Gün 14. “Fırtınalı ve karanlık bir geceydi…” Yazıya bununla başlıyoruz, sonra neler oluyor bakıyoruz.

IMG_6813

Fırtınalı ve karanlık bir geceydi. O kadar şiddetli yağan yağmurdan sonra üstüne üstlük bir de elektrikler kesilmişti. Oldum olası karanlığı sevmezdi. Onun için en karanlık hal mum ışığı altında oturmaktı. Aksi gibi telefonun da şarjı yoktu. El yordamıyla salondan mutfağa geçip kibrit buldu. Gözü yavaş yavaş karanlığa alışınca kibriti bularak bir kibrit yaktı . Mutfakta duran mumlardan bir tanesini yakarak salona doğru ilerledi.

Koltuğa çöktü… Sehpada duran bardağa gözü takıldı ne zaman içmişti bu şarabı, eve kaçta nasıl  gelmişti hiç bir şey hatırlamıyordu. Son hatırladığı bağıra bağıra bir sandalye tepesinde şarkı söylediğiydi. Arkadaşları mı bırakmıştı kendisi mi arabayla gelmişti hatırlayamıyordu. Salondan arka tarafa geçti ve otoparka baktı . Arabasını orada görünce kendisinin geldiğini anladı. Lanet olsun dedi bir daha bu kadar içmek yok. İyi polise yakalanmadım, iyi kaza yapmadım. Sarhoş olduğunu anladığı an nerede olursa olsun arabasını bırakır taksiye atlar eve dönerdi. Bu gece bu bozulmuştu. Başı da zonkluyordu. Birden gök yarıldı sanki öyle bir şimşek çaktı ki her yer aydınlandı. Kedisi hırlayarak üzerine atladı. Sakin ol sakin ol diyerek tüylerini okşadı, Sakız hemen hırlamaya başladı. Kedi kucağında yeniden salona döndü ve pencereden dışarıyı izlemeye başladı. Etrafda kimseler gözükmüyordu. Eh çok geç olmalı bir de böyle havada aklı olan çıkmaz , çıkanda olduğu yerden çıkmaz diye saçmaladı. Kendisi fırtınadan önce dönmüş olmalıydı. Saçı giysileri kuruydu. Saçlarına sinmiş sigara ve alkol kokusu dışında belirgin hiç bir şey yoktu.

Başı zonklamasını arttırmıştı. İlaç alsam dedi sonra vazgeçti yerinden kalkmak istemedi. Gözünü kapadı tam uyuyordu rüzgarın sesiyle gözlerini açtı. Sanki ağaçlar devriliyor üzerine üzerine geliyordu. Ne gece dedi ne gece. Bir de hatırlasam…

Hatırlayamadı, hiç hatırlayamadı… Fırtınalı ve karanlık bir geceydi…

Tüm hatırladığı buydu…

YSM