İstanbul Film Festivali’ni bilmeyen sevmeyen var mı? Son yıllarda çok fazla gidememiş olsam da her zaman takip etmeye ve en azından bir kaç film izlemeye çalışırım. Bundan 6 sene önce 2008 yılında  Emek Sineması’n da bu kapsamda  filme gitmiştim. O gün Taksim’e gidiyorum diyerek yanıma fotoğraf makinamı almış ve belki bir kaç kare fotoğraf yakalarım demiştim. Fotoğraf çekmeyi hayatının meselesi yapmış benim gibiler için fotoğraf yakalamak çok önemlidir. Bazı kareler vardır ki onun son kareniz olduğunu asla bilemezsiniz. Yine o gün çekmeyi çok istediğim Şair Pala’yı fotoğraflamş olmam ve 15 gün sonra ölü bulunması o güne dair unutulmazlarım arasındadır. Ki Şair Pala’nın çektiğim portesi bir çok sergide yer aldı. Hayat işte…

O gün Emek Sinemasına film izlemek için oturduğumda girmeden önce bir kaç kare çekmiş ve perde açılmadan önce sahneyi çekmek istemiştim. Lakin yanıma gelen görevli beni uyararak fotoğraf makinasıyla hem filme girmek hem de içeride çekim yapmak yasak demişti. Bu sebeple de ben tam istediğim gibi çekememiş olsam da sadece elimde tek kare ile sinemanın içinden bir fotoğraf çekmiştim.

Tam altı yıl sonra 2014 temmuz ayında Doğan Kitap’tan bir mail düştü mailime. Blogumda yer alan “Emek Sinemasını Yaşatalım” yazımda yer alan görseli kullanmak ve iznim olursa kitap kapağında yer vermek istiyorlardı. İlk maili okuduğumda anlayamadım. Zaten tatilde olmanın verdiği bir rahatlıkta vardı üzerimde. Maili ikinci kez okuduğumda heyecanlandım. Çünkü çeyrek asır boyunca Sinema Günleri/ İstanbul Film Festivali Direktörü olarak görev yapan ve sinema tarihinin efsaneleşmiş isimlerinin İstanbul’a gelip izleyicinin karşısına çıkmasını, filmlerini sunmasını, sinema dersleri vermesini sağlayan Hülya Uçansu‘nun yeni çıkacak kitabı için bu fotoğrafı istiyorlardı. Yazıştık, konuştuk ve ben kendilerine ağustosta fotoğrafı gönderdim. Şimdilerde fotoğrafım raflarda yerini almış kitap kapağını süslüyor 🙂

NisanAylarinEnGuzeli_on

Hülya Uçansu  ” Nisan, Ayların En Güzeli.” kitabıyla yolu Emek’ten Geçen 12 Sinema Ustasını bir araya toplamış. Kimler yok ki… Ettore Scola, Estela Bravo, Jane Campion, Sergei Paradjanov, Emir Kusturica, Elia Kazan, Costa Gavras, Bernardo Bertolucci, Istvan Szabo, Gillo Pontecorvo, Jerry Schatzberg, Michelangelo Antonioni.

Alin Taşçıyan kitap için ; “Hülya Uçansu o sinema efsanelerini bize yine tatlı üslubuyla sunuyor. Sanki yüz yüze oturmuşuz da sohbet ediyoruz havasında anlatıyor bize İstanbul Film Festivali’nden geçen usta yönetmenleri. Ama bu kez onları daha etraflıca tanıtıyor; yaşamöykülerini, kişiliklerini, eserlerini ve sinema tarihi içindeki yerlerini belirliyor. Önemli politik gelişmeler ve tartışmalar fonunda, anekdotlarla zenginlesen metinleri, bize Uçansu’nun gözünden sinemacı portreleri betimliyor. İstanbul Film Festivali’ne katılma süreçlerini, festival sırasında olanları, sahnede söylediklerini anlatmakla birlikte onlarca yönetmen arasından tercihini tartışmalara hatta çatışmalara yol açan isimlerden yana kullanmış Uçansu. Böylece Nisan, Ayların En Güzeli baslı basına ilginç bir çalışma haline gelmiş.  ”  diyor.

Mutluyum, kapakta gördüğünüz fotoğraf bana ait. Böyle bir kadın yazarın kitabında tek kare çektiğim fotoğrafımın yıllar sonra gün ışığına çıkması hele sinemayla ilgili bir kitapta hayat bulması benim için muazzam bir duygu. Kitap kapaklarına bir yenisi daha eklendi.

Yeni kitaplarda buluşalım.

YSM-Fotoğraf çeker