Bugün “3 Aralık  Dünya Engelliler Günü” benim engelli kelimesine hiç sempatim yok lakin böyle kabul görüyor hala 🙁 

Aşağıda okuyacağınız satırlar  görme yetisi olmayan bir anne tarafından yazıldı. Sevgili Gülden Atay’ın geçtiğimiz günlerde kendi gibi olan annelerin durumunu anlatmak ve gerçek hayatta engelsiz anne olarak hayatına nasıl devam ettiğini anlatmak ve farkındalık yaratabilmek adına facebook da bir grup kurduğunu ve bu grubu duyurabilmek için desteğe ihtiyacını olduğunu yazınca ne demek dedim ne demek. Her zaman benim hayatımda yerin var.

Sevgili Gülden ile biz hayatımın en değerli anılarını taşıyan dostum Pınar Ergüner’in CNNTürk’te ki programına engelsizdunyamiz.com anlatmak ve engelli kişilerin yaşadıklarına dikkat çekebilmek için tanışmıştık. Pınar’a duyarlılığı ve kaplan gücündeki yüreği için yeniden teşekkür ederim. Şükür hala buralardayız.

Velhasıl sözü kısa tutacağım. 

Sevgili Gülden; facebookta bir grup kurmuş adı Engelsiz Anne 

https://www.facebook.com/pages/Engelsiz-anne/607180389386371?fref=ts 

Bu sayfayı daha çok anneye duyurmak, görmeyen bir anneninde dünyasını anlatmak ve hayatın içinde olabildiğini anlatmak istiyor

Ben burada kendisine kendi satırlarıyla yer veriyorum. Destek vermek, kendisiyle tanışmak isteyen herkes Gülden ile iletişime geçebilir.

YSM- Engel “siz” siniz

 

GuldenEngelsizAnne

Gülden ve meleği Nil aile arşivinden

Merhabalar:
Öncelikle sizlere ben, eşim ve dünyalar güzeli kızımızdan oluşan çekirdek ailemden bahsetmek istiyorum.  Benim doğuştan,  eşiminde sonradan görme yetimiz yok.
Görme duyusunu kaybetmenin bir problem olmadığnı, yapılması gerekenlerin en iyisinin yapıla bildiğini, aslına bakarsanız dikkat anlamında daha iyi olunabileceğini ileriki zamanlarda siz takipçilerimle paylaşacağım.
Biz Tekirdağ ilinin Çorlu ilçesinde yaşıyoruz. Eşim devlet dairesinde memur bense bir özel şirkette çalışıyorum. 3 Temmuz 2010 tarihinde eşimle evlendik.
Açıkçası çocuk sahibi olmayı çok istiyorduk, ama bunun için biraz zaman geçmeliydi. Hem evliliğimiz oturmalıydı ve tabi birde bebeğimiz için maddi olarak bir birikim yapmak gerekiyordu.
Çünki bizler her şeyin en iyisini yapacaktık. Çocuğumuza engelli olmanın bir problem olmadığını ve onunda ailesinin herkes gibi normal bir aile olabileceğini göstermek istiyorduk.
Yani anlayacağınız hiçbir eksiklik olmamalıydı. Duygusal olarakta  hazır olmam gerekiyordu.
Aradan 1  yıl geçti.ve biz eşimle karar verdik. Artık 1 çocuk sahibi olmamızın zamanıydı bize göre.
Ama aklımızı karıştıran  sorular vardı. Acaba biz bebeğimize haksızlık mı ediyorduk. Büyüdüğünde bizden memnun kalır mıydı. Bize keşke siz annem-babam olmasaydınız mı derdi. Biz ne kadar iyi bakarsak bakalım çevre faktörü önplanda oluyor maalesef. Toplum bazen çocukların psikolojisini olumsuz anlamda etkileyebiliyor. En sonunda bizde “biz elimizden gelenin en iyisini yapalım gerisi allah’ın taktiri” dedik. Allah bize bir bebek sahibi olmayı nasip etti.
08.03.2012
Evet hamile olduğumu öğrenmiştim. Tam olarak bazı problemlerden dolayı sevinemedik. Düşük tehlikesi vardı ve biz çok ama çok korkuyorduk. Kuzum bana tutunsun diye o kadar çok dua ediyordum ki. sanki ilk haftalar onu hissediyordum.
Allah’ım ne güzel bir duygu idi bu. 8. haftadan sonra doktorumuz bize sorun olmadığını ve Allah’ın izni ile bu hamileliğin devam edeceğini söyledi.
İşte o an eşimle benim bayram günümüzdü. Hele kalp atışlarını duyduğumuz an varya ah keşke duygularımı ifade edebilsem. Gözlerimden akan yaşa hakim olamıyordum. Kalp atışları ne güzeldi Allah’ım.
Her gün biraz daha büyüyordu kuzum ve ben biraz daha heyecanlanıyordum. Zaman cinsiyet öğrenme zamanıydı. Etrafımızdakiler hep kızımız olsun isterdi. Eğer kızımız olursa bize yardım ederdi. Bizim ev işlerini kızımız yapardı. Bize bakardı. Aman Allah’ım ne kadar kötü bir duygu idi bu.
 
“Hayır Hayır biz dünyaya bize yardım etsin bize baksın diye bir bebek getiremeyiz” diyordum. Biz dünyaya bir birey getirecektik. Bizim kızımız diğer görme yetisini kaybetmemiş ailelerin çocukları gibi olacak.
Onlardan hiçbir farkı olmayacak.Bizde aile olarak engelli oluşumuzu ona hissettirmeyecektik. İnsanlara bunu hep anlatmaya çalıştık halada anlatmaya çalışıyoruz. Evet bizim bebeğimizin cinsiyeti kızdı. Eşimle beraber biz hep kız isterdik. Tabi Allah sağlık versin erkekte olabilirdi. Zaman hızla geçiyor ve prensesim artık iyice büyüyordu. Akşamları onunla konuştuğumuzda bize tepki veriyordu. Bu ne güzel bir duygu idi. Sıra isim konusuna gelmişti. Bizim prensesimizin ismi ne olacaktı. Eşimle çok yoğun tartışmaların ardından isme karar verdik. Verdikte doğuma 2 gün kalmıştı. Hala da aklımızda 2 isim vardı ama sonunda Nil olsun dedikve bu minik prensesin adı Nil oldu..
Doktorumuzla kararlaştırdık. 5 Kasımda prensesimiz dünyaya gelecekti. Bizim  kızımız daha fazla hasretimize dayanamayacak durumdaydıki 1 kasım günü tam sabah 8.15’te dünyaya merhaba dedi.
Allah’ım ne güzel bir gündü o gün. Hiç böyle heyecanlandığımı hatırlamıyorum. 
Gece yarısı sancılarım başladı tabi. Doktorumuzu aradık. “gelin bakalım” dedi. Gittik ve “doğum başlamış, almamız lazım” dedi. O an  anlatılmaz sadece yaşanır derler ya öyle bir şey. Herkes bir telaş içerisinde.
Daha öncesinden epidural doğuma karar verdiğimiz için o konuları bir kenara bırakmış olduk. Hemen ameliyathane hazırlandı ve ardından da ben hazırlandım. Sancılarım iyice sıklaşmıştı. Doktorlar belimden iğneyi yaptılar ve o tarifsiz an başlamıştı.  Anestezi uzmanı sürekli  “Gülden iyimisin” diye soruyor bende her defasında “evet” diye yanıtlıyorum ama o kadar iyiyim ki gerçekten anlatamam. Oda ne işte bebeğimin ağlama sesi .
Meleğim, kuzum, her şeyim onu hangi kelimelerle anlatayım o artık yanağımda. Doktorumuz “bu kız çok ağlıyo yandın sen” dedi. Zaten ultrasonda da son 4  ay kendini hiç göstermemişti doktor amcasının çok uğraşmasına rağmen.
O zamanda derdi doktorumuz çok yaramaz olacak bu kız diye.
 
Nil doğduktan sonrada ne bir ağrı hissettim nede bir sancı. O nasıl bi duyguydu Allah’ım. Düşünün akşam kalkıp ablamla birlikte Nil’e baktım. Nil ilk gece çok fena kustuğu için bizi biraz korkutmuştu açıkçası. Anne karnında su yutmuş ve kusması normalmiş. Ama sen bunu birde bana anlat. Ee ilk bebek ne de olsa.  İnsan biraz cahil oluyor sanıyorum. Sonrasında evimize geldik ve bu defada Nil’le meme savaşımız başlamıştı. Nazara inanır mısınız bilmiyorum.
Ama ben ilk defa bu kadarına yakından şahit oldum. Hastanede  Ni’i benim yanıma getirdiklerinde emmeye koydular ve hemen emmeye başladı hemde nasıl emiyor. Orda olan ebe “aaa bu nasıl bir bebek  emmeyi öğrenmişte doğmuş ben böyle emen bir bebek görmedim” dedi. İnanın bana Nil ondan sonra memeyi kesinlikle almadı. Yapmadığım denemediğim yol kalmadı. 2 ayımız kabus gibi geçti.. Zaten o emmediği için pek sütümde yoktu. Ya da ben üzüldüğüm için gelmedi. Sürekli sağmama rağmen neredeyse damlaları sayıyor durumdaydık. En fazla 20 cc çıkan sütü Nil’e biberonla veriyordum. 2 ay sonra bize buradaki doktorumuz Nil’in kalbinde üfürüm olabilir demesiyle o kadar çıkan sütümde gitti maalesef . Neyseki İstanbul’da gittiğimiz çocuk kardiyolog profesör  Levent Hocam  bizi rahatlattı. Nil’in hiç bir sorununun olmadığını söyledi. 
 
Şimdi kızımız 2 yaşında. Allah’a çok şükür hiçbir sorunumuz yok.  Ona gündüzleri ananemiz bakıyor, ben çalıştığım için ama geceleri hep birlikteyiz. Yani öyle söylenenler gibi olmadı hiç bir şey. Olmayacakta.Kızımın her şeyiyle kendim ilgileniyorum.Her çalışan annenin yaptığı gibi sadece gündüz onu bırakıyorum.. Biraz uzun yazdım özür dilerim ama önce bizi tanıyın istedim..
İşte bu da bizim hikayemiz..
 
Gülden Ağraş Atay