Doğa ile iç içe olduğumuz anlar hepimiz mutluyuz. Yani bizim evde böyle. Çocuklar çimlerde yuvarlanmaya, çiçeklerin peşine düşüp kelebek kovalamaya bayılıyorlar. Yaşadığımız yerin etrafı çok katlı binalardan oluşsa da yaşadığımız site içi son derece yeşil ve dalından meyve dahi koparacakları ağaçlar mevcut. Daha önce de olduğu gibi yaşam alanı seçerken dikkat ettiğimiz öncelikler çocuklara uygun , güvenli alanlar seçmek üzerineydi. Şehir insanı olarak merkezde yaşamayı çok sevsem de çocuklar için hayat değişiyor.

Doğal hayat çocuklar için son derece önemli. Geçen yaz tatili boyunca bulunduğumuz yerde evimizin önünden ayrılmayan kirpi, kaplumbağa , eve giren çekirge, deniz kenarında yengeçler derken çocuklar bir çok bilgiyi yaşayarak öğrendiler 🙂 

Bazı insanlara göre çocuk için hayat değişmez bakış açısı söz konusu olsa da çocuk gelişimi açısından ben bu fikre pek katılmıyorum. Yıllar önce Tema Vakfı’nın yaptığı bir araştırmayı okumuştum. Bu araştırmaya göre;

“Çocukken doğada yürüyüş yapmak, oynamak, kamp yapmak, balık tutmak, çiçek dikmek, ağaç dikmek gibi etkinliklerle doğada zaman geçirenlerin  çevreye yönelik tutumları olumlu yönde etkilenmekte.”

Bana göre de çocuklar için doğa çok iyi bir öğrenme ve gelişme ortamı sağlıyor. Bunun yanı sıra çocuklar doğada geçen zamanlarda o kadar mutlu ki.

koycicekacti3

Maya Su yaşadığı her yerde yeşil alanların çok olmasını istiyor. Yüksek binalar beton yapılar onu mutsuz ediyor ‘sihirli  değneğim olsa hepsini yemyeşil yaparım ‘ diyor. Keza Mira’da öyle 🌸 Okuduğumuz kitaplardan çevreci olanları defalarca okutur,. Her ikisi de evimizin balkonunda ki çiçekleri sulamak için birbirleriyle yarışırlar.

Özümüze bakarsak doğal yaşam hepimizin çıkış noktası. Bu yazıyı okuyan bir çok kişinin “küçük bir sahil kasabasına yerleşip doğa ile iç içe yaşamak “ hayalidir diye düşünüyorum 🙂 

koycicekacti1

 

Geçtiğimiz hafta anneler günü öncesi Zekeriyaköy’de ‘KÖY’ deydim. İnsanın olmak istediği ile yaşadığı yer arasında fark her zaman olur. Lakin Köy projesinin bu fikri epey değiştireceğini düşünüyorum.

Zekeriyaköy deyince hepimiz şehirin içinde ama bir o kadar da yeşil alanların olduğunu biliriz. KÖY de tam böyle bir yerde. Hem şehire yakın hem de yemyeşil.  Nefes aldığınız da burnunuza gelen mis gibi çam kokusu: Kuş sesleri arasında yolda ilerlerken yeşilin binbir tonu gözünüzü boyamakta ..

koycicekacti6

KÖY’ün davetlisi olarak anneler günü kahvaltısının olduğu yere ulaştığımızdaysa yeşillikten mest olmuş haldeydim. Maya Su ve Mira hallerinden o kadar mutluydular ki . Onların mutluluğu benim mutluluğum.

Biz arkadaşlarımla kahvaltı sonrası sohbet derken çocuklar kendileri için hazırlanan etkinlik alanlarına koştular. İlk olarak kuş kafesi boyamaya gittiler. Kızlarım resimin her haline bayılırlar.  Kuş kafesi boyaması sonrası tişört boyadılar, resim yaptılar.

koycicekacti5

 

Çocuklar gün boyu açık havada koşturdular. Oyun parkında tırmandılar, çimlere yattılar,  sürekli koştular. Yolda dönüş yolunda gördükleri ağaçların isimlerini sorup kuş seslerinin kime ait olduğu oyununu oynamaya başladılar.

koycicekacti4

Eve döndüğümüz de bu güzel günü anlatan çizimler çoktan resimlerine yansımıştı. Doğanın gücü geçirdikleri güzel gün onların yaratıcılığına ve hayal güçlerine yansımıştı. Açık havada gerçekleşen bu etkinlik hepimiz için unutulmaz bir anı oldu.

YesimMutlu_Koy

Son zamanlarda doğal beslenme her ne kadar popülerse , çocukların doğayı tanıdıkları ve nefes alan ortamlarda büyümesi de gerek bana göre. Hem fiziksel hem duygusal olarak dış dünyadan uzak olmayan aksine doğayla bütünleşen çocuklar hayalim.

İnsanın “doğası”nda doğal olanla bütünleşmek var bana göre. Havaya, suya, toprağa, hayvanlara, doğaya; yaşayan her saygı duyarak yaşamalı ve yaşam alanları yaşatmalıyız. 

Yaz kış demeden sürekli bahçeye çıkan çocuklar olmalı hep. Bisiklete binmeli, özgürce çimlere basmalı çocuklar.

KÖY‘ümüze dönelim en doğal halimizle.

YSM


YSM’İn notu: Bu güzel günü yaşatan KÖY ailesine www.koy.com.tr , www.facebook.com/koyproje/,  www.instagram.com/koyproje/ ulaşabilirsiniz.