Cumhuriyetle birlikte Karadeniz Ereğli’de ekimine başlanan bu çilek, kültür olan yerli çilek ile etkileşim sürecine girdiği ve ortaya bugünkü Osmanlı çileği doğduğu rivayet edilmekte.
Yaklaşık bir ay süreyle hasadı yapılan Osmanlı çileğinin ilk hasadı mayıs ayı sonlarında yapılmaya başlanır.

Kitaba göre sabahın erken saatlerinde zedelenmeden toplanması gerekir.

Kamil’in arşivinden

Bizim bahçede beş yıldan beri Osmanlı çileği fidesi (üretimi) var. (satış yapmıyoruz, bol bol meyvesini, kompostosunu ve reçelini yiyoruz). Üretimi çok gahırcak (zahmetli, yorucu) olsa da (amatörce yapınca hiçte değil) yemesi manyak leziz. Dillere destan bir tat…

Daha çok meyve olarak tüketilmekle birlikte, kompostosu ve reçeli yapılır. Bizim buralardan alınabilecek en güzel hediyelerin başında osmanlı çileğinden yapılmış Ereğli reçeli gelir. (Yerel marketlerde bulabilirsiniz)

Osmanlı çileği üretimi yapan kaç aile var bilmiyorum (bizim köyde kendisi için bile yapan yok) ama bu çileği pazarda bulamazsınız. Üretim yapanı bulabilirseniz sipariş üzerine hazırlatabilirsiniz.

Osmanlı çileğinin pazarda açık havadaki ömrü bir gün (saatlerle) ile sınırlı. Buzdolabında yıkanmadan muhafazası edilmesi gerekmekte. böylece ömrü 2-3 günü çıkabilir.

Kamil Çelik arşivinden

Adına Festival düzenlenen Karadeniz Ereğli’ye özgü Osmanlı çileği (pembemsi rengi, aroması), damaklarda bıraktığı tarifsiz tadıyla ve kısacık ömrüyle kralların meyvesi & yiyeceği olarak adlandırılmakta.

Sizde mi kral olup krallığının farkında olmayanlardansınız?

Kamil Çelik