Son dönemde hayatımda büyük değişiklikler oluyor 🙂 Her zaman bardağın dolu tarafına odaklanan ben içsel yolculuğumda, iç sesimi dinleyerek bana iyi gelen tüm yöntemleri deniyorum. Ekim ayında #veganbeslenme ile başlayan sürecim bana çok iyi geldi. Entegratif Tıp ve Holistik Şifa Temel Eğitimi” ile kendime hediye vermeye devam ediyorum.

“Entegratif Tıp ve Holistik Şifa Temel Eğitimi” sağlıkla, yaşam kalitesini artırmak isteyenlere özel bir eğitim. Dr. Erg Entegratif Tıp Akademisi’nin düzenlediği 7 günlük bu eğitimle kendimin ve sevdiklerimin yaşam kalitesini artırmak istiyorum. Doğayla uyumlu olarak sağlıklı kalma, holistik şifa anlayışı, kanıta dayalı tıp ile gözleme dayanan tıbbın, entegre edilerek, yüzyıllardır uygulanan tedavi yöntemlerinin günümüze aktarılmasını içeren bu eğitime katılmak isterseniz detayları Nükleer Tıp ve Akupunktur Uzmanı Dr. Erol Ergüler hocamın web sitesinde bulabilirsiniz.

Sevgili Erol Hoca’mın deyimiyle ‘çarşamba gurubu’ olarak çok heyecanlıyım. Beni Erol Hoca’mla bir araya getiren ve bana bu yolda aynı zamanda da eğitimde eşlik eden sevgili arkadaşım Ayşe Dilek Ergüler’e ve merak ettiklerimi öğrenmek sorduğum soruları tüm samimiyetiyle cevaplayan Erol Hoca’ma çok teşekkür ederim.

Klasik tıptan alternatif tıbba uzanan bir yolculuğunuz var. Hikayeniz nasıl başladı?

Alternatif tıp kelimesini kullanmıyoruz artık. Çok dar anlamlı bir durum alternatif tıp. Bizim geldiğimiz noktada holistik yani bütüncül bir bakış açısıyla “Entegratif Tıp” kavramını kullanıyoruz. Eskinin denenmiş “gözleme dayalı” kadim bilgileriyle, modern anlamda “kanıta dayalı” bilgileri birleştirerek insan sağlığına faydalı olarak kullanılmasına Entegratif tıp diye tanımlıyoruz.

Bu yolculuğun başında 35 sene önce tıp doktoru, sonrada Nükleer Tıp Uzmanı olduğumda Fakültelerde okutulan bilginin dışında başka her türlü bilginin yanlış olduğuna inanmıştık. Konumuz insan olup, gece gündüz insan bedeni, ruhu ve zihni ile ilgili araştırmalar içinde yolculuğun keyifli olmasına rağmen bazı konuları anlayamamak ve bazı hastalıklarda tıbbın başarısız olduğunu görmek beni standart bilgilerin ötesinde araştırmaya itti.  Zaten Nükleer tıpta hücre fonksiyonlarını incelediğimiz için ve tüm vücudun fonksiyonlarını araştırma fırsatı bulduğumuz için güçlü bir bilimsel temelimiz oluşmuştu. Cerrahpaşa’daki uzmanlığım sırasında arkadaş olan iki hastamda birer santim boyunda tiroid nodülü tespit etmiştim. Tüm tetkikleri hormonları, antikorları, kanser markerleri ve biyopsi sonucu aynı olduğu için aynı tedaviyi uyguladık. İki sene içinde aynı teşhis ve aynı tedavi uygulanan bu iki hastanın birinde nodül yarım santime indi, diğerinde iki santime çıktı ve tiroid kanseri nedeniyle ameliyat edildi. Bu durumu sorguladım, uykularımın kaçtığı o günlerde hep “neden?” diye sorgulamaya başladım, geriye dönük olarak dosyaları, tetkikleri günlerce araştırdım ve bir fark yakalayamadım. Hastaya ameliyat sonrası radyoaktif iyot (atom) uygularken diğer arkadaşı onu hiç yalnız bırakmadı. Atom tedavisini yaptığımız odada bir anda gerçeği yakaladığımı hissettim. Nodülü yarıya inen hasta çok pozitif ve uyumlu bir insandı. Kanser olan hasta ise hep olayları negatif yönünden gören, şikayet eden ve stresli biriydi. Bunun dışında o iki arkadaş arasında bir fark yoktu. İşim gereği kuantum fiziği okuduğum o günlerde meditasyon uygulamaya başladım ve kısa süre sonra meditasyonun yanında hipnozun stresi nasıl kontrol edebildiğini fark ettim. Yıllar içerisinde akupunktur, homeopati, biyorezonans, çin tıbbı, Ayurvedik Hint tıbbının temellerini öğrenerek bunları mevcut tıp bilgim ile birleştirmeye yani entegre etmeye başladım. O nedenle geldiğimiz noktada “Entegratif Tıp” uyguladığımızı  rahatlıkla söyleyebilirim.

Nükleer Tıp ile haşır neşirken; akupunktur, hipnoz, homeopati, ayurvedik tedavi, bitkisel tedavi, ozon ve meditasyon vb holistik tedavi yöntemleriyle tedavi ediyorsunuz. Hepsi birbirini nasıl tamamlıyor?

Bütün bu tedavi metotlarının özünde insanın içindeki yaşam enerjisi ile etkileşim vardır. Hangi metodu kullanırsanız kullanın eğer o “yaşam enerjisi” ni harekete geçirebiliyorsanız doğru tedaviyi uyguluyorsunuz demektir. Bu alanda hekim arkadaşlara eğitim verirken önce bu tedavi yollarından sadece birini çok iyi öğrenmelerini öneriyoruz.  Birini çok iyi öğrenirseniz yaptığınız tedavinin vücutta birbirini takip eden zincirleme bir reaksiyonu başlatarak kendiliğinden iyilik halini oluşturduğunu keyifle fark edersiniz.  Hangi metodun ne şekilde ruh-zihin-beden bütünlüğünü etkileyerek iyileştirmeyi başlattığını bilmek ustalık ister, zaman ister. Böylece bir metodu iyi öğrendiğinizde sonra diğer metotları yavaş yavaş uygulamalarınıza ekleyebiliyorsunuz. Belli bir tecrübeye ulaştığınızda hastayı muayene ettiğinizde  tedavi için en kısa yolu, tedavi şeklini seçip hemen uygulayabiliyorsunuz.

Size ulaşan kişiler alternatif tıp yöntemlerinin ne kadar bilincinde? Yoksa bir de bunu mu denesem diye mi geliyor?

Eskiden insanlar akupunktura hastalarını son çare olarak getiriyordu. Hastalar ileri derecede ölüme yakın halde iken hasta yakınları vicdanını rahatlatıyordu belki. Bu ölüme yakın hastalara yapılacak şeyler az idi. Ağrılarını azaltmak, biraz rahatlatmak ölüme yaklaşmış hastanın konforunu artırabiliyordu. Ama bugünlerde insanlar çok bilinçlendi. Hatta şikayeti olmadığını ama daha sağlıklı olmak için geldiğini söyleyebiliyor. Koruyucu ve önleyici metotlardan faydalanmak istiyor. Erken dönemdeki hastalarda tedavi daha kolay olabiliyor, kronik hastalıkların ilerlemesi yavaşlayabiliyor.

Her hastalığı holistik tedavi yöntemleriyle tedavi edebilir miyiz? 

Aslına bakarsak tedaviyi yapan bizim vücudumuz. Vücudumuzda salgılanan maddeler bizi mağara devrinden bugüne iyileştirip, sayımızı çoğaltarak getirmiş. Bunu yapan vücudumuzdaki ilahi yaşam enerjisi. Kimi buna chi enerjisi demiş, kimi ise qi, prana, can … demiş. Bütün holistik metotlar içimizdeki bu yaşam enerjisini serbestleştirerek, aktive ederek, düzenleyerek iyilik haline ulaşmayı hedefler. Bu bütüncül bakış açısı ile her durumda içimizdeki yaşam enerjimizi düzenlemek bizi daha sağlıklı hale getirip hastalık belirtilerinin yok olmasını sağlayabilir.

Tamamlayıcı tıp alanında akla gelen ilk isimsiniz. Ciddi emeğiniz ve uluslararası bilinirliğiniz var. Kişisel hayatınızda bu yoğunluğu nasıl dengeliyorsunuz?

Hala kendimi HEKİM olmaya çalışan bir Tıp Doktoru olarak kabul ediyorum. İnsanla ilgili tüm gelişme ve yenilikleri takip etmek ve toplantılara katılmak çok keyifli. Aynı anda Çinlilerin, Rusların, Amerikalıların aynı hastalarda neleri farklı uyguladıklarını görmek insanı heyecanlandırıp öğrenme ve araştırma isteğini artırıyor.  Aktif bir yaşamı İstanbul’da sürdürürken kendimizi ihmal etme noktasına gelebiliyoruz. Ruh-zihin-beden bütünlüğü için öncelikle meditasyon yapıyor ve pozitif düşünmeye çalışıyorum. Buna pozitif editörlük diyorum. Sağlıklı gıdaları mümkün olduğunca seçebilmek büyük özgürlük. Satın alamasam bile bahçesinde sebze yetiştirebildiğim, tavuk besleyip yumurta aldığım evde kiracı olabiliyorum. Sosyal hayatınıza zaman ayırmak ve hobiler ayrı bir ilaç. Hele yaptığınız işi severek yapıyor ve insanlara yardımcı olduğunuzun bilincinde iseniz çalışırken dinleniyorsunuz demektir.

Holistik Sağlık Uygulamaları Nedir? 

Akupunktur, otohipnoz, homeopati, refleksoloji, meditasyon, yoga, fitoterapi, herbal terapi, frekans terapisi, magnetik alan ve PEMF tedavisi gibi çok sayıda uygulama var. Bu ülkelere göre değişiyor o nedenle Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bunları belli bir standarda getirmek için uluslararası çalışmalar yapıyor. Bu açıdan bu metodların içinde dünyada en fazla rağbet göreni ve standart tıbba entegre olanı AKUPUNKTUR tedavisidir.

Holistik Şifa Temel Eğitimine katılacağım için heyecanlıyım. Bu eğitimler ne zamandır devam ediyor? İsteyen herkes katılabilir mi?

Evet sizin duyduğunuz heyecanı duyan herkes katılabilir. Temel eğitimlerde tıp fakültelerinde öğretilmeyen bilgiler de olduğu için bir Tıp profesörü, bir pratisyen hekim, diş hakimi, psikolog, finansçı, elektronikçi, bir anne, bir müzisyen, bir ressam, bir emekli, üniversite talebesi eğitimlerimizde yan yana oturabiliyor. Ne kadar farklı alandan insan olursa eğitimler o kadar verimli geçiyor. 4 senedir aralıklı olarak devam ediyoruz. Amacımız sanal bir akademi çatısı altında doğru bilgileri paylaşarak “Sürdürülebilir Sağlıklı Yaşam”ın yollarını herkese öğretmek. Eğitim sonrası bu sanal akademimizden kopmadan yenilenen bilgileri paylaşan, her an sorularına doğru cevabı bulabileceği bir ortamı hedefledik. Umarım bu bilinçlenme hareketimiz yani “Sürdürülebilir Sağlıklı Yaşam”  yolculuğumuz  güzel insanlar ile daha da güçlenir.

Tüm Dünya’da sağlıklı yaşam gittikçe önem kazanıyor. Siz buna nasıl bakıyorsunuz?

Tüm Dünya’da kaçınılmaz bir şekilde sağlık bilinci artıyor. Herkes sağlıkla ilgili bir arayışta. Ben bu amacı kısaca  “sürdürülebilir sağlıklı yaşam” olarak tarif ediyorum. Her insanın kendi yaşam şartlarını bu amaca yönelik kullanması ve geliştirmesi gerektiğine inanıyorum. Kişi kendini bu amaca yönelik eğitmelidir. Bu şekilde vakit kaybetmeden ve üzerimizde ölümcül denemeler yapmadan sağlıklı yaşamımızı sürdürme akışına girebiliriz.

Bilinç- bilinçaltı benim çok ilgimi çekiyor. Sizce bizi bilinçaltı mı yönetiyor?

Yaptığımız her davranış bir sonuçtur. Bilincimiz, bilinçaltımız ve otonom sistemimiz birlikte çalışır ve birbirlerine bağlıdır. Otonom sistemimizi bilinçaltımız yönetiyor diyebiliriz. Ama bilinçaltı tüm hayatımızdaki telkinlerden etkilenerek, bebekliğimizden beri yaşadığımız her durumu kaydetmiş ve refleksler geliştirmiştir. Bilincimiz herhangi bir anda bir karar alır ama bu otonom sistem tarafından yapılmadan mutlaka bilinçaltından vize alır ve eylemi yaparız. Bilinçaltından vize alınmayınca otonom sistem durur ve bilincin istediğini uygulamaz. Bilincimiz böyle durumda bir problem olduğunu fark eder ve durumu düzeltmeye çalışır. Ama düzeltemiyorsa bilinç ve bilinçaltında uyum sağlayacak bir profesyonel yardıma ihtiyacı vardır. Yapmamız gereken en önemli şey bilincimizden bilinçaltımıza sürekli olumlu mesajlar göndermeliyiz. Bilinçaltında hangi mesaj fazla birikirse bilinçaltımız onu yapmak için çaba harcar. Son yapılan beyin çalışmalarında beynin değişebilir olduğu ispat edildi. Beynin değişebilir olmasına “Nöroplastisite” deniliyor ve bütün üniversiteler son zamanlarda bunun üzerinde çalışıyor. Bunun için bıkmadan doğru, temiz ve olumlu konuşmayı, düşünmeyi öğrenip uygulamamız gerekiyor.

Yakın gelecekte yapay zeka hayatımızın daha da içinde olacak. Sağlık alanında da hekimler teşhis ve tedavi için yapay zekayı kullanıyor. Sizin bakış açınız nasıl? 

Giyilebilir teknolojiler, cilt altına implante edilen “chip” lerle kan şekerinin kontrol edilebileceği, migren atakları, epilepsi krizlerinin önlenebileceği gösterildi ve bunların “Brain Initiative” Projesi ile  2025 yılında rutin kullanımda olacağını biliyoruz. Geçen ay göze takılan lensin kan şekerini ölçebildiği gösterildi. Sabah banyodaki cihaza temas ederek o günkü sağlık durumuzu öğrenecek ve o gün için sağlığımıza yönelik önerileri alabileceğiz. Günlük işimizi yaparken kalp ve beyin durumumuz hastanedeki robot sistemler tarafından izlenerek şüpheli durumda alarm sinyali alıp hastaneye gidebileceğiz.

Siz kendi hayatınızda holistik tedavi yöntemlerini ne kadar uyguluyorsunuz?

Öncelikle meditasyon yapıyorum. Otohipnoz her durumda yardımcı oluyor. Gerektiğinde kendi yüzüme akupunktur uyguluyorum. Akşam ve sabah yoga hareketleri çok faydalı oluyor. Üç öğün ve az yemeye çalışıyorum. Bir rahatsızlık hissettiğimde veya uçak yolculuğu gibi durumlarda koruyucu olarak homeopatik remediler alıyorum. Ama her gün yatarken mutlaka güzel şeyler düşünerek uyuyorum.

Sağlıklı yaşamak isteyenler için neler önerirsiniz?

Öncelikle günlük “sirkadiyen ritim” e uygun yaşamalarını öneririm. 2017 Nobel tıp ödülü sirkadiyen ritimle ilgili olarak verildi. Bilim dünyası düzenli yaşamanın pek çok hastalığı uzaklaştırdığını kabul ediyor artık.

Doğal ürünleri yiyip içmemiz gerekiyor. Ne kadar endüstriyel madde vücudumuza girerse o kadar çok hastalığa maruz kalıyoruz.

Spor yapmak zorundayız. Aldığımız gıdalardaki moleküller vücudumuzun çalışan yerlerine gönderiliyor.  Spor yapmazsak aldığımız maddeler sağlıklı olsa bile vücutta doğru yerlere gitmeyip problem çıkarırlar.

Çevre ve elektromagnetik kirlilikten uzak durma bilincini geliştirmemiz gerekiyor.

Düşündüğümüz her şeyin olması gereken olumlu halini zihnimizde canlandırabilmeliyiz. Bilim adamı Nobel ödülünü, öğrenci mezuniyetini, hamile ise nurtopu gibi bir çocuk doğurup onu göğsüne bastırarak öptüğünü düşünebildiği sürece sağlıklı bir yaşama doğru bir adım daha atabiliriz.

Sağlıklı yaşam için en eski binlerce yıl öncesinden “Uphanishad”larda söylenip yazılmış şu sözleri paylaşmak istiyorum:

Güneşle yat, güneşle kalk,

Üç öğün ye, doymadan kalk,

Aklında kötü düşünce barındırma

Sevgili  Dr.Erol Ergüler’e çok teşekkür ederim. Eğitim ilgimi çekti ben de katılmak istiyorum derseniz kayıt için  0212 240 62 06 Nilüfer Hanım’ı arayabilir ya da   info@erolerguler.com

dan iletişim kurabilirsiniz.

YSM

Yrd. Doç. Dr. Erol Ergüler kimdir?

1983 yılında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Nükleer Tıp alanında teşhis ve tedavileri (tiroid-guatr, radyoaktif iyot-atom tedavisi, radyosinovektomi ve diğer radyofarmasötik tedavileri) uygulamaktadır. Bununla birlikte akupunktur, hipnoz, homeopati, ayurvedik tedavi, bitkisel tedavi, B.I.T, ozon ve meditasyon gibi bütüncül ve holistik tedavi yöntemleriyle hastalarını tedavi etmektedir.

Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü Derneği’nin Kurucu Başkanlığı’nı yapmış olup, tamamlayıcı tıp alanında Türkiye, Avrupa, Rusya ve Çin (Uzakdoğu) kongrelere, seminerlere düzenli olarak katılmakta, tamamlayıcı tıp ile ilgili ulusal ve uluslararası pek çok kongrede konuşmacı ve organizasyon yönetiminde görev almaktadır. Sanal ortamın getirdiği imkanlar ile “Dr. ERG Entegratif Tıp Akademisi” nin kuruluşuna öncülük etmektedir.

Dr. Ergüler, ‘Bilinçli Farkındalık Programı’nı geliştirmiş olup, stres yönetimi, motivasyon, yaratıcılık, takım-aile bütünlüğü, konsantrasyon konularında bireysel ve kurumsal eğitimler vermektedir. Hekimlere yönelik hipnoz, ozonterapi, Vegamed Akademi (Almanya) Biyorezonans ve elektro akupunktur eğitimleri vermektedir.