Uzun bir aradan sonra 30 yaş projesi için çekim yaptım. Aslında çok da uzun olmamış 24 Ağustosta Türkiye Ermenileri Patrikliği Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ataşyen’ı çekmiştim. Ama gel gör ki bana aylardır çekmemişim gibi geliyor. Her gün çekim olsa ben her gün koşa koşa giderim. Çünkü yaptığım işi sevmenin ötesinde tapıyorum. her zaman da o ünlü gurulara diyorum ki haklısınız. İnsanın işinin hobisi olması harika. Hep derler ya hayatınızda neyi yapmaktan mutluluk duyuyorsanız onu yapın. İşte ben gene yazıyorum. Fotoğraf çekmek benim için kendimden geçmek demek. Zamanı mekanı unuttuyorum her an.

İşte harika bir sonbahar sabahında buluştuk Mario Levi ile. Ben geciktim aslında beş dakikaydı  gecikmem. Ama sonrasında onbeş dakikaya çıktı. Çünkü kendisinin Yeldeğirmeni’n de bulunan evinin sokakları çok dar. Otopark yeri ararken Çocuk Esirgeme Kurumuna dalmışım. Sonra nefis bir park buldum. Hemen evin aşağısında köşesinde ama ben farklı yerden çıkınca görememişim. Labirentteki fare gibi dönmüş durmuşum aynı sokakta.

My İphone 🙂

Mario Levi çok anlayışla karşıladı beni. Ben gecikmenin verdiği mahçup duygular içindeyim.  Nerede çekelim ne yapalım derken kısa bir soluklanıp çalışma masasında başladık sohbete 🙂 Masasında ki bir fotoğraf ilgimi çekti bakmama izin verdiği gibi fotoğrafını çekmeme de izin verdi. Annesinin kucağında Mario levi. Çok etkilendim o kareden. aradan yıllar geçmiş o çocuk şimdi çok ünlü bir yazar. Onun avuçlarında geçmişi çekmek nasıl anlatılır ki. hem Oğuzhan bana dememiş miydi “Yeşim sen anın değil geçmişin fotoğrafını çekiyorsun. Çektiğin her fotoğraf artık geçmişe ait. ” Gerçekten şu satırları yazarken bile hepsi geçmiş oldu.

Kitabın teması gereği çekilmesi gereken kareleri aldık. O masasını biraz toparlamak istedi öyle de kalsa olur dedim. Gülüştük topladık diğer masaya koyduk 🙂 Sonra çekim yaptık tüm mütevaziliği ile.

Kişisel arşivlerimiz için çekim yaptık evin sevdiğim köşelerinde. Her yerde büyük sabırla poz verdi. ” Balkonda ki sardunyalar çok mutlu olmalı. Muhteşem Haydarpaşa Garı manzarası ve boğaz eşlik ediyor onlara.” diye geçirdim içimden . Birden  “benim de balkonumda sardunyalar en sevdiğim çiçeklerden” döküldü dudaklarımdan. İşte ben, aklımdan geçenleri tüm patavatsızlığımla söylerim her zaman.  Güldü geçti muhteşem yazar 🙂

Sonra büyülü an geldi. Kitabını imzaladı. Yazdığı satırlar ve diğer satırlar en özel yerini alacak arşivimde ve duvarlarımda. Şimdilik kendime saklıyorum satırları. Paylaşırım bilirsiniz beni.


Çok keyifli çok dolu dolu bir çekimdi. Şimdi “unutulmayacak bir anı”

Teşekkürler Mario Levi, hiç eksik olmayın emi?

YSM- süslü fotoğrafçı