Fotoğraf tutkunlarının ve usta fotoğrafçıların aşkla bağlı oldukları ‘Kodachrome 64’ adlı film tarihe karıştı. Fabrikanın ürettiği 36 pozluk son makara, dünyaca ünlü fotoğrafçı Steve McCurry’nin elinde. Makinesine taktığı filmin ilk karesine ünlü sinema oyuncusu Robert De Niro’yu çeken usta fotoğrafçı, şimdilik son kareye Ara Güler’i yerleştirdi. Kalan on karede kimin yer alacağını ise McCurry de bilmiyor.

Fotoğraf dünyasının efsane diyapozitif filmi ‘Kodachrome 64’, resmen tarih oldu. Kodak fabrikasında üretilen 36 pozluk son makara, emin bir isme, ünlü fotoğrafçı Steve McCurry’ye teslim edildi ve o da şu sıralar bu sayılı kareleri doldurmakla meşgul. Magnum Ajansı ve National Geographic’in ünlü fotoğrafçısı McCurry, kendisine verilen filmi büyük bir özenle New York’ta makinesine taktı ve bu devasa şehirde sadece bir kare çekmekle yetindi. Efsane filmin ilk karesine ünlü sinema oyuncusu Robert De Niro yerleşti. McCurry, 26 kareye kadar olan filmleri ise Hindistan’da doldurdu.

 

Filmin 26. karesini çekmek Türkiye’ye nasip oldu. Zaman’ın “Artı 1T” Tasarım Günleri için geldiği İstanbul’da 26. pozda tarihi İstanbul silueti önünde Ara Güler’in portresini çeken ünlü fotoğrafçı, “Bu filmle ilgili son hikâyemde dostum Ara Güler’in ve İstanbul’un olmasından çok memnunum.” diyor. İki ustanın güle oynaya buluşmasıyla başlayan fotoğraf çekimi sırasında foto muhabirleri Kürşat Bayhan, Ercan Arslan ve Kemal Nuraydın’ın dijital makinelerinin perdeleri seri modunda art arda bu anları kaydederken, McCurry büyük bir ciddiyetle fotoğrafını çekeceği Ara Güler ile konuşuyor… Ara Güler’den, ceketini çıkarmasını istiyor. Elini çenesine koymasını söylüyor. Yeni Cami ve Mısır Çarşısı’nı fon olarak kullanan usta fotoğrafçı, derin bir nefes alıyor ve özel karelerden birini çekiyor. Son Kodachrome 64’ün çekim hikâyesinin National Geographic tarafından bir belgesele konu edildiğini ve çekimler biter bitmez yayımlanacağını da belirtelim.

 Fotoğrafı çekilen Ara Güler ise Kodachrome 64 günlerini çekim sırasında anlatıyor. Hindistan veya Uzakdoğu’dan gelirken hiç İstanbul’a uğramadan doğrudan Paris’e gittiğini, Türkiye’de bu filmleri yıkayacak laboratuvar bulunmadığı için sabırsızlıkla filmlerin sonuçlarını beklediğini söylerken o günleri özlemle hatırlıyor. “Bir seferde 200-300 rulo filmle dönerdim.” diyen Güler, arkadaşı McCurry ile beraber koyu bir muhabbete dalıyor. McCurry ise son 36’da Elizabeht filminin yönetmenini, Hintli oyuncu Amir Khan’ı ve daha nice özel kareyi bir makaraya sığdırmanın macerasını heyecanla paylaşıyor.

73 yıllık Kodachrome’nin şarkısı bile var

İlk olarak 1936 yılında fotoğraf dünyasında yerini alan Kodachrome filmi, 73 yıllık tarihinde amatör veya profesyonel binlerce fotoğrafçının en çok tercih ettiği filmlerden oldu. 1960’lı yılların sonu ile 70’lerde efsaneleşen film için ünlü sanatçı Paul Simon şarkı bile yaptı. Nakaratında “Kodachrome / sen verdin bize bu parlak güzel renkleri / yazın yeşilini bize sen verdin / öyle ki dünya hep güneşli hep yeşilmiş gibi / bir nikon fotoğraf makinam var / fotoğraf çekmeye aşığım / ve anne kodakromumu benden alma” diyen şarkı bir anda bütün müzik listelerini altüst etti. 1973 yılında yapılan şarkı, efsane film elden ele dolaşırken, dilden dile yayıldı. Geçtiğimiz yıl fabrikanın son filmi üretmesiyle renk tutkunlarına ‘demek hayatta bütün güzel şeylerin sonu geliyormuş’ dedirten bu karar, dijitale soğuk bakan ve kimyasal film tutkunu fotoğraf severleri üzdü. Bir başka deyişle de dijital çağın artık geri döndürülemez şekilde devam edeceği kanaatini oluşturdu. Böylece bir dönem kapanmış oldu.

Çektiği genç bir Afgan kızının fotoğrafı ile 1985 yılında National Geographic dergisine kapak olan ve daha birçok unutulmaz fotoğrafı hafızalarımıza kazıyan Steve McCurry, “Fotoğraf kariyerimin başlarından itibaren Kodachrome hakim oldu ve bu filmle en unutulmaz kareleri çektim.” diyor. Zengin renk yelpazesi, canlı dokuları, atmosferi vermedeki mükemmeliyeti kadar uzun süre orijinalini muhafaza etme özelliği ile de fotoğraf severlerin güvenini kazandı Kodachorme 64. Gün doğumu ve batımlarındaki sonsuz renk seçenekleriyle de görsel şölen sundu. Fuji filmin Velvia serisini üretmesiyle ciddi bir sarsıntı geçiren ve direnmeye çalışan film, rakipleri gibi dijital çağa teslim olmak zorunda kaldı.

Steve McCurry’ye gelince, o makinesindeki filmin kalan on karesini kim bilir nerede çekmek üzere İstanbul’dan ayrıldı.

 Ps: yazının orjinali http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1003292&title=ilk-karede-robert-de-niro-son-karede-ara-guler yer alır…