Sanırım bir şarkıdan (Anna Vissi/ Eleni) etkilenip hikâye yazan ne ilk ne de sonum ama duyar duymaz hüzün basıyor Mutlulukla,

Dünyada sevgi var olacak sonsuza kadar…

ELENİ

Yemyeşil gözleri mutlulukla parladı. Az önce yaşadığı heyecan dolu anlar geldi geçti gözünün önünden. Yasak limanlarda, yasak aşkı yaşıyorlardı Yusuf’ la. O genç güzeller güzeli Rum dilber Eleni; öteki tarafta sınır ötesinde hayatının anlamı yağız delikanlı Yusuf.

Beraber büyümüşlerdi. Aynı oyunları oynamışlar aynı çamurlarla bata çıka okula gitmişler, hep birbirlerini koruyarak yaşamışlardı. Ta ki ne olduğunu, neden olduğunu anlayamadıkları savaş dolu günlere kadar. Yine de yılmadılar sevgi engel tanımaz, sevgi kapıları açardı ikisine göre. Ah nereden bilecekler genç âşıklar dünyanın bozulmuşluğunda kalan son sevgi karıntılarını yaşadıklarını.

Sessizce süzüldü Eleni açık bıraktığı penceresinden içeri. Yatağındaki Eleniyi kaldırdı attı yastıkları yerlere fırlattı. Ah Yusuf ne vardı ki bu gece sürseydi sabah kadar. Bilinmez yarına şurada ne kadar az bir süre kalmıştı. Can Yusuf’u kötülük nedir bilmezdi hiç. Ne kimseyi incittiği ne de kötü söz söylediğini görmüştü o güne kadar. Tüm yardıma ihtiyacı olanların yanında bir iyilik elçisi edasıyla koşuştur dururdu. Zaman zaman Eleni çocuk olur kızdırmaya çalışırdı sevdiğini. Dağ Yusuf’ un ağzından ” Aşkım Eleni” dışında söz çıkmazdı. Bir de boynunda Eleni’nin gözleri gibi ışıldayan Eleni yazan gümüş taşırdı. ” Ben biz beraber yaşlanacağız, öleceğiz bensiz bir yere gidemezsin ” derdi. Saatlerce bir kayanın ucunda denize bakar, konuşmadan nefesleriyle birbirlerini hissederlerdi.

Sabah kötü kalktı Eleni. Düğüm düğüm boğazı, konuşmak isteyen ağzı çıkmayan kelimeler uğuldayan sesler vardı etrafında… Üzgündü bugün Yusuf’ u göremeyecekti. Ne olduysa o anda oldu. İçeriye dalan kardeşi çığlık çığlığa bağırıyordu:

– Yakmışlar! Yakmışlar Dağ Yusuf’u yakmışlar!

Bu neydi? Üzerine çöken sis neydi? Aman tanrım gece yoksa… Olamazdı yoksa Yusuf sınırda yakalanmış mıydı?

– Dimitri, sen ne diyorsun? Konuş, anlat ne olmuş?

Soluk soluğa Dimitri:

– Gece yakalamışlar Yusuf’ u. Devriyeler kimlik sormuş. Çıkarmış Türk olduğunu görünce çıldırmışlar bilmezler sanki yıllardır beraber oldukları Yusuf Rum mu olacak gecenin o saatinde. Yeni gelen komutan ” Kimin ajanısın” diye işkence yapmış. Dağ Yusuf ” Ajan değilim, sevgi insanıyım demiş”

Eleni dinlerken akan gözyaşları çoktan dudaklarına oradan yerlere ulaşmıştı. Gözünün önünden Yusuf’un bakışları, mırıl mırıl sözleri, kokusu bir bir geçmekte. Dimitri devam etmiş söze:

– Komutan çok zalimce davranmış. Yusuf’ u ilk önce buldukları yere götürmüşlerdi. Sonra da tüm askerleri toplayıp, hepsinin bir kere üzerinde sigara söndürmesini istemiş. Üzerine leş kokan içkisinden dökmüş. Bir anda kibriti çakmış ve Dağ Yusuf alev almış. Hiç bağırmamış, sadece “Eleni’m” demiş. ” Yanma atma ateşlere kendini.” Sonra kurşun yağmuruna tutmuşlar

Ve paçavra gibi sınırdan diğer tarafa atmışlar.

Ateş düşmüştü çoktan Eleni’ ye. Ne olduğunu anlamadan fırladı avludan. Bakakaldı ardından herkes. Sadece çığlığı kaldı geride kalanlara…

” Yusuf’um yandım,

Atmam ateşlere kendimi

Zalimin elinde

Bırakmam seni”

Ses seda çıkmadı Eleni’den kimileri onun kendini denize attığını, kimi ateşe attığını söyledi. Görünmez oldu, bir rivayete göre… Kim bilir, şarkısı kaldı gerilerde…

ELENİ…

Yeşim Şahin 1999

 Ben hikayeyi yazdığım süreçte gerçek hikayesini bilmiyordum ki gerçek hikayesi çok acıklı…

Eleni Şarkısı nasıl yazıldı! 

Şarkı Kan kanseri Lösemi’den ölen 15 yaşındaki Eleni adli bir genç kız için yazılmış. Bir zamanlar Vissi’nin konserlerini kaçırmayan lösemili bir kız çocuğu vardır: Eleni.

Her konserinden sonra kulise gidip Vissi’yi öper Eleni.Vissi Eleni’yi konserlerinde göremez olur. Nedenini merak eder; Eleni’nin öldüğünü öğrenir. Çok üzülür.  Vissi her gittigi yere Eleni’yi de götürdüğünü  göstermek için her konserinde bu şarkısını mutlaka söyler…

Resimlerimize bakıyorumda
Yüzün renksiz ,
Nasılda yorulmuşsun ,
Gitmek için acele ettin.
Acı dolu gözlerin ,
Gökyüzünde iki bulut gibi
Acaba nereye gidiyorlar ?
Nereye seyahat ediyorlar ?
Eleni ,gittiğin o yerde mutlu olmaya bak,
Beyaz bir sayfaya limon sarısı gözyaşlarıyla sarı bir mürekkeple yazıldı
kaderin bu kürede…
O öğleden sonralarını hatırlıyorumda
Çıt çıkarmadan yanımda otururdun,
Sadece bana bakıp gülümsüyordun,
Sana bu şarkıyı gönderiyorum,
Beni unutma ve daima gülümse,
Eleni gittiğin yerde mutlu ol..

Anna Vissi