Pencere önünde Istanbul’da sokak kızı İrma …

Gözümün önünde alabildiğince mavi gökyüzü. Hava da uçuşan, etrafla salınan kuşlar. İnce bir çizgi, (uçak izi ince) görünümde. Birden maviden geçiş Asos’a…

Mekan Asos olsa, penceremden de denizin ışıltısını izlesem. Binsem büyülü bir halıya, taşısa beni semalarda Asos’a. Kervansaray Otel’de kalsam yine. Nefis mezeleriyle, balık yesem yanımda bir kadeh şarabımla. Kulağımda dalga sesleri olsa, sonra ayaklarımı suya soksam soğuğa rağmen.Yaşadığımı hissetsem, yürüsem tüm sahil boyunca.

Balıkçı teknelerini seyretsem, yörük halılarını incelesem, dokunsam tüylerine. Gün batarken ince belli bardakta çay içsem.Bir nefeste Asos’u yaşasam yine. Köşedeki köpekle oynasam, üşüsrm, üşüyen ellerimi ılık nefesimle ısıtsam. Gece çökünce taş duvarlarla örülü odamda yazsam şiirlerimi.

Akşam, sessizlik… Gece yarısı olsa, az kalsa dolunaya… Dolunayda sahilde ateş yaksam yine, atsam tüm sıkıntılarımı küllerine. Üzerime battaniye alıp, dolunayda kalsam sabaha kadar. Közde kestaneler kızartsam, patatesler gömsem ateşe yine…

Hiç sabah olmayacak gibi beklesem geceyi. Midilli Adası’na el sallasam, denizde uzaklaşan gemileri saysam. Hafif bir rüzgar esse gecenin karanlığında … Düşse ayın gölgesi denize… Dolunay hiç bitmese…

Asos hep beni beklese…

Yeşim Şahin

14/03/2000