Televizyonlarda ya da sosyal medyada gördüğünüz insanlar gibi ışıl ışıl gülücükler saçarak yaşamak istiyorsunuz. Arkadaşlarınızla bol kahkahalı, eğlencenin dibine vurulduğu anlar yaşamak.  Bir bakıyorsunuz kendi hayatınıza . Bunların onda biri yok. İsyan ve kıskançlık karışımı bir duygu boğazınızdan gözlerinize doğru yükseliyor ve kendi hayatınızın ne kadar anlamsız ve ne kadar boş olduğunuzu hissediyorsunuz. Oysa insan dolu dolu yaşamalı . Hayat bir kez yaşanıyor. Bir bakıyorsunuz hayat steril yaşamlar etrafında. Oysa tıpta steril alan algısı farklıdır. İşin cerrahisi gereği mikroplardan korunma adına gerekliliktir. Gerçek yaşamdaysa takıntı haline dönüşmeye başlayan bir hal. Herkes her konunun uzmanı, herkes her bilginin sahibi. 

Blog yazmak günümüzde son derece popüler. YSM olarak on yıldır blog yazıyorum . Yazı hayatımsa bundan çok daha eskiye dayanıyor. 2010 yılından bu yana da “blogger anne” olarak bir çok yer de farklı konularda deneyimlerimi aktardım. Ama hiç bir zaman kendi doğrularımın bir başkası için doğru olduğu gibi bir bakış açım yok. Tüm tercihlerim de benim seçimim, kendi hayatımın patronuyum kısa özet. 

Son üç yıldır “blogger anne”  olmak şeklinde her geçen gün yükselen bir trend var 🙂 Yaşadıklarını yazmak ve üretmek insana keyif veriyor. Ama çift taraflı dikkat gerektiriyor.  Hepimizin güzel yazılara ve deneyimlere ihtiyacı var. Bazen yaşanmış anne deneyimi bir çok uzmandan daha değerli olabiliyor. Burada çok ama çok dikkatli olmak lazım. İşin ehli olmadan;  okuyarak ya da sadece kişisel deneyim boyutunda deneyim sahibiyken uzmanlık gerektiren konular hakkında yeterliliğe sahip olmadan yazılar yazılabiliyor. Fikir sahibi olupta gerçek yüzünü bilmeden ince eleyip sık dokuyupta yazılabiliyor. Oysa size göre doğru olan başkasına göre doğru mu? Neden herkesin kendi bildiği en doğru ya da her yazılan her söylenen ne kadar doğru ?

Blogger annelerin anneliğe katkısı var, deneyim paylaşmaya katkısı var ama çok da risk var. Maalesef bir çok anne uzman görüşü yerine bir blogger annenin görüşlerini kabul edebiliyor. Bir anneyi gerçekten diğer anne çok iyi anlar. Bir annenin yaşadığı deneyimler diğer annede de yaşanabilir. Aynı platformda buluşan anneler rahatlayabilir yalnız olmadığını hissedebilir. Ama şu gerçek var ki; eksik ya da yanlış bilgi sunabilir. Özellikle işin psikolojik ve fiziksel sağlık kısmında dikkatli olmak gerekiyor.

Sosyal medya iyi , kötü ama gün geçtikçe başkalarına karşı acımasızca eleştiri yapılan, insanları tanımadan etmeden yetkinliği sorgulanmadan ahkam kesilen bir yer haline geldi. İnternet ortamında kimin hangi bilgiyi nasıl algıladığını maalesef bilemiyoruz 🙂 Bu nedenle kişisel deneyim dahi olsa bilgiyi internete bırakırken sorumlu davranmak gerek.

Artık blogger anneler sayesinde herkes kendi ekosisteminde “çocukları için en doğru ve sağlıklı bezi seçmek; en iyi emzirme tekniklerini ; en iyi gaz çıkarma yöntemlerini biliyor. Uykuyu düzene sokma teknikleri,  iki yaş sendromuyla  başa çıkabilecek psikolojik bilgiye sahibiz. “

Z kuşağı çocukları da hepsi özgüvenli, kendi ayakları üzerinde duran bireyler olarak yetişiyor. Bütün bu bilgilere sahip olmak için blogger anneler ; tıp, psikoloji, pedagoji alanlarında bir sürü kitap okuyor araştırıyor 🙂 Hatta öyle bir hal “uzmanlaşmak ” neredeyse bir gereklilik hali. 

‘Blogger anneler iyi yemekler yer, iyi yerlere gider , iyi giyinir, iyi düşünür, her şeyin en iyisini bilir .” Bir düşünce , bir bakış açısı. Peki gerçek yaşam da bu doğru mu? Yaşam sadece blogger anne olmak için mi var?  

Çok mu ütopik yazdıklarım. Maalesef günümüzde hepsi gerçek. Örnekleriyse tüm çıplak haliyle her yerde gözümüze çarpıyor. 

“Önce ben”in ilke hâline geldiği bir uygarlıkta annelik bir meydan okuma, hatta bir çelişkidir. der Elisabeth Badinter .

Hayatımdaki tüm annelere saygıyla..

YSM 

Bu yazı 29 Mayıs 2015’de  Milliyet Yaşam için yazılmıştır.