Keyifle gittiğim çekimlerden biri … Hem de kurumsal renkleri benim en sevdiğim renkte “turuncu” olan bir yerdeyim. Dünya Göz Etiler. Turuncu  benim de rengim çünkü kartım,  logom hep turuncu. Mutluluğun rengi diyorum ya işte mutlu bir insan daha. Ben gördüğümü yazarım biliyorsunuz.  Eray Kapıcıoğlu;  Dünya Göz Yönetim Kurulu Başkanı . Kendisine hayran olmamak elde değil. Kendisi ile yüz yüze daha önce hiç görüşme fırsatım olmamıştı . Bugün de görüştük ,  Meri İstiroti ile kendisinden rekor yatırımlara imza atan sağlık grubunun var oluş hikayesini dinledik.

Eray Bey, inanılmaz çalışkanmış. Ortaokulu zor bitirmiş ama 15 yaşındayken babasını ikna ederek nalbur dükkanı açtırmış. O dükkan hayatı olmuş gece gündüz dur durak demeden çalışmış. En çok satışı pazar günleri yapardım diyor. Her yerden alışverişe gelirlerdi bir haftalık satışı bir günde yapardım …Kendisinin hikayesini birincil olarak dinlemek çok keyifli. Sonra ilk inşaat işi, ardından Avrupa Hastanesini kurması, satışı ve sektörde boşluğu görerek göz alanında  muazzam bir markanın ortaya çıkışı  DÜNYA GÖZ .

Hayata dair bir çok değeri paylaşıyor bizimle. Bir benzetmesi var ki paylaşmadan edemiyorum. Ceviz ağacı yetiştirmek bile emek ister, 7 yılda gelişir . Biz de Etiler hastanemizi 3 yıl önce hizmete soktuk, her geçen gün verdiğimiz hizmeti daha da geliştirmek için ekip olarak çok emek harcıyoruz. Burada hakkını vermem lazım duyduğum ve gördüğüm kadarı ile muazzam bir hastane. “En iyi hekimleri, en iyi çalışanların topladığı bir üs ve hala daha da geliştiriyoruz ” diyor. Bakın işte burada başlıyor daha da iyi olmak çabası.  “Dereler denizlere akmalı ” diyor ne güzel diyor Eray Bey 🙂

Gençlere ne önerirsiniz vb diye sorulduğunda “başarılı olmak için sevdikleri işi yapsınlar “diyor. Genç değilim yakında 40 olacağım ama sevdiğim işi yapıyorum ve yine mutlu oluyorum 🙂 “Diyor ki “yapacağın işi sev, sevdiğin işi büyüt. İyi olduğunu göster… ” Ne güzel sözler bunlar.

Özel hayattan hobilerinden ve pek çok konu geçiyor aramızda. İçkiyi  45 yaşına kadar hiç içmemiş şimdi de bir kadeh şarap içiyorum bazen diyor. Ama puro seviyor. Masa da en sevdiğimiz puro 🙂 Ben de puroyu severim ama o bilmiyor hem nasıl derim yahu 🙂

Ata biniyor. Masasında ki at objeleri dikkatimi çekmişti zaten. Ve kütüphanesinde ki kitaplardan anlamıştım bunu. Aslında ben bir ortamda fark ettim ki gözlerimle de fotoğraf çekiyorum. Bir çok detaya takılı kalıyorum. Fotoğraf için o kadar malzeme var ki ofiste…

Röportaj sonrası fotoğraf için zaman istiyorum kendisinden. Her zaman tercihim ya röportaj öncesi ya da sonrası çekim yapmak. Zaman ayırıyor, tüm kibarlığı ile harika pozlar veriyor . Kendisini rahat ifade eden kareler istiyorum kırmıyor hepsini çekiyoruz. Ve YSM pozu istiyorum. Nedir diyor anlatıyorum, kendisi ile inanılmaz barışık birisi ve beni kırmıyor , işte YSM pozumuz…Bu pozu kimler vermedi ki… Ona da anlatıyorum gülüyoruz 🙂

Ayrılmadan önce Dünya Göz Vakfını kurduğunu ve projelerini anlatıyor kısaca. Helen Keller işbirliğinden bahsediyor ve daha da  heyecanlanıyorum. Yapacakları sosyal sorumluluk projelerinde yer almak istiyorum gönüllü fotoğraf çekmek istiyorum her zaman ki gibi…

Yeniden görüşmek üzere diyorum Eray Bey, eksik olmayın hiç hayatımızdan…

YSM