2012 yılında tanıştığım CrossFit hakkında yazmak istedim bugün. Malum günlerden cuma ve cuma hepimizin haftasonu ne yapsak moduna en çok sardığımız gün. Spor ile aram sağlıklı yaşam adına hep iyi olmuştur. “Sağlıklı yaşam ve kendime değer vermek ” benim mottom.  Ama profesyonel bir sporcu değilim. Okul yıllarında beden eğitimi derslerinden bile kaçtığım olurdu bazen. Sevmezdim koşmayı abuk sabuk hareketler içinde olmayı. Ama şimdi sağlığım için atla deseler atlar, zıpla deseler zıplar moddayım. Hatta hiç beceremesem bile koşmayı kendimi zorluyorum. O da Haruki Murakami’nin “Koşmasaydım Yazamazdım” kitabı sonrası oldu. Son günlerde 30 sn koşuyorum bu bile benim için büyük evrim!

Yazacaklarım profesyonel hiç bir bilgi taşımıyor. Benim deneyimlerim ve son zamanlarda okuyarak öğrendiklerim vb. Bazıları zaten okuyunca da bu kadın da kendini ne sanıyor kalkmış CrossFit yazıyor diyebilir. Ben işin tekniğine, şöyle yapın böyle yapın demeyeceğim. Crossfit ve ben de yarattığı duyguları yazacağım.

CrossFit, spor dünyasının en zor egzersiz programlarından biri olarak tanınıyor. Okuduğuma göre her hafta dünyada 8 bin 500 spor salonunda bu programı uygulanıyor.  CrossFit aralıklı antrenman, ağırlık kaldırma, jimnastik ve diğer yöntemleri birleştiriyor. Crossfit, vücudun tek bir bölgesini çalıştırmak yerine, birçok eklemi ve kas grubunu fonksiyonel hareketlerle dengeli bir biçimde bir arada çalıştıran bir spor dalı. Bu yöntem, kardiyovasküler, dayanıklılık, güç, esneklik, çeviklik, denge, koordinasyon, isabet, kuvvet ve hızdan oluşan 10 temel fiziksel özelliğin gelişimini hedefliyor. Bu bilgileri sizde dergilerden okuyabilir ya da internette arayarak bulabilirsiniz . Hatta bu yazıyı yazarken de bir mail düşüyor . 15 Haziran 2014 tarihinde Türkiye ve dünyadan 55 elit sporcunun katılımı ile Beşiktaş Çilekli tesislerinde  İstanbul’un en büyük crossfit organizasyonu İstanbul Throwdown gerçekleşeceğini öğreniyorum. Merak eden linke bakabilir.

Size söyleyeceğim en büyük sır ; CrossFit ile kendi vücudunuzu daha iyi tanıyorsunuz. Kendi adıma dengeli çalışabilmeyi öğrendim CrossFit ile. Rutinden uzak, değişken ve en iyisini yapabilmek için kendinizi motive etmeniz bana göre diğerlerine göre en farklı yanı. Yoga ve Mat Pilates seven biri olarak CrossFit ile kendimi zorlamak,  plank yaparken son snlerde neredeyse çığlık atmak tamam doğru yoldayım dedirtiyor bana her seferinde. Squat yaparken hadi son 5 diye saymak ayrı. Karın kası yapmak için mekik çekmek değil de güçlü olmak gerek artık biliyorum.

CrossFit evde ya da İstanbul’da sadece iki tane CrossFit lisansı olan spor merkezinde yapabilirsiniz. Açıkçası ben lisanslı olmayan ve uzman olmayan kişilerin sahte reçete verir gibi programlar vermesine de karşıyım. En doğru program kişisel öğrenme ya da moda adıyla Personal training 🙂

Eh şimdi YSM, CrossFit için şimdi bir de ona mı para vereceğiz diyor olabilirsiniz. Ama konu sağlıklı yaşam ve spor olunca ve 6 hafta sonunda çok farklı bir hale dönmek varsa vermek gerek diyorum.

Bu arada CrossFit, sağlık durumunda bir terslik olan ya da özel durumu olan kişiler için uygun bir egzersiz değil. Sağlıklı ve yoğun ve zorlayıcı egzersizlerden keyif alan kişiler bence yapmalı.  Crossfit sakatlıklara da çok açık. Mücadeleci bir sistem olduğu için çok seviyorum ama dikkatli yapılmalı. Ve kesinlikle kendini zorlamak herkesin harcı değil. 

Eğer sağlıklı ve zorlayıcı egzersizlere seviyorum ve dayanabilirim diyorsanız CrossFit tam size göre. Eğer bu yazı sonrası denerseniz ve severseniz hem buraya yorumlarınızı bırakın hem de gelin birlikte CrossFit yapalım ve eğlenelim. Hem de Amerika’daCrossFit yapanların yapanların 40%-50%’si kadın iken, Türkiye’de oran sadece 5-10% arasındayken biz bu oranı arttıralım. Bakarsınız bir grup oluşturur ve hep birlikte bir takım oluruz.

Haydi gençler , genç kalanlar ya da kendini spor yapan sananlar (benim gibi) CrossFit’e. İnstagramda da bu hesabı takip edin derim http://instagram.com/crossfit

YSM-CrossFit sever