Buruk sevda tadı var dudaklarımda.

Kulaklarımda yalnızlığın verdiği hüznün sessizliği.Bir an geldi yok oldum zamanda. Bir an geldi yitirdim alışkanlıklarımı.
Sevdam deniz oldu minnacık kalbime sığmadı. Serçe oldu, gökyüzünde kanat çırptı.Gerçekler uçmuş gitmiş zamanın derinliğinde. Sadece varolduğumu anladım, zaman da ya da zaman ötesinde. Peri masalı gelmiş göz önüne. Gülmüşsün; sadece aşamadıkların anlatılırmış masallarda hikayelerde. Hayat bir o kadar gerçek bir o kadar yalanmış. Tek istediğin doğru olmakmış, doğru olanlarmış etrafında. Masum değiliz diye düşünürken şarkılarda, büyümüşsün dev bir aynada.Önce gözlerin, sonra dudakların, ağzın büyümüş sığmaz olmuşsun kendine.Yok olmuşsun aynanın yansıyan yüzünde. Kendini yansıtan sözlere sığınarak an be an düşünmüşsün akşamın sessizliğinde. İsteklerin kendinin önüne geçememiş. Sen kendi senini kaybetmemek için dilediğin kadar yalnız olmayı, dilediğin kadar üzgün olmayı seçmişsin.
Bilirsin ki yalnızlık doğal kırgınlığa yer vermez ve seni üzmez. Bilirsin ki kendin ve içsel sesin yaşar orada.
Güzel yalnızlık, beni seven yalnızlık. Seni seviyorum yalnızlık. Beni anlayabilen tek dayanağımsın.
Buruk sevda tadı yalnızlıkla buluşurken akşamın sessizliğinde. Garibim, insanım, kadınım bırakmış kendini satırların sığınağına. Açmış sığınağın kapılarını anahtar kalemiyle yazmış yazmış boş kağıda…Akşam, yalnızlığında bana beni bırak. Sadece gücüme yalnızlığı bırak. Güvenime kendimi bırak. Sessizliğime gözyaşlarımı bırak. Bırak beni kendimle sorgulama artık beni. Kaybet beni unutulmuşluğun yalnızlığında…

12/02/2000
Yeşim Şahin