Vallahi cumartesi günü elime aldım ve o gece bitirdim. Serde dolunayın etkisi var diyeceğim ama kitaba haksızlık olur. Kitabı bunca zaman okumadığıma yanayım. Çıktığını her Türk vatandaşı gibi röportaj vb lerden biliyoruz da konu okumaya gelince elektrikler kesikti hocam okuyamadım modu . Zaten son bir yılda toplasam 10 kitap okumamışımdır ben çok ayıp bana. Neyse biliyorum ki çok okuyan ben gene çok okumaya başlayacağım.  Şu an öyle oluyor ki kendimi sızmış; koltuk tepelerinde bulduğum çok oluyor. Gece geç yat sabah 06,15 asker misali kalk. Yapacak bir şey yok.

İşte Zülfü Livaneli’nin SERENAD kitabını soluksuz okudum. “Hiçbir iktidar masum değildir” ise tam damardan etkiliyor insanı. Hikayesini yazarak size bla bla demeyeceğim google yaparsanız anında bulursunuz. Kitapta aşk da var, ajan vari durumlarda, kadınlık halleri çokca.Sırlar var hepimizin iki kuşak geriye gidip tarihini öğrenemediği sırlar.

Roman ikinci dünya savaşı döneminde insanlığın yaşadığı utanç yıllarına dayalı üç tarihsel olay oluşturuyor. Bu tarihsel kurgu içinde Ermeni tehciri, Mavi Alay ve Struma gemisi trajedisini, dönemin ideolojisini, Cumhuriyet sonrası genç Türkiye Cumhuriyetinin yapılandırılmasında romanda adı geçen dünyaca ünlü Yahudi Soykırımından kaçan düşünürlerin ve bilim adamlarının sağlam temellere dayalı üniversitelerin kurulmasındaki katkılarını çok sade bir dille anlatıyor. Ayrıca insanlığın utancı olan yakın tarihin soykırımlarını aslına uygun olarak okuyucuya aktarıyor.

Kitapta altını çizdiğim cümleler var bir iki tane size yazayım:

  • …ama bazı ölümlerin acısı hep yeni kalıyordu.
  • Ülkeleri dişi ve erkek olarak ayırırdım ben,Mesela İskandinav ülkeleri , Fransa, İtalya kadın, Almanya, İspanya, Amerika ise erkek. Kadınları ne kadar güçlenirse güçlensin, burası (Türkiye) erkek bir ülke.
  • İstanbul vefasız bir sevgiliye benzer
  • İnsan çok yakından bakınca bir şey görmez.
  • Senden çalınan bilgi, senin bilgin değildir.
  • Kötümser, “İşler daha kötü olamaz” diye feryat ederken, iyimser,”olabilir, daha kötü de olabilir” der. Şimdi söyle bakalım sen iyimser misin, kötümser mi?
  • Bir kız çocuğunun büyümesi ne zaman biter acaba? İlk adet gördüğünde mi, 18 yaşını doldurunca mı, evlenince mi, saçına ak düşünce mi? Bence hiçbiri değil. Bir kız çocuğu büyümez, kaç yaşına gelirse gelsin asla büyümüş gibi hissetmez kendini. Son nefesini içi arzuyla, heyecanla dolu bir kız olarak verir. Ama değişim yaşar. Hayat o kızı sürekli değiştirir ve bu değişimlerin hiç şaşmayan aktörleri vardır. Bir erkek.
  • Aşkla ölüm birbirinin düşmanıdır.

Bir de güzel yanı kitabı okurken Schubert’in Serenad’ı kulağınızdan hiç gitmiyor. Şu an bile açtım dinliyorum. Okurken tavsiye edilir. Hele kulaklık ile tamamen kendinize özel alan yaratabilirsiniz. Bir de kitapta kızımla adaş Maya Duran var tabii..

Alın , okuyun, hediye edin kesinlikle kitaplığınızda olması gereken etkileyici bir roman. Demedi demeyin…

YSM-okuryazar