Ayrılıklar zordur gibi klasik bir söz ile başlamak istemezdim. Ne yazık ki yaşadığım ayrılık zor zorun ötesinde. Hatta bir daha kavuşmak imkansız gibi geliyor ayrılırken. Ne yazık ki artık ayrıldım ayrılmak zorunda kaldım. Oysa o hala aynı yerde aynı güzellikte bekliyor. Biliyorum. Ama…

İlk ona kavuştuğum günü hatırlıyorum. 10 aydır yüreğimde taşıdığım özlem ile hayalimden bile daha güzel olduğunu unutmuşum sanki. Sanki sakin esen rüzgarda yitirmişim kendimi. Uzaktan yaklaştıkça ona; yaşayamadığım her anın yaşayacağım anlardan intikam alacağını biliyorum. Keşke olacak dilimde keşke… Baharda da seni yaşayabilseydim keşke binbir renk binbir koku sarmış bedenini hissedebilseydim diyecegim senin hakkında konuşulanları dinledikçe.

Günler birbiri ardına geçerken her gün yeni bir yüzünü keşfediyorum. Bazı geceler sabahı bekliyorum seni seyrederek, bazı geceler gökten ayı düşürüyorum denizde yansıyan yüzüne… An geldi ağlaştık senin ile, an geldi sevinçten sığamaz olduk yüreğimize. Biliyordum ki sen de benim kadar kendine aşıktın biliyorum sen de ben kadar seni yaşıyordun.

Çok sevenin vardı çok… Herkes seni konuşuyordu herkes senin ile olmak için can atıyordu ama sen benim yüreğimde farklı farklı yerlerdeydin. Rüzgar tanrıçasıydın bir an fırtınalar estiren. Erostun aşıkları yanıp tutuşturan. Sahipsiz hikayelerin başkahramanıydın. Aşk vardı tüm hikayelerde… Manastırlara hapsedilen , rüzgar ile konuşan , dalgalar ile öpücükler veren aşklar hep senindi. Öyle büyüktü ki aşkların imkansızlıklar üzerine…

Kim ile konuşsam, kim ile paylaştıysam seni… Hep aynı sözü duyar olmuştum. ” Hayatı sıfırlayıp sonsuza kadar sende yaşamak” Gönülçelen sevda… Yıldırımların aşkı… Sen deli sevda…

Çok zor senden ayrılmak çok… Özledim seni çok özledim Tenedos. Asmalar filiz vermeden döneceğim sana…

03 Eylül 2002/ Yeşim Şahin