Yazdan kalma bir sonbahar gecesiydi, Sezen Aksu yaza veda ediyordu son konseriyle, yine tüm aşkları kucaklayarak ve hatıra kalan tüm kederleri paylaşarak…Hem hayatın tüm sertliğini hem aşkın kıymetini biliyordu tüm şarkıları. Aşk ne büyük nimet ve ne çok adamakıllı sevilmeye ihtiyacı var aslında herkesin. Gelgelelim, hesapla kitapla ziyan ediyor aşkı insan ama daha fenası bu kadar sevilmeye ihtiyacımız varken, ne doğru dürüst sevdiğini söyleyebiliyor, ne sevdiğinin kıymetini bilebiliyor, ne sevildiğinin farkına varabiliyor ve çuvallıyor hayatı boyunca…Diyelim sevgini çok ifade edip, duygularını coşkuyla yaşasan, senin hızın sevdiğine uymayabiliyor. Ne hazin ki hızını ayarla, duygunu ayarla derken, kana kana aşkı yaşamayı bilemeyenlerle geçiyor ömrün çoğu. Üstelik en çok kalbine giren aynı zamanda kalbinin içine eden oluyor. Bazen lanet edip Sezen gibi, “Git” diyorsun ve yine Sezen gibi “Gitme “ diyorsun, “yarım kalan birşeyler var” biliyorsun. Yarım yarım eksik gedik, şarkılara teslimsin sonra, hele canın acıyorsa, Sezen tırla geçiyor üstünden: “Vay yine mi keder? Ama artık yeter!”…

Cenk Erdem'in kişisel arşivinden

Köpek oluyor insan çok sevince, kedi oluyor sokulmak isteyince. Oysa duygularımızı onlar kadar bile yürekli ifade edemez hale getirmek istiyor aşkı bilmeyenler. Misal 18 yıl uzun uzun yaşayan sevgili İrma’sını anlattı bize Sezen Aksu. İrma pek tombul, pek keyifli, en meşhur kedisiydi Sezen’in. Kendini her sevdirmek istediğinde gözünün içine bakar yuvarlanırmış, İrma, “sev beni” diye, tıpkı bir köpek kuyruğunu sallar gibi sevince, sevdirmek isteyince, samimi, net ve hesapsız. Sadece biz insanlar aşkı, sevgiyi eziyet haline getiriyoruz maalesef. Oysa sevilmek istiyorsan, kedi gibi sokulacaksın, atacaksın kendini yerlere, sallayacaksın kuyruğunu…”Allah hepimize aşk nasip etsin” diyordu sahnede Sezen Aksu, 6000 kişinin “amin” deyişi kulağımda çınlıyor. Nasıl aşktan çekmiş herkes bir şekilde belli. Yaz konserleri boyunca sahneye Eşref Vakti’ni konuk eden Sezen Aksu da hala doymuyor aşka, doyulmaz ki… Ağır roman’dan bir şarkı söylüyor sahnede Eşref vakti ve bir tır daha geçiyor üstümüzden. Ama teslim de olmayacaksın adam gibi sevmeyene, çünkü kısa hayat, muşamba ruhlu birileri yüzünden yıpratmayacaksın kendini. Bir bakıyorum karşımdaki hiç duygu almıyor, yağmur yağıyor benden , ama o birine bir damla su girmiyor, benim ırmak gibi akan duygularımdan, bir damla bile alamıyor muşamba ruhuna, çünkü, kapasitesi o….”Kanatmışım yaranı sevdikçe” diyor Sezen, belki korkuyor kimi de sevdikçe. Tüm bunlarla terapi gibi şarkıları Sezen’in, yüzleştiriyor aşkın bedelleriyle, kederleriyle. Yine şarkılarıyla aşka doğmanın değerini bilerek, coşturuyor da Sezen…

Küsmeden aşka, güzel anılarını çoğaltıp, dengini bekleyebilirsin ve aşkla güzel oluyor hayat. Ne var ki, adam gibi sevilene kadar yok , öyle kapılmak yok, yazık oluyor diğer güzelliklere yoksa…Birine perişan edip kendimizi, ruhumuzu yıpratmamalı aman, hayat kısa…En büyük aşk acısı dediğin, iki güzel sevişmeyle geçiyor inanın, mutlu son yok, mutlu anlar var, en büyük aşkım duşa kadar bundan sonra…Hem tüm seviştiklerime ve gidenlere de teşekkür ediyorum, kimseye kırgın değilim, rahmetli Aysel ne güzel söylemiş :”Benden selam söyleyin bütün aşklarıma”…Sezen Aksu da el sallıyor selam çakıyordu bütün gidenlere. Kalbinden seveni de , bir noktada gözünden anlıyor insan bu kadar yorgan döküğüyle…O denk gelirse ne ala…Karşında buz oluyor kimi zaman senin kalbini verdiğin, şimdi buna üzülmeye yazık değil mi?…Hem pardon, “Yüzünüz ne kadar aşina, daha önce avucumun içine alıp öpmüş olabilirim” dediği gibi şarkısında Sibel Algan sözleriyle Sezen’in…

Velhasıl felek yordu beni , belli bizden çok çok önceleri yormuş Sezen’i de. Köy düğünü gibi bir coşkuyla, “Ah felek yordun beni” şarkısıyla eğlendirirken Sezen, gerçeği söylüyordu, vuruyordu davula Orhan Topçu. Heyhat ! Felek aşka inanan herkese çüş dedi bana göre. Başkasının üzerine hayal kurmak yok artık. Kendi güzelliklerimize dönmeli. Kimbilir kaç kişiyi yudum yudum içtik , Sezen gibi velhasıl, hepimize afiyet şeker olsun. Bundan böyle, üzülüp büzülüp, kırılıp dökülüp acıya zaman yok. Velhasıl Aysel hepsini çözmüş, bize söylemiş, öyle gitmiş zaten ve Sezen’in dillerinde :“Ümidimin boynu bükülür, sonra deniz bin defa taşar”, ne dert edeceksiniz hem nasıl olsa : “bir yanımız her duruma müsait , ne kadar uyarsa o kadar ister”…

cenk erdem.