ciftkisilik-yalnizlik-copy

Gecenin bir yarısında içinde yalnızlık kokan satırlar kapıyı çaldı. Nereden geldiğini nereye gittiğini hiç bilemediğim -bilmeye çekindiğim-bilemeyeceğim şehirlerarası yolcular gibi “Hoş geldin Yalnızlık” diyebildim. Birden nereden estiyse, nereden düştüyse düştü işte. Çıkıp geliverdi beklemeden, istemeden.

Çok zaman önce kovmuştum yalnızlığı. Uzun bir süre uğramamasını mümkünse tehlikeli bir virüs gibi bulaşmamasını istemiştim. Ama nafile dinlememiş çıkmış gelmiş. Eh geldiyse hoş geldi o zaman. Tanrı misafiri başımızın üzerinde yeri var.

Nerelerdeydin uzun zamandır? Ne yapıyorsun? Neden geldin? Niye bugünü seçtin sorularımı cevapsız bırakarak karşıma dikildi. Aklımdan geçen satırlara müdahale etmeye çalışıyor. Mümkün olsa kendi yalnızlığını yazacak. Kıskanıyor kelimelerimi… Gözlerinde uzak kalmanın öfkesi taşıyor. Susuyor susuyor. Susma diyorum sen hiç gitmedin benden. Her zaman ince hüzünlerin içinde seninleydim. İnanmıyor inatçı keçi gibi kafasını sallıyor da sallıyor. Yok, bu gece çok sıkıntılı bu yalnızlık. Ne konuşmaya çalışıyor ne de konuşturuyor. O bana ben ona bakıyorum. Sözlerin olmadığı dünyada havada sessizlik çarpışıyor.

Yorgunsundur sen biraz uyusan dinlensen diyorum. Sarsıla sarsıla kahkaha nöbeti geçiriyor. İnanılmazmışım, anne duygularımı bırakmalıymışım da mışım… Sana ne oldu yalnızlık neden böyle yapıyorsun? Yok, o kapısız duvar. Sözler çarpıyor çarpıyor beklediğim cevap gelmiyor.

Öyle olsun “Yalnızlık”. İçimdeki kalabalıklarla tanışma zamanı şimdi. Çoğalt çoğaltabildiğin kadar kendini. Buradayım seninleyim…