Bıdı bıdı söylendiğim gitmek istiyorum, yapmak istiyorum sayıklamalarımı hepiniz biliyorsunuz. Arada öyle sergiler oluyor ki bunu kaçırırsam kendimi affetmem diyorum. İşte bu sergilerden bir tanesi de ” Gelman Koleksiyonundan Frida Kahlo ve Diego Rivera” Frida’nın hayat hikayesi ve eserleri ile ilgili genel olarak bilgi sahibiydim ama eserlerini görmek kısmet olmamıştı. Pera müzesine, bu sergiyle bize Frida’yı görerek tanıma fırsatı verdiği için teşekkür etmek gerekiyor ama bu çok farklı sanatçı için yapılan serginin biraz daha dolu bir içeriğe sahip olması gerekirdi diye düşünmeden edemedim. Sergiye Melis, Gözde ve Tijen Hanım ile birlikte gitmek ayrı keyifti. Hele çıkışta Pera Otel’de kahve, macaron ve pasta şöleni müthişti. Sohbetin ise tarifi yok.

Sergi Frida Kahlo’nun elinden çıkmış iki portre ile başlıyor. Diego ve Frida vesikalık fotoğraflarıyla sanki karşınızda. Frida’nın kendisini özellikle bıyıklı olarak resmettiğini bunun sebebinin biseksüelliğini vurgulamak olduğunu düşündüm ben. Bir de iphone daki fotoğrafları yükleyebilmiş olsaydım ama benim iphone kafayı yediği için ne aktarmak ne update etmek mümkün. Kendime mail atarak belli başlı fotoğrafları buraya ekledim ama nereden baksanız 50 tane fotoğraf çekmişim iphone ile 🙂

Hemen devamında Frida’nın kaybettiği bebeklerden biri üzerine yaptığı resim ve sonrasında da her anının Diego ile geçtiğini ifade eden ve çok küçük alanlarda bile detayları çok iyi yansıtabildiği resmi “Düşlerimde Diego” ile devam ediyor sergi. Frida’nın bir otoportresinden sonra da yine karmaşık ama aşkını ortaya koyan resmi “Evreni Kucaklayan Aşk” karşımıza çıkıyor.

Sergi Gelman Koleksiyonu’ndan parçalardan oluşuyor. Frida, Natasha Gelman’ın güzelliğini ortaya koyan muhteşem portreleri sergide yer alıyor.

my instagram

Frida’nın hayatı boyunca o kadar yoğun bir şekilde acıyı ve aşkı yaşıyor ki resimlerinde en çok kendinden bahsediyor. Haytaının anlatan kısa belgesel filmi mutlaka izleyin ve acının izlerini en derinlerinizde hissedin.

Frida’nın yaşadıkları inanılmaz. Aslında hepimiz kendimizle özdeşletirmiyormuyuz hayatı? Ama ressam olmak, sanatçı olmak başka açıdan da bakıyor insan yansıtıyor eserlerinde.

Ben anne olduğum için anne duygularımla hareket ediyorum fotoğraf çekimlerim de mesela. Bazen abartıyorum büyüklerle çalışırken dur YSM kendine gel diyorum ama doğum çekimlerin de içimdeki anne tüm hücrelerimden fışkırıyor. Her neyse Fridaya döneyim, kendi hayatından.

Frida aslında hiç bir şeye ait olamamış. kendi gibi istediği gibi olmuş ve çevresindekilere ilham vermiş.

Frida ‘nın eserlerinden sonra Diego’nun ayıp olmasın diye getirilmiş eserleri başlıyor. Sayısı 10 u bile bulmayan eserlerine bakarak, Diego’nun hangi vasıflarıyla Meksika’nın en önemli sanatçılarından olduğunu anlamak mümkün değil. Birkaç sıradan eseri sergiye getirilmiş 🙂

Myiphone

Serginin devamında Frida’nın gerçek fotoğraflarını yer alıyor. Ben uzun zaman önünden ayrılamadım. Bir de en sevdiğim yanım sergi vb izlerken yanımdakilere söylerim beni unutun herkes kendine göre izlesin çünkü o an ben o dünyanın içine giriyorum. Kendimi orada hissetmeye çalışıyorum. Bu sergide de öyle oldu hatta birbirimizi bile kaybettik meğer diğer kata Çarlık Rusyasından Sahnelere çıkmışlar.

Frida’nın  Nicholas Muray isimli bu sanatçıyla olan ilişkisini, kendi yaratacılığıyla anlattığı bir de kolaj çalışması var  1944 tarihli bu eserde, sol tarafta sinir ve kemik sistemi gösterilen Frida (kesik bacağı vurgulanarak) ve sağ tarafta ise fotoğrafçı Murray sadece sindirim sistemi çizilerek tasvir edilmiş.Aşağıda ki fotoğraf ona ait değil şaşırmayın çekmemişim.

Bu bilgileri yazarken biraz da Pera Müzesinin blogundan faydalandım göz atabilirsiniz.

YSM_Sergici