“Arkadaşlarımdan gelen güzel paylaşımları paylaşmayı seviyorum. Bir de kim yazmış yazıyı bilsem çok daha iyi olacak ama kimin yazdığı izine rastlayamadım. Bu yazının yazarı olur da kendi yazısını okursa şimdiden teşekkür ediyor ve bana mail atarsa hemen ismini, sitesini vb yayınlayacağımı söylemek istiyorum. Bir kaynak buldum doğrulaması için mail attım eğer kendisi ise süper hemen linkini koyacağım.

“Diye yazmıştım yazıyı ilk yazdığım da . Revize ederken sileyim mi silmeyeyim mi elim gitti geldi ve silmemeye karar verdim. Yukarıda belirttiğim gibi yazının izini doğru bulmuşum ve sevgili Ayşe’den cevap geldi. Yazı sevgili Ayşe Giraud ait ve aşağıda yazının orjinal hali yer alıyor. Bu da linki. Her kim internet ortamında kopyalayıp dağıtmışsa biraz değiştirmiş dedi Sevgili Ayşe. Orjinal hali ile buraya ekliyorum. Olur da size de başka versiyonu gelirse bilin ki bu yazının sahibi Ayşe Giraud ve orjinal linki de bu: http://cadininhikayeleri.blogspot.com/2010/12/her-derde-deva-arkadaslarm.html

Bir de Ayşe’nin yazdığı bir mail var affına sığınarak onu da kopyalıyorum çünkü hakkıdır sitem etsin ve herkes bilsin lütfen duyarlı olalım lütfen

“Arkadaslar,

Biri benim “Her derde deva arkadaslarim” yazimi kopyalamis, birazcik degistirmis ve internette paylasmis. Ondan ona derken, herkesin birbirine gonderdigi o yazilardan biri olmus, bircok yerden karsiniza cikiyor ama yazar adi yok.

Eger rastlarsaniz, dogru linki belirtebilir misiniz lutfen?

http://cadininhikayeleri.blogspot.com/2010/12/her-derde-deva-arkadaslarm.html

Tesekkurler.

Sevgiler,

Ayse”

Ben de paylaşım için Şafak Bebeğin annesi enerji delisi doğuma bile yoga yaparak giren Özdencime teşekkür ediyorum ve onu da bilgilendirdiğimi buradan belirtiyorum.

Her derde deva arkadaşlarım!

Arkadaşlarımın hepsini bir araya toplasam bayağı kafası karışır herhalde insanların. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” lafının  anlamı kalmaz.

Neden hepsi birbirinden bu kadar farklı benim arkadaşlarımın?

Neden bazıları marjinal ötesi?

Biri arkadaşımsa diğeriyle nasıl anlaşabiliyorum? Neden kimse anlayamıyor?

Galiba onların hepsi içimdeki çok farklı “ben”leri gün ışığına çıkarıyor da ondan.

Biriyle uslu, kibar kız oluyorum.

Diğeriyle küfürlü konuşup, abuk şakalar yapıyorum.

Biriyle oturup ciddi ciddi konuşuyorum.

Diğeriyle saçma sapan şeylere kıkırdıyorum.

Biriyle evde oturup çay içiyorum.

Diğeriyle bara gidip dans ediyorum.

Birinin derdini dinleyip öğüt veriyorum.

Diğerinin bana verdiği öğütleri dinliyorum.

Hepsi bir bulmacanın parçaları sanki, tamamlayınca ortaya bir hazine çıkıyor. Arkadaş hazinesi!

Beni bazen benden daha iyi anlayan, iyi günümde, kötü gönümde beni yalnız bırakmayan arkadaşlarım…

Hepsi farklı günlerde aldığım rengarenk anti-depresanlarım sanki.

Mehmet Öz’den yeni bir şey daha öğrendim. Arkadaşlar sağlık için de faydalıymış. Şaka değil! F vitamini diyor Mehmet Öz arkadaşlar için.

(F “Friends”den geliyor.) F vitaminin sağlığımıza faydaları say say bitmiyormuş…

Yapılan araştırmalara göre güçlü sosyal iletişim içerisinde olanlarda depresyona girme ve ölümcül krizlerin oluşma riski azalıyormuş. Düzenli F vitamini kullanmak sizi gerçek yaşınızdan 30 yaş daha genç hâle getirebiliyormuş. Dostluğun sıcaklığı stresi azaltıyor, gergin olduğunuz zamanlarda bile kan damarlarınızda pıhtılaşma ve kalp krizi geçirme riskiniz yüzde 50 azalıyormuş.

Vay canına! Bilmeden yıllardır ne çok vitamin depolamışım vücudumda. Yaşasın!

Ayrıca, hesap da doğru. 45 – 30 = 15! Ben kendimi tam 15 yaşında hissediyorum. Kafa olarak ne bir eksik, ne bir fazlayım. (Bana kalsa hiç büyümek istemiyorum ama bana kalmıyor!)

Neymiş yani, arkadaşlara çok önem vermeye, mümkün olduğunca çok bağlantıda kalmaya, beraber her şeyin komik bir tarafını bulmaya devam…. Gülerken ağzımızı kocaman açmayı da unutmuyoruz, uçuşan bütün F vitaminlerini yutuyoruz (!)

Paris, 22 eylül 2010