Gün 9. Bir kafedesiniz, başınızı kaldırdınız ki kimi göresiniz! “Kimi” kısmı size kalmış, buyrun yazıda anlatın.

Bu deneyimi bizzat yaşadım ben. Hem de 30 yaş hediyesi oldu bana. 2001, temmuz ayı, günlerden 24 doğum günüm. Sıcak Bozcaada sokaklarında Melis’le birlikte kendime doğum günü hediyesi veriyorum. Kendime hediyem Ada’da en sevdiklerim yapılacak. Sabah meydanda Ziraat Bankasının yanında kahvaltı etmiştik. Köşedeki bakkaldan patlıcanlı böreğimizi de eklemiştik menümüze. O salaş büfe de salçalı tost yemek ne çok sevdiğimdi Bozcaada’da. Oradan çıkıp yeniden kaleyi gezelim demiştim Melis’e .. Kaleyi gezerken kah burçların arasında saklanmıştık, kah yıkılmaya yüz tutmuş dehlizlerde birbirimizi korkutmuştuk. Her seferinde ayrı eğlenirdik. O 7 yaşında ben o gün 30 olacak anniş. Kale’den çıkıp doğru Polente Kafeye.. Kurt Adam Hüseyin daha teşrif etmemiş. Eh ada için daha sabah halleri sayılır ama benim doğum günüm. Her saatim kendimi  şımartmakla geçecek. Ada da o yıllarda pastane yok. Tek bir fırın var. Orada da simit, poğaça çıktığında tükenmeden alabilirsen gün senindir. Akşam da Otel Tena’da Adalı dostlarla kutlama . Belki süpriz pasta yaparla bana diye hayal kurma… 

İşte bu ruh haliyle Polente Kafe’de otururken her yaz çehresi değişen servis yapan kızlardan birine kahvemi söylemiştim çoktan. Melis’te elinde renkli kalemleriyle resim çiziyor Ada’da açacağı sergisi için son resimlerini tamamlıyordu. O her yerde ya kitap okur ya da resim çizerdi. Çok da sıkılırsa peçetelerden bebeklerine kıyafet yapardı. Kendi kendini oyalayan ve hiç şikayetçi olmayan bir çocuktu. Yani ikimizde kendi halimizde o anı yaşıyorduk. Ben elimdeki kitabı okuyor o da arada bana bir şeyler soruyor o anın tadını çıkarıyorduk.

MurathanMunganBozcaada

30 yaş hediyem ve Murathan Mungan’ın dilekleri sararmış kitap sayfamdan

İşte tam o sırada yan masama bir çift gelip oturdu. Çift dediysem hem de ne çift. Başımı kaldırdığım da bir de kimi göreyim. Elimde tuttuğum kitabın yazarı “Murathan Mungan” bakakaldım, halim çok komik olacak ki aaa ” Benim kitabımı mı okuyorsun”   dedi Murathan Mungan. “Evet , “Soğuk Büfe” En son çıkan kitabınız. Tüm kitaplarınızı okudum. Ben de karalıyorsam iki satır sizin yazdıklarınız sayesinde” dedikten sonra Murathan Mungan ile aynı masada oturmaya başlamıştk çoktan. Rahatsız etmeyeyim vb dememe kalmadan hayattan, aşktan , kedilerden, kitaplardan ve ortak tanıdıklarımızdan bahsetmeye başlamıştık. Kuzeni çok yakın bir arkadaşımın eşiydi. Uzun yıllardır görüşmüyorlardı. Hatta sırf ben başlarının etini yiyorum diye Cihangir’e gidelim madem çalalım kapısını hem bizi barıştırmış olursun hem de hayran olduğun yazar ile tanışırsın demişti Goncagül ve Rıza.. Yıllar öncesindeydik işte…

O çoktan kitabımı imzalarken doğum günü hediyem oldunuz demiştim mahcupca. Renkli bir kahkaha atarak “Olsam olsam ben pastanın mumları olurum her dilekte yeni bir dilek yaratan ” diyerek beni yeniden kelime oyunlarıyla büyülemişti… 

O gün benim için unutulmaz günlerin arasına girerken bir yazarın hayatının kapısını aralamakta çok farklıydı … Yıllar geçti çok yazarla tanıştım, kitaplarını yazarken yazmalarına tanıklık ettim fotoğraflarını çektim ama hiç bir Murathan Mungan kadar hayatımda “kimi” değildi. Çümkü o Murathan Mungan’dı. O benim kendime 30 yaş hediyemdi…

YSM-42 yaşında…

Not: Yan yana olan fotoğrafımız ise zalim bir geçmişin elinde kül olup gitti. Geriye sadece anıları kaldı. Şükür ki anılar yanmıyor, silinmiyor hayatta. Tabiki hatırlanmak istenen güzel an-ılar. Zaten Bozcaada’da artık eski Bozcaada değil ama yine de güzel yine de vazgeçilmez hayat gibi..