Shakespeare; yıllar önce öyle bir söz söylemiş ki her ana her ortama ya da duruma uyabiliyor. Hamlet’in 3. perde 1. sahnesinde babası amcası tarafından öldürülmüş olan Hamlet’in söylediği “Olmak ya da olmamak; işte bütün mesele bu!” sözü, oyunun da önüne geçmiş bir söz.

Hayatımda Shakespeare’nin bu sözüne çok sığınırım. Benim klasik üçlümden bir tanesi… Diğerleri “hayat işte” ve “olması gereken olur”… Bu sözler beni hiç yanıltmaz, hiç üzmez…

Bu yazıyı yazıp yazmama konusunda da hiç fikrim yoktu. Ama bir baktım ki yazmaya başlamışım. Yani olması gereken olmuş.

Sosyal medya ile ilgili son günlerde “aaa aaa aaa” halleri yaşıyorum. “A aaa aaaa ” halleri ne demek kısaca da anlatmak istiyorum. Size daha önce de söylediğim gibi sosyal medyayı aktif kullanan bir kadınım. Ama an an takip ettiğimi asla söyleyemem zaten takip etmek gibi de bir isteğim yok. Bazen bir çok olayı ilk oradan öğrendiğim gibi bazen de en son ben öğreniyorum.

Buradan itibaren üçüncü tekil şahıs olarak yazacağım. Çünkü olayların bana yansıması gerçekten akıl almaz.

Geçtiğimiz günlerde bir paylaşım app tatsız olaylar yaşanmış. Ben bunları olay olmuş bitmiş üzerinden zaman geçmiş çok ama çok geç öğrendim . Ki sanırım bir çok kişi de bunun içinde ben varım sanmış. Sonra olayların içinde olan kişiler sanal ve gerçek dostlarına olayı anlatmak için bir sürü yazışma vb yapmış. Ben bu yazışmaları hiç görmedim.

Bir sabah güne üçüncü bir kişiden gelen bir mail ile olayları kısaca özetleyen bir mail düştü mailime. Maili okudum, sindirdim rafa kaldırdım. Bugüne kadar da hiç ama hiç yazmaya niyetim yoktu. Hala da hiç bir detayı yazmayacağım. Var olan mail ben de saklı kalsın. Kendini bilen zaten biliyordur. Ama gel gör ki bir takım üçüncü kişilerin tahrik ve gereksiz ruhi halleri bloguma konuk oldu. Zaten bu olaylar  blogger dedikodu sitesine bile düşmüştü.

Şimdi üçüncü tekil kişiler okuyorsanız önce bir silkinin ve kendinize gelin sonra okumaya başlayın. Yazacaklarım benim hislerime klavuz oluyor.

  • Arkadaşlarım dışında kimsenin özel hayatını merak etmiyorum.
  • Kimsenin özel hayatı hakkında yorum yapmıyorum haşa haddim değil.
  • Kimseyi tercihleri ile ilgili yargılamıyorum.
  • Kendi kendimle dalga geçebilen bir kadınım.Egolarım yok istediğiniz kadar benim pozlarım ile dalga geçin hiç umursamıyorum 🙂
  • Kızlarıma düşkünüm , anneliğime laf söyletmem.
  • Tüm hayatımı kızlarım ve özel hayatım şeklinde organize ediyorum.
  • Tek hayalim  kızlarıma iyi bir sanat mirası  bırakabilmek.
  • Kilo takıntım yok insülin direncim var sebebini bilemediğim zayıflayamama durumunun  sebebi belli oldu şükür 4 aydır diyetteyim iki aydır spor yapıyorum ve sağlıklıyım.
  • Bir şekilde tanıştığım aynı ortamda kahve içip iki kelam ettiğim bunun dışında hayatı hakkında hiç fikrim olmayan insanlarla aynı noktada değilim.
  • Kocam ile aramızda (nazarlardan öte) problem yok. Twitter’da ona serzenişlerim reel, kocama  saygımdan kendisi ile fazla tweet atmıyorum. Bana kalsa -diğer pek çok ismi lazım değil gibi- gittiğim otelden şarap mum eşliğinde ya da tuvaletten de tweet atabilirim.
  • Bana öğretilen adab-ı muaşeret kurallarına göre yüreğine dokunamadığım insanlar hakkında konuşmak ayıp geliyor.
  • Bu maddeleri daha da yazabilirim ama yazmak istemiyorum.

Şimdi sadece iki kelime söylüyorum. Bu yazıyı okuyun ya da okumayın ama olur da size birileri gönderir okursanız sadece düşünmenizi ve empati yapmanızı istiyorum.

“Olmak ya da olmamak; işte bütün mesele bu!”

YSM-Hamlet sever