Size olur mu bilmem ama ben bazı yerlerin herkes tarafından keşfedilmesini istemem. Çünkü o yerlerin eski halini bulamamaktan korkuyorum. Karaköy’de benim için böyle yerlerdendi. Son iki yıldır büyük değişimler ve sürekli açılan yeni mekanlar nedeniyle maalesef herkes Karaköy’ü keşiflerde. Karaköy’ün de havasından geçilmiyor. Fotoğraf çekimi için kullandığım sessiz sokaklarda birbiri ardına mekan açılıyor. Bunda popüler kültürün etkisi çok. Bir yerde birileri görülmesin  mekanlar bir iki dizi çekiminde kullanılmasın eyvahlar olsun. Yıllar önce Galata böyleydi. Kimseler keşfetmemişken ve mekanlar bu kadar kalabalık değilken güzel zaman geçirirdik. Şimdi şehre bir film gelir tadında aralarda uğruyorum. Ama kalabalıklar üzerine üzerine geliyor insanın. Balat bu açıdan henüz bakir , sokaklarında sık sık gezer oldum. Hayalim çocukluğumda ki gibi eski bir ahşap evde yaşamak. Hayat ne gösterir bilinmez.

İstanbul her geçen gün kalabalıklaşıyor. Hepimiz yeni mekanlar, semtler , yerler arıyoruz doğal olarak. Ama anlamadığım şu var . Neden kalabalık mekanları seviyoruz? Nereye giderseniz gidin mekanlar tıklım tıklım. Uzun yıllar Bağdat Caddesi’nde yaşamıştım. Caddede bir çok kafenin ilk açıldığı günleri bilirim. Sonra o mekanların Nişantaşı’na şube açtığını vb. Hayat hızla değişiyor.

Bir dönem Cihangir popülerdi. 2008-2009 yıllarında ben de Cihangir’den çıkmazdım. Şimdi orası da bana aynı tadı vermiyor. Firuzağa’da çay içmekten vazgeçmedim sadece. Gerçekten caminin altında olupta bu kadar popüler olan kaç yer var ki? Bildiğim Bebek Kahve var ha bir de Eyüp mezarlıkları üzeri Piyer Loti  var o da başka önemli bir mekandır hayatımda. Yahu ne çok yer seviyormuşum ben. Velhasıl mekanlar, semtler zaman ile değişiyor ama insanın aradığı detaylar değişmiyor.

Karaköy herkesin bildiği gibi İstanbul’un ilk liman ve ticaret merkezi. Şimdi ise cafe merkezine dönüştü. Oysa hırdavatçılarıyla, elektrikçileriyle, deniz malzemeleri satan yerleriyle nasıl renklidir. Sokak aralarında kiliselerle camiler iç içedir. Herkesi saran ruhuyla büyüler insanı. Ya şimdi her gün tadilat sesi, kalabalıklardan yürünemeyen daracık sokaklar.

İstanbul kalabalaştıkça Karaköy’de aldı nasibini bu kalabalıktan işte. Esnaf değişime şaşkın. Bir de popüler mekanların sevimsiz servisi, gereksiz pahalılığı ve her yerin kalabalıklığı yoruyor insanı. Bu sebeple çok hipster mekanlardan uzak duruyorum. İşim gereği gidiyorum tabiki ama kendim için Karaköy’e gittiğimde daha keyifli, sıcacık mekanları keşfediyorum. İki hafta önce fotoğrafçı arkadaşım Burcu Çalışkan ile bir davetten çıkmış ve öğlen yemeğini Karaköy’e saklamıştık. Burcu “seni çok güzel bir yere götüreceğim “deyince “aman dedim aman keyifli bir yer olsun, tiki yeri olmasın ” Burcu güldü söylediklerime. Tuttu kolumdan beni Karınca Cafe Karaköy’e götürdü. Anladım sonradan neden güldüğünü 🙂
karıncacafekarakoy

Poyraz Şef, Burcu, YSM Selfiesiz olmaz 🙂

Karınca Cafe , Karaköy’ün Kemeraltı Caddesine bir  paralel. İlk başta insanın gözüne ufacık gözüküyor ama sonra mekanın sıcaklığı sarıyor insanı.  Açıkçası hikayelerini sormak isterdim ama Burcu’nun kardeşi Poyraz mekanın şefi olduğu için sormama fırsat kalmadı. Abla, kardeş özlemişler birbirlerini. Hafta sonu için kahvaltı planı yaptılar. Ses etmedim nasıl olsa başka gidişimde sorarım. Meraklıyım bir kere 🙂 Poyraz daha önce Nişantaşı’nda bir yerde çalışıyormuş ama kaçmış bu mekana gelmiş iyi ki de gelmiş. Poyraz  cafenin menüsüyle beni şaşırttı. Karaköy’de genelde birbirine benzer menüler söz konusuyken Karınca Cafe’de ev yemekleri , zeytinyağlılar mest etti. Sağlıklı beslenmeye özen gösteren biri olarak tam benlik bir yer her şeyden öte mekana girer girmez güler yüzlü insanlar karşılıyor sizi. Yemek için öneride bulunuyorlar kafanıza tabak atmadan ya da of puf demeden. Siz neyi ne kadar isterseniz o kadar getiriyorlar . Gerçekten müşteri olarak İstanbul’da mekan teröründen şikayetçiyim ben. Paramızla resmen bir dayak yemediğimiz kalıyor. Burada esnaf mantığını hissettim ben. Öğlen saatlerinde sıklıkla çevredeki şirketlerden geliyorlarmış. Müdavimleri oluşmuş istek yemek dahi oluyormuş. Ne güzel menüsünü kişiye özel hazırlayabilen mekana 🙂  Yemekten sonra çay ikram ediyorlar hesaba da dahil etmeye çalışmıyorlar. Sadece çay içmeye giderseniz ne olur bilmiyorum ben yemek yedim çayımı içtim. Çekimim var Karaköy’de ve yarın gitmek için sabırsızlanıyorum. Yine yeniden giderim merak edene de öneriyorum şiddetle.

Bu arada olur da yolunuz düşerse Poyraz’a benden çok selam 🙂 Gerçekten herkes efsane bu mekanda. Kart hamili yakınımdır yapmadık ayrıca hesabımızı da ödedik afiyetle şükür .

YSM

YSM’in notu: 27 Nisan 2015 Milliyet Yaşam Pembe Nar yazım 🙂