Yaklaşık üç yıl önce Ezine’li çiftçilerin emekleriyle üretilmiş ürünlerden oluşan bir kahvaltıya katılmıştım. Bu kahvaltı doğal olarak bir çok yemek blog yazarı ile tanışmama vesile olmuştu. Zaten sosyal medya öyle bir yer ki bir dönem sonra takip ettiğiniz insanlar ile mutlaka bir yerlerde karşılaşıyorsunuz. O gün orada daha önce takip etmediğim bir blog yazarı dikkatimi çekti. Kendisinin yemek bloguyla birlikte bir de tüp mide ameliyatını anlattığı blogunun daha olduğunu ve altı ay önce bu ameliyatı geçirdiğini anlatmaya başladı. Ameliyat sonrası nasıl yaşamını değiştirdiğini ve üzerindeki kilolardan nasıl kurtulduğunu anlattıkça geçirdiği bu ameliyat benim merak konum oldu. Evet yıllar önce Ebru Şallı’nın eşi Ozan Orhon da bu ameliyatı olmuştu ama bu ameliyat bu kadar ortada değildi.

Aradan geçen onca zamana rağmen bu konu aklımın hep bir köşesinde. Konu sağlık olunca en ince ayrıntısına kadar öğrenmek isterim. Uzun yıllar sağlık sektöründe çalışınca bir nevi meslek hastalığı benimkisi . Sağlıkla ilgili yaptığımız iletişim çalışmalarında  “İyi bilirsen, iyi anlatırsın ” bakış açımız vardı . Bu da hala değişmedi benim tarafta. Velhasıl geçen yıl çok yakın üç arkadaşım da “tüp mide” ameliyatı geçirip, muazzam kilolar verince “Obezite cerrahisi” ile ilgili merak ettiklerimi öğrenmek istedim. Bir kaç kişi ile ön görüşmelerim olsa da benim enerjim tutmayınca olmuyor. İç sesim “hayır” diyince ne soru sorabiliyor, ne de fotoğraf çekebiliyorum. Geçtiğimiz haftalarda Prof Dr Halil Coşkun’dan bir mail alınca “birden aydınlandım” Merak ettiğim ne varsa Prof Dr Halil Coşkun’a sordum ve kendisinden de harika bilgiler aldım. Sonrasında da aşağıda okuyacağınız satırlar ortaya çıktı.

Bu röportaj için Halil Bey’e çok teşekkür ederim.

profdrhalilcoskun1

OBEZİTE KADERİNİZ DEĞİL!

Son iki yıldır “Obezite cerrahisi” ile ilgili çok fazla haber okumaya başladık. Siz çok uzun zamandır konuyla ilgili çalışmalar yürütüyorsunuz. Hikayeniz nasıl başladı? Neden tüp mide ameliyatına kafayı taktınız? 

Obezite ameliyatları ile ilgilenmem İstanbul Tıp Fakültesindeki Genel Cerrahi asistanlık günlerime dayanıyor. 1997 yılında ülkemizde son derece az sayıda yapılan bu ameliyatlara, çalışmış olduğum klinik öncülük etmekteydi. Durum böyle olunca 1999 yılında benim Genel Cerrahi bitirme tezimde o dönemde daha fazla uygulanan “Mide Kelepçesi “ üzerine oldu ve ben Türkiye de bu alanda ilk tez veren genel cerrahi uzmanı oldum. Daha sonra kişisel ilgim nedeniyle bu alanda ilerlemeye karar verdim. 2004-2007-2014 yıllarında ABD Cleveland Clinic, 2012 yılında ABD Cornell Medical Collage de bu alanda çalışmalarda bulundum.

Bu gün için hem ülkemizde, hem dünyada en fazla uygulanan teknik Tüp Mide (Sleeve Gastrektomi) ameliyatları olmakla birlikte Gastrik Bypass, Mide Kelepçesi ve Duedonal Switch gibi daha az tercih edilen ameliyatlarda uygulanmaktadır. Hangi ameliyat tipinin hangi hastaya tercih edileceği hekim-hasta değerlendirilmesi ve buradaki detaylara bağlı olarak değişim gösterebilmektedir.

Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de erkeklerin dörtte birinde (%25), kadınların yarıya yakınında (%44) obezite belirlenmiş. Her geçen gün arttığı saptanmış. Doğal olarakta tüp mide ameliyatını daha çok duyar olduk. Bu ameliyat herkese yapılıyor mu?

Obezite ameliyatları tabiki herkese yapılmıyor, ülkemizde son yıllardaki ameliyat sayısındaki artış gecikmiş bir artış aslında, çok daha öncesinde bu sayının artması gerekiyordu. Bunu neye göre söylüyorum dünyadaki yapılan ameliyat sayılarına göre ifade ediyorum. Geçen yılın verilerine baktığımızda yaklaşık olarak ABD de 250bin, Fransa da 45bin civarında yıllık obezite ameliyatı yapılmaktadır, bizim ülkemizde ise net olmayan verilere göre bu sayı 12-15bin ameliyat civarındadır. Yani istatistiksel olarak bakıldığında ilerleyen yıllarda bu sayının daha fazla artmasını beklemekteyiz.

Obezite ameliyatları sadece kilo verdirip insanları zayıflatan ameliyatlar değildir, bu ameliyatların metabolik faydaları bulunmaktadır. Obezite ile ciddi artış gösteren Tip2 diyabet, hipertansiyon, uyku apne sendromu, ciddi karaciğer yağlanması ve bir çok hastalık bu ameliyatlardan sonra ciddi düzelme göstermekte ve hatta tamamen tedavi olarak hastalar kullandıkları ilaçları bırakmaktadırlar.

Ameliyat seçim kriteri olarak tüm dünyada benzer kurallar uygulanmaktadır, bunlar; Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 40 kg/m2 den büyük olması, VKİ 35-45 kg/m2 arasında olup yandaş hastalık bulunması (Tip2 diyabet, hipertansiyon vd), en az 3 yıldır obezite problemi yaşıyor olmak ve daha önce diyet, egzersiz ve medikal tedavi gibi diğer yöntemleri deneyip başarısız olmak temel kriterleri oluşturmaktadır.

“obezite ameliyatları birer sihirli değnek değildir” Prof Dr Halil Coşkun

“Obezite cerrahisi her isteyene yapılır “ gibi bir algı var benim gördüğüm kadarıyla. Ameliyat geçiren kişilerin bazen düşük kilolu olsa dahi ameliyat olması sizce doğru mu?  

Bu konuya benim akış açım biraz daha farklı! Her alanda (tıp, basın-yayın, hukuk vd) ETİK kavramlar söz konusudur. Obezite ameliyatlarını endikasyon dışında yapmak hem hasta, hem hekim hem de hastane düzeyinde etik dışı bir durumdur. Ameliyat edilen kişinin tıbbi durumunu bilemediğim için sizin bahsetmiş olduğunuz olgu için bir şey söylemem doğru olmaz. Ancak sadece 10-15 kg fazlam var, ben kısa yoldan kilo vermek istiyorum diyerek ameliyat olmak tıbbi açıdan doğru bir yaklaşım değildir. Ameliyatlar kendi içinde ciddi riskler taşıyabilir ve hiç ummadığınız şekilde komplikasyon ile sonuçlanabilir. Hasta seçim ve ameliyat kararı verirken tıbbi doğrulardan ayrılmamanın gerekli olduğunu düşünüyorum.

Maalesef medyatik kişilerin, özellikle düşük kiloda bu ameliyatları olması tüm toplum üzerinde bu ameliyatlar için negatif bir algı oluşturmaktadır. Oysa bu ameliyatlar gerçek endikasyon sahibi hastalarımız için gerçekten hayat kurtarıcı ve yeni bir yaşam sunmaktadır.

profdrhalilcosjun

Sizin de web sitenizde belirttiğiniz gibi obezite cerrahisi hakkında epey şehir efsanesi var. Gerçekten çok mu pahalı, ameliyat çok mu zor, ameliyat şartları çok mu katı? Doğrusunu sizden öğrenebilir miyim?

Hastalarımızı ameliyata hazırlarken belli standart tetkik ve konsültasyonlardan geçiriyoruz ancak bazı hastalarımızın tıbbi durumları daha kompleks olabilir ozaman tetkik ve tahlil sayımızda artış söz konusu olacaktır. Temelde tüm hastalarımızı ameliyat öncesi dört dörtlük hazırlayarak ameliyata alırız.

Ameliyatların ücretleri yapılacak ameliyat tipüne (tüp mide, gastrik bypass vd), gerçekleştiren cerrahi ekibin tecrübesine ve ameliyatın yapıldığı hastaneye göre değişim göstermektedir. Doğal olarak fiyatlarda kendi içinde farklılık gösterecektir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki bu ameliyatlar SGK kapsamında Devlet Üniversite ve Hastanelerinde de düşük ücrete hatta ücretsizde yapılmaktadır. Dolayısıyla her kesimin bütçesine ve durumuna uygun bir merkez bulmak şu an için ülkemizde mevcuttur.

Ameliyat süreside yapılan ameliyat tipine göre değişmektedir. Tüm ameliyatlarımızda Laparoskopik ve/veya Robotik Cerrahi tekniği kullanılmaktadır. Tüp Mide ameliyatı için ortalama 1-1.5 saat, gastrik bypass ameliyatı için 2-3 saat, duedonal switch ameliyatı için 3-4 saatlik süreler söylenebilir. Tabi ki bazen ameliyatın daha kompleks olduğu durumlarda karşımıza çıkabilir o zaman süreler daha fazla uzamaktadır.

En merak ettiğim konular arasında obezite cerrahisi sonrası yaşam değişikliği geliyor. Hatta obezite cerrahisi geçirmiş hastaların en başından olması gerektiği kiloya kadar içeren süreyi fotoğraflamakta hayallerim arasında 🙂 Sizin gördüğünüz kadarıyla hastalarınızın hayatında neler değişiyor?

Başarılı bir obezite ameliyatı inanın tüm hastaların hayatında ciddi değişikler sağlıyor. En önemlisi obeziteye bağlı yandaş hastalıkların azalması, kullanılan ilaçların bırakılması hastalarımız için muhteşem bir sonuç oluyor. Bu konuda dünyada yapılan en etkili akademik yayın SOS (İsveç Obezite Çalışması) dır. Bu çalışmaya göre ameliyat olan ve olmayan obez hastalar 20 yıllık takiplerinde ameliyat olan grubun yaşam süresinde anlamlı derecede uzama tespit edilmiştir.

Değişimin bir diğer önemli tarafı fiziksel ve ruhsal yapıda meydana geliyor. Bir çok hastamızın sosyal ve iş hayatlarında pozitif değişim görüyoruz. Özellikle genç hastalarımız kilo verimiyle birlikte hayatlarında ikinci bir yaşamın başladığını söylüyorlar, kendilerine olan öz güvenleri yükseliyor.

Tabi ki şunu da hiçbir zaman unutmamak gerekli obezite ameliyatları birer sihirli değnek değildir, sadece çok etkili araçlardır. Biz cerrahlar ameliyatların başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesinde sadece aracıyız, gerçek başarıyı hastalarımızın uyumu ve gösterdikleri özveri oluşturmaktadır.

Ameliyat olmayı düşünen hastalara ne önerirsiniz? Psikolog, diyetisyen , estetik cerrahi vb ekip arkadaşlarınızla birlikte mi hastalarınıza bilgi aktarıyorsunuz? 

Obezite ameliyatlarında asıl olay sadece ameliyat yapmak değildir, hastayı hem ameliyat öncesi hem de ameliyat sonrası çok iyi hazırlamak, takip etmek ve her alanda destek vermek gereklidir. Bu yüzden bir ekip çalışması bu işin temelini oluşturmaktadır. Ekibin içerisinde yüksek tecrübeli bir obezite cerrahının yanında hastalarımızın ameliyat sonrası bu özel beslenme şeklini adım adım onlara anlatarak takip edecek bu alanda spesifikleşmiş bariatrik beslenme uzmanı ve gerektiğinde psikolojik ve psikiyatrik destek sağlayacak, yine bu alanda çalışmalar yapan psikiyatrist/psikolog bulunması çok önemli olmaktadır. Ameliyat öncesi özellikle Tip2 diyabetli hastalarımızın durumunu stabilize edip ameliyat için hazırlayacak bir Endokrinoloji uzmanı bulunmasıda gerekmektedir.

Ameliyat sonrası kaybedilen kiloya bağlı olarak (her hastamızda durumu farklı olabilmektedir) estetik cerrahi işlemi gerekebilir ancak bu tür bir müdahaleye ameliyattan ortalama 18 ay geçtikten sonra yapılması konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Estetik ameliyatlardan maksimum fayda alabilmek için kilo kaybının durması ve belli bir süre aynı kiloda kalınması önemlidir.

profdrhalilcoskun3

Dile kolay 1000 ameliyat ile dünyanın sayılı  akademik dergilerinden Surgical Endoscopy’ ye konuk olan bir hekime soru sormak zor 🙂  Hem akademik,  hem de özel yaşamınızda Prof Dr Halil Coşkun nasıldır?

Ben bu alanda spesifik çalışan bir cerrahım, yaklaşık 15 yıldan daha uzun süredir Obezite ve Metabolik Cerrahi alanında çalışmalar yapmakla birlikte son 6-7 yıldır sadece bu ameliyatları yapıyorum ve bu hasta grubunu takip ediyorum. Dolayısıyla akademik açıdan çok fazla bölünmüyorum, buda bana özel hayatımda daha fazla zaman kalmasına neden oluyor. Mümkün olduğu kadar spor ve sanatsal faaliyetlere de zaman ayırmaya özen gösteriyorum.

Ekşisözlükte sizin için okulan yorumlar o kadar etkileyici. “bazı hekimler imzasını yüreğinize atar… son nefesinize kadar hayatınıza yaptığı güzelliği hissedesiniz diye…” yazmış betty puf puf . Bir çok kişinin hayatında çok özel yeriniz var gördüğüm kadarıyla. Bu kadar sevilen bir hekim olmak herkese kısmet olmaz. Siz neler hissediyorsunuz?

Obezite ameliyatlarının sonuçları hastalarımızı çok mutlu ediyor. Dolayısıyla hastalarımız bu mutluluklarını bizlerle paylaşıyor hatta mimarı olarak görebiliyorlar. Ameliyat sonrası zaman ilerledikçe bazen ben bile hastamı tanımakta güçlük çekiyorum, değişim o kadar güzel ki anlatmakla tarif edilemez. Keşke ihtiyacı olan daha çok hastaya dokunabilsek ve daha fazla mutluluğa sebep olabilsek.

Sevilen hekim olmak, ne diyebilirim ki ne mutlu bana…

İnstagram sayfanız çok başarılı. Hekimliğinizden çok stiliniz ön plana çıkmış durumda 🙂 Moda ile ilişkiniz nasıl başladı? Çok sevdiğiniz modacılar kimler?

İnstagram sayfam hekimliğimin dışında benim için hobi olarak başlamış zaman içerisinde benim dahi sınırlarımı aşmış bir sosyal medya aracı oldu. Aslında ilk instagram paylaşımlarım bu yönde değildi, ta ki bir resmimi (kıyafet ile ilgili) başka bir instagram blog sayfası paylaşıncaya kadar. Sonrasında takip ettiğim sayfalarda bu yönde olunca paylaşımlarımı artırma kararı aldım, tabi paylaşan farklı sayfalarda artmaya başladı. Son 2 yıldır artık sadece bu alanda paylaşımlar yapıyorum, bir çok instagram erkek fashion sayfası resimlerimi paylaşıyor Çok güzel ve farklı bir durum benim için hekimlik dışında da çok farklı bir alanda takip ediliyor olmak gurur verici. Tabi benimde ülkemizden takip ettiğim çok başarılı paylaşımlar yapan Türk erkek instagram bloggerları da mevcut, bir kısmını da bu vesile ile tanıyor ve bazen beraberde paylaşımlarda bulunuyoruz.

profdrhalilcoskun4

Kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Spor yapabiliyor musunuz?

Kendime zaman ayırma konusunda başarılı birisi olduğumu düşünüyorum, spor olmazsa olmazlarımda birisidir, çok abartmamak kaydıyla düzenli olarak haftada en az 3 kez gitmeye gayret ederim. Ayrıca amatörce heykel yapımıyla da ilgileniyorum, çok düzenli olmamakla birlikte haftada yarım gün bir heykeltraş hocasıyla çalışıyorum, aksilik olmazsa Kasım ayı içerisinde Eatly de sergilenecek bir karma sergide benim de bir eserim gösterime konacak.

İş ve özel hayat arasında denge kurabildiniz mi? Yoksa işiniz hayatınız mı oldu?

DENGE hayatta en önem verdiğim temel kavramlardan bir tanesidir. Bu konuda ne kadar başarılıyım bilemiyorum ama çok dikkat edip özen gösteriyorum. İş ve akademik hayatımda sıkı çalışan birisiyim ama kendime mutlaka zaman ayırmaya özen gösteririm. İşimi ve mesleğimi seviyorum ama vazgeçemeyeceğim olgular değiller benim için, sağlıklı ve mutlu yaşamanın daha doğru ve temel kavramlar olduğunu düşünüyorum.

Yakın gelecekte kitap, tv var mı hayal ettiğiniz projeler?

Bundan 6 yıl önce “Obezite Kaderiniz Değil” isimli bir kitabım çıkmıştı, son bir yıldır bu kitabın yeniden düzenlenmesi ve güncellenmesi için uğraşıyordum. Bu sefer kitabımda beslenme, psikoloji/psikiyatri alanlarında da birlikte çalıştığım iki meslektaşım katkıda bulunuyor. Aksilik olmazsa önümüzdeki 1 ay içerisinde piyasaya çıkmış olacaktır, size de mutlaka bir tane göndereceğim.

TV konusunda bir deneyimim olmadı, ileride olur mu bilemiyorum, zaman neleri gösterir beklemek gerek

Prof Dr Halil Coşkun’a Facebook, Twitter, İnstagram sayfalarından ulaşabilirsiniz 🙂

profdrhalilcoskunsb

Prof Dr Halil Coşkun Kimdir? 

1970’te Samsun´da doğdu. 1987-1994 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okuyarak tamamladı. 1995-2000 İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı oldu. 2004/2008/2014 yıllarında ABD, Cleveland Clinic Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Enstitüsü, 2012 yılında ABD, Presbyterian Weill Cornell Medical Collage Diyabet Cerrahi Merkezi’nde çalışmalarda bulundu. 2009 yılında Üniversitelerarası Kurul Sınavında başarılı olarak Genel Cerrahi DOÇENT’lik ünvanı aldı. 2010-2015 yılları arasında Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda kurucu Öğretim Üyesi olarak çalıştı ve 2016 yılında PROFESÖR ünvanı aldı. Prof. Dr. COŞKUN Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Derneği Genel Sekreterlik görevini yürütmektedir. Sanko Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kısmi zamanlı Öğretim Üyesi olarak akademik çalışmalarda bulunup aynı zamanda serbest hekimlik yaparak meslek hayatına devam etmektedir.