anabilim dalı) mezunu, Tolga Han M.E.B Latin ve Salon dansları eğitmenlik bölümü mezunudur.

Ortaokul yıllarında Amerikalı Edebiyat ve tiyatro hocası Billy Talbert’la müzikal tiyatroya başlayan Erdem Topuz, Kral ve Ben (King and I), Neşeli Günler ( The Sound Of Music) , Batı Yakasının Hikayesi(West Side Story) ve Grease müzikallerinde oynamıştır.

1997-2003 yılları arasında Studio oyuncularında öğrenci ve oyuncu olarak çalışan Erdem Topuz 2002 yılında;  Sophokles Kral Oidipustan Şahika Tekand uyarlaması Antik Yunan Klasiği ‘ Oidipus Nerde’ oyunuyla İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali, Delphi Atina Uluslararası Antik Yunan Tiyatro Festivali, Japonya Shizuoka Suzuki Uluslararası Tiyatro Festivali, Ankara Uluslararası Tiyatro Festivallerinde oyuncu olarak yer aldı.

2004 Yılında Atölye Tiyatrosu’nda çalısmaya başlayan Erdem Topuz 2004 yılında Nikolay Gogol’un ölümsüz tek kişilik klasiği “Bir Delinin Hatıra Defterini” seyircisiyle buluşturan oyuncu.Oyunu 15 yıl boyunca 230 kere sahnelerken 2014 yılında Rusya Arkhangelsk Uluslararası Tiyatro Festivalinde Rusya’da 1000 ‘e yakın Rus Seyirciye Türkçe oynadı. Yine aynı oyunla 2015 yılında Yalta Uluslararası Anton Çehov tiyatro festivalinde Türkçe performansıyla Rus Klasiği en iyi klasik yorum ödülüyle ülkemize dönen oyuncu, Rusya’da Türkçe sahnelenmiş ilk tek kişilik klasik oyun performansını, en iyi yorum ödülüyle taçlandırarak Türk tiyatrosu adına bir ilke imza atmıştır.

2018 Mart ayında kendi tiyatrosu Dionysos Tiyatro’yu kuran Erdem Topuz, tiyatronun ilk sezonunda ülkemizde ilk defa İvan Gonçarov’un romanından oyunlaştırdığı ‘OBLOMOV’ klasiğiyle Ekin Yazın Dostları küçük sahne en iyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Sahne arkadaşı ve yakın dostu oyuncu ve müzisyen Işık Tolgay’la tiyatrosunu K.B.T prodüksiyon çatısı altında daha güçlü bir yönetim kapsamında buluşturan Erdem Topuz, Işık Tolgay’ın genel koordinatörlüğü ve kendi Sanat yönetmenliğinde Dionysos Tiyatronun ikinci oyunu Cesar ödüllü Fransız Vodvil Klasiği ‘Salaklar Sofrası’ ile seyircileriyle buluşmaya devam ediyor. 
 
Yeni sezonda John Steinbeck’in dev Amerikan ve Dünya klasiği ‘Fareler ve İnsanlar’ oyunuyla Erdem Topuz çevirisi ve yönetmenliğinde yeni bir sürprize hazırlanan Dionysos Tiyatro çalışmalarına tüm hızıyla devam etmektedir.

Aynı zamanda rock müzisyeni olan sanatçının 2000 yılında kurduğu grubu ‘BOŞLUK’ la 2006 (Boş Duvarlar), 2009 (Sanal Tanrılar), 2016 (Aynalardan Kaçamazsın) albümleri bulunmaktadır.

Oyuncunun diğer oyunları;

  • Zihinsel Anestesi (Ersan Katırcıoğlu)
  • Evlenme Teklifi (Anton Çehov)
  • Dört Mevsim (Arnold Wesker)
  • Şahane Züğürtler (Jeacques Deval)
  • Yerma ( F.Garcia Lorca)
  • Bu Oyun Bitmeli (Gazi T.Ertuğrul-Oğuz Arıcı)


Işık Tolgay Kimdir?
 
1974 İstanbul doğumlu iş insanı, tiyatro oyuncusu, müzisyen, TV Programcısı… KBT Prodüksiyon’nun kurucu ortağı ve Dionysos Tiyatronun genel koordinatörü. Cine5 TV “Işık ile Erdem’in Kulisi” programının hostlarından…
 
Oynadığı oyunlardan bazıları;
 
  • Batı Yakasının Hikayesi
  • My Fair Lady
  • Güney Pasifik
  • Grease
  • Bu Oyun Bitmeli
  • Çehov Kısa Oyunlar
  • Oblomov
  • Salaklar Sofrası